# Türkiye cumhuriyeti ile suriye arap cumhuriyeti arasında serbest ticaret alanı tesis eden ortaklık anlaşmasının onaylanması hakkında (.s.s1095)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim
- **Tarih:** 1 Mart 2006
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE SURİYE ARAP CUMHURİYETİ ARASINDA SERBEST TİCARET ALANI TESİS EDEN ORTAKLIK ANLAŞMASININ ONAYLANMASI HAKKINDA (.S.S1095)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2006-03-01-turkiye-cumhuriyeti-ile-suriye-arap-cumhuriyeti-arasinda-serbest-ticar

> Mustafa Gazalcı (CHP), 1 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE SURİYE ARAP CUMHURİYETİ ARASINDA SERBEST TİCARET ALANI TESİS EDEN ORTAKLIK ANLAŞMASININ ONAYLANMASI HAKKINDA (.S.S1095)); konuşma 969 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Suriye ve Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ticarî anlaşma metninin 1 inci maddesi üzerine, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Millî Savunma Bakanımıza, 22 Şubatta, şehitlikle ilgili bir konu, bir yasa görüşülürken, soruyu ben sordum. Basından bu Suriye ve Irak sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesinin yap-işlet-devret yöntemiyle yabancı firmalara da verilebileceğine ilişkin haber üzerine, burada, Millî Savunma Bakanına bir soru sordum. Savunma Bakanı da olayı doğruladı; Millî Savunma Bakanlığının, milyarlarca dolara mal olacak yüksek maliyetli bu işi yapamayacağı için Maliye Bakanlığına devrettiğini, onun da, yap-işlet-devret yöntemiyle bu arazileri temizleteceğini söyledi.

Biraz önce, AKP sözcüsü, Mardin Milletvekili arkadaşımızı dinleyince, kaygılarım biraz daha arttı. Ben konunun uzmanı değilim; ancak, on gündür bu konuya yoğunlaşmaya çalışıyorum, basında haber çıktığından bu yana. Yani "eh, gönlümüz yerli firmanın almasını isterdi; ama, yabancı firma da alsa zarar etmez" dedi arkadaşım.

Sevgili arkadaşlar, sınır boylarındaki toprakları konuşuyoruz, 508 000 dönümlük bir yurt toprağını konuşuyoruz. Mayından temizlenmesi ayrı bir iş, o toprakların 49 yıllığına kullanılması ayrı bir iş. Şimdi, iki işi birbirine karıştırıyoruz. Birçok konuda olduğu gibi, biz, bu işin altından kalkamıyoruz; sihirli bir formülmüş gibi, herhangi bir fabrikanın yapılmasını, bir ticarî işin yapılmasını önerir gibi, bütün bu doğuda ve güneydoğudaki Türkiye sınırları toprağının onüçte, ondörtte 1'ini oluşturan iki Kıbrıs büyüklüğündeki toprağın bir ihaleyle yabancılara 49 yıllığına verilmesine razı oluyoruz.

Değerli arkadaşlar, ben, o toprakların öyküsünü, Bekir Yıldız, ünlü öykücümüzün öykülerinden anımsıyorum, birçok sanatçıdan anımsıyorum, filmlerden anımsıyorum. Bakın, 1950'li yıllarda güvenlik nedeniyle oralara mayın döşendi, ulusal güvenlik nedeniyle; ama, ekonomik nedenlerle insanlar, güneydeki arazilerden bir şeyler alıp götürmek, can pahasına götürmek için, yaklaşık 10 000 insan da orada öldü değerli arkadaşlar. Şimdi siz ne yapıyorsunuz; Maliye Bakanlığına "bu 508 000 dönüm araziyi yap-işlet-devret yönüyle ihaleye ver" diyorsunuz ve işin korkunç tarafı, bu işi Meclis geçiştiriyor. Mardin'de işler ocak ayında başlamış, ihale işi; bereket ki, firmalar doğru teminat mektubu vermediği için ihale iptal olmuş, Şırnak'ta neden dolayı öneri verilmediği, bir baskı olup olmadığını da bilmediğimiz için, orada iptal olmuş.

Değerli arkadaşlar, ben, Millî Savunma Bakanının o açıklamasından sonra Başbakana bir soru önergesi yönelttim pazartesi günü, 11 sorudan oluşan bir önerge; sonra, Meclis kütüphanesinden bu konuda hükümetin tavrına baktım.

Değerli arkadaşlar, Başbakan ve bakanlar bu mayınlı arazinin temizleneceğini ve yöre halkına verileceğini söylemiş, ticarete açılacağını söylemiş. Bakın, elimde, Abdüllatif Şener'in 5.11.2003'teki bir açıklaması, Sayın Kürşad Tüzmen'in 6.3.2004'teki bir açıklaması, daha önce Başbakanın bu konuda açıklaması var. 1997'den bu yana o arazilerin mayından temizlenmesi için çalışmalar yapılıyor. Millî Güvenlik Kurulunun kararı doğrultusunda, 57 nci hükümet bir karar alıyor bunların temizlenmesine ilişkin. Ordu, 2003 yılından sonra, yoğun olarak çalışıyor. Sonra, yeterli bütçe bulunamadığından ya da insanî nedenlerle, bu bütçeyle bu işi yapamayacağı için, hükümete bildiriyor. Ama, değerli arkadaşlar, Bakanlar Kurulu bu kararı alırken, yani, bu hükümet tarafından, Maliye Bakanlığına "bu işin ihalesini verin deniliyor; ama, o ihalede yap-işlet-devret yöntemi kullan demiyor; yasadışılık buradan başlıyor, Anayasayı çiğnemek buradan başlıyor, yasalara aykırılık buradan başlıyor.

Bakın, yap-işlet-devret yöntemi, ancak, Özelleştirme İdaresi tarafından yapılabiliyor yasalarımıza göre; ama, Maliye Bakanı, mademki bana ihale verildi, ben bunu, bir sihirli formül buluyorum, şimdi, birçok ulusal değerimizde kullanıldığı gibi, toprakta da kullanılır bu; hem de sınır boyundaki toprakta da kullanılabilir, öyleyse, ben, bunu 49 yıllığına yap-işlet-devret derim... Ben, bu sırada oturan arkadaşlarımın bile, bu duyarlı konuda, inceledikleri zaman, rıza göstereceklerini sanmıyorum değerli arkadaşlar. Bu Meclisin içinde hiçbir kişinin, 49 yıllığına, hangi amaçla olursa olsun, topraklarımızın kullanılmasına razı geleceğine inanmıyorum; olmaz böyle bir şey değerli arkadaşlar. Parası yoksa -ki, parası olacağına inanıyorum ben, birçok yerlerde olduğu gibi- kampanya açılabilir değerli arkadaşlar. Olur mu böyle bir şey, yapılabilir mi böyle bir şey?! Bir de, oradaki insanlardan kamulaştırılmış bu topraklar, ellibeş, altmış yıl önce, elli yıl önce; o insanlar topraksız kalmış, az topraklı kalmış. Şimdi ziraat odaları açıklama yapıyor; "kabul edemeyiz böyle bir şeyi" diyor. Siz, ihale ediyorsunuz, bir firmaya veriyorsunuz; büyük bir olasılıkla da yabancı firma; çünkü, "mayın temizleme işi; topraksız köylü de yapabilir" diyor AKP sözcüsü; isterse girebilir. Yani, adamın yaşamak için, geçinmek için bir avuç toprağı yok, bir karış toprağı yok. Siz diyorsunuz ki "ihaleye girin, İsrail firmasıyla ya da filanca firmasıyla; eh, siz alın." Arkadaşlar, bu doğru değildir.

Bakın, ellibeş yıldır ekilip biçilmeyen o topraklar, birinci ve ikinci derecede tarım arazileri, tarım toprağı ve üstelik, organik tarım yapılacağına ilişkin umut vermişsiniz, basına açıklama yapmışsınız. Örneğin, Kilis Valiliği bir rapor sunmuş "ben burada organik tarım yapabilirim" diye. Emekli subayların, 2004'te, bu çalışmalar sırasında bir açıklamasını gördüm "gerekirse biz temizleriz" diyor.

Yok, bu işi ordu yapamıyor, biz yapamıyoruz, Türkiye yapamıyor… Tamam, uluslararası sözleşmelere uyalım, Ottova Sözleşmesine uyalım, 2014 yılına kadar buraları temizleyelim; ama, değerli arkadaşlar, bakın, yineliyorum, bir kez daha altını çiziyorum: 508 000 dönüm sınır arazisini yap-işlet-devret yöntemiyle veriyorsunuz. Arkadaşın dili mi sürçtü, bilmiyorum "bu topraklar o kadar da değerli değil; şimdilik dönümü 1 milyar liraya veriliyor, temizlemesi 2 milyar." Arkadaşlar, yurt topraklarının paraya vurulması ne zamandan beri böyle oldu?!

Güvenlik nedeniyle, siz, oralara mayın döşüyorsunuz, insanlar giremiyor, edemiyor; şimdi de yabancı firmayı oraya çağırıyorsunuz. Meclis el koysun bu işe diyorum arkadaşlar. En azından, kaçınılmazsa ihale, temizlik, mayından temizleme ayrılmalı, toprakların kullanılması da ayrı bir biçimde değerlendirilmelidir.

Toplumsal barış için de bu gereklidir değerli arkadaşlar. Orada insanlar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu, komşularla da ilişkimiz açısından, hem güvenlik açısından hem de ticarî ilişkilerimiz açısından çok önemli. Bir yabancı firmanın oraya gelip yerleşmesi, sınır toprağına 49 yıllığına yerleşmesi, Suriye'yle, Irak'la olan ilişkilerimizi ne boyuta götürür?! Yani, bu, basit bir ihale değil; işin toplumsal boyutu var, ekonomik boyutu var, siyasal boyutu var.

Değerli arkadaşlar, söz sırası geldiği zaman nutuk atmayı çok beceriyoruz, yurt toprağı için, şehitler için hepimiz bir şeyler söylüyoruz; al, işte zamanıdır şimdi, o toprakların gerçekten değerlendirilme zamanıdır. Diyoruz ki, bu basit bir ihale değildir; yap-işlet-devret yöntemi derhal, yasadışı olduğu da gerçek olan bir yöntem, Maliye Bakanlığının elinden alınmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Türkiye cumhuriyeti ile suriye arap cumhuriyeti arasında serbest ticaret alanı tesis eden ortaklık anlaşmasının onaylanması hakkında (.s.s1095)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 1 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2006-03-01-turkiye-cumhuriyeti-ile-suriye-arap-cumhuriyeti-arasinda-serbest-ticar (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
