# Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:302

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Kalaycı (MHP, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim
- **Tarih:** 12 Kasım 2008
- **Gündem:** BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:302
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-kalayci-23-2008-11-12-bazi-varliklarin-milli-ekonomiye-kazandirilmasi-hakkinda-kanun-tasaris

> Mustafa Kalaycı (MHP), 12 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:302); konuşma 1.053 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın geçici 2’nci maddesi hakkında görüşlerimizi ifade etmek üzere Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle muhterem heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Görüşülmekte olan tasarının geçici 2’nci maddesiyle, özü itibarıyla, mevduata verilecek güvence konusundaki Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kurulunun yetkileri iki yıl süreyle Bakanlar Kuruluna verilmektedir. Bu madde Hükûmet tarafından kabul edilen tasarıda bulunmamakta olup 30 Ekim 2008 günü Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan müzakereler esnasında iktidar partisi milletvekillerince tasarıya ilave edilmiştir. Mevduata, güvence verilmesi yetkisinin tasarıya ilave edildiği günden tam bir hafta önce, 23 Ekim 2008 tarihinde, Sayın Başbakan Başbakanlıkta düzenlediği bir basın toplantısında mevduata güvenceye karşı bazı sözler sarf etmiştir. Sayın Başbakan diyor ki: “Mevduat olayına gelince biliyorsunuz bizim eski rakamla 50 milyar liraya kadar mevduata garanti vardı. Niçin biz bu kararı aldık? Bizden önceki dönemde yüzde 100 mevduat garantisiyle ülkemizde hazinenin, milletin nasıl söğüşlendiğini gördüğümüz için bu kararı aldık.” Böyle diyor Sayın Başbakan. Yine aynı konuşmada “Mevduat garantisi de olduğu için ‘Bunun sonunda ben vurgunu vururum, arkasından da bunu hazine öder.’ anlayışıyla yaklaştılar ve o zamanki rakamlarla 46 milyar dolar gibi bir borcu maalesef bu ülke, kasasından ödedi. Biz şimdi milletimize aynı şeyi ödetmeyiz.” diyor Sayın Başbakan ve daha sonra toplam mevduatın yüzde 45’inin 50 milyar liranın altında olduğunu, bu talebin yüzde 55’lik kesimin talebi olduğunu belirterek buna karşı çıkan bir konuşma yapıyor. Bu açıklamadan tam bir hafta sonra da tasarıya, mevduata iki yıl süreyle tam güvence verilmesi yetkisini Hükûmete veren bu madde ilave ediliyor. Peki ne oldu, ne değişti bir haftada? Şimdi de ben size soruyorum: “Bunun sonunda ben vurgunu vururum, arkasından da bunu hazine öder.” anlayışıyla mı bu düzenlemeyi getiriyorsunuz? Milleti söğüşleyecek misiniz? Vurgun mu vuracaksınız? Sayın Başbakanın sözlerinin başka bir anlamı var mı?

Mevduata yüzde 100 güvenceyi kim kaldırdı, ona bakalım. Mevduat sahiplerinin bankalardaki tasarruflarına yüzde 100 devlet güvencesi 1994 yılında ülkemizde yaşanan bankacılık krizinde uygulamaya konulmuştur. Yıllarca sürdürülen bu uygulamaya 57’nci Hükûmet döneminde son verilerek 31/5/2000 tarihli ve 2000/682 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile tasarruf mevduatının 31/12 tarihine kadar 100 milyar Türk Lirası, 1/1/2000 tarihinden itibaren 50 milyar Türk Lirası sigorta kapsamına alınmıştır. Diğer bir ifadeyle, mevduattaki devlet güvencesi uygulaması 1 Haziran 2000 tarihinden itibaren belirli bir miktar ile sınırlandırılarak tedricen terk edilmiştir.

Kasım 2000 ve Şubat 2001 döneminde yaşanan kriz nedeniyle, Hükûmet geçici bir tam garanti duyurusunda bulunmuş, bu kapsamda BDDK söz konusu garantinin uygulamasıyla ilgili olarak 15 Ocak 2001 tarihinde karar almıştır.

AKP döneminde de mevduata tam güvence verilmiştir. BDDK’dan yapılan 4 Temmuz 2003 tarihli basın açıklamasından aynen okuyorum: Biliyorsunuz, o tarihte bir banka daha Fon kapsamına alınmıştı: “Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 3/7/2003 tarihli ve 1083 ve 1084 sayılı kararları uyarınca 3/7/2003 tarihinden itibaren Türkiye’de faaliyet gösteren ve mevduat kabulüne yetkili bulunan tüm bankaların yurt içi şubelerinde gerçek kişiler tarafından açılmış bulunan Türk lirası cinsinden tasarruf mevduatı ile tasarruf mevduatı niteliğini haiz olan repo ve döviz tevdiat hesaplarının anapara faiz tutarlarının toplamının tamamı sigorta kapsamındadır. Diğer yandan 5/7/2004 tarihinden itibaren sigorta kapsamı 50 milyar Türk lirası olarak uygulanacaktır. “ Yani mevduatta devlet güvencesi uygulamasının 50 milyar Türk lirasıyla sınırlandırılması 57’nci Hükûmet tarafından kararlaştırılmış, krizin baş göstermesi üzerine geçici bir süre tam güvence kararı alınmış, daha sonra AKP Hükûmeti döneminde de mevduata tam güvence verilmiş ve bu uygulama 5 Temmuz 2004 tarihine kadar sürdürülmüştür.

Bakanlar Kurulu kararları, BDDK ve TMSF kararları ve basın açıklamaları burada, isteyene takdim edebilirim. Dolayısıyla, kamuoyunu doğru bilgilendirmek gerekmektedir. Eksik ve yanlış bilgilerle milletimizi aldatmaya ve kandırmaya çalışmak doğru bir siyaset anlayışı değildir. Lütfen, dürüst olalım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Başbakan, batan bankalar konusunu sürekli gündeme getirmekte, eksik ve yanlış bilgiler vererek Milliyetçi Hareket Partisine de iftiralar atan beyanlarda bulunmaktadır. Gittiği her yerde bu konuyu konuşan Sayın Başbakan, Milliyetçi Hareket Partisinin ismini de zikrederek “57’nci Hükûmet döneminde bankalar batırıldı, hortumlandı; parasını millet, hazine ödedi. Peki, bu İktidar döneminde Fon’a devredilen bir banka var mı? Yok. Fon’a devredilen tek banka olmadığı için bundan rahatsız oluyorlar.” diyor. Bir defa, batan banka sayısı 21, bunların 17’si 57’nci Hükûmet döneminde, ki bunun 5’i daha 57’nci Hükûmet hükûmete gelir gelmez batık duruma gelmiş, 1’i de AKP döneminde. Yani Başbakana biriniz söylesin, AKP döneminde de Fon’a devredilen banka var.

Bu bankalar neden battı, nasıl hortumlandı, buna bakalım: BDDK raporlarına bir bakma zahmetinde bulunursanız gerçekleri göreceksiniz. Sadece 2000-2001 değil, 2002-2003 BDDK raporlarında da açıklıkla bu konu yer almaktadır. Bankaların batması ve krizin nedenlerinin 1990-99 döneminde uygulanan politikaların ve gelişmelerin olduğu raporlarda çok net olarak vurgulanmaktadır. Biriken sorunların patlak verdiği ifade edilmektedir. “Kamu bankalarının öncelikle 1990’ların başından itibaren bütçe kısıtları nedeniyle tahsil edilemeyen görev zararı alacaklarının yarattığı finansman ihtiyacı ve ekonomik etkinliğe ters düşen müdahaleler, kamu bankalarının iyi yönetilmemesi ve asli fonksiyonlarının dışında görev verilmesi bu bankaların mali yapılarının oldukça bozulmasına neden olmuştur.” diyor. 1999 yılı itibarıyla kamu bankalarının biriken görev zararı alacakları bu bankaların aktiflerinin yaklaşık yüzde 50’sine ulaşmış, Ziraat ve Halk Bankasının toplam görev zararı millî gelirin yüzde 13,2’sine yükselmişti. Kamu bankalarının finansman ihtiyaçlarını kısa vade ve yüksek maliyetle piyasadan karşılamaları hem bu bankaların zararlarının gittikçe artmasına hem de mali piyasalarda faiz oranlarının yükselmesine yol açmıştır. Kamu bankaları bankacılık işlevlerini yerine getiremez hâle gelmiş, makroekonomik istikrarsızlık -90-99 döneminde- yüksek kamu açıkları, kamu bankalarının sistemi bozucu etkisi ve yetersiz risk yönetimi gibi faktörler, bankacılık sektörünü olumsuz yönde etkilemiş ve faaliyetlerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi zorlaşmıştır. Bankacılık sistemi, 98 yılının ikinci yarısından itibaren sürekli olarak Merkez Bankasından yüksek miktarda ve maliyette likidite sağlamak zorunda kalmıştır. Yasal ve kurumsal düzenlemelerin bankacılık sistemine girişinin kolay olması nedeniyle sektör çok büyümüş ve banka sayıları hızla artmıştır. 90 yılında 64 olan banka sayısı 99 yılında 81’e yükselmiştir. 57’nci Hükûmet döneminde bir tane banka kurma izni verilmemiştir, üzerine basa basa söylüyorum. Mevduata yüzde 100 güvence uygulamasını 57’nci Hükûmetten önceki hükûmetler durdurmamış, devam ettirmiş, hortumlamaya fırsat vermiştir.

Peki, MHP ne yaptı? 57’nci Hükûmet ne yaptı? Önce, çıkar amaçlı suç örgütleriyle mücadele konusunda kapsamlı bir düzenleme yaptı. Yolsuzlukların üzerine amansız ve tavizsiz bir şekilde giderek kamuoyuna kod adlarıyla yansıtılan kırktan fazla büyük operasyonla, maddi boyutu onlarca katrilyon lirayı bulan yolsuzlukların ortaya çıkarılmasını sağlamıştır. Yine, Türk ekonomisi ve bankacılık sektörünü güçlendirecek yapısal reformlar gerçekleştirmiştir. Hükûmet kurulur kurulmaz, Haziran 1999 ayında çıkarılan Bankalar Kanunu’yla bankacılık sistemi yeniden düzenlenmiştir. BDDK kurularak bankacılık sektörünün denetim ve gözetimi özerk olan bu Kuruma devredilmiştir. Banka ortaklarının ve yöneticilerinin şahsi sorumlulukları artırılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Kalaycı (MHP, Konya). “Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:302”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 12 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-kalayci-23-2008-11-12-bazi-varliklarin-milli-ekonomiye-kazandirilmasi-hakkinda-kanun-tasaris (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
