# Vergi kanunlarının yeni türk lirasına uyumu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.(ss.725)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Özyürek (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim
- **Tarih:** 29 Aralık 2004
- **Gündem:** VERGİ KANUNLARININ YENİ TÜRK LİRASINA UYUMU İLE BAZI KAN.DEĞ.YAP.HAK.KAN.(SS.725)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2004-12-29-vergi-kanunlarinin-yeni-turk-lirasina-uyumu-ile-bazi-kan-deg-yap-hak-k

> Mustafa Özyürek (CHP), 29 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VERGİ KANUNLARININ YENİ TÜRK LİRASINA UYUMU İLE BAZI KAN.DEĞ.YAP.HAK.KAN.(SS.725)); konuşma 2.140 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarıyla ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, burada sık sık vergiyle ilgili konuşmalar yapıyoruz, durmadan vergi kanunları görüşüyoruz; ama, ne yazık ki, vergi sistemini bütünüyle reforma tabi tutan, adil, dengeli, kalıcı bir vergi sistemini bir türlü oluşturamadığımız için, sistemi, orasından burasından değiştirerek bir yerlere doğru gitmeye çalışıyoruz; ama, bir yere de gidemiyoruz.

Şimdi, görüşmekte olduğumuz bu tasarının bazı bölümleri, hem Yeni Türk Lirasına geçmiş olmamız nedeniyle zorunlu hale gelmiş düzenlemeler hem de yıl sonunda yapılması gereken bazı düzenlemeler; harçlar, Belediye Gelirleri Kanunu, damga resmiyle ilgili bazı düzenlemeler var, onlara değinmeyeceğim; ama, Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisiyle ilgili bazı önemli konular var, onlar hakkında görüşlerimi anlatmaya çalışacağım.

Değerli arkadaşlarım, daha dün, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda bütçenin tümünü kabul ettik. O bütçeyle birlikte, önemli bir vergi geliri artışını öngördük. 2004 yılında toplam vergilerin gayri safî millî hâsılaya oranı yüzde 23,69'dan, 2005 yılında yüzde 24,73'e çıkıyor; yani, 1 puandan fazla artış oluyor. Böylece, Türkiye, vergi yükünün çok yüksek olduğu ülkelerden biri haline geliyor.

Şimdi, tabiî, bu vergi yükünü hafifletmek üzere, biz, bazı önemli düzenlemeler yapılmasını, vergide kapsamlı indirimlere gidilmesini bekliyorduk, diliyorduk; ama, karşımıza gelen, şu anda görüşmekte olduğumuz tasarıda, böylesine kapsamlı indirimler, ne yazık ki, yer almıyor. Şu anda yürürlükte bulunan Gelir Vergisinin 103 nolu maddesinde bir tarifemiz var, bu tarifeye göre de, ücretlilerde vergi oranı yüzde 15'lerden başlıyor, kademeli olarak yüzde 40'a çıkıyor, diğer gelirlerde yüzde 20'den başlayıp yüzde 45'e çıkıyor; yani, asgarî ücretliden de yüzde 15 vergi alıyoruz, ayda 500 000 000-600 000 000 lira gelir elde edenden de yüzde 20 vergi alıyoruz; ama, yüzde 40'lık ve 45'lik tarifeye giren kesimlerden 5 puan indirim yapıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, vergi tarifesi, Gelir Vergisinin çok önemli bir maddesidir, önemli bir düzenlemesidir. Vergi tarifesiyle ilgili çok düzenleme yapılmıştır; ama, ben, sadece üst dilimde indirim yapıldığı, diğer dilimlerin aynen korunduğu bir düzenlemeye ilk kez tanık oluyorum.

Bugüne kadar, 1950 yılında Gelir Vergisi sisteminin yürürlüğe girdiği tarihten beri, bu tarifede çok değişiklikler yapılmıştır; ama, bütün dilimlerde bir ayarlama, bir düzenleme yapılmıştır. Siz, sadece üst dilimde indirim yapar, diğer dilimlerdeki oranları aynen yerinde tutarsanız, sistemi bozarsınız ve büyük bir haksızlık yapmış olursunuz.

Değerli arkadaşlarım, bu 5 puanlık indirimle, yıllık 155 milyar liranın üzerinde gelir elde eden kesimlere, 5 puanlık indirim yapmış oluyorsunuz. Bu, böylesine yüksek gelir elde eden kesimlere, aylık, aşağı yukarı 650 000 000 liralık bir indirim yaptığınız anlamına gelir.

Şimdi, burada, bütçeyi takdim konuşmasında Sayın Maliye Bakanını dinledik, dün Sayın Başbakanı dinledik; hep, vergi adaletinden, fakir fukarayı, garip gurebayı koruduklarından bahsettiler; ama, şu tasarıda, fakir fukaranın vergisi aynen muhafaza ediliyor; fakat, yılda 155 milyar liradan fazla gelir elde edenlerden 5 puanlık indirim yapılıyor.

Değerli arkadaşlarım, bu haksızdır, bu adaletsizdir ve bu düzenleme yanlıştır. Geliniz, ya bu düzenlemeden; yani, 155 milyar lira ve daha üzerinde gelir elde edenlerden 5 puan indirim yapmaktan vazgeçiniz veya geliniz, doğrusunu yapalım, biraz sonra vereceğimiz bir önergeyi hep beraber kabul edelim; bütün kademelerde, bütün dilimlerde 5'er puanlık indirim yapalım. Doğrusu budur, yanlış hesap Bağdat'tan döner, bu yanlışa fırsat vermeyelim.

Plan ve Bütçe Komisyonunda konuyu görüşürken, Sayın Maliye Bakanımızdan, yüksek gelir dilimine uyguladığınız bu 5 puanlık indirimin kaç kişiyi kapsadığına ve ne kadarlık bir vergi kaybına neden olduğuna dair sorular sorduk; ama, Sayın Maliye Bakanımız yazılı olarak cevap vereceğini söyledi. Şu ana kadar da, böylesine önemli bir konuda bir cevap alabilmiş değiliz; inşallah, biraz sonra gelir, burada cevap verirken, bu rakamları açıklar. Ben, bu rakamın, Maliye Bakanlığı yetkililerinin elinde olmamasını düşünemiyorum; çünkü, Maliye Bakanlığımızın bürokratları son derece iyi yetişmiş, ciddî bürokratlardır; bir adım attıkları zaman, onun rakamsal sonuçlarını mutlaka hesaplamışlardır; ama, nedense, bize, bu rakamlar verilmiyor, Türkiye Büyük Millet Meclisiyle bu bilgi paylaşılmıyor.

Değerli arkadaşlarım, yine, hem Sayın Başbakan açıklamalarında hem Maliye Bakanımız açıklamalarında, Kurumlar Vergisinde de 3 puanlık bir indirim yaptıklarını söylediler; yani, yüzde 33 olan Kurumlar Vergisi oranını yüzde 30'a düşürdüklerini söylediler. Oysa, 4369 sayılı Yasanın 57 nci maddesine bakarsanız, 1.1.1999 tarihinden itibaren, Kurumlar Vergisi oranının zaten yüzde 30 olduğunu görürsünüz. Yalnız, daha sonra, 5035 sayılı Yasayla, sadece 2004 yılına mahsus olmak üzere, Kurumlar Vergisi oranı yüzde 33 olarak tespit edilmiştir; ama, o kanun da süreli bir kanun olduğu için, süresi dolmuştur; 2005 yılından itibaren, Kurumlar Vergisi de kendiliğinden yüzde 30'a inmiştir. Böylesine, çok önceden karar verilmiş, taa 1999'dan beri yürürlükte olan yüzde 30 oranını, şimdi, yeni bir oran tespiti, yeni bir indirim gibi sunmak, doğrusu, yanlıştır, kamuoyunu yanıltmaktır.

Sayın Maliye Bakanımıza Plan ve Bütçe Komisyonunda demiştim ki; getirin bir tasarı, Kurumlar Vergisi oranını yüzde 20'ye indirelim hep beraber, ben, o zaman şapkamı çıkarırım. Fakat, karşılıklı şapka esprileriyle geçiştirdik; ama, oranı bir türlü indiremedik. Değerli arkadaşlarım, Kurumlar Vergisinde herhangi bir indirim yapmıyorsunuz; bunu açıkça tespit edelim, teslim edelim; Gelir Vergisinde de sadece varlıklı kesimi kollayan 5 puanlık bir indirim yapıyorsunuz. Onun için "biz, fakiri fukarayı düşünüyoruz" söylemi sadece bir edebiyattır; bunun önü arkası yoktur.

Değerli arkadaşlarım, ücretliler, dünyanın her yerinde biraz farklı bir şekilde vergilendirilir; çünkü, ücret geliri, korunması gereken bir gelirdir. Bir işçi, bir memur, bir çalışan, çalışamadığı zaman ücret geliri elde edemez; ama, bir şirket sahibi, bir tezgâhı olan insan, hasta da olsa, yardımcıları vasıtasıyla işine devam eder, gelirini elde etmeye devam eder. O nedenle, dünyanın her yerinde ücretliler biraz farklı vergilendirilir; yani, biraz avanta sağlanır ücretli kesime. Bizde bu konuda sadece 5 puanlık bir fark var. Ücretlilerin vergi tarifesi yüzde 15 oranından başlar, diğerleri yüzde 20'den başlar. Daha önce bir özel indirim vardı; yani, ücret gelirinin belli miktarı düşülmek suretiyle net ücret tutarı bulunur ve onun üzerinden vergi alınırdı. Böylece, ücretliler himaye edilmiş olurdu; 2003 yılında onu da kaldırdık. Şimdi, gene, eğer çoğunluğunuz, çoğunluğumuz kabul ederse, bu konuda da bir önerge vermek suretiyle, eskiden beri yürürlükte bulunan; ama, 2003 yılında kaldırılan özel indirimi tekrar yürürlüğe koymak için bir önerge sunacağız.

Değerli arkadaşlarım, bu yasa tasarısının önemli düzenlemelerinden biri de, kısaca rant gelirleri diyelim, mevduat faizleri, repo gelirleri, borsa kazançları, devlet kâğıtlarının gelirleri gibi menkul sermaye iratlarının vergilendirilmesine ilişkin önemli bir düzenleme getiriyor olması.

Şimdi, şu anda bizim de çok eleştirdiğimiz bir karmaşık düzenleme var. Kamu kâğıtlarından elde edilen; yani, devlet tahvili ve hazine bonosundan elde edilen faizlerden aşağı yukarı vergi almıyoruz. Mevduattan, repodan önemli oranda vergi stopajı yapıyoruz; fakat, beyanname almıyoruz. Borsada, üç ay içinde satılandan belli vergiler alıyoruz; ama, üç aydan sonra satılırsa bir hisse senedi, hiç vergi almıyoruz. Bu, karmaşık bir sistemdir. Özellikle getirilen istisnalarla, rant kesimi, rantiyeler korunmaktadır. Biz, bunu her zaman eleştirdik, yanlış olduğunu söyledik; ama, bir yanlışı düzeltirken bir başka yanlışa gitmemek lazım. Bugün, şu anda görüşmekte olduğumuz tasarıyla getirilen, tasarının 30 uncu maddesindeki düzenlemeler, gerçekten, son derece yanlıştır. Nedir buradaki yanlışlar; öncelikle, vergi adaleti açısından büyük bir yanlışlık yapılmaktadır; kaynakta yüzde 15 vergi stopajı öngörülüyor. Bankalar, aracı kurumlar; yani, rant gelirini ödeyen, sağlayan kurumların hepsi yüzde 15 vergiyi kesecekler, vergi dairesine yatıracaklar. Artık, o gelirleri elde etmiş olan kimseler, herhangi bir beyanname vermeyecek. Pratik bir sistem; fakat, adaletsiz bir sistem. Şimdi, 1 milyar lira faiz elde ederseniz de yüzde 15 vergi ödeyeceksiniz, 1 trilyon lira -ki, trilyonlarca lira faiz elde eden pek çok insanımız var- elde eden de yüzde 15 ödeyecek. Adalet bunun neresinde değerli arkadaşlarım?!

Anayasamızın 73 üncü maddesi çok açık; der ki: "Vergi, vatandaşın malî gücüne göre alınır." 1 milyar lira kazanan ile 1 trilyon lira kazananın malî gücü bir mi? O nedenle, biz diyoruz ki, geliniz, belli bir stopaj, bir kesinti yapalım, kaynakta bir kesinti yapılsın. Bu, yüzde 5 olur, yüzde 10 olur, belli bir rakamda uzlaşılır; ama, daha sonra, belli rakamı aşan gelirler, yani faizler, borsa kazançları, bunların hepsi beyannameye dahil edilsin; beyanname üzerinden de artan oranlı -yüzde 20'den başlayan, yüzde 45'e kadar giden oranda- bir vergi alalım ki, böylece adaleti sağlamış olalım. Bizim, bu noktada önerimiz budur.

Değerli arkadaşlarım, yine, 30 uncu maddede çok önemli bir yanlış yapılıyor. Gelir Vergisi Kanunumuzun 1 inci maddesi der ki: "Gelir, bir takvim yılında elde edilen kazanç ve iratların safî tutarıdır." Temel ilke, bir takvim yılında elde edilen kazancın vergilendirilmesidir; ama, burada ne oluyor; üç aylık dönemler var. Mesela, borsadan para kazanan birisi, hisse senedi satın aldı; ilk üç ay içinde borsa aşağı düştü veya onun satın aldığı hisse senetlerinin değeri düştü, zarar etti; hiçbir şey yok. Ertesi üç ayda kâr ederse yüzde 15 vergiyi alıyoruz. Şimdi, gelirin yıllık olması prensibini ihlal etmiş oluyoruz; üç aylık bir dönemde vergiyi esas alıyoruz. Kâr edersen vergiyi ver, yüzde 15 keserim; zarar ettin, zarara karışmam. Oysa, değiştirirseniz çok mutlu olurum. Biz, Plan ve Bütçe Komisyonunda bunun yanlış olduğunu anlattık.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Düzeltiyoruz...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - O zaman arkadaşlarımız kabul etmediler.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Şimdi kabul ettik...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Şimdi nasıl bir noktaya gelinecek, nasıl bir düzenleme yapılacak; onu göreceğiz.

Lütfedip, böylesine bir düzenleme, önemli bir değişiklik yapacağınız zaman bize de verseniz, biz de incelesek... Komisyonda söylediğimizi, nasıl, üç beş gün sonra kabul ediyorsanız, belki, burada da, ben, ona göre bazı önerilerde bulunurdum, belki yanlışları düzeltirdik.

Değerli arkadaşlarım, şöyle bir şey var: Bürokrat her şeyin doğrusunu bilir, hükümet de her şeyin doğrusunu bilir, milletvekilleri hiçbir şey bilmez! Böyle bir sistem yok değerli arkadaşlarım. Ben de yıllardır bürokraside bulundum, şimdi de politikadayız, birlikte çalışıyoruz. Herkes yanılabilir. Burada piyasayı çok iyi tanıyan arkadaşlarımız var, vergi sistemini çok iyi bilen arkadaşlarımız var; bunların görüşlerinden, önerilerinden yararlanmak kime ne zarar getirir?! İşte, bir yanlıştan ne kadar dönüldü hep beraber göreceğiz; dönüldü.

Yine, Plan ve Bütçe Komisyonunda, biz, özelleştirme kapsamındaki kuruluşlarda özürlülerin çalışmasına engel getiren düzenlemenin çok yanlış olduğunu ifade ettik, orada arkadaşlarımıza anlatamadık. Sayın Başbakanın da telkinleriyle, dün, burada düzelttik; yani, yanlıştan dönmek her zaman fazilettir. Geliniz, yanlışları... Keşke, bu düzenleme -ne yapılıyorsa bilmiyorum- elimizde olsaydı da, ona göre değerlendirmelerimizi yapsaydık.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu noktada çok önemli düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç var. Dediğim gibi, adaleti hiç unutmayalım; yani, adalet, çok güzel bir kavramdır. Herhalde, siz de, güzel bulduğunuz için partinizin adına koymuşsunuz; ama, uygulamada da adil olmak lazım, düzenlemede de adaleti gözetmek lazım; ama, bu düzenlemede adalet yok; yani, az kazanandan da yüzde 15, trilyon kazanandan da yüzde 15 yaklaşımı adil değil, adalete uygun değil. Bundan hep birlikte dönmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, arkadaşlarımız, maddeler geldikçe önemli sakıncaları, eksikleri mümkün olduğu kadar anlatmaya çalışacaklar. Ben, kısaca, bir iki küçük noktaya daha Sayın Başkanın izniyle değindikten sonra sözlerime son vereceğim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özyürek.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, inşallah, 30 uncu maddeyi kapsamlı bir şekilde düzeltme şansını burada buluruz; çünkü, ağırlıklı ortalamalar filan gibi çok çeşitli yöntemler var. Bunların hepsi son derece sakıncalı ve uygulanması çok zor yöntemlerdir.

Bir diğer önemli nokta, şimdi, enflasyon muhasebesine geçti Türkiye. 2005 yılı başından itibaren enflasyon muhasebesini uygulayacağız, geçici vergilerle ilgili uyguladık; ama, daha önce getirilen bir düzenlemeyle, 15 trilyondan az hâsılatı olan kesimlerde bu uygulamayı ihtiyarî hale getirmiştik. Şimdi, 2005 başından itibaren, bu düzenlemenin süresi dolduğu için, herkes enflasyon muhasebesine uymak, enflasyon düzeltmesi yapmak zorundadır; ama, bize hem mükelleflerden hem muhasebecilerden, malî müşavirlerden ve yeminli malî müşavirlerden çok sayıda faks, telefon, telgraf -ne derseniz deyin- ulaşıyor ve deniliyor ki; bizim, bunu uygulama şansımız yok, çok büyük sorunlar çıkacak. O nedenle, 15 trilyon liralık hâsılatı olan işletmelerde bu düzenlemeyi ihtiyarî hale getirmekte yarar var; aksi takdirde, bu, yeteri kadar anlaşılamadı, öğrenilemedi; çok yanlışlar yapılacak. Bilgisizlik, eksik bilgi nedeniyle yanlış yapan insanlar cezaya muhatap olacaklar. Zaten, vergi idaremiz de bu konuda yeteri kadar düzenleme, tebliğ çıkarmadı. Bu, büyük bir taleptir, pek çok sayıda insanın talebidir. Bu talebi de Yüce Meclisin dikkatine sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, vergi önemli bir olaydır. Vergi düzenlemeleri çok önemlidir; ama, böyle bölük pörçük, canımız sıkıldıkça vergi kanunu getirerek bir yere gidemeyiz. Bütün vergi kanunlarını yeni baştan, sistematik bir şekilde ele alan, hem ekonomik şartları gözeten hem sosyal şartları gözeten hem de elbette, devletin vergi geliri ihtiyacını karşılayan yepyeni bir düzenleme yapalım.

Yine, burada -dikkatinizden kaçmamıştır, dağıtılan tasarıda da var- damga vergisi, harçlar gibi pek çok vergi var; bunların doğru dürüst bir getirisi yok. Bunların sağladığı bir hâsılat yok. Geliniz, bunları, hep birlikte kaldıralım. Esas vergiler olan, bazı vasıtalı vergiler, Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi ve servet vergisi gibi bazı önemli vergiler üzerine dayanan, Avrupa Birliği müktesebatına da uygun bir düzenlemeyi hep birlikte yapalım diyorum.

Bu vesileyle, bazı düzenlemelerin de yapılmış olmasının; her yıl burada uzatmak durumunda kaldığımız, gayrimenkullerin ve hisse senetlerinin satışında elde edilen kârların sermayeye ilavesinden vergi alınmaması noktasının temelli hale getirilmiş olmasının; hâlâ, ıslatarak pul yapıştırma uygulamasından vazgeçilmiş olmasının da çok doğru olduğunu kabul ediyorum.

Sayın Bakanımızın ve Başbakanın her vesileyle "işte, simitteki yüzde 18 vergiyi yüzde 8'e indirdik" diye övünmelerini doğrusu çok haklı bulmuyorum. Ekmekten yüzde 1 vergi aldığınıza göre, simitten de yüzde 1 vergi almanız lazım. Simitten yüzde 8 vergi alacağım diye... Yüzde 18'den yüzde 8'e inmesi doğru; ama, bu oran ekmekte yüzde 1 ise, onda da yüzde 1 olması lazım. Simit, fakirin, en az ekmek kadar vazgeçilmez bir gıdasıdır. O nedenle, geliniz, bu kararnameyi çıkarırken -burada görüşeceğimiz bir konu değil, elbette Bakanlar Kurulunun yetkisinde- simitteki KDV'yi de yüzde 1'e indirerek meseleyi kökünden çözelim diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Vergi kanunlarının yeni türk lirasına uyumu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.(ss.725)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2004-12-29-vergi-kanunlarinin-yeni-turk-lirasina-uyumu-ile-bazi-kan-deg-yap-hak-k (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
