# Arsa üretimi ve değerlendirilmesi hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile manisa milletvekili recai berber ve 5 milletvekilinin; 2985 sayılı toplu konut kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi (s.s.: 455)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Kalaycı (MHP, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim
- **Tarih:** 23 Şubat 2010
- **Gündem:** ARSA ÜRETİMİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI İLE MANİSA MİLLETVEKİLİ RECAİ BERBER VE 5 MİLLETVEKİLİNİN; 2985 SAYILI TOPLU KONUT KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.: 455)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-kalayci-23-2010-02-23-arsa-uretimi-ve-degerlendirilmesi-hakkinda-kanun-ile-bazi-kanunlarda-d

> Mustafa Kalaycı (MHP), 23 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ARSA ÜRETİMİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI İLE MANİSA MİLLETVEKİLİ RECAİ BERBER VE 5 MİLLETVEKİLİNİN; 2985 SAYILI TOPLU KONUT KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.: 455)); konuşma 973 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 455 sıra sayılı Tasarı’nın 3’üncü maddesi ile 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu’na eklenen ek 14’üncü madde hakkında Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini açıklamak üzere huzurlarınızda bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tasarıyla ilgili geçen hafta yapılan görüşmelerde, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının kim tarafından denetlendiği tartışmaları yaşanmış, Hükûmeti temsilen komisyon sıralarında bulunan Devlet Bakanı Egemen Bağış ile Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün tarafından, Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarına da yansıdığı üzere, çelişkili, eksik ve yanlış bilgiler verilmiştir. Böylelikle, her şey birbirine karıştırılmış, TOKİ’nin denetimi âdeta faili meçhul hâle getirilmiştir. Burada, ya millet yanıltılmak isteniyor ya da konuyu bilmiyorlar. Her iki hâl de gerçekten tam bir AKP klasiği. TOKİ’yi kimin denetlediğini bilmemelerini yadırgamıyorum ama sayın bakanların bilmedikleri konuda ahkâm kesmeleri yanlış olmuştur.

Daha önce memuriyet hayatımın yirmi yılını, güzide kurumumuz Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunda denetim elemanı olarak çalışarak geçirmiş biri olarak, bu konuda sizleri kısaca bilgilendirmek istiyorum. TOKİ 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu’nun 2’nci maddesine göre Yüksek Denetleme Kurulu denetimine tabi olup aynı Kanun’un 6’ncı ve ek 5’inci maddelerine göre 832 sayılı Sayıştay Kanunu hükümlerine tabi değildir.

Kamu mali yönetiminde şeffaflığın sağlanmasını, sağlıklı bir hesap verme mekanizmasının kurulmasını, kamuoyu denetiminin sağlanmasını öngören ve genel olarak, 1/1/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun ekli (ll) sayılı cetvelinde, özel bütçe kapsamındaki idareler arasında TOKİ’ye yer verilmiş iken, 22/12/2005 tarihli ve 5436 sayılı Kanun’la, daha uygulamanın ilk yılında kapsam dışına çıkarılmıştır. Böylelikle TOKİ, 5018 sayılı Kanun ekinde yer alarak Sayıştay denetimine tabi olmuşken, daha ilk yıl dolmadan tekrar Sayıştay denetimi dışına çıkarılmıştır. Dolayısıyla TOKİ, Sayıştay tarafından hiç denetlenmemiştir.

Bütün kamu idarelerini denetleme yetkisi bulunan Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu ve Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından zaman zaman oluşturulan inceleme veya soruşturma ekiplerinde başka bakanlık veya kurumların denetim elemanları görevlendirilebilmektedir. Bu durumda, doğal olarak, görevlendirilen denetim elemanlarının kendi kurumlarının denetimi olduğu söylenemez. Zira, denetim yetkisi ve hazırlanan raporlar, hâliyle görevlendiren kuruma ait bulunmaktadır.

Ezcümle, ister doğrudan ister dolaylı olarak TOKİ’nin Sayıştay tarafından denetlendiği ifadeleri külliyen yanlıştır. TOKİ hâlen Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu tarafından denetlenmekte ve bir örneğini elimde gördüğünüz yıllık denetim raporları Türkiye Büyük Millet Meclisi KİT Komisyonunda görüşülmektedir.

Yüksek Denetleme Kurulu demişken, burada yaşanan bazı olumsuzluklardan kısaca bahsetmek istiyorum. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, tarafsız ve objektif denetim yapan, geçmişte bakanların, hatta bağlı olduğu başbakanların Yüce Divana gönderilmelerine gerekçe oluşturan raporlar yazan bir kurum iken, üzülerek söylüyorum, AKP döneminde siyasi müdahalelere maruz kalmış, denetim elemanlarının denetledikleri kurumlardan alınıp başka kurumların denetimine verilmesi olayları yaşanmıştır. Bu olaylardan birisi de geçmişte TOKİ’yi denetleyen arkadaşlarımın başına gelmiştir. Sebep, herkesin tahmin edebileceği gibi, raporlarda ayrıntılı bir şekilde yer alan yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarıdır.

Bugün siyasi gücünüzü kullanarak hesap vermekten kurtulduğunuzu sanabilirsiniz ancak hesap verme gününüz yaklaşıyor. Merkezî ve yerel yönetimlerde yolsuzluğa bulaşanları, makam ve mevkisi ne olursa olsun, bu yolsuzluklarının hesabını vermekten hiç kimse kurtaramayacaktır. Milletin emanet ettiği kasayı yandaşlarla birlikte talan eden, kul ve yetim hakkına el uzatan vurgun ve talan hanedanlığının, menfaat çetelerinin, soygun şebekelerinin yakasına mutlaka yapışılacaktır. Bu hanedanlık ve çeteler çökertilecektir, Türk adaleti önünde hepsi hesap vereceklerdir.

Değerli milletvekilleri, tasarının 3’üncü maddesiyle ek 14’üncü maddede yapılan düzenlemelerden kısaca bahsetmek istiyorum. Bu düzenlemeyle, Emlak Bankası tarafından TOKİ Başkanlığına devredilen varlıklardan ve bu varlıklarla ilgili akitlerden doğan yükümlülükler nedeniyle Toplu Konut İdaresi Başkanlığına ve ortaklarına karşı dava açılması engellenmek, hatta devam eden davalar ile icra takipleri ortadan kaldırılmak istenmektedir.

Bu konunun safahatından kısaca bahsetmek istiyorum: Bilindiği üzere Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Emlak Bankasının yeniden yapılandırılmaları amacıyla 15/11/2000 tarihli ve 4600 sayılı Kanun yürürlüğe konulmuştur. Bu Kanun’un 2’nci maddesinin verdiği yetkiye göre çıkarılan 28/3/2001 tarih ve 2001/2202 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 1’inci maddesinde “Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketinin bankacılık faaliyetleri dışında kalan mal varlıkları ve bu konuda faaliyet gösteren iştiraklerindeki hisse payları ve ticari gayrimenkulleri ile ihtiyaç fazlası gayrimenkulleri tüm hak ve yükümlülükleriyle bilanço değeri üzerinden Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devredilmiştir.” hükmü yer almıştır. Bu konuda 14/12/2001 tarihli Protokol düzenlenmiştir.

Daha sonra 2003 yılında çıkarılan 29/5/2003 tarihli ve 4864 sayılı Kanun ile 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu’na eklenen geçici 4’üncü maddede anılan Bakanlar Kurulu kararı gereğince “Tasfiye halinde Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi tarafından Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devredilen varlıklarla ilgili iş ve işlemlere ilişkin hak ve yükümlülükler 14/12/2001 tarihinden önceki dönem için Bankaya, bu tarihten sonraki dönem için Başkanlığa aittir.” hükmüne yer verilmiştir.

Hâl böyle iken şimdi bu konuda “…Toplu Konut İdaresi Başkanlığından ve ortaklarından hiçbir hak ve alacak talebinde bulunulamaz.” denilmekte, yargı mercilerine açılmış veya husumet yöneltilmiş devam eden davalar ile icra takipleri ortadan kaldırılmaktadır.

Yargının karar vermesi beklenilmeden bu düzenleme aracılığıyla TOKİ sorumluluktan kurtarılmaya çalışılmaktadır. TOKİ’nin taraf olduğu özel hukuka ilişkin davalara yasama gücü ile müdahale edilmektedir. Bu düzenleme ile temel hak ve hürriyetler arasında yer alan ve Anayasa’mızın 36’ncı maddesiyle güvence altına alınan hak arama hürriyeti kısıtlanmaktadır.

Komisyondaki görüşmeler esnasında -Komisyon raporunda da görüleceği üzere- Emlak Bankasından TOKİ’ye intikal eden mallarla ilgili olarak devam eden davalar hakkında mahkemeler nezdinde girişimlerde bulunulduğu ancak sonuç alınamadığı, Başbakanlık Teftiş Kurulu ve Yüksek Denetleme Kurulu raporlarında TOKİ’nin ödeme yapamayacağının ifade edildiği, kendilerine zimmet çıkartılabileceğinin belirtildiği, bunları engellemek için yasal değişiklik yoluna gidildiği ifade edilmiş, benzer ifadeler Genel Kurulda da dile getirilmiştir.

Bir defa, Yüksek Denetleme Kurulu raporlarında böyle bir konunun olmadığı geçen haftaki görüşmelerde sayın bakanlarca açıklanmıştır. Başbakanlık Teftiş Kurulunun hangi raporunda böyle bir hususun yer aldığı da şu ana kadar açıklanmış değildir. Eğer konu geçmişle ilgiliyse, sizin de bir kastınız, ihmaliniz ya da kusurunuz yoksa müfettişler size niye zimmet çıkartsın ki? Kanun’daki mevcut düzenlemede, devredilen varlıklarla ilgili iş ve işlemlere ilişkin hak ve yükümlülüklerin 14/12/2001 tarihinden önceki dönem için bankaya, bu tarihten sonraki dönem için Başkanlığa ait olduğu açık bir ifadeyle yer almaktadır. Yani devreden ve devralan bakımından sorumluluğun nasıl olacağı yasayla açık bir şekilde düzenlenmiştir.

Bu hükmü niye değiştiriyorsunuz? Niye yalan yanlış bilgilerle Meclisi yanıltmaya çalışıyorsunuz? Nedir korkunuz? Neyi saklamaya çalışıyorsunuz? Lütfen dürüst olun, gerçek neyse onu açıklayın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Kalaycı (MHP, Konya). “Arsa üretimi ve değerlendirilmesi hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile manisa milletvekili recai berber ve 5 milletvekilinin; 2985 sayılı toplu konut kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi (s.s.: 455)”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 23 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-kalayci-23-2010-02-23-arsa-uretimi-ve-degerlendirilmesi-hakkinda-kanun-ile-bazi-kanunlarda-d (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
