# 10/127, 10/10,10/11,10/36 ve 10/39 sayılı meclis arşt.önergeleri hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Özyürek (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim
- **Tarih:** 21 Ekim 2003
- **Gündem:** 10/127, 10/10,10/11,10/36 VE 10/39 SAYILI MECLİS ARŞT.ÖNERGELERİ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2003-10-21-10-127-10-10-10-11-10-36-ve-10-39-sayili-meclis-arst-onergeleri-hakki

> Mustafa Özyürek (CHP), 21 Ekim 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 10/127, 10/10,10/11,10/36 VE 10/39 SAYILI MECLİS ARŞT.ÖNERGELERİ HAKKINDA); konuşma 1.008 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, Yüce Parlamentonun saygıdeğer üyeleri; hepinizi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanı dinlerken ve Meclisimizdeki katılımın azlığını ve böyle sakin bir havada, sanki çok önemli bir olay olmamış gibi, olayları sükunetle konuşmamızı doğrusu hayretle karşıladım.

Şimdi, Sayın Bakan rakamları verdi, onlara girecek değilim, elbette bunlar resmî rakamlardır, doğru rakamlardır; ama, öylesine korkunç rakamlardır ki, bunun altından bu ekonomi nasıl kalkacak, bu ve benzeri olayların tekrarlanmaması için bu Meclis ve bu hükümet ne gibi önlemler aldı, alacak; bunların hepsinin çok ciddî şekilde konuşulması lazım.

Şimdi, 5 önergeyi birleştirerek konuşuyoruz, hepsi saatlerce konuşulacak bu önergelerle ilgili olarak, böyle sıkışmış, kısaltılmış bir süre içinde konuşmanın zorluğunu çekiyorum.

Değerli arkadaşlarım, öncelikle Cumhuriyet Halk Partisinin bu konularla ilgili iki temel yaklaşımını sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle, bu konularda eleştiri yapıldığı zaman, bazı çevreler diyorlar ki: Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu gibi özerk kurumlar herkese lazımdır, çağdaş ekonominin olmazsa olmaz kuruluşlarıdır, bunlara sataşmayın, bunlara dokunmayın.

Şimdi, biz, 1999 yılı seçim bildirgemizde, ilk kez Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulunun oluşmasını önermiş bir parti olarak, elbette, ekonominin, finans sektörünün, bağımsız, özerk bir kuruluşa ihtiyacı olduğunu her vesileyle ifade ettik. O bakımdan, bizim eleştirilerimiz, bu kurumun şu andaki yanlış uygulamalarınadır, yoksa, kurumun esasına dönük bir eleştirimiz yoktur. Birinci mesele bu.

İkinci mesele: Bazı çevreler, kendi aralarındaki kavgalar nedeniyle, bazı holdinglerin, bazı grupların birbiriyle kavgası nedeniyle, istiyorlar ki, biz, eleştirilerimizi BDDK'ya değil, hükümete değil, bu firmalara, bu kişilere dönük yapalım.

Değerli arkadaşlarım, bizim görevimiz, Parlamentonun görevi, yolsuzlukları, suiistimalleri önleyecek bir düzenin kurulmasını ve bu yolsuzluklara, suiistimallere fırsat veren açıkların kapatılmasını sağlamaktır. Eğer, siz bu önlemleri almıyorsanız, siz bu düzeni kurmuyorsanız, bugün Ali gelir, devleti, affedersiniz, tokatlar gider, ertesi gün Veli gelir, devleti tokatlar gider. Onun için, elbette, şahıslar, bu yolsuzluğu yapan her kimse, sonuna kadar takip edilmelidir, yürüttükleri, hortumladıkları paralar kuruşuna kadar alınmalıdır; bunun için, idarî olarak, yasal olarak ne mümkünse yapılmalıdır; onda hiç kuşku yok; ama, bir düzen, bir ekonomik düzen, vatandaşın insafına terk edilemez.

Sayın Bakanın biraz önce verdiği rakamları, 21 bankanın batmış olmasını dinlerken, bizim, âdeta, bankaların batmasını teşvik eden bir sistem oluşturduğumuzu, bunun önlemlerini almadığımızı, acıyla, hep birlikte tespit ettik. O bakımdan, işte, Ali geldi, Veli geldi, Hüseyin geldi...Bunlar gelir; siz kapıyı açık bırakırsanız, bugün de birileri bankaları soymaya devam ediyordur.

Değerli arkadaşlarım, vaktim kısa olduğu için çok ayrıntısına girmek istemiyorum; ama, özellikle, İmar Bankasıyla ilgili birkaç noktayı belirtmek istiyorum.

Birinci mesele -Sayın Bakan ifade etti- İmar Bankasına para yatırmış olan vatandaşların en ufak bir kusuru yoktur; çünkü, bütün bankalar devletin güvencesi altındadır ve bütün bankalarda yatırılmış olan mevduat, daha önce 50 000 000 000 liraya kadar, son İmar Bankası olayından sonra da sınırsız olarak devlet güvencesi altındadır. O nedenle, Sayın Başbakanımızın "niye devlet bankasına yatırmıyorsunuz da gidip özel bankalara yatırıyorsunuz" gibi sözlerinin dikkatsizce konuşulmuş ifadeler olduğunu belirtmeliyim. Vatandaşın gözünde, yasalarımızın gözünde bütün bankalar eşittir. O bakımdan, İmar Bankasına para yatırmış olan insanları suçlamak "mademki oraya para yatırdınız, siz de kapı kapı sürünün" demek doğru değildir.

Sayın Bakanımızın burada söylediği sözleri, verdiği vaadi ciddîye alıyorum. Gerçekten, tanıdığım kadarıyla, son derece ciddî bir insandır ve inanıyorum ki "en kısa zaman" dediğine göre, belki yarından itibaren İmar Bankası mudilerine ödemeler başlayacaktır, başlamalıdır. Bunu, artık, çözülmüş bir konu olarak algılıyorum ve dinleyici localarında da, acaba, bu konuşmadan, bu görüşmelerden bize dönük bir şey çıkacak mı diye merakla bekleyen mudilerin, Sayın Bakanın bu konuşmasıyla bir müjde almış olduklarını diliyorum, geçmişte olduğu gibi, on gün sonra, onbeş gün sonra, verilen sözlerin, bir kez daha hasıraltı edilmemesini diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, görevi, işi, denetim olan, mesleğe böyle başlamış ve hasbelkader banka yöneticiliği de yapmış olan bir arkadaşınız olarak, bu verilen bilgileri, yazılan raporları okuduğum zaman, nasıl olup da bu banka manipülasyonlarının daha önce fark edilmemiş olduğunu anlayabilmiş değilim. Eğer mülkiyedeki hocalarım bana yanlış öğretmemişlerse, eğer Maliye Bakanlığındaki hesap uzmanı üstatlarım bana yanlış bilgi vermemişlerse, eğer, ben, yıllarca bu görevi yaparken, mesleğimin hakkını vermişsem, bu yolsuzluk, İmar Bankasındaki bu olay, olay cereyan ederken, kesinlikle fark edilebilirdi, ve ortaya çıkarılabilirdi. Bunu, bu işi meslek edinmiş, yıllarını bu işe vermiş bir arkadaşınız olarak, açıkça ifade ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, BDDK'nın sitesinde var, basında da geniş olarak birkaç gün önce yer aldı. Şimdi, ne oluyor; 100 000 000 000 lirayı yatırıyorsunuz -yazılanlara göre söylüyorum- 20 000 000 000 lirası resmî kayıtlara geçiyor, 80 000 000 000 lirası ikinci belge veya sahte belge veya sanal belgeye geçiriliyor. Nasıl yok ediliyor diye bakıyoruz; ödendi kaydıyla veya ters kayıtla bunların yok edildiğini görüyoruz.

Şimdi, insafla düşünelim değerli arkadaşlarım; bir bankaya gidiyorsunuz, inceleme yapıyorsunuz, denetim yapıyorsunuz. Bu kadar yoğun ters kaydı gördüğünüz zaman, kuşkulanmaz mısınız, şüphe etmez misiniz?! Şimdi, yeni yeni yöntemler çıktı, yeni yeni teknikler çıktı, onlara girecek değilim. Öncelikle, artık, dünyada, kompütür sisteminin denetimi yapılmaktadır; acaba, bu kompütür sistemi güvenilir midir diye. Bunu yapan denetim firmaları vardır; ama, ne yazık ki, bu bankamızı denetleyen firma, son derece küçük bir denetim firması, bu tür tekniklerden bihaber. Peki, bunlar bu teknikleri bilmiyorlar. 2001 yılında, Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu üçlü denetim getirdi; birinci denetim, o bankanın kendi seçtiği bağımsız denetim şirketinin yaptığı denetim; ikinci denetim, o denetçinin yaptığı denetimleri denetleyen, bir anlamda kalite kontrolü yapan bir denetim ve üçüncü olarak da, BDDK kendisi denetledi. Bu kadar denetim sırasında, katrilyonlar kayıtdışı işleme tabi tutuluyor ve siz bunu fark etmiyorsunuz!.. Benim aklım bunu almadı. Mustafa Özyürek olarak, ömrünün önemli kısmını denetim mesleğine vermiş ve on seneden fazla, Türkiye'deki bütün denetçilerin başkanlığını yapmış Mustafa Özyürek olarak, benim aklım bunu almadı.

Sayın Bakan, yöneticiler, her şey olup bittikten sonra "tespit ettik ki, şu kadar zarar var; açığa şu kadar tahvil, bono satılmış..."

Karadenizlinin bir hikâyesi var; hepiniz çok iyi bilirsiniz. İşte, idama giderken "son isteğin nedir" dedikleri zaman "bu, benim için ders olsun" demiş.

Şimdi, Sayın Bakan, bizim için bunlar bir ders de, çok pahalı bir ders. Türkiye'nin ne imkânlarının ne kaynaklarının, bu kadar büyük bir ders almaya ihtiyacı var; bunun altından kalkamayız.

İşte, Cumhuriyet Halk Partisi ile AKP arasında müthiş bir tartışma yaşıyoruz. Nedir; Ek Taşıt Vergisini alalım mı almayalım mı? Biz götürüyoruz, Anayasa Mahkemesi iptal ediyor. Siz kanunu çıkarıyorsunuz, biz götürüyoruz Anayasa Mahkemesine... Ne kadar biliyor musunuz değerli arkadaşlarım?..

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “10/127, 10/10,10/11,10/36 ve 10/39 sayılı meclis arşt.önergeleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 21 Ekim 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2003-10-21-10-127-10-10-10-11-10-36-ve-10-39-sayili-meclis-arst-onergeleri-hakki (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
