# Chp grup önerisinde

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim
- **Tarih:** 4 Mayıs 2006
- **Gündem:** CHP GRUP ÖNERİSİNDE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2006-05-04-chp-grup-onerisinde

> Mustafa Gazalcı (CHP), 4 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP GRUP ÖNERİSİNDE); konuşma 840 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Sayın Başkan, sevgili milletvekili arkadaşlarım; 2003 tarihinde, 97 milletvekili arkadaşımla birlikte, Türkiye Büyük Millet Meclisine, her 17 Nisanın, tatil olmadan, eğitim bayramı olarak kutlanması için bir yasa önergesi verdik; 2004 yılında, sizin oylarınızla, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine girdi. Şimdi, yeni bir nisan ayındayız...

ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) - Mustafa Bey, mayıstayız şu an.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - ...ve sizin oylarınızla, öncelikle bu yasa önerisinin Meclis gündeminde ön sıraya alınmasını diliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, zaten, 17 Nisanlarda, nisan ayından mayısın sonuna kadar, 17 Nisanlar, bir bayram havasıyla, çeşitli kuruluşlarda, okullarda, üniversitelerde kutlanmaktadır; fiilî bir durum olarak bayram vardır; adına ister bayram diyelim ister eğitim günü diyelim.

Eğitimin önemi konusunda söz söylemeye gerek yok. Bir kişinin kişiliğinin oluşmasında, bir ülkenin her alanda gelişmesinde eğitim temeldir ve bir ülkenin çağdaşlığı, gelişmişliği, her aşamasındaki eğitimin, uzun süre insanına verilmesiyle sağlanır. O yüzden de, insanlar "eğitim, eğitim, eğitim" derler ve nasıl, öğretmenlerin bir günü varsa, 24 Kasım, 1980'den sonra "öğretmenler günü" olarak kutlanıp, öğretmenin işlevi, mesleğin önemi anlatılıyorsa; insan yaşamını, yaşama alıştırmada, kişiliğini geliştirmede çok büyük rol oynayan eğitimin de bir günü olması gerekir. Yani, adına ister bayram diyelim ister gün, ama, eğitimin önemi, bütün toplumca, bir bayram havasıyla anılmalıdır, kutlanmalıdır.

Değerli arkadaşlar, peki, niçin 17 Nisan? Tamam, eğitimi anladık, eğitimin bir günü, bayramı olsun; ama, niçin 17 Nisan; o da şundan: Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin en önemli eserlerinden birisi, 17 Nisan 1940'ta, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasalaştı; o da, Köy Enstitüleri Yasasının kabul edildiği gün.

Değerli arkadaşlar, duygusal değilim. Bütün cumhuriyet tarihimizde, bundan daha büyük, bundan toplumu daha derinden etkileyen, insanı ve toplumu canlandıran, Türkiye'ye özgü ulusal bir buluş, eğitim alanında yoktur en azından. Ben başka alanları da sayıyorum, birkaç büyük eseri varsa cumhuriyetin -tabiî, çok ama- en önemli eğitim hareketi, bu köy enstitüleri hareketidir.

Niçin köy enstitüleri: Bakın, Dünya Eğitim Ansiklopedisinde, İsviçre'deki Eğitim Ansiklopedisinde… Türkiye'de, köy enstitüleri, o ansiklopediye girmiş tek eğitim hareketidir ve bir köy çocuğunun, 3 sınıflı eğitmenden Hasanoğlan'daki yüksek köy enstitüsüne kadar, eğitimin her aşamasından yararlanmasını sağlayan bir sistemdir 17 Nisanda kabul edilen köy enstitüleri hareketi.

Bu yasalaştığı zaman, Türkiye toplumunun yüzde 80'i köylerde yaşıyordu; ama, eğitim ilkeleri olarak, bugün de, dünyanın ulaştığı çağdaş eğitim ilkeleri, köy enstitülerinde uygulanan ilkeler bakımından aynıdır.

Bakın, değerli arkadaşlar, toplumu bu kadar ilgilendiren, doğayla, yaşamla iç içe olan, üretimle iç içe olan böyle bir eğitim sistemi Türkiye'de uygulanmadığı gibi, dünyada da benzeri azdır. UNESCO, bütün ülkelere, özellikle gelişmekte olan ülkelere köy enstitüleri sistemini örnek göstermiştir. Bu sistemde, insanı eleme yoktur, insanı harcama yoktur; çok programlıdır, çok amaçlıdır; öğretmen yapar, sağlıkçı yapar, kooperatifçi yapar; kendi ayakları üzerinde durmasını, kendi kanatlarıyla uçmasını sağlar.

Köy enstitüsü hareketi, toplumu, ekonomik bakımdan, toplumsal bakımdan, kültürel bakımdan çok derinden etkilemiştir. Öyle ki, yalnız edebiyatımızı zenginleştirmemiş, sanatın her dalında o okulu bitirenler başarılı olmuşlardır, siyasette başarılı olmuşlardır, örgütçülükte, belediye başkanlığında başarılı olmuşlardır.

Ben, AKP'li arkadaşlarıma da bir şey duyurmak istiyorum, oylarına gereksinim duyulduğu için. 11 Eylül 2003 tarihinde Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan "Ulusa Sesleniş" programında, bakın, ne demiş: "Dünya eğitim tarihi bakımından da çok orijinal bir girişim olan köy enstitüsü uygulamalarını, tarafsız bir gözle bilimsel bir analize tabi tutulmalarını ve bu deneyimden, bugün, özellikle, yeni bilişim ve genetik tarım teknolojilerini eksen alarak, biz nasıl yararlanabiliriz diye araştırmalarını istedim." Bakın değerli arkadaşlar, bu sözler içtense, köy enstitüsü hareketinden gerçekten bugün de yararlanılabilirse, gelin, bunu, bugünkü kuşaklara ve gelecek kuşaklara eğitim günü olarak, eğitim bayramı olarak verelim. Bu, bizim övüncümüz. Bu bir, senin hareketin, benim hareketim değil, Türkiye Cumhuriyetinin hareketidir. Mustafa Kemal'in özlediği, işe yarayan, eğitimi bir süs olmaktan çıkaran, ulusal ve insanlığı kucaklayan bir eğitim hareketi burada olmuştur. İsmet İnönü'nün "en büyük eserim" dediği, burada olmuştur. Birçok insan, bu sıralarda oturan milletvekili arkadaşlarım, belki bir köyde eğitmenden mezun oldu, belki bir köy enstitüsünün çocuğu ya da torunu.

Bakın, üniversitelerimiz, köy enstitüleri üzerine araştırma merkezleri kurmaya başladı. Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, Köy Enstitüleri Uygulama ve Araştırma Merkezi kurdu.

Değerli arkadaşlar, Meclis olarak, işin arkasından gitmeyelim, gündemin arkasından gitmeyelim. Zaten, bir bayramdı, bir gündü, kutlanıyordu. Gelin, hep birlikte, bu 17 Nisanı bir bayram yapalım. Bizim övüncümüzdür bu. İnsanı kucaklayan bir sistemdir.

Bakın, çağdaş eğitim ilkelerinde bugün insan merkezli bir eğitim vardır; sanat eğitimi vardır, iş eğitimi vardır ve onu işin içerisine katma vardır. Köy enstitülerinde bu uygulanmış. Köy enstitüleri okul yönetimine katılmış, köy enstitüleri o günkü teknolojiyi en ileri bir biçimde kullanmış, çevreye açılmış, nerede kurulmuşlarsa, oranın ekonomisini değiştirecek hareketler yapmış, Anadolu'nun 21 yerine eşit biçimde dağılmış. Doğuda Cilavuz'da, Karadeniz'de Beşikdüzü'nde, Orta Anadolu'da Çifteler'de, batıda Aksu'da, Ortaklar'da, 21 yerde, hemen her yerde, köy enstitülerinin izine rastlayabilirsiniz. Öyle ki, 700'ün üzerinde yapı yapılmış ve mimar mühendis odalarının önerisiyle, Kültür Bakanlığı korumaya almıştır buradaki binaları. Oradaki yerleşke, şu anda bir orman gibi güzelliktedir, üniversite olacak biçimde yerleri hazırdır.

Bir çırpıda, size şimdi 10 tane, 20 tane Türkiye edebiyatının yüzakı, köy enstitülerinden, bitirmiş insanlar sayabilirim, bakanlık yapmış arkadaşlar sayabilirim, profesörler sayabilirim.

Değerli arkadaşlar, böylesine derin, 20 000'e yakın öğretmenin çıktığı, 8 000'den fazla eğitmenin çıktığı, gökte yıldızlar gibi, Anadolu'ya hizmet etmiş bu insanların anısına, bizim çok özgün buluşumuz olan köy enstitülerinin anısına 17 Nisanı eğitim bayramı olarak, günü olarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Chp grup önerisinde”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2006-05-04-chp-grup-onerisinde (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
