# 2006 merkezi bütçe kan.tas.(kültür ve turizm, devlet opera ve balesi, devlet tiyatroları, çalışma ve sosyal güvenlik, sosyal güvenlik kurumu,) 14 uncu turda

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Nuri Akbulut (AK Parti, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim
- **Tarih:** 22 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(KÜLTÜR VE TURİZM, DEVLET OPERA VE BALESİ, DEVLET TİYATROLARI, ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU,) 14 UNCU TURDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-nuri-akbulut-22-2005-12-22-2006-merkezi-butce-kan-tas-kultur-ve-turizm-devlet-opera-ve-balesi

> Mustafa Nuri Akbulut (AK Parti), 22 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(KÜLTÜR VE TURİZM, DEVLET OPERA VE BALESİ, DEVLET TİYATROLARI, ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU,) 14 UNCU TURDA); konuşma 1.032 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığı 2006 yılı bütçesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde, son yıllarda, kültür ve turizm alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan ülkemiz, birçok farklı uygarlığa evsahipliği yapmıştır ve bu nedenle, çok sayıda kültür varlığına sahiptir. Sahip olduğumuz bu kültürel mirasımızın korunması noktasında, bunların geliştirilmesi ve sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere ulaştırılması noktasında, hükümetimiz, belirli bir program dahilinde dikkatli bir çalışma yürütmektedir.

Diğer yandan, ülkemiz turizminde yaşanan gelişmeler, diğer ülkelerde şaşkınlıkla izlenmekte, son zamanlarda dünyada ve Avrupa turizminde yaşanan daralmalara ve sezon başlangıcında bazı siyasetçilerimizin süreci etkileyecek olumsuz açıklamalarına rağmen, 2005 yılı için hedeflenen 20 000 000 turist sayısı senenin ilk onbir ayında elde edilmiş ve turizm gelirlerinin millî hâsıladaki payı önemli ölçüde artmıştır.

Hükümetimiz, yalnızca, kültür ve turizm alanında değil, devletin geleceği ve milletin refahı için büyük bir gayretle çalışmakta, ayrım gözetmeden tüm vatandaşlarımıza hizmet etmeyi mukaddes bir görev saymaktadır. İktidarının üçüncü yılında, başta, ekonomik, sosyal ve siyasal alanlarda olmak üzere, iç ve dışpolitikada elde edilen başarılar dünyada takdirle, hayranlıkla karşılanmakta, yıllardan beri ertelenerek çözümsüz hale getirilen ülke problemlerinin çözümü milletimize gurur vermekte, yarınlara ilişkin güvenini yeniden kazandırmaktadır.

Bu nedenle, Adalet ve Kalkınma Partisi, uyguladığı gerçekçi ve dürüst politikalarla, şimdiye kadar hiç olmadığı şekilde milletimizin desteğini ve güvenini kazanmıştır ve bu destek ve güven her geçen gün artarak sürmektedir.

Sayın milletvekilleri, ülkemizin arzu edilen refah seviyesine ulaşmasında muhalefete de büyük görev düşmektedir; ancak, ne yazık ki, ülkemizde muhalefet, ülke sorunlarına duyarsız, çözüm üretemeyen ve gerçekdışı iddialarla sürekli iktidar uygulamalarını eleştiren bir görünüm sergilemekte ve bu nedenle inandırıcılığını her geçen gün daha fazla yitirmektedir.

Ülkemizde yaşanan gelişmeler, dünya çapındaki siyasetçiler, ilim adamları, finans yöneticileri, yatırımcılar, kredi kuruluşları ve kısaca bu alanda otoriter olan herkes tarafından takdir edildiği halde, muhalefet, anlamsız bir kıskançlıkla ve güneşi balçıkla sıvamak gibi boş bir gayretle yapılanları karalamaya, yok saymaya çalışmaktadır.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Atma be Mustafa!

AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) - Atma, din kardeşiyiz!

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Muhalefet partileri, genellikle kolaycı bir yaklaşım ve yöntemle Başbakanın konuşmalarını takip ederek, kendilerine göre fırsatlar yakalamaya çalışmakta…

AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) - Sen muhalefeti eleştirmeyi bırak, yaptıklarını anlat.

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - …bazı kelimeler alınarak ve bu görüşler çarpıtılarak, bu şekilde siyaset yapılmaktadır. Sayın Başbakanımızın konuşmalarından alınan, zina, ulema, mozaik ve çimento kelimelerinin nasıl istismar edildiği, nasıl hayalî felaket senaryoları üretildiği ve Anayasanın değiştirilemez maddelerini değiştirmeye çalışıyorlar gibi uçuk iddialarla bir bardak suda nasıl fırtınalar koparıldığı hepinizin malumudur.

Sayın milletvekilleri, ülkenin hızla kalkınması, muhalefet partilerinin siyasî gelecekleri açısından endişeyle karşılanabilir; ancak, hızla kalkınmakta olan ülkemizin ilerlemesini durdurmaya, yavaşlatmaya, engellemeye çalışmanın ne vatan ve millet sevgisiyle ne de halkçılık, devletçilik ve milliyetçilik anlayışlarıyla izahı mümkün değildir. Hükümetin başarılı çalışmalarını engelleme çabaları yalnızca siyasî partilerde değil dışarıdaki bazı çevrelerce de yürütülmektedir. Değerleri milletin değerleriyle örtüşmeyen bu kesimlerin milletle bütünleşen iktidarın başarılarını içlerine sindirmesi elbette kolay değildir. Son günlerde türban, imam-hatip, içki yasağı, Göztepe Parkına cami yapılması gibi haberlerin abartılı bir şekilde sürekli olarak gündemde tutulmaya çalışılması bu tür çabalardandır. Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde benzer faaliyetlerin planlı bir şekilde ve bazı çevrelerde ittifaklar da yapılmak suretiyle sürdürülmesi beklenen bir gelişmedir.

Yeri gelmişken şunu hatırlatmak isterim ki, Sayın Cumhurbaşkanımızın, katıldığı TÜSİAD toplantısında Cumhuriyet Halk Partili yetkililerden dinlediğimiz türden haksız eleştirilerle ve bir siyasî parti lideri gibi hükümet uygulamalarını eleştirmesi, Cumhurbaşkanlığı makamının tarafsızlığı ilkesiyle bağdaşan bir davranış olmamıştır.

Diğer yandan, TÜSİAD adına Yönetim Kurulu ve Yüksek İstişare Konseyi Başkanları tarafından yapılan son açıklamada, kuruluş amacı dışına çıkılarak millet iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisinin, onun bağrından çıkan Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ve Yüce Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız mahkemelerimizin pervasızca eleştirilmesini, yasama faaliyetlerinden yargıya, hükümet uygulamalarından Avrupa Birliği ilişkilerine, seçim sisteminden Kıbrıs sorununa kadar her konuda yasama organına, hükümete ve yargıya neredeyse emir ve talimatlar verilmesini şiddetle kınıyorum.

Bu açıklama, en hafif şekliyle haddini bilmezlik ve büyük bir saygısızlıktır. Sahip oldukları ekonomik gücü her şeyin üstünde gören bu zihniyete millet iradesiyle kıyaslanmayacak konumlarını hatırlatıyor, demokratik parlamenter sistemdeki yerlerini, kuruluş amaçlarını, görev, yetki ve sorumluluklarını idrak edemeyen bu kişilere, parlak görüşlerini, kendi alanlarında kullanılmak üzere, aynen iade ediyorum.

Değerli milletvekilleri, gelişmekte olan ülkemizde, bazıları, hâlâ, dar siyasî kalıpları dışına çıkamamaktadır. Bu ülkede, Müslüman bir kadının inancı gereği başını örtmesinin ancak saygı duyulacak bir davranış olduğunu bilemeyen ve onlara "rahibeye benziyorsun" diyebilecek kadar, inançtan, inanca saygıdan, din ve vicdan hürriyetinden yoksun aydın geçinen kişilerin, "imam-hatipli bir Başbakanı içime sindiremiyorum" diyecek kadar demokrasiden nasibini almamış hazımsız meslek odası başkanlarının, mahkemece birkaç suçtan tutuklanan sanık için "bu şahsa sahip çıkmak, cumhuriyete sahip çıkmakla eş anlamlıdır" diyebilecek anayasa hukuku profesörlerinin, Anayasada açıkça yasaklanmış olmasına rağmen, görülmekte olan bir davada mahkeme kararlarını eleştiren, onlara tavsiye ve telkinde bulunan her kesimden çok bilmişlerin, mahkemenin tutuklamayla ilgili kararını etkileyebilmek için duruşma salonlarına doluşan milletvekillerinin ve onları oraya gönderen siyasî partilerin bulunduğu unutulmamalıdır. Her zeminde demokrat, aydın, ilerici, çağdaş geçinen bu kesimler, sözü edilen değerleri, ancak işlerine geldiği ölçüde sahiplenmektedir. Bunlar, üniversite öğretim üyeleriyle birlikte yaptıkları gösteri yürüyüşünde "ordu göreve" pankart ve sloganlarıyla orduya davetiye çıkaracak kadar demokrat, "Türkiye'de hukuk yoktur, yargı yozlaşmıştır, adalet çürümüş, hukuk tükenmiştir" sözleriyle hukuku ayaklar altına alacak kadar hukuka saygılı, milletimizin sosyal sorunlarından tamamen habersiz ve onlara kayıtsız olmalarına rağmen sosyal, Avrupa Birliğiyle müzakerelerin başlatılmış olma başarısını içlerine sindiremeyerek, neredeyse, Avrupa Birliği üyeliğini reddedecek kadar çağdaş ve ilerici, demokratik seçimlerle iktidara gelen Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı "vatandaşlarım, sizlere sesleniyorum, bu memleketin kaderine lütfen el koyun; kadınları, erkekleri, Barolar Birliğini, sivil toplum örgütlerini, bilim adamlarını göreve sahip çıkmaya çağırıyorum" sözleriyle halkı iktidara karşı harekete çağıracak kadar Anayasaya ve Anayasal yeminine sadık ve bu oranda millet iradesine saygılıdırlar!..

HALUK KOÇ (Samsun) - Anayasaya sadık olmakla ne ilgisi var bunun be!

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Değerli milletvekilleri, milletimiz, her zamanki gibi, tüm gelişmeleri dikkatle ve sabırla takip etmektedir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, bu ne bütçesi; Adalet Bakanlığı bütçesi mi, yoksa, Kültür Bakanlığı bütçesi mi?!

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Elbette, günü geldiğinde yapılması gerekeni en iyi şekilde yapacak, devletin geleceği ve milletin refahı için büyük bir inanç ve kararlılıkla, gece gündüz demeden çalışanlarla, onları engellemeye, yavaşlatmaya ve durdurmaya çalışanları, karanlıktan, korkudan ve anarşiden medet uman korku tacirlerini, oyun içinde oyun ustalarını birbirinden ayıracaktır.

Değerli milletvekili arkadaşlarım…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Nuri Akbulut (AK Parti, Erzurum). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(kültür ve turizm, devlet opera ve balesi, devlet tiyatroları, çalışma ve sosyal güvenlik, sosyal güvenlik kurumu,) 14 uncu turda”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-nuri-akbulut-22-2005-12-22-2006-merkezi-butce-kan-tas-kultur-ve-turizm-devlet-opera-ve-balesi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
