# Ceza muhakemeleri usuhlü kan.tas.(s.s.698)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Nuri Akbulut (AK Parti, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim
- **Tarih:** 4 Aralık 2004
- **Gündem:** CEZA MUHAKEMELERİ USUHLÜ KAN.TAS.(S.S.698)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-nuri-akbulut-22-2004-12-04-ceza-muhakemeleri-usuhlu-kan-tas-s-s-698

> Mustafa Nuri Akbulut (AK Parti), 4 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA MUHAKEMELERİ USUHLÜ KAN.TAS.(S.S.698)); konuşma 1.009 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 251 inci maddesiyle ilgili olarak AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri; bildiğiniz gibi, yürürlükte olan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, 1877 tarihli Alman Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu esas alınarak, 1929 yılında kabul edilmiştir. Zaman içerisinde ve özellikle İkinci Dünya Savaşından sonra, Avrupa'da, insan hakları, hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ve demokratikleşme alanında yapılan çalışmalar, Avrupa devletlerinin hukuk sistemlerinde insan hak ve özgürlükleri, adil yargılanma, suçsuzluk karinesi, susma hakkı ve savunma hakkı gibi konularda yeni düzenlemeler yapılmasını zorunlu kılmıştır.

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunumuz, Almanya'dan alınmış; ancak, Alman Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda yapılan değişiklikler ve yeni düzenlemeler, zamanında usul yasamıza aksettirilemediği için, adil yargılanma, insan hak ve hürriyetleri, susma hakkı, avukat bulundurma zorunluluğu gibi konularda ve davaların süratle bitirilip, neticelendirilmesinde, ülkemizde, çeşitli aksaklıklar meydana gelmiştir.

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun tümden değiştirilmesi yolunda, ülkede, iki kez ciddî çalışma yapılmış; 1946 ve 1951 yıllarında yapılan çalışmalardan, 1951 yılında hazırlanan tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilmiş olmasına rağmen, ne yazık ki, yasalaştırılamamıştır. Geride kalan yetmişbeş yıllık süre içerisinde, 27 kez değişiklik yapılmasına ve yeni düzenlemeler getirilmesine rağmen, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun çağdaş normlara ve değerlere uydurulmasında, yeterince başarılı olunamamıştır.

Değerli milletvekilleri, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun asıl amacı, düzenin korunmasıyla, temel hak ve hürriyetler arasında bir denge kurulması, insan hakları ihlallerine meydan verilmeden, adil bir yargılamayla gerçeğe ulaşılması ve yine, adil yaptırımlara hükmedilmesidir. Bu amaçla ve hukuk devleti ilkesi gözetilerek, çağdaş norm ve değerlere uygun, düzenin korunması ile temel hak ve hürriyetler arasında dengeli, uygulamada karşılaşılan çeşitli aksaklıkları giderici ve davaların süratle görülüp sonuçlandırılmasını sağlayacak teknolojik gelişmelere ve yeniliklere yer veren bir yeni Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hazırlanması gereği ortaya çıkmıştır. Hazırlanan bu görüştüğümüz tasarı, uzun bir çalışmanın ürünüdür. Gerçekten, 1999 yılından bu yana yürütülen çalışmalar, tasarının Türkiye Büyük Millet Meclisine sevkinden sonra da, titizlikle sürdürülmüştür. Beş yıldan beri hazırlıkları yapılan bu yasa tasarısının, 17 Aralık tarihine yetiştirileceği nedeniyle aceleyle yasalaştırılmaya çalışıldığı iddiası, bu belirtilen nedenlerle yerinde değildir.

Tasarının Adalet Komisyonuna gelmesinden sonra, başta milletvekilleri olmak üzere -ki, bu, yaklaşık sekiz ay önceydi- bütün üniversitelere, barolara, sivil toplum örgütlerine ve ilgili diğer kişi ve kuruluşlara tasarı gönderilmiş, tasarı hakkında görüş ve düşünceleri istenmiş ve bu davete uyup görüş ve düşüncelerini bildiren bütün kişi ve kuruluşların görüşleri de, yapılan çalışmalar sırasında dikkate alınmıştır.

Değerli milletvekilleri, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunumuzun isminin Ceza Muhakemesi Kanunu olarak değiştirilmesi, ceza muhakemesi kavramının içerisinde, muhakemeyle ilgili usul işlemlerinin de bulunması nedeniyle, ayrıca, usul sözcüğünün kullanılmaması noktasında yerinde bir düzenleme olmuştur.

Tasarının, ülkemizde ilk kez uygulanacak birçok yeniliği beraberinde getirdiğini söylemek mümkündür. Bunlardan önemli olan bazıları şunlardır: Adlî kontrol sistemi, haksız yakalanan ve tutuklananların tazminat istemi ve bunlarla ilgili dava koşulları, devlet sırlarının mahkemeler için gizlilik sayılmayacağı, adlî kolluk sistemi ve görevleri, mağdur ve şikâyetçilerin, barodan kendileri için avukat tayin etme isteme hakları, tüzelkişilerin soruşturma ve kovuşturma aşamalarında temsili, yine, takibi şikâyete bağlı suçlarla ilgili olarak uzlaşma müessesesi ve istinaf sistemi, düzenlemeyle getirilen önemli yeniliklerdir.

Değerli milletvekilleri, tasarının görüşülmekte olan 250, 251 ve 252 nci maddelerindeki düzenlemeler, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda daha önceden yapılan değişiklikle, devlet güvenlik mahkemelerinin kaldırılmasına ilişkin olan 5190 sayılı Kanunla, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa eklenen 394/a ile 394/d maddelerindeki değişiklikler ve yine, yeni Ceza Yasamızdaki bazı suçlarla ilgili düzenlemeler dikkate alınarak yapılmıştır. Buna göre, yeni Ceza Kanunundaki 188 inci maddenin beşinci bendinde yazılı olan, örgütlü uyuşturucu imal, ithal ve ihraç suçları, Ceza Kanununun belirli bölümlerinde yazılı bazı istisnalar haricindeki, devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar, anayasal düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya ilişkin suçlar ve devlet sırlarına karşı işlenen suçlar ile casusluk suçlarıyla ilgili davaların, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine, Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı çevresi birden fazla ili kapsayacak şekilde belirlenecek illerde görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülmelerine ilişkindir.

Yine, yapılan düzenlemeler, bu ağır ceza mahkemelerinde görev alacak başkan ve üyelerin, adlî yargı adalet komisyonunca başka mahkemeler ve işlerde görevlendirilmemesine, görevli savcıların başka mahkemeler ve işlerde görevlendirilmemesine ilişkindir.

Keza, soruşturma ve kovuşturma yetkileri, gözetim süreleri, istinabe, acele işlerden sayılmayla ilgili durum ve mahkemenin disiplinine ilişkin düzenlemeler, bu 3 maddede ayrıntılarıyla düzenlenmiştir.

Tasarıdaki yeni düzenlemelerden biri, demin belirttiğim gibi, uzlaşma sistemidir. Usul hukukumuz uzlaşmayla yeni tanışmaktadır. Şahsen, ben, çok sınırlı tutulduğu kanaatindeyim; çünkü, bildiğiniz gibi, ancak takibi şikâyete bağlı suçlarla ilgili olarak uzlaşma yapılabilecektir. Uzlaşma, hem soruşturma aşamasında cumhuriyet savcılıklarınca hem de kovuşturma aşamasında mahkemelerce yapılabilecektir.

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi, durum şöyle olacaktır: Uzlaşmaya tabi bir suç için, cumhuriyet savcısı, faile sorumluluğunu kabul edip meydana gelen zararı tümüyle karşılamasını veya zararın büyük kısmını karşılamasını teklif etmekte, failin sorumluluğunu kabul edip zararın tümünü veya önemli bir kısmını karşılayacağını kabul etmesi halinde durum mağdura bildirilmekte, mağdurun da bunu kabul etmesi halinde soruşturma durdurulmakta ve tarafların bir avukat üzerinde anlaşamamaları takdirde barodan görevlendirilmesi istenecek bir veya birden fazla avukatın uzlaştırmacı olarak tayin edilmesiyle işlem yürüyecektir. Uzlaştırmacı avukat, otuz gün içerisinde tarafları anlaştırmaya çalışacak; anlaştırma işlemleri gizli olacak; anlaşamama halinde, uzlaşma işlemleri sırasındaki beyan, belge ve açıklamalar gizli tutulacak, failin belli olayları ve suçunu ikrar etmesi aleyhine delil olarak kullanılamayacak; ancak, uzlaşma halinde verilecek rapor üzerine, fail, meydana gelen zararın tümünü veya mağdurun kabul ettiği orandaki ödemeyi yaptıktan sonra -ki, bu ödemeye uzlaştırma giderleri de dahildir- savcılık aşamasında takipsizlik kararı, mahkeme aşamasında da yine ortadan kaldırma kararı verilecektir; ki, bu, demin belirttiğim gibi, çok önemli; ama, eksik bir düzenlemedir. Gönül isterdi ki, diğer birkısım suçlarda da, bu şekilde, tam tazmin veya büyük ölçüde tazmin, cezalarda bir indirim sebebi olsaydı.

Değerli arkadaşlar, tasarının hazırlanmasında, bugüne kadar, birçok kişinin emeği geçmiştir. Ben, gerek bizim dönemimizde gerek bundan önce bu tasarıyla ilgili olarak çalışan, emek veren herkese, Adalet Komisyonunun ve altkomisyonun Değerli Başkan ve üyelerine, Değerli Adalet Bakanımıza, Adalet Bakanlığının değerli bürokratlarına, bu tasarıya katkıda bulunan siz milletvekillerimize, üniversitelerimizden, Yargıtaydan ve diğer sivil toplum örgütlerinden katkıda bulunan herkese teşekkür ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayın lütfen.

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Tamam Sayın Başkanım.

Türk hukuk tarihinde çok önemli bir yeri olacağına, gelecek elli yıla, yüz yıla hükmedeceğine inandığım bu yasanın ülkemiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını, hayırlar getirmesini diliyor; bu vesileyle, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Nuri Akbulut (AK Parti, Erzurum). “Ceza muhakemeleri usuhlü kan.tas.(s.s.698)”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 4 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-nuri-akbulut-22-2004-12-04-ceza-muhakemeleri-usuhlu-kan-tas-s-s-698 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
