# Vergi usul kanunu gelir vergisi kanunu ve kurumlar vergisi kanununda değişiklik (s.s.306)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Özyürek (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim
- **Tarih:** 17 Aralık 2003
- **Gündem:** VERGİ USUL KANUNU GELİR VERGİSİ KANUNU VE KURUMLAR VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK (S.S.306)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2003-12-17-vergi-usul-kanunu-gelir-vergisi-kanunu-ve-kurumlar-vergisi-kanununda-d

> Mustafa Özyürek (CHP), 17 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VERGİ USUL KANUNU GELİR VERGİSİ KANUNU VE KURUMLAR VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK (S.S.306)); konuşma 796 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Danışma Kurulunun önerisi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri adına söz söyleme alışkanlığı edindi AKP'li arkadaşlarım. Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu sık sık demeç veriyor ve diyor ki: "Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri de dokunulmazlıkların kaldırılmasını istemiyorlar." Biraz önce, değerli Grup Başkanvekilimiz de dedi ki: "Cumhuriyet Halk Partisinin Denizli Milletvekilleri de bu teklifin lehindedirler."

Değerli arkadaşlarım, siyasî nezaket gereği, bir grup adına başka grup beyanda bulunmaz. Şimdi, biz de, kalkıp, AKP'li milletvekilleri kuliste şöyle konuşuyor diye, söylenenleri buraya getirsek, hoş mu olur?! Dün, İmar Bankasından bono alan, İmar Bankasında tasarruf mevduatı bulunan kişilerle ilgili kabul ettiğiniz kanunun müzakeresi esnasında aranızda oluşan dalgalanmayı, tartışmayı buraya getirsem, şık mı olur?! Bu huyumuzdan vazgeçelim değerli arkadaşlarım.

Eğer Sayın Kuzu dokunulmazlıkların kaldırılmasını istiyorsa, Halep oradaysa arşın burada, bizim adımıza demeçte bulunmayı bıraksın, görevini yapsın, dokunulmazlık dosyalarını getirsin; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, bütün üyeleriyle birlikte açık oy kullanacaktır. Bunu, biz, defaatle ifade ettik; şimdi, tekrar ifade ediyorum.

"Biz, yargıya gitmekten korkuyoruz" diye açıkça söylemek yerine "kimse dokunulmazlıkların kalkmasını istemiyor" hikâyesinin arkasına sığınmak doğru değildir.

Değerli arkadaşlarım...

FARUK ÇELİK (Bursa) - Sayın Özyürek, önergeye gelin.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Önergeye gelelim...

Şimdi, işte, o pergel yasası dediğimiz, büyükşehir belediyelerinin sınırlarının değiştirilmesiyle ilgili yasa; bugün, Denizli'yle ilgili olarak getirilen teklif; belki birkaç gün sonra getirilecek olan, nüfusu 2 000'den az olan beldelerin belediyelerinin kaldırılmasıyla ilgili teklif "bir idarî ihtiyaçtan, bir imar ihtiyacından kaynaklanıyor; bunun seçimle ilgisi yok; hatta, bize oy kaybettirecek düzenlemedir" diyor değerli arkadaşlarım.

Adalet ve Kalkınma Partisi, iktidara geldiğinde "biz, çok hazırlıklıyız, her konuda hazırlıklarımız var, reformlar yapacağız, Türkiye'nin düzenini değiştireceğiz" dedi ve bir kamu yönetimi temel kanun taslağı edebiyatı başladı. Dediler ki :Bu, bir çerçeve taslaktır; arkasından yerel yönetimler gelecek, diğerleri gelecek, gelecek, gelecek...

Peki, değerli arkadaşlarım, bu kadar hazırlığınız vardı, imar açısından, idarî bağlantılar açısından belediyelerle ilgili bir düzenlemeye önem veriyordunuz, öncelik veriyordunuz da, niye birkaç ay önce getirmediniz?! Hükümetiniz göreve geleli bir yılı geçti! Bunlarda, üç aşağı beş yukarı, neler olacağı belli. Hayır, biz onu getirmiyoruz, şimdi, onun içinden, cımbızla, işimize ne gelirse onu çekeriz, getiririz Meclise, teker teker geçiririz... Pergel yasası böyledir.

Elbette, büyükşehir belediyelerinin ve diğer belediyelerin önemli sorunları vardır; ama, bunlar, 12'ye 5 kala, hiç kimseye tartışma imkânı tanınmadan ve 48 saat geçmeden buraya getirilirse, bu düzenlemenin samimiyetine, ciddiyetine kimseyi inandıramazsınız. Olsa olsa, bunlar, seçimde avantaj sağlamaya dönük düzenlemelerdir. Bu çok açık değerli arkadaşlarım.

Şimdi, seçim süreci başlamış, Yüksek Seçim Kurulu, kamu görevlilerinin aday olabilmesi için 30 Aralığa kadar istifa etmesini öngörmüş, bildirileri Resmî Gazetede yayımlanmış.

Şimdi, Denizli'nin Akkale Beldesinde belediye başkan adayı olmak isteyen bir kamu görevlisi istifa edecek mi, etmeyecek mi? 12'ye 5 kala getirdiğiniz bu teklif yasalaşacak mı, yasalaşmayacak mı? Cumhurbaşkanı veto edecek mi, etmeyecek mi? İnsanları bu kadar sıkıntıya sokmak, seçimi bu kadar baskı altında yürütmek doğru mu, insaflı mı, hakkaniyete uygun mu?

Değerli arkadaşlarım, iktidar olmak ciddiyet ister. Türkiye Büyük Millet Meclisi, yaptığı düzenlemeleri, bilerek ve düşünerek yapmak durumundadır. Bunların hiçbirine fırsat tanımıyorsunuz, çok yanlış işler yapıyorsunuz. Bir pergel yasası çıkardınız, pergelle anakent belediye sınırları düzenliyorsunuz.

Şimdi "Denizli'nin böyle bir ihtiyacı var" diyorsunuz. Peki, Manisa Belediyesinin böyle bir ihtiyacı yok mu; Tokat Belediyesinin, Nevşehir Belediyesinin böyle bir ihtiyacı yok mu? Bunları, oturup, ciddiyetle incelemek, ondan sonra, ona göre, tasarıları buraya getirip tartışmak gerekmez mi? Herhangi bir ilin AKP'li 3 milletvekili, 5 milletvekili, bir gün, canı sıkılacak veya akşamüzeri bir lokantada sohbet sırasında "yahu, şu bizim belediyenin sınırlarını genişletiversek" diyecekler, bir önerge verecekler, bu önerge, çoğunluğunuza bağlı olarak komisyondan geçecek, yine çoğunluğunuza bağlı olarak Genel Kuruldan geçecek ve bunun adı reform olacak, bunun adı yasa olacak!

Değerli arkadaşlarım, ciddî olalım. Yasaları da sulandırdınız; vatandaş, yasalara da güvenmez hale geldi. Onun için, geliniz, bu yanlış yollara sapmayınız. Denizli'nin böylesine çok önemli bir ihtiyacı olabilir; bunu, üç ay sonra düzenleriz veya beş ay önce niçin getirmediniz? Kaldırılması gereken belediyeler konusunu niçin üç beş ay önce getirmediniz, burada, oturalım, tartışalım, şu belediye var, bu belediye...

Değerli arkadaşlarım, bir de "kazanılmış hak" diye bir şey var. Ben de, bir belde belediyesi sınırları içerisinde doğmuş bir kişiyim, benim doğduğumda da orada belediye vardı; ama, nüfusu 2 000'den az diye şimdi o belediyeyi kaldırmak doğru bir yaklaşım mıdır? Amaç, giderek daha fazla insanı, daha çok insanı belediye hizmetlerinden yararlandırmak iken, siz "biz, küçük belediyeleri kaldırıyoruz" diyorsunuz. Ona bir çözüm bulalım değerli arkadaşlarım. Sefalette eşitliği değil, refahta eşitliği arayalım. Siz, bunlar küçük, bunların sorunları var, kaldıralım... Hani, bir laf vardı ya "okullar olmasa Millî Eğitimi ne güzel idare ederim" diye; belediyeler olmasa, köyler olmasa, anakentler olmasa, Türkiye'yi idare etmek çok kolaydır.

Son zamanlarda çok yanlışlar yapılıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi, çoğunluğu, azınlığın haklarını çiğneyen bir mekanizma olarak kullanıyor. Bu, hukuka aykırıdır, bu, hakkaniyete aykırıdır, bu yanlıştır değerli arkadaşlarım. Bu yanlıştan dönülmesini diliyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Vergi usul kanunu gelir vergisi kanunu ve kurumlar vergisi kanununda değişiklik (s.s.306)”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2003-12-17-vergi-usul-kanunu-gelir-vergisi-kanunu-ve-kurumlar-vergisi-kanununda-d (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
