# 4306 ve 4481 sayılı kan. değişiklik yap. hak. kan. (gelirvergisi vergi usul kanunu)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Özyürek (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim
- **Tarih:** 19 Aralık 2002
- **Gündem:** 4306 VE 4481 SAYILI KAN. DEĞİŞİKLİK YAP. HAK. KAN. (GELİRVERGİSİ VERGİ USUL KANUNU)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2002-12-19-4306-ve-4481-sayili-kan-degisiklik-yap-hak-kan-gelirvergisi-vergi

> Mustafa Özyürek (CHP), 19 Aralık 2002 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 4306 VE 4481 SAYILI KAN. DEĞİŞİKLİK YAP. HAK. KAN. (GELİRVERGİSİ VERGİ USUL KANUNU)); konuşma 1.970 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz vergi kanun tasarısı hakkında, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini açıklamak üzere huzurlarınıza gelmiş bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de, ne yazık ki, katılımcı demokrasiyi yerleştirmeyi bir türlü başaramadık. Hep böyle yangından mal kaçırır gibi konuları görüşüyoruz ve biraz önce değerli milletvekillerimizin haklı tepkisine neden olan olaylara meydan veriyoruz. Bu kanunun önemini biliyorum, yılbaşına kadar yasalaşması gerektiğini biliyorum; ama, ne olur hepimizin inceleyeceği kadar bir vakti tanısak ve tasarıları, komisyonun raporlarını dağıtsak ve bütün değerli milletvekilleri enine boyuna inceleseler, görüşlerini açıklasalar, bilerek oy kullansalar ve bilerek yasalaştırdığımız tasarılara hep birlikte sahip çıksak. Bunu, özellikle istirham ediyorum; çünkü, katılımcı demokrasi, şeffaflık ancak bu şekilde sağlanabilir.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de, Parlamentomuzda, ne yazık ki, bir kötü alışkanlık var. Önce, kanun tasarıları ilgililere ulaştırılır; sonra, komisyon toplanır. Komisyonda, herhalde bu tasarı görüşülecektir diye herkes hazırlığını yapmışken, geceyarısı bir önerge gelir ve o önerge, daha önce sunulmuş olan tasarıdan çok daha önemli vergi değişikliklerini içerir.

Ne yazık ki, Parlamentomuzda, bir sadeleşme olmuştur, ikili bir yapı vardır; biz, muhalefet partisi olarak, yapıcı, her türlü konuda destek sağlayan bir partiyiz; hiç yoksa, bu rahat ortamda birbirimizi anlayan, birbirimizin çalışmasına kolaylık getiren bir düzeni tutalım diye beklerdik; ama, Plan ve Bütçe Komisyonumuzun toplantısında, yine, bir geceyarısı bir önerge geldi. Komisyonumuz, biraz önce, tasarının birkaç maddesini niçin çekti, bilmiyorum; belki, yazılanlar, çizilenler nedeniyle çekmiştir. Komisyonda büyük tartışmalara neden olan ve Cumhuriyet Halk Partisine mensup milletvekillerinin şiddetle karşı çıktığı hayat standardı esası bir geceyarısı önergesiyle getirilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu Parlamentoda iradenin tam olarak tecelli etmesini isteyen milletvekilleri olarak, bunu büyük üzüntüyle karşılıyoruz. Hükümetten ve komisyon başkanlarımızdan, milletvekillerimize, konuları enine boyuna inceleyecek fırsatı verecek şekilde, önergeleri, tasarıları zamanında getirmelerini istiyoruz; çünkü, değerli arkadaşlarım, vergi gibi, toplumsal hayatı yakından ilgilendiren tasarıları, teklifleri enine boyuna görüşmezsek yanlış yaparız.

Kanun çıkarmak kolaydır, özellikle, bu Parlamentoda çok daha kolaydır; tek başına bir siyasî partimiz, büyük çoğunluğa sahiptir; ama "yaptım oldu, ben istedim kanunu çıkardım" demekle sorunu çözemezsiniz. Demokratik kitle örgütlerinin görüşlerini almadan, toplumsal mutabakatı sağlamadan çıkaracağımız vergi kanunları hayata geçemez. Yine, burada, bunun çok acı bir örneğiyle karşı karşıyayız.

1998 yılında büyük umutlarla çıkarılmış olan malî milat yasası, bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisine, kaldırılması tasarısıyla gelmiştir. Peki, 1998'de bunu yaşadık, 4444'le bunu erteledik; şimdi, oturalım, yeni baştan, Türkiye'nin gerçeklerini, vergi tekniklerini, bütün hususları dikkate alarak, kalıcı, basit, mükellefin kolayca anlayacağı, malî müşavirin kolayca anlayacağı, halkın kolayca anlayacağı ve gönüllü olarak uygulayabileceği bir kanun tasarısını, hep birlikte oluşturalım değerli arkadaşlar. Ben, özellikle, hükümetimizden, komisyonumuzdan ve AKP Grubundan, bundan böyle yapılacak vergi düzenlemelerinde, bir toplumsal mutabakatı aramalarını, muhalefetle bir görüşme imkânını açık tutmalarını özellikle rica ediyorum. Bunu, kişisel olarak veya Grubum adına istiyor değilim, bunu, kalıcı, ayakları yere basan vergi kanunları yapabilelim diye istiyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, 3 Kasımdan beri, toplumda bir bahar havası, Cumhuriyet Halk Partisi ile iktidar partisi arasında uzlaşma, dayanışma havası var; bunların hepsi güzel, biz de buna destek veriyoruz. Daha geçen gün, burada, oybirliğiyle Anayasa değişiklikleri yaptık; önemli bir demokratikleşme paketini, oybirliğiyle, yürürlük maddeleri hariç, kabul ettik. Peki, böylesi bir muhalefet partisine, daha tasarıları hazırlamadan, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmadan bir danışmak çok mu zordu?! Eğer, bize danışılmış olsaydı değerli arkadaşlarım, bugün, AKP Grubu olarak güç durumla karşı karşıya kalmazdınız; hayat standardı esası gibi çağdışı bir vergi tasarısını Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonundan geçirmek ve bugün burada geri çekmek durumuyla karşı karşıya kalmazdınız. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, şimdi, Komisyon geriye çekti. Ne olacak; herhalde -gazetelerden öğrenebildiğimize göre- hayat standardı esasından vazgeçilecek.

Şimdi, hayat standardı esasının çağdışı bir vergi sistemi olduğuna dair, bunun, Gelir Vergisini bir kelle vergisine dönüştürdüğüne dair yüzlerce kitap var, makale var; ben Mustafa Özyürek olarak, en az yüz tane makale yazdım. Peki, bu yazılanlardan, çizilenlerden, uygulamalardan, toplum olarak, iktidar olarak hiç ders almayacaksak, hiç değerlendirmeyeceksek, bütün emeklerimiz boşa gidiyor demektir. Hiçbir şeye üzülmüyorum da, yazdığım bunca makaleye üzülüyorum değerli arkadaşlarım; boşuna mürekkep tüketmişiz, boşuna harcamışız.

Şimdi, bugün, ben beklerdim ki, yeni bir başlangıç yapmak üzere olan siyasî iktidarımız, önümüze bir vergi reform tasarısıyla gelsin; Türkiye'de kayıtdışılık mı var, biz, bunu önleyecek şu şu şu tedbirleri alıyoruz desin; Türkiye'de vergi dağılımında büyük haksızlık var, adaletsizlik var, vergi sistemi karmakarışık hale gelmiş, bunu düzeltmek için şu şu önlemleri alıyoruz desin ve biz de, gönül huzuruyla, helal olsun diyelim ve oy verelim, destek verelim; ama, ne gördük; bu iktidarın.... Bunları söylerken üzüntü duyuyorum, kırk senesini vergiciliğe adamış bir insan olarak üzüntü duyuyorum; her seferinde, her kanunu, her tasarıyı bir reform geliyor mu diye, acaba, ucundan kıyısından düzeni daha güzel hale getiririz mi diye umutla beklemiş bir arkadaşınız olarak, bu tasarılar görüşülürken üzüntü duyuyorum.

Değerli arkadaşlarım, şu anda neler yapıyoruz; öncelikle, 1994 yılında nereden buldun yasasını çıkarmıştık, onu kaldırıyoruz; 1998 yılında malî milat yasasını çıkarmıştık, onu kaldırıyoruz; 1999 Marmara Bölgesi depremi bahanesiyle; yani, bir bunalımla, bir krizle mücadele etmek üzere çıkardığımız vergi kanunlarından, bir defaya mahsus diye çıkardığımız, olağanüstü nitelikte diye çıkardığımız vergi kanunlarından Özel İşlem Vergisinin, Özel İletişim Vergisinin yürürlüğünü uzatıyoruz.

Türkiye, ne yazık ki, krizlerden kurtulamıyor değerli arkadaşlarım. Her iktidar siyasî krize duçar olunca, geliyor Türkiye Büyük Millet Meclisine; diyor ki: "Bu bunalımı aşıncaya kadar, bir defaya mahsus, olağanüstü vergi çıkarma yetkisini bana verin."

Tabiî, Meclis, tabiî, halkımız, kriz içinde yaşamak istemediği için, bunalımın önlenmesini dilediği için, bu yetkiyi veriyor. O zaman, 1994 yılında, yine böyle bir kriz ortamında -vergici arkadaşlarım hatırlarlar- Net Aktif Vergisi, ek vergiler gibi pek çok vergi gelmişti. O zaman şunu yazdığımı çok iyi hatırlıyorum: "Bunlar bir defaya mahsus diye geliyor; ama, yol oluyor." Nitekim, olağanüstü vergiler, Türkiye'de, yol olmuştur. Deprem nedeniyle çıkardığımız iki verginin süresini tekrar uzatıyoruz. Hepimiz, yaşarsak göreceğiz, süresi bitince, bu vergiler yine uzatılacak.

Peki, cesaret gösterin, kalıcı hale getirin, daha doğru bir davranış olur. Her seferinde "vallahi billahi, bir defaya mahsustur" diye geliyor, sonra da birbirimizi aldatıyoruz değerli arkadaşlarım. Bunlara lüzum yok; ne yapacaksak, yapalım.

Yine, vergicilikle ilgili şunu söylemek istiyorum: Türkiye, sürekli vergi kanunları değiştiren bir ülke. Artık, pek çok uzman, vergi sistemimizdeki ek maddeleri, geçici maddeleri, ek geçici maddeleri karıştırmış durumda. Geliniz, şu vergi sistemini yeni baştan bir ele alalım.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarıyla kaldırmaya çalıştığımız nereden buldun yasası, malî milat yasası belli nedenlerle çıkarılmıştı, belli amaçlarla çıkarılmıştı ve denilmişti ki: "Türkiye'de büyük bir kayıtdışılık var, Türkiye'de büyük bir vergi kayıp ve kaçağı var, bunlarla mücadele edelim." O gün -zannediyorum Sayın Mesut Yılmaz Başbakan idi, Sayın Zekeriya Temizel Maliye Bakanı idi- önemli bir muhalefet de olmadan kanun çıkmıştı ve demokratik kitle örgütlerinin pek çoğu da bunu desteklemişti; ama, gene kısa bir süre sonra, 4444 sayılı Kanun çıkarılarak, bunun yürürlüğü 2002'nin sonuna kadar ertelendi, şimdi bunu nasıl yürürlükten kaldırırız diye bir çalışma yapıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, o günü çok iyi hatırlıyorum, 1994 yılında Hilton Otelinde bir düğün yapılmıştı ve o düğünde dolarlar havada uçmuştu. Boğazda villalar alınıyordu, yalılar alınıyordu, bazı zenginlerimiz yatlarda, kotralarda geziyorlardı ve ne yazık ki, bu kişilerin araştırdığımızda vergi mükellefiyeti bile yoktu veya çok sembolik düzeyde gelir beyan etmişlerdi. O zaman, denildi ki: "Vergi sistemimizde bir eksiklik var, boşluk var, bunlardan hesap soramıyoruz, nereden buldun sorusunu soramıyoruz, onun için bu yetkiyi bize verin..." O günkü iktidar Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne gelmişti ve Meclis de o yetkiyi hükümete vermişti; ama, 1994 yılından bugüne kadar hiç kimseye nereden buldun sorusu sorulmamıştır. Bunca kayıtdışılığın yaygın olduğu bir ülkede, hiç kimseye, peki arkadaşım, kardeşim, mükellefim, vatandaşım Boğazda bu villayı trilyona aldın, ben senin geriye doğru 10 senelik, 15 senelik vergi beyanlarını inceledim, sen bırak trilyonu, İstanbul Gaziosmanpaşa'da bir gecekondu alamazsın. Bunu nasıl aldın?.. Değerli arkadaşlarım, bu soruyu sormak ayıp mı, günah mı?! Bu soruyu yetki varken de sormadık. Sormayan iktidarlar yanlış yapmıştır. Bugün bu yetkiyi kaldıralım demek de yanlıştır. Bu yanlıştan mutlaka dönülmelidir. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi deniliyor ki: Bu soruyu sorma tehdidi, soruyu sorma iması bile serveti kaçırıyor. Servet korkaktır, ona güvence verelim... Değerli arkadaşlarım, şeffaf toplum diyoruz, dokunulmazlıkları kaldıralım, herkesten hesap soralım diyoruz. Biraz önce Sayın Kapusuz ve arkadaşlarının yolsuzluklarla mücadeleye dair önergelerini mutlulukla dinledik. Peki, bunca kayıtdışılığın olduğu bir toplumda ciddî bir şekilde yolsuzluklarla mücadele edebilir misiniz? Yolsuzluklarla mücadele edebilmek için, onları delillendirebilmek için belge düzenini yerleştirmeniz lazım, kayıtdışılığı önlemeniz lazım, vergi kayıp ve kaçağıyla mücadele etmeniz lazım. Yani, üzerinde konuştuğumuz konular, sadece hazineye vergi sağlama konuları değil; üzerinde konuştuğumuz konular, yolsuzluklarla mücadele ortamını da yok etmektedir değerli arkadaşlar.

Şimdi, halkımız, dargelirlimiz, işçimiz, memurumuz diyebilir ki, siz Mecliste oturdunuz, malî milat, nereden buldun konularında konuşup duruyorsunuz; ben geçim derdindeyim, ben güç durumdayım, ben, vergi ödemekten bıkmışım, benimle ne ilgisi var?.. Halkımızla ilgisi şudur değerli milletvekilleri: Biz, mükelleflerden, işte, o yalısı, villası olanlardan, beş yıldızlı otellerde dolarları havaya atarak düğün yapanlardan vergi alamazsak, halkımızın tükettiği süte, yoğurda, suya, ekmeğe, her şeye Katma Değer Vergisi koyarız ve Katma Değer Vergisi oranlarını yükselterek, o yükü halkımızın sırtından çıkarırız.

Bunu yapamadığımız içindir ki, Türkiye'de, asgarî ücretten bile yüzde 15 vergi alıyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde asgarî ücretten bu düzeyde bir vergi alınmaz. Gücü gücü yetene!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin efendim.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.

İşte, belli kesimler kayıtdışı yaşıyorlar, kayıtdışı yaşamaya devam ediyorlar ve kendilerine yönelik bir önlem olduğu zaman, vergi düzenlemesi yapılmaya çalışıldığı zaman, servetler kaçıyor, ekonomi çöküyor, bunu geri alın diyorlar.

Değerli arkadaşlarım, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak seçim bildirgemizde de yazmıştık. Türkiye, büyük bir kayıtdışı dönemden geçti. Türkiye, kriz ortamlarından geçti. O dönemle ilgili olarak, geliniz, bir beyaz sayfayı birlikte açalım. Örneğin, 2003 sonuna kadar sisteme girecek olan paraların hesabını sormayalım, nereden buldun sorusunu sormayalım; ama, o tarihten sonra da herkes, kazancının kaynağını, gelirinin kaynağını açıklasın.

Onun için biz diyoruz ki, nereden buldunda, malî milatta, ilga edelim kurtulalım, kaldıralım kurtulalım değil, bir revizyon yapalım, ucu açık noktaları netleştirelim, kent rantlarını nasıl vergilendireceksek vergilendirelim -bunların yolları da bellidir- ondan sonra da, belli bir dönemden itibaren de herkes, göğsünü gere gere, ben kazandım, vergimi ödedim, ödediğim vergimle de villamı aldım, yatımı aldım desin. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim kimsenin yatında, katında, villasında gözümüz yok; tek merak ettiğimiz şey şudur: Bu paraların kaynağı nedir? Vergisini ödedi mi ödemedi mi? Benim işçimin, benim memurumun vergisi kaynağında kesilecek, dargelirli insanımız sütünden, yoğurdundan, temizlik malzemesinden yüksek oranlı KDV ödeyecek, çiftçimiz mazot kullanırken yüzde 75'e varan vergi ödeyecek; ama, yatı, katı olan, 1 kuruş vergi ödemeyecek... İşte, değerli arkadaşlarım, çözmemiz gereken budur. Bunun çözümünü getirmeden, sadece "malî miladı kaldırdım" sadece "nereden buldun sorusunu sormuyorum" demek, kayıtdışılığa teslim olmaktır. Kayıtdışılığın trenine binerek, salim bir istasyona ulaşmış hiçbir ülke yoktur. Öyle olsaydı -adını şimdi anmak istemediğim- kargaşa içinde olan pek çok ülke kurtulmuş olurdu.

Kayıtdışılıkla, karaparayla, haram parayla hiçbir yere varılmaz değerli arkadaşlarım. Biz, vergisi ödenmiş kazançtan yanayız. Vergi dairelerimizin önünde yazardı, hâlâ yazıyor mu bilmiyorum "vergilendirilmiş kazanç kutsaldır" diye. Biz kutsal kazançtan yanayız, herkes kutsal kazancıyla istediği yatırımı yapsın, istediği işi yapsın, haram paraya hep birlikte karşı çıkmalıyız değerli arkadaşlarım.

Dünden beri bütün milletvekillerimizin, her partiye mensup milletvekillerimizin telefonları kilitlendi, esnafımız, avukatımız, doktorumuz, muhasebecimiz her türlü iletişim araçlarıyla arayıp diyor ki "bu hayat standardı esası kalkmıştı, dediniz ki, son olarak 2002 Martında uygulanacak bundan sonra uygulanmayacak." Seçim meydanlarından yeni geldik, AKP'li arkadaşlarım da meydanlardan yeni geldi; bir tek milletvekili yoktur ki "biz gelirsek hayat standardı esasını yeniden getireceğiz" diye vatandaşa söz vermiş olsun ve soran her mükellefe her esnafa da denilmiştir ki: "Biz hayat standardı esasına karşıyız ve kesinlikle bunu getirmeyeceğiz." Biz Cumhuriyet Halk Partili üyeler olarak bu sözü vererek geldik, bu söz doğrultusunda, hayat standardı esası gibi çağdışı bir sistemi tekrar yürürlüğe sokmak isteyen önergeye yukarıda Plan ve Bütçe Komisyonunda arkadaşlarımız karşı çıktı, bugün burada Genel Kurulda da karşı çıkıyoruz. Biraz sonra inşallah geri çekilir, inşallah vazgeçilir, bundan da büyük mutluluk duyarız; ama, keşke buralara gelmeseydik, keşke, esnafı, avukatı, doktoru, muhasebeciyi ayaklandırmasaydık, kimseyi huzursuz etmeseydik ve bu durumla karşılaşmasaydık.

Değerli arkadaşlarım, bir önemli üzüntümü de izninizle sizlerle paylaşmak istiyorum. Şimdi, hükümetimiz, Sayın Başkan Recep Tayyip Erdoğan "22 gün, 25 gün oldu biz göreve başlayalı" demiş.

Şimdi, tasarı geldi, yukarıda, Plan ve Bütçe Komisyonunda arkadaşlarımızla birlikte o tasarıyı biz inceledik, belli görüşlerimizi oluşturduk; sonra, geceyarısı, işte bu hayat standardı esası geldi. Buna karşı arkadaşlarımız direndi

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “4306 ve 4481 sayılı kan. değişiklik yap. hak. kan. (gelirvergisi vergi usul kanunu)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2002. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2002-12-19-4306-ve-4481-sayili-kan-degisiklik-yap-hak-kan-gelirvergisi-vergi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
