# Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Özyürek (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim
- **Tarih:** 9 Temmuz 2004
- **Gündem:** BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KANUNUTASARISI (S.S.619)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2004-07-09-buyuksehir-belediyeleri-kanunutasarisi-s-s-619-2

> Mustafa Özyürek (CHP), 9 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KANUNUTASARISI (S.S.619)); konuşma 1.125 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, aslında, bu tasarının en önemli maddelerinden birini görüşüyoruz. Büyükşehir belediyesi dediğimiz zaman hangi hizmetlerin yapılacağı, bu tasarıda ayrıntılı tespit edildi; özellikle imar planı olmak üzere, belde sakinlerini ilgilendiren diğer hizmetlerin büyükşehir belediyesi tarafından yapılmasını çeşitli maddeler hükme bağladı; ama, burada önemli olan, kaynak meselesidir. Kaynakla ilgili konunun da, bütçe yapılırken gözönünde bulundurulması gerekiyor. Belediyeler Kanunu Tasarısı ile Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarıları Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulurken, mutlaka, belediye gelirleri kanunu tasarısı da birlikte sunulmalıydı. Bunun gereği yerine getirilmediği için, bu kadar ekyükler, ekgörevler verdiğimiz belediyelerimizin bunu hangi kaynaklarla gerçekleştireceği, ciddî şekilde soru konusudur. Burada, hem Belediyeler Kanununda yaptığımız hem biraz sonra bu kanun vesilesiyle düzenleyeceğimiz gibi, açıkları, yani, giderler ile gelirler arasındaki açıkları karşılamak üzere, büyükşehir belediyelerine ve diğer belediyelere çok geniş ölçüde bir borçlanma imkânı tanımaktayız. Zaten, Hazinemiz, konsolide bütçemiz çok büyük açıklar veriyor, sürekli borçlanıyoruz; içborçlarımız, dışborçlarımız artıyor. Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidarda bulunduğu onyedi onsekiz aylık dönemde 70 katrilyona varan ek borçlanma yapılmıştır. Şimdi, belediyelere de böylesi bir borçlanma yolu açılmaktadır ve belediyeler, yeterli gelir kaynağı sağlayamadığımız için borçlanacaklardır. Peki, borçlanarak hizmetleri yürütmenin yolu nereye kadar gidecektir; bu yol ne zaman tükenecektir? Nasıl ki, uzun zaman Türkiye -1999'da, 2000'de ve 2001'de- borçlarını çeviremez düzeye geldiği için ekonominin altüst olduğu, büyük krizlerin yaşandığı bir dönem yaşamışsa, burada da belediyelerimiz, özel idarelerimiz, çok büyük borç yükü altına gireceklerdir ve bu borçları -belediyelerimizi kapatamayacağımıza, belediyelerimize kilit vuramayacağımıza göre- yine, Hazine üstlenecektir ve sonunda, bu borçlar, bir türlü, ödenecektir.

Tabiî -en kolay yol- 1980'lerden beri Türkiye "vergi alma, borç al" prensibiyle ekonomisini yönetmeye çalıştığı için, o tarihlerde bütçemizin yüzde 10'larının bile altında olan faiz ödemeleri, şimdi yüzde 60'lara, yüzde 70'lere, hatta, geçmiş yıllarda yüzde 80'lere, yüzde 90'lara kadar çıkmıştı. Borçlandığımız zaman, yine, büyük faizler ödeyeceğiz, belediyelerimizin bütçesinin neredeyse yarıdan fazlası faize gidecek, hizmetler aksayacak, yapılamayacak ve bu faiz yükü, enflasyonu ve ekonomide büyük dengesizlikleri meydana getirecektir.

Değerli arkadaşlarım, onun için, bunun yolu vergi almaktır. Şu ana kadar hiçbir maliye dehası vergisiz bir bütçe dengesi kuramamıştır. Önünde sonunda, dengeleri vergi alarak korursunuz. Borçlanma, geçici bir rahatlık sağlar; ama, sonunda vergiye başvurursunuz.

Şimdi, biz, belediye gelirleri kanunu tasarısı önümüze gelmediği için, hem anakent belediyelerinin hem de diğer belediyelerin finansmanının nasıl sağlanacağını, bugün, burada, görüşemedik, konuşamadık; görevleri verdik, yetkileri verdik, eskiden beri devam eden yetkilere ek yetkiler verdik; fakat, bunun nasıl finanse edileceğini, nasıl sağlanacağını, bir türlü, burada konuşamadık; çünkü, bunun ne olacağı belli değil. Belki, Sayın Bakan, sonunda bir konuşma yapacaksa, kısa bir süre sonra belediye gelirleri kanun tasarısını da getireceğini söyleyecektir; ama, biz, bu görevleri, bu hizmetleri belediyelerimize verirken, hangi kaynaklarla finanse edileceğini de bilerek bir karar vermemiz çok yararlı olurdu; çünkü, acaba nelerden vergi alacaklar, mevcut vergilere ek mi getirecekler, olağanüstü vergiler mi getirecekler, yeni yeni vergi kaynaklarına mı başvuracaklar; bunları, ne yazık ki öğrenemedik.

Değerli arkadaşlarım, hem Belediye Kanununda hem de bu büyükşehirlerle ilgili kanun tasarısında bütçe yapılmasıyla ilgili eskiye göre tek önemli farklılık "stratejik plan" kavramının öne çıkarılmış olmasıdır. Belediyenin stratejik planlarına uygun olarak bütçesini hazırlayacağı, belediye tasarısında yer almaktadır. Bu stratejik plan kavramı, yine Türkiye Büyük Millet Meclisinde siz değerli milletvekillerinin oylarıyla kabul edilmiş olan Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda ortaya atılmış, getirilmiş bir kavramdır. Bu planın özü, esası, hem orta ve uzun vadeli yatırımları gözeten hem orta ve uzun vadeli hedefleri gözeten hem de bununla mevcut kaynaklar arasında bir denge kurmaya çalışan bir planlama kavramıdır, bir planlama yöntemidir.

Tabiî, burada stratejik planlamadan bahsedebilmek için, öncelikle -özellikle büyük kentlerimizde, mesela, İstanbul'da, Ankara'da ve İzmir'de- on sene yirmi sene sonra o beldelerimizin ne durumda olacağının bilinmesi gerekiyor. Su kaynakları açısından ne durumda olacağız, arıtma açısından ne durumda olacağız, trafik açısından ne durumda olacağız, şehirleşme, konut yapımı açısından ne durumda olacağız konusunda ayrıntılı planlar yapılması lazım ve bu planların gerektirdiği, bu projelerin gerektirdiği kaynakların nasıl kazanılacağının da planlarda yer alması lazım. Bu plan yapılmadan, bu stratejik planlamalar yapılmadan, sadece, günübirlik memur maaşlarının nasıl karşılanacağını bütçeye koymak yeterli değil; ama, biraz önce de bahsettiğim gibi, yeterli kaynak bulamazsak, sağlıklı kaynakları sağlayamazsak, korkarım ki, yine, yıllara sari, uzun vadeli projeleri ortaya atamayız, bu projelerle ilgili olarak da yeterli kaynakları aktaramayız.

Değerli arkadaşlarım, büyükşehirlerin kaynaklarıyla ilgili olarak, biraz önce, çeşitli önergelerle arkadaşlarımız tartışmaya açtılar. 1984 yılından beri yüzde 5; yani, o anakent belediyesi sınırları içinde toplanan vergilerin yüzde 5'i, daha önce, doğrudan o belediyelere veriliyordu; ama, bazı büyükşehir belediyeleri arasında dengesizliğe sebep olunduğu için, orada yüzde 40, yüzde 60 gibi bir bölüşüm oranı uygulanmıştı. Şimdi, bugün geldiğimiz noktada yüzde 25 - yüzde 75 gibi bir denge kurulmaya çalışılmaktadır.

Biraz önce geçti, kanunlaştı; ama, belediye gelirlerini düzenleyen 23 üncü madde gözden geçirilirse, orada çok önemli bir teknik hata yapıldı. Tabiî, arkadaşlarım çok yorgun olduğu için, her maddede konuşan durumuna düşmemek açısından söz almamıştım; ama, özellikle teknisyen arkadaşlarımızın, bürokrat arkadaşlarımın dikkatini çekmek için söylüyorum; 23 üncü maddenin (b) bendi ile bu (o) bendinin altındaki fıkrayı birlikte değerlendirseniz... Deniliyor ki, yüzde 5 pay ilgili belediyenin hesabına doğrudan gelir yazılır; ama, daha sonra düzenlenen fıkrayla da, bunun yüzde 75'inin ilgili belediyenin gelir hesabına yazılacağı, yüzde 25'inin Maliye Bakanlığı tarafından diğer belediyeler arasında dağıtılacağı yazılıdır. Bu, herhalde, gözden kaçmış olan önemli bir çelişkidir. Keşke, bunun bir fırsatını bulsak da düzeltseydik. Oldukça farklı yorumlara neden olacak, uygulamada bazı sorunları peşinden getirecek bir düzenlemedir.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, bütçe yapmak, sadece gelir ve gider arasındaki dengeyi kurmak değildir, aynı zamanda bu vesileyle saydamlığı ortaya koymaktır. O bakımdan da, bütçelerin, olabildiği kadar ayrıntılı olması lazım ve görüşmeler sırasında kamuoyunun aydınlatılması lazım.

Burada, ilçe belediyelerinin bütçeleri ile anakentin bütçelerinin birlikte görüşülmesi öngörülmektedir; fakat, zamanlama açısından burada hangi tarihte bütçenin hazırlanacağı, hangi tarihte görüşüleceği konusunda bir ayrıntı yoktur. İlçe belediyeleri ile anakentin belediyeleri aynı tarihlerde hazırlanıp görüşülecektir; o zaman nasıl birbiriyle konsolide edilecektir? Ayrıca, belediyelerin bütçeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmakta olan konsolide bütçenin eki olarak da sunulacaktır. Oysa, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmakta olan konsolide bütçeler, ekim ayı içinde sunuluyor. Belediye encümenlerineyse, belediye bütçeleri eylül ayı içinde sunulacak. Yani, o kadar sıkışık bir tarihtir ki, aynı yılın bütçelerini konsolide bütçenin eki olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmak ve anlamlı bir şekilde bunların tahlil edilmesini sağlamak, ne yazık ki, burada getirilen yöntemle mümkün değildir. Onun için, buna bir çare bulunması lazım. Eğer, konsolide bütçelerin ekinde belediye bütçelerinin yer almasında bir yarar görülüyorsa -ki, saydamlık, şeffaflık, Türkiye'nin tüm harcamalarının ortaya konulması ve görülmesi açısından böyle bir zorunluluk var- bu getirdiğimiz yöntem bu olanağı ortaya koymamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bu kanunun -başta da belirttim- en önemli eksikliği, kaynak eksikliğidir. Kaynağı eksik olduğu için de, hazırlanacak bütçelerin denk olması ve yapılacak giderlerin vergi gelirleriyle karşılanması olanağı yoktur. Onun için, belediyelerimiz, verdiğimiz yetki çerçevesinde, geniş ölçüde borçlanmaya başvuracaklardır ve bir süre sonra da, belediyelerin borçlarının altından kalkamayacağımız için, ekonomik açıdan önemli sıkıntılarla, sorunlarla karşı karşıya geleceğimizi düşünüyorum.

Bu düşüncelerle, hepinize saygılar sunuyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2004-07-09-buyuksehir-belediyeleri-kanunutasarisi-s-s-619-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
