# Çalışma saatleri hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Özyürek (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim
- **Tarih:** 16 Mart 2003
- **Gündem:** ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2003-03-16-calisma-saatleri-hakkinda

> Mustafa Özyürek (CHP), 16 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA); konuşma 885 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Aleyhte söz istiyorum Sayın Başkan.

OĞUZ OYAN (İzmir) - Aleyhte söz istiyorum Sayın Başkan.

FARUK ÇELİK (Bursa) - Lehte söz istiyorum Sayın Başkan.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Lehte söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özyürek; ilk söz sizin.

Süreniz 10 dakika.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Adalet ve Kalkınma Partisinin gündemin değiştirilmesiyle ilgili önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Meclis çalışmalarını çok yakından izleyememişseniz, her gün yeni bir özel gündem tespit edildiğini görürsünüz. Tabiî, böylesine bir karmaşa içinde, konuların sağlıklı bir şekilde görüşülmesi, ne yazık ki, mümkün olmuyor. Daha önce, yine, iktidar partisinin önerisi doğrultusunda, iş kanununu 48 saat geçmeden öncelikle görüşelim diye bir öneri buraya geldi ve kabul edildi. Onu görüşmeye başladık. Belli maddelere kadar geldik. Sonra, komisyon ve hükümet yerinde yoktur diye onu erteledik. Emekli Sandığı Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin tasarıyı görüşmeye başladık. Bugün ise, iş kanunu gündemdeki yerini korusun; ama, onu görüşmeyelim; arkasından emekli kanununu tamamlayalım; üçüncü sırada da, dün yine öncelikle komisyonda görüşülmesi yönünde karar alınan, iş güvencesi diye nitelendirilen yasanın yürürlüğünün 30 Hazirana kadar ertelenmesine dönük bir kanun teklifini görüşelim diyoruz.

Şimdi, bu kadar kargaşa ve karmaşanın altında yatan nedir; bunun altında yatan şudur değerli arkadaşlarım: Daha önce başlamış olan bir çalışmayı, iş kanunuyla ilgili olarak yapılan bir çalışmayı, yeni hükümetin ve iktidar partisinin yeteri kadar değerlendirmeden, incelemeden hemen milletvekillerinin önüne getirip, bunu yasalaştırma çabasından doğmaktadır. Bunun yanlış olduğunu, toplumun geniş kesimlerini böylesine ilgilendiren bir yasa tasarısının alelacele görüşülmesinin sakıncalı olduğunu, hep burada, bu kürsüde ifade ettim.

Her gün, Danışma Kurulu çalışmalarıyla ilgili huzurunuza çıkıyor olmaktan, gerçekten, hiç mutlu değilim. Gereksiz bir usul tartışması, gereksiz birbirimizi zorlayan bir tartışmanın, çalışmanın içinde olmaktan, kesinlikle, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak mutluluk duymuyoruz; ama, gruplar arasında yeterli bir diyalog ve uzlaşma sağlanamadığı sürece de, ne yazık ki, burada, usul tartışmalarıyla vaktimizi kaybederiz. Daha sonra, çoğunluğun oyuna dayalı olarak gündemin belirlenmesi ve belli bir görüşmeden sonra da "ne yapalım, çok zorlanıyoruz; muhalefet bunu engelliyor; öyleyse, bunu yarım bırakalım" anlayışı...

Değerli arkadaşlarım, bu, doğru bir anlayış değildir. O zaman da ifade etmiştik. İş yasasıyla ilgili olarak sosyal tarafların bir uzlaşması sağlanmadan ve muhalefet-iktidar uzlaşması sağlanmadan, böylesine kapsamlı bir yasa tasarısını görüşmenin çok zor olacağını ifade etmiştik; o zorluk anlaşıldı. Şimdi "öyleyse, biz de İş Güvencesi Yasasını erteleriz" deniliyor.

Şimdi, 15 Martta İş Güvencesi Yasası yürürlüğe girdi. Şimdi, bu yasayı 30 Hazirana erteliyoruz. İşverenlerimiz, o yasayı biraz abartılı bir şekilde yorumlayarak, pek çok insanın işine son verdiler ve görüldü ki ve bugünkü öneri doğrultusunda da görülüyor ki, 15 Martta yürürlüğe girmesin, haziranda yürürlüğe girsin diyoruz; yani, haziran ayında, tekrar kitlesel işçi çıkarma olayıyla karşı karşıya kalacağız. Şimdi, bu, doğru mu değerli arkadaşlarım?! Böylesine işsizliğin kol gezdiği, güç bela bir yerde iş bulan insanlarımızın, kendilerinin hiçbir kusuru olmadan tekrar kapının önüne konulması, aç biilaç işsizler ordusuna katılması doğru bir yaklaşım mıdır?! Bunun doğrusu neydi; İş Kanunu Yasa Tasarısını, 15 Mart gelmeden, belli bir uzlaşmayla buraya getirip, daha önceki bir tarihte yasalaşmasını sağlamaktı. Bu yapılmayınca, işte, herhalde hiç kimsenin istemediği bir olayla karşı karşıya kaldık ve pek çok insan işsiz kaldı. Şimdi, korkarım ki, haziran ayında da benzer olaylar yaşanacak, yine pek çok insan işsiz kalacak.

Değerli arkadaşlarım, burada, değerli grup başkanvekillerimiz ifade ettiler. "biz, sosyal taraflarla mutabık kaldık" dediler; ama, bugün Türk-İşin, DİSK'in açıklamalarından görüyoruz ki, - böyle bir mutabakat yok ve bugün, biraz sonra görüşeceğimiz, çoğunluk partisinin önerisi doğrultusunda gündeme alınması istenen, İş Güvencesi Yasasının ertelenmesi konusunda da herhangi bir mutabakat yok. İşverenlerin böyle bir talebi var; demeçlerinden anlıyorum; basına bu yansımış; ama, işçi kesiminin, çalışan kesimin, zaten yetersiz olan, zaten önemli eksikleri bulunan bu yasadan da, yani iş güvencesinden de mahrum kalmak istemedikleri anlaşılıyor ve "bizim, kesinlikle, hiç kimseye bir sözümüz yoktur" diyorlar. Sayın Başbakan, kendilerini çağırmış, konuşmuş; ama, herhangi bir uzlaşma sağlanamamış.

Değerli arkadaşlarım, ayın 15'inde bu yasa yürürlüğe girdi. Yürürlüğe giren bir yasayı 30 Hazirana ertelemek, anayasal açıdan da büyük sorunlar yaratıyor. Anayasa Komisyonu Başkanımız Sayın Kuzu'nun bugün basında da bir açıklaması var "bu, belki, mahkemeler tarafından çözülecek bir konudur" diyor. O kargaşa arasında, siz, 30 Hazirana erteleseniz bile, belki, bu kanun hukuken yürürlüktedir anlayışıyla, yine, pek çok insanın işsiz kalmasına, korkarım ki, vesile olacağız.

Değerli arkadaşlarım, onun için, geliniz, bu yarım kalan iş kanununu, aramızda uzlaşarak, iyileştirerek çıkaralım; işçileri de mağdur etmeyelim, işverenin özellikle üzerinde durduğu noktaları da belli şekilde çözmeye çalışalım. Doğru yaklaşım budur, bunun gereği budur.

Değerli arkadaşlarım, bugün, Cumhuriyet Halk Partisine dönük iş dünyasının belli değerlendirmeleri var; diyorlar ki: "Adalet ve Kalkınma Partisinden çok memnunuz, bizim dediklerimizin doğrultusunda görevlerini yaptılar, yapıyorlar, İş Güvencesi Yasasını geri çekiyorlar; ama, Cumhuriyet Halk Partisi, bizi çok üzdü; çünkü, bizim dediğimizi yapmıyor, İş Güvencesi Yasasını yine yürürlükte tutmaya çalışıyor."

Değerli arkadaşlarım, elbette, tüm sivil toplum örgütlerinin görüş açıklama özgürlüğüne saygımız var; ama, izin versinler de, Cumhuriyet Halk Partisi kendi değerlendirmesini kendisi yapsın. Biz, belli mihrakları, belli çevreleri mutlu etmek için politika yapmıyoruz. Biz, halkımızı mutlu etmek için politika yapıyoruz. Biz, altmışbeş milyon için politika yapıyoruz. Bütün iş dünyasının, bizimle ilişkide olmak isteyen herkesin, bunu böyle bilmesinde yarar var.

Bazı çevreler "Cumhuriyet Halk Partisi görevini yapmıyor, Cumhuriyet Halk Partisi etkin muhalefet yapmıyor" diye eleştiriyorlardı; ama, Irak'a müdahale konusundaki tezkere Cumhuriyet Halk Partisinin büyük çabaları sonunda reddedilince, hemen "işte, efendim, yarınınızı düşünün, Amerika bizim stratejik müttefikimizdir, onu darıltmalayım, Cumhuriyet Halk Partisi de yardımcı olsun" demeye başladılar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Çalışma saatleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 16 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2003-03-16-calisma-saatleri-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
