# 2005 mali yılı bütçe kan.tas. (gider,gelir,denge ) maddeler

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Özyürek (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim
- **Tarih:** 27 Aralık 2004
- **Gündem:** 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (GİDER,GELİR,DENGE ) MADDELER
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2004-12-27-2005-mali-yili-butce-kan-tas-gider-gelir-denge-maddeler

> Mustafa Özyürek (CHP), 27 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (GİDER,GELİR,DENGE ) MADDELER); konuşma 1.114 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)- Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu bütçe tasarısının en önemli maddelerinden birini görüşüyoruz. Geniş ölçüde atamalar, kadroların serbest bırakılması, çeşitli kuruluşlar arasında dağıtılması ve emekli personelin çalışmasıyla ilgili önemli düzenlemeler bu maddede yapılıyor.

Şimdi, bu maddeye dikkatle baktığımızda, bazı düzenlemelerin, genel uygulamayla, bugüne kadar burada benimsediğimiz temel yaklaşımlarla çok uyumlu olmadığını söylemek durumundayım. Örneğin, il özel idarelerine atamalarla ilgili olarak deniliyor ki: "İl özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı kuruluşlara atamalarda, boş olan kadrolara atama yapılabilmesi için İçişleri Bakanlığından izin alınması gerekir."

Bu, eskiden beri devam eden bir düzenleme; ama, şimdi, biz, il özel idareleriyle ilgili yasayı, Belediyeler Yasasını, hep, yerel yönetimlere güvenmemiz gerektiğini, yerel yönetimlere daha çok yetki ve sorumluluk tanımamız gerektiğini söyleyerek burada yasalaştırdık.

Şimdi, böylesine önem verdiğimiz kuruluşlara, daha önce tahsis edilmiş, çeşitli nedenlerle boşalmış olan kadrolarına atama yapmak için bile genel idareden, yani, İçişleri Bakanlığından izin alma mecburiyetinin getirilmesi, tam vesayetçi anlayışın aynen devam ettiğini gösteriyor.

Değerli arkadaşlarım, seçilmiş insanların yönettiği belediyelere, seçilmiş insanların bir ölçüde yönetmeye çalışacağı il özel idarelerine, hiç yoksa, önceden belirlenmiş kadrolarında boşalma olduğu zaman atama yetkisini tanıyalım diye düşünüyorum. O bakımdan, bu düzenlemeyi, doğrusu, temel yaklaşımla, özellikle Adalet ve Kalkınma Partisinin yerel yönetimlerle ilgili aylardır dinlediğimiz görüşleriyle bağdaştırmayı mümkün görmüyorum. Burada, daha önceki bütçe kanunlarında yer almayan bir önemli düzenleme yapılıyor. Bu düzenlemenin öncelikle (f) fıkrasında deniliyor ki, işte, Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan atamalar ve yükseköğretim dışındaki diğer kurum ve kuruluşlardan emekli olanlar, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan emekli olanlar atanamaz. Belki diyebilirsiniz ki, bu siyasî bir tercihtir. Biz, emekliliği dolmuş olanları ihtiyaç olsa da, çok önemli bir uzmanlıkları bulunsa da, atamayacağız. Bu, yanlış bir tercihtir; ama, nihayet siyasî bir tercihtir. Çünkü, öyle uzmanlık kolları, dalları var ki, o insanlar emekliliklerini doldursalar da, kamu kurumunun bunlara ihtiyacı olur; o nedenle, atanabilmelidirler. Örneğin; pilotlar, pilot yetiştiren hocalar var, bunların sayıları çok sınırlıdır. Bunlara "gel hizmet yap; ama, emekli maaşını bırak da gel" demek, çok doğru bir yaklaşım değildir. Dediğim gibi, bu, nihayet siyasî bir tercihtir; ama, sonuçları itibariyle, bu siyasî tercih, kamu yönetimini, kamu hizmetini aksatacak olan bir tercihtir.

Aynı (f) fıkrasının müteakip paragraflarında şöyle bir temel düzenleme yapılıyor; deniliyor ki: "Kamu kurumlarında, kuruluşlarında, il özel idarelerinde, belediyelerde ve bunların müesseselerinde, bunların yüzde 50'den fazlasına ortak olduğu kuruluşlarda çalışmakta olan kimseler, 2005 yılından itibaren emekli maaşı alamazlar."

Değerli arkadaşlarım, zaten ilke olarak kamu kurum ve kuruluşlarında ve kamudan para alan kuruluşlarda emekli çalıştırılmaması, emekliliği dolmamış kimselerin istihdam edilmesi, elbette bir doğal yaklaşım; ama, buna çeşitli nedenlerle istisnalar getiriliyor. Öyle bir uzmanlık alanı vardır ki, diyelim, devlet arşivlerinde çalışacak kimseler; bunların sayısı çok sınırlıdır. Emekliliği gelmiş olanlar da, emekliye ayrılıp, emekli ikramiyesini alıp, bir yandan da emekli maaşıyla birlikte orada çalışmak durumunda kalabilirler. Böyle çok özel hizmetler vardır.

Şimdi, burada yapılan düzenlemeyle, bu konuda bu tip uzmanlığı olan kimselerin kamuda emekli maaşını alarak çalışmasına izin verilmesi, Emekli Sandığı Kanununun 11 inci maddesine göre mümkündü ve bu yetki Bakanlar Kurulunca çeşitli vesilelerle kullanılmış. Şimdi buraya bütçe kanunuyla getirilen düzenlemeyle, artık, Bakanlar Kurulunun bu konuda bir düzenleme yapma yetkisi ortadan kaldırılıyor, buraya bir kapsamlı düzenleme getiriliyor.

Şimdi, şöyle düşünelim: Burada sayılan herhangi bir kurumda, kurulda veya yüzde 50'den fazlası kamuya ait olan bir şirkette çalışan bir kimse, Bakanlar Kurulunun izniyle hem emekli maaşı alıyor hem de normal maaşını alıyorsa, o kişinin 2005 yılından itibaren emekli maaşı kesilecek.

Değerli arkadaşlarım, bu, Anayasaya aykırı. Siz, beni, Bakanlar Kurulunun izniyle emekli maaşımı da almak suretiyle istihdam etmeyi kabul etmişsiniz ve orada çalıştırıyorsunuz; şimdi, bir kanun maddesi getirmek suretiyle bu izni ortadan kaldırıyorsunuz. Bu, hukukun temel ilkesi olan kazanılmış haklara saygı gösterilmesine aykırı. Hatta, şunlar da olabilir: Bu kuruluşlara, KİT'ler, o KİT'lerin iştirakleri de dahil olduğu için, çok fazla uygulama vardır. Örneğin, üç yıllık beş yıllık sözleşmesi vardır o şahsın, o beş yıl içinde oradan ücret alarak çalışması çok doğaldır; ama "ben kanun çıkardım, sen emekli maaşını bundan böyle alamayacaksın" demek, hukukun temel ilkesine aykırıdır. Çünkü o, o şahıs için bir kazanılmış haktır.

Ayrıca, Anayasamıza göre, emekli maaşı, bir kazanılmış haktır. Yani, kanunla, emekli maaşını ortadan kaldırmak mümkün değildir. Kaldı ki, bu düzenleme, Anayasamızın 161 inci maddesine de aykırıdır. Çünkü, 161 inci madde, bütçe kanunuyla ilgili olmayan konuların bütçe kanununda düzenlenmesini Anayasaya aykırı bulmaktadır. Biraz önce sayın müsteşarla konuşmamızda "biz bunun farkındayız; kısa bir süre sonra bu konuda bir düzenleme getireceğiz; yani, şeklî eksikliği, Anayasanın 161 inci maddesine aykırı düzenlemeyi ortadan kaldıracağız" dediler; ama, bunu belki kısa sürede yapılacak bir düzenlemeyle düzeltebilirler -inşallah düzeltirler- ama, biraz önce bahsettiğim kazanılmış haklara dokunma, kazanılmış hakları ortadan kaldırma konusunda büyük bir eksiklik ve Anayasaya aykırılık vardır. Dediğim gibi, zorla değil, hatta, Bakanlar Kurulunun izniyle ben bir kuruluşta görev almışsam, siz, benim emekli maaşımı nasıl kesersiniz?! Bu, müktesep haklara aykırı olur. Belli şartlarla istihdam ediyorsanız, süresini tamamlamıştır veya çeşitli şekillerde istihdam etmekle ilgili yanlışları, hataları olmuştur, o noktada bir düzenleme yaparsınız; ama, emekli maaşını kesmek, Anayasaya, hukukumuzun temel ilkelerine aykırıdır; o nedenle, bunu, mutlaka düzenlemek lazım.

Yine, değerli arkadaşlarım, buradaki bir düzenlemede -eğer arkadaşlarımın önünde varsa, 82 nci sayfadaki düzenlemeye bakarlarsa- temel ilke olarak deniliyor ki: "Bu kuruluşlarda çalışanların emekli maaşları kesilir; ancak, Cumhurbaşkanı, bakanlar ve milletvekillerinin emekli maaşları kesilmez." Burada, bazı milletvekili arkadaşlarımızı da tedirgin eden bir yanlış anlama olmuş; yani, buraya konulmuş olması bir şeyi değiştirmez değerli arkadaşlarım. Milletvekillerinin emekli maaşlarının kesilemeyeceği, Anayasamızın 86 ncı maddesinin amir hükmüdür. O nedenle, şöyle bir yorum yapılıyor: "İlke olarak, siz, kamu kurum ve kuruluşlarında ve onlara bağlı kuruluşlarda çalışanların emekli maaşını keseceğinizi söylüyorsunuz. Bu -biraz önce söylediğim gibi- Anayasaya aykırı. Milletvekillerine istisna tanıyorsunuz. Anayasaya aykırılık nedeniyle bu madde iptal edilirse, milletvekilleri de emekli maaşı alamaz" gibi bir yorum yapılıyor ki, işte bu yorum yanlıştır, eksiktir; çünkü, Anayasanın 86 ncı maddesinde, milletvekillerinin aynı zamanda emekli maaşı alabileceklerine dair çok açık düzenleme var. Buraya yansıyan, 25 inci maddeye yansıyan düzenleme, Anayasanın o amir hükmünü koruma endişesinden...

Tabiî, derdimiz milletvekili emekli maaşının kesilip kesilmemesi değil; ama, kamuda, Bakanlar Kurulu izniyle çalıştırılmakta olan kimselerin, durup dururken, hemen, 2005 yılının başından itibaren emekli maaşlarını kesmenin, hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu söylüyorum. Buna, hiç yoksa, bir kademeli geçiş düşünülebilir.

Düşünebiliyor musunuz, bir yerden emekli olmuşsunuz, Bakanlar Kurulundan izin almışsınız, bir yerde de çalışıyorsunuz; bütün hayatınızı, o emekli maaşı ve o kurum veya kuruluştan aldığınız ekücretle tanzim etmişsiniz; birdenbire, diyorlar ki "hayır, sen artık emekli maaşını alamazsın." Bu insanlar açısından da büyük bir haksızlık. Onun için, hiç yoksa, buna bir geçiş süreci tanımak gerekiyor. Hakkaniyet bunu gerektirir, hukuk bunu gerektirir, Anayasa bunu gerektirir.

Eğer, bu şekliyle, burada, Yüce Heyetiniz tarafından bir düzenleme yapılmaz da, Anayasaya aykırılık noktasında, aynen düzenleme devam ederse, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, üzülerek, Anayasa Mahkemesine bu konuyu götürmek zorundayız; çünkü, Anayasaya çok açık bir aykırılıkla karşı karşıya kalıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (gider,gelir,denge ) maddeler”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 27 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2004-12-27-2005-mali-yili-butce-kan-tas-gider-gelir-denge-maddeler (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
