# Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim
- **Tarih:** 23 Haziran 2005
- **Gündem:** SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2005-06-23-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas

> Mustafa Gazalcı (CHP), 23 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )); konuşma 1.088 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün örgütlenme ve görevlerini düzenleyen yasa tasarısının 11 inci maddesi üzerinde, Grubum adına ve kişisel olarak söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.

11 inci madde, Havaalanları Daire Başkanlığının görevlerini düzenliyor.

Değerli arkadaşlar, sivil havacılıkla ilgili, burada, uzman arkadaşlar, iktidardan ve muhalefetten, çeşitli konuşmalar yaptılar. Gerçekten de havacılık geleceğimizdir ve Atatürk'ün "gelecek göklerdedir" sözü, gelişmişliğin ölçüsü havaalanlarını, gökleri kullanmaya bağlıdır.

Bu 11 inci maddede, havaalanlarının yer seçimi bu Daire Başkanlığına verilmektedir. Bu yer seçiminde ölçütlerin neler olacağı ve uygulamaların denetlemeleri, uçakların, helikopterlerin inişleri kalkışları düzenlenmektedir. Havaalanlarına yakın yapıların ruhsatlarının verilmesiyle, planlarıyla ilgili, yerel yönetimler ile bu Dairenin işbirliğini görev olarak bu Daire Başkanlığına vermektedir. Uluslararası ölçütlerin uygulanıp uygulanmadığı bu maddeyle belirlenmektedir. Özetle, tasarının 11 inci maddesinde, uçakların inmesi kalkması, yer seçimiyle ilgili birtakım ölçütlerin nasıl belirleneceği söylenir.

Ne yazık ki, ülkemizde havaalanlarının yer seçiminde çok özenli davranılmamıştır bugüne değin. Bilimsel ölçütler, uluslararası ölçütler yerine, havacılığın gelişmesi yerine siyasal kaygılar öne geçmiştir. Cumhurbaşkanının hatırına, Bakanın, Ulaştırma Bakanının hatırına, kullanılması olanaksız yerlere, maalesef, havaalanları yapılmıştır. Ulaştırma Bakanı Sayın Yıldırım, 29.3.2005 tarihinde, bu konuda, Özdere'de katıldığı bir parti toplantısında, yanlış kamu yatırımları nedeniyle birçok tesisin yapıldığı halde kullanılamadığını, bunun da ekonomiyi olumsuz yönde etkilediğini belirterek "70 havaalanı yapmışlar, 5 milyar dolar harcanmış; ama, birçoğu kullanılmıyor" diyor, gazetelerin yazdığı. Kullanılmamasıyla ilgili olarak, havaalanlarının tamamlanmamış olması, uçuş güvenliğine uygun olarak yapılmamış olması, gerekli elektronik donanımın eksikliği, yeterli yolcu bulunmaması, kent merkezinden uzak olması gibi birçok neden var. Türkiye'deki havaalanlarının kullanımı yüzde 90'ıyla büyük kentlerde. Özellikle, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, biraz, Bodrum, Milas ve Trabzon Havalimanları neredeyse yüzde 90'ını kapsamakta, öteki havaalanları yeterince kullanılmamaktadır. Öyle havaalanları var ki, hiç kullanılmamaktadır.

Geçen gün, sizin de dikkatinizi çekmiştir, bir gazetede haber vardı; İstanbul Atatürk Havalimanına 3 kilometrelik bir ekpist yapıldığı; fakat, çevresindeki 700 bina inişe engel olduğu için, bu ekpiste uçakların inemediği söylenmiştir. Şimdi, bu 700 binanın yıkımında 5-6 trilyondan söz edilmektedir. Bu havaalanına ekpist yapılırken bu binalar yok muydu ya da o alan planlanmışsa bu yüksek binalara nasıl izin verildi, insanın anlaması olanaksız.

Zaman zaman, gazetelerde, buna benzer -hayvanların otladığı, otların bittiği- ulusal servetlerin havaalanı olarak yapıldığını; ama, kullanılmadığını görüyoruz. Öbür yanda da, çok gereksinim var, yeterli havaalanı yok. Yine, geçen gün, bir gazetede, İzmir Havalimanının yetersizliği nedeniyle uluslararası toplantının yapılamadığı ve bu yüzden de İstanbul'a gittiği, belki başka ülkelere gittiği yazılıyordu.

Değerli arkadaşlar, gerçekten, bilimsel ölçütlerle havaalanlarının yapılması ve göklerin kullanılması gerekir ve bunun için de, ulusal bir havacılık politikamızın olması gerekir; ama, ne acı ki, bu politika oluşturulamamış, hatta, baltalanmıştır. Kurtuluş Savaşımızda birkaç uçağın bile çok önemli görevler yaptığını biliyoruz.

Bundan ellibeş altmış yıl önce, Ankara'da, Makine Kimya Endüstrisine bağlı bir uçak fabrikasının kurulduğunu bilmiyorum biliyor musunuz? Etimesgut'ta, Türkkuşunun hemen yanında, yapılan uçakların hemen de test edilebilmesi için bir uçak fabrikası kuruluyor. Bence, sivil havacılığın çok önemli bir adımı. Hatta, 9 tane uçak yapılıyor, Polonya'ya dışsatımı gerçekleşiyor Sayın Bakan. Sonra, ne oluyorsa, birden, uçak fabrikası tekstil fabrikası oluveriyor. Yani "neden uçak yapılıyor" denildi sanıyorum. 1970'li yıllarda, belki uluslararası telkinlerle, tekstil fabrikası oluyor o uçak fabrikası. O da iyi. Yani -tabiî, uçak fabrikasının devam etmesi gerekir- mekiksiz tezgâh yapılıyor. Biliyorsunuz, Denizli, bir dokuma kentidir; Uşak, Gaziantep, daha birçok yerlerimiz... İtalyan firmasıyla birlikte yapılıyor; ama, maalesef, o da kapanıyor.

Değerli arkadaşlar, Makine Kimya Endüstrisi uçak fabrikasının müdürü -burada saygıyla anayım, ünlü sanatçı Melike Demirağ'ın amcası Nuri Demirağ- gerçekten, canla başla, bu uçak fabrikasında çalışmış; büyük bir makine parkına da sahip bir yer.

Değerli arkadaşlar, bu uçakların yapımı... Stratejik olarak siyasal birtakım sonuçları da ülkemizden alıp götürdüğünü biliyoruz; çünkü, uçaklar öyle büyük paralara gidiyor ki, helikopterler öyle büyük paralara gidiyor ki, uluslararası siyasetlerde birer pazarlık oluyor. Zaman zaman gazetelere de yansıdığını biliyoruz. Başbakan, İtalyan Başbakanıyla, Alman Başbakanıyla görüşecek, şu kadar uçak, bu kadar helikopter alınacak, şununla şu yapılacak, helikopterin adı Erdoğan olacak...

Değerli arkadaşlar, biz, sivil havacılığı konuşuyoruz. Tabiî, askerî alanda bu konuda daha birikimli bir çalışma var. Örneğin, Kayseri'de, bu konuda, Hava Kuvvetlerinin ,motorunu yaptığı, gerçekten, uçaklar yaptığı bir çalışma var. Türkiye'nin, ulusal havacılığı asker-sivil birikimi ve geçmişinin birikimini de alarak, elbette, uluslararası yeniliklerden, ölçütlerden de yararlanarak, en iyisini yapması gerekir; ama, hayır, biz, bu konuda, zaten geriyiz canım, bir şey de yapamayız anlayışı bizde olursa, biriktirdiğimiz bütün paraları, köylünün, işçinin alınterini, emeğini götürür, hep dışta birkaç uçak alımında kullanırsak üzüntü vericidir. Tabiî, son yıllarda savaş uçakları için bir proje sürmektedir. O da güzel bir şey. ABD ile Türkiye'nin yaptığı bir anlaşma var TAİ AŞ diye. O, Ankara Mürted'de kuruldu. Ama, sivil havacılığın da ulusal olarak geliştirilmesi gerekir; çünkü, stratejik bir konu havaalanı ve bir de turizmi çok yakından ilgilendiriyor. Burada da arkadaşlarım söylediler. Turizm taşımacılığını yapanlar, aynı zamanda o uçakları işletenler. Yani, turizminizin de bir ölçüde -en azından- kaymağını teslim etmiş olursunuz eğer havacılığınıza egemen değilseniz, havaalanlarına egemen değilseniz.

Bir kere, Türk Hava Yolları son yıllarda bir büyük ve olumlu iz bırakmıştı yurt içindeki ve yurt dışındaki insanlar üzerinde. Ne oldu da onu birden özelleştirme kapsamına aldık değerli arkadaşlar?! Adı Türk Hava Yolları; yani, Türkiye'nin havayolları. Siz bunu özelleştirdiğiniz zaman… Zaten özel havayolları bütün dünyada var, Türkiye'de de bir ölçüde gidiyor. Ama, Türk Hava Yollarının 90'lı yıllara gelinceye kadar çalışanıyla binbir emek verdiği, olumlu iz bıraktığı yerde, siz onu birden alıyorsunuz, canım, burayı da satalım, burası da iyi kazanç getirir… Ama, geleceğinizi de götürür, göklerinizi de götürür.

Değerli arkadaşlar, yeri kullanmak için de gökleri iyi kullanmak gerekir ve barışçıl kullanmak gerekir. Yalnız kendi göklerinizi değil, dünya göklerinin üzerlerinden bomba yağsın, savaş uçakları geçsin istemiyorsanız, füzeler yağsın istemiyorsanız ve insanlar taşınsın, yükler daha iyi taşınsın istiyorsanız, havacılığın gerçekten, ulusal bir politikayla ele alınması gerekir ve bunun böyle geliştirilmesi gerekir.

Şimdi, Denizli Havaalanından da biraz söz etmek istiyorum izninizle. Denizli -burada, dün, bir Denizli milletvekili arkadaşım da söz etti- yıllardır bir havaalanına kavuşamadı. Var; askerî bir havaalanını kullanıyor. Ek yapılar var orada; üç yıldır, iz yatırım diye… Sayın Bakana bir soru önergesi vermiştim ben bu Denizli Havaalanıyla ilgili. 63 kilometre ötede askerî bir havaalanı; sivil uçaklar inemiyor, Denizli'den Ankara'ya uçak yok.

Denizli, Türkiye'nin en büyük dışsatımını yapan, turizm kenti, dokuma kenti, tarih zenginliği olan bir yer. Üç yıldır para ayrılmıyor. Bakan da diyor ki, bizim şu anda… Yüzde 40'ı tamamlanmış, paralar yatmış; ama, duruyor. İşadamları görüşme yapamıyorlar, insanlar gelip gidemiyorlar; yani, Ankara'ya bir gün bile bir uçuşu yok. İstanbul'a, yalnız bir sefer var, haftada altı gün.

Sürekli -siz, işadamlarından oy aldınız- bağırıyorlar, çağırıyorlar, durmadan raporlar gönderiyorlar. Niçin ele almıyorsunuz? Bakın, başarıyı cezalandırıyor musunuz? Bir potansiyel var, öbür tarafta hiç kullanılmayan yerler var. Sayın Bakana dedik ki, buraya sivil uçakların inmesi için de bir şeyler yapın; ama…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2005-06-23-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
