# Iv.tur (milli savunma bak.,bayındırlık bak.,ulaştırma bak.,)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Nuri Akbulut (AK Parti, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim
- **Tarih:** 20 Aralık 2003
- **Gündem:** IV.TUR (MİLLİ SAVUNMA BAK.,BAYINDIRLIK BAK.,ULAŞTIRMA BAK.,)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-nuri-akbulut-22-2003-12-20-iv-tur-milli-savunma-bak-bayindirlik-bak-ulastirma-bak

> Mustafa Nuri Akbulut (AK Parti), 20 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: IV.TUR (MİLLİ SAVUNMA BAK.,BAYINDIRLIK BAK.,ULAŞTIRMA BAK.,)); konuşma 970 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet Bakanlığının 2004 yılı bütçesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Anayasada belirtildiği üzere, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğünü esas alan devlet, özgürlüklerin ve hakların teminatıdır. Anayasamıza göre: "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz."

Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılmaktadır. Mahkemelerimiz, içinde bulunduğu olumsuz teknolojik ve fizikî şartlara ve sınırlı personel imkânlarına rağmen, büyük bir gayretle adalet hizmetlerini etkin bir şekilde yerine getirmeye çalışmaktadır.

Adalet hizmetlerinin gereği gibi yürütülebilmesi için;

Hâkim ve savcı açığının giderilmesi, uzman yardımcı personelin yetiştirilmesi ve ücretlerinin artırılması,

Ceza davalarının azaltılması için, uzlaşma ve sulh müessesesinin kabul edilmesi,

Hâkim ve savcıların bağımsızlığı ve teminatı konusunda gerekli özenin gösterilmesi,

Adlî zabıtanın, bir an önce, kurulması,

Suçtan zarar gören mağdurların haklarının bir yasayla koruma altına alınması,

Hâkim ve savcıların, örgütlü suçlar, haksız rekabet, döviz işlemleri, sigortacılık, karapara aklama ve sermaye piyasası suçları gibi alanlarda uzmanlaşmalarının sağlanması gerekir. Bu nedenle, Adalet Bakanlığına 2004 yılı için, genel bütçeden 2002 ve 2003 yıllarından daha büyük oranda pay ayrılmış olması olumlu bir gelişmedir.

Değerli milletvekilleri, Anayasaya ve yürürlükteki yasalara bağlılık ve itaat, makamı ve mevkii ve konumu ne olursa olsun, herkes için emredici bir zorunluluktur; hiçbir makam veya kişinin, kaynağını Anayasadan almayan bir yetkiyi kullanması söz konusu değildir. Bu noktada, Anayasa Mahkemesine açılan iptal davalarında, mahkemenin, yürütmenin durdurulması hakkındaki kararlarına değinmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, son yıllarda, Anayasa Mahkemesinin, açılan davalarda yürütmenin durdurulması kararları verdiğine tanık oluyoruz. Oysa, Anayasamızın 153 üncü maddesine göre, Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmekte ve geriye yürüyememektedir.

Ne Anayasamızda ne de Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunda, Anayasa Mahkemesinin, açılan iptal davalarının yargılaması sırasında, yürütmeyi durdurma kararı verebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.

Yüksek mahkeme, kendisine açılan birçok davada ileri sürülen yürütmenin durdurulması taleplerini, Anayasa ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunda kendisine böyle bir yetki verilmediğinden bahisle reddetmiştir; ancak, 1993 yılında, bu yoldaki görüşünü değiştirmiş ve "mademki iptal yetkisi verilmiştir ve yürütmenin durdurulması kararı iptal kararından daha önemsiz bir karardır, o halde çoğun içinde az da olmalıdır" düşüncesiyle, o tarihe kadarki görüş ve kararlarına aykırı olarak, 1993 yılından itibaren açılan iptal davalarında yürütmeyi durdurma kararları vermiştir. Anayasa Mahkemesinin, Anayasayla ve ilgili yasayla kendine tanınmamış bir yetkiyi, içtihat oluşturmak suretiyle kullanmasını, kaynağını Anayasadan almayan bir yetkinin kullanılması olarak değerlendiriyor; bu konuda uygulamadaki karışıklığın ve görüş ayrılıklarının giderilmesi için, bir an önce, anayasal ve yasal düzenleme yapılması gerektiğine inanıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin işsizlik, yoksulluk, enflasyon, adalet, sağlık, eğitim, sosyal güvenlik alanlarındaki sorunlarından çok daha önemli ve öncelikli sorunu demokratikleşme sorunudur. Demokratik cumhuriyet olmakla her fırsatta övünmemize rağmen, cumhuriyetin 80 inci yılını kutladığımız 2003 yılında dahi, demokrasimiz, önündeki engeller yüzünden, ne yazık ki, tüm kurum ve kurullarıyla birlikte tam olarak işler hale getirilememiştir. Kendi makam ve mevkileri ile görkemli yaşam koşullarının korunabilmesi uğruna, milletimize cumhuriyeti ve demokrasiyi çok gören bazı çevreler, millî iradeyi görmezden gelmekte, cumhuriyetimizin temel değerlerini istismar etmekte ve onların arkasına saklanmak suretiyle, zaman zaman ülkede huzursuzluk çıkarmaya çalışmaktadır.

Hükümetimiz, bugüne kadarki kararlı tutum ve uygulamalarıyla, demokratikleşme yolunda çok önemli adımlar atmıştır. Bu uygulamaların devamını ve çok kısa bir zamanda demokrasimizin artık ayıplı demokrasiler grubundan kurtarılmasını ümit ve temenni ediyorum.

Değerli milletvekilleri, laik cumhuriyette demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne bağlılık, onun gereklerini yerine getirmekle, ilkelerine bağlılıkla, değerlerini savunmakla olur. Sözde bağlılık, istismarcılıktan başka bir şey değildir. Cumhuriyet ve demokrasi, milyonlarca insanımızın kanları ve canları pahasına elde ettiği ve uğruna seve seve can vereceğimiz kazanımlarımızdır. Hiç kimsenin veya zümrenin tekelinde olmayan bu değerlerin yaşatılması ve yüceltilmesi, her Türk vatandaşının aslî görevidir. Bu değerlerin, siyasî malzeme konusu yapılmaması ve siyasî çıkar hesaplarıyla istismar edilmemesi gerekir. Hiçbir siyasî partimiz, devletin görünmez güçleriyle bezeli, düşünceyi ve niyeti okuyabilen ve olağanüstü güç ve yetkilerle donatılmış değildir.

Bu çerçevede, bazı arkadaşlarımızın "siyasal çoğunluğun önemi yoktur, sizleri uyarıyoruz; uyarılarımızı dikkate almak zorundasınız" gibi sözlerinin, anayasal sistemimizde demokrasiyle, hukuk devleti ilkesiyle ve siyasî nezaketle bağdaşır yanının olmadığını....

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Senin hukuk bilgin bu kadar işte!

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - ..bu beyanlar ve sözde uyarıların, yalnızca siyasî acziyetin dışa yansımasından ibaret olduğunu belirtmek isterim.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sen kim oluyorsun da öyle söylüyorsun!.. "Siyasî acziyet" diyorsun. Biraz terbiyeli konuş...

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bazı arkadaşlarımız, kendilerinin de inanmadığı, hayaî korku ve tehlike haberlerini sürekli gündemde tutmayı bir siyaset şekli olarak benimsemektedirler. Oysa, Adalet ve Kalkınma Partisiyle birlikte ülkede yaşanan istikrar, güven ve huzurla yeniden hayat bulan milletimiz, bu uyduruk beyanlara değer vermemekte, gülüp geçmektedir.

Büyük Türk Milletinin, bağrından çıkardığı milletvekilleri kadar ülke sorunlarına duyarlı ve sorunların çözümünde sağduyu sahibi olduğunun unutulmaması gerekir.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Danışmanının yazdığı kâğıdı okuyorsun, yüzümüze bak da öyle anlat.

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Yıllardan beri boş sözlerle uyutulup sömürülen halkımızın, artık, bu sözlere, hayalî korku ve felaket haberlerine değer vermeyeceği bilinmelidir.

Değerli arkadaşlar, son genel seçimlerden hemen sonra, milletvekili dokunulmazlığının sınırlanması da dahil olmak üzere, kapsamlı bir anayasa değişikliği için kurulması düşünülen anayasa değişikliği uzlaşma komisyonuna muhalefet partimiz bugüne kadar üye vermemiştir. Keza, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda karma komisyonun toplantıya çağrılmadığı iddiası da doğru değildir. Üyesi bulunduğum Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon, muhalefete mensup üyelerin de katılımıyla, ilk toplantısını 12 Kasım 2003 tarihinde yapmış ve bu toplantıda -gelecek raporun- Karma Komisyonun çalışmalarına ışık tutacak olması nedeniyle, araştırma komisyonunun raporunun beklenmesine karar verilmiştir. Araştırma komisyonu çalışmalarını tamamlamış olup, bugünlerde rapor verilecek ve Karma Komisyonun çalışmalarına kaldığı yerden devam edilecektir.

Milletvekili dokunulmazlığının yanı sıra, değişik statüdeki yirmi kadar kamu görevlisinin dokunulmazlığının da bulunması nedeniyle, bunların tümünün dokunulmazlıklarının birlikte ele alınıp değerlendirilmesi gerektiği ise, her türlü şüpheden uzaktır.

Değerli milletvekilleri, devletimizin ve milletimizin itibarının yükseltilmesi, üretim, istihdam ve ihracatın artırılması, işsizliğin ve yoksulluğun giderilmesi, hırsızlığın yok edilmesi, devlet imkânlarını haksız olarak kullanıp çıkar sağlayanlardan hesap sorulması, ülkemizin topyekûn kalkınması...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Nuri Akbulut (AK Parti, Erzurum). “Iv.tur (milli savunma bak.,bayındırlık bak.,ulaştırma bak.,)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-nuri-akbulut-22-2003-12-20-iv-tur-milli-savunma-bak-bayindirlik-bak-ulastirma-bak (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
