# T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Özyürek (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim
- **Tarih:** 2 Şubat 2006
- **Gündem:** T.C EMEKLİ SANDIĞI, SOSYAL SİGORTALAR KURUMU VE BAĞ-KUR'DAN AYLIK VEYA GELİR ALMAKTA OLANLARA EK ÖDEME YAPILMASI HK. (S.S 1076)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2006-02-02-t-c-emekli-sandigi-sosyal-sigortalar-kurumu-ve-bag-kur-dan-aylik-veya

> Mustafa Özyürek (CHP), 2 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: T.C EMEKLİ SANDIĞI, SOSYAL SİGORTALAR KURUMU VE BAĞ-KUR'DAN AYLIK VEYA GELİR ALMAKTA OLANLARA EK ÖDEME YAPILMASI HK. (S.S 1076)); konuşma 1.672 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; çok hararetli tartışmalar yapıldı. Bu tartışmalar sırasında, ne yazık ki, İktidar Partisi Sözcüsü, bir milletvekiline yakışmayacak ifadeler kullandı; bir partinin genel başkanına, Anamuhalefet Partisinin Liderine "adam gibi açıklasın" gibi ifadeler kullandı, sonra, hakaretler etti.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı, adam gibi adamdır, yıllardır siyasetin içindedir, dürüstlüğüyle, namusuyla her zaman gündemdedir. Sayın Deniz Baykal'ın dürüstlüğüne, namusuna bugüne kadar hiç kimse dil uzatamamıştır, bundan sonra da uzatamayacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Felç olur felç!

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Şimdi, nedir tartışma?.. Çok basit bir tartışmayı nerelere taşıyorsunuz; çünkü, mal bildiriminizi açıklamaktan kaçıyorsunuz. Mesele bu kadar basittir.

Değerli arkadaşlarım, mal bildiriminin esası, yolsuzluk ve rüşvetle mücadeledir. Eğer, yolsuzluktan korkunuz yoksa, rüşvetten korkunuz yoksa, mal bildiriminde bulunursunuz. Şimdi, "Deniz Baykal mal bildiriminde bulunmadı..." Deniz Baykal nakdî servetini anında açıkladı; bu bir. Diğer mal bildirimini de yarın öbür gün görürsünüz, onlar da açıklanacaktır; ama, önemli olan iktidarın mal bildirimidir; çünkü... Sayın Baykal ne dedi; "Müfettişler elinizde, tapu kayıtları elinizde, bankaları istediğiniz gibi denetliyorsunuz. Geliniz, denetlemek suretiyle benim mal varlığımı ortaya koyunuz" dedi. Şimdi, hâlâ, mal varlığını açıkladı açıklamadı tartışması Deniz Baykal için yapılamaz; ama, Sayın Başbakan için yapılır; çünkü, ne müfettişler bizim emrimizde ne tapu kayıtlarına bizim ulaşma şansımız var ne banka hesaplarına bizim ulaşma şansımız yok; ama, açık, hodri meydan. Genel Başkanımız söylediği için onun adına da ben burada ifade ediyorum; müfettişlerinizi görevlendiriniz, bütün, içerideki dışarıdaki bankalardan Sayın Deniz Baykal'ın hesabını araştırınız. Beyan ettiği 132 milyarın üstünde bir kuruş bulursanız, geliniz, hep birlikte konuşalım. Gayrimenkulleriyle ilgili, yirmi yıldan bu yana bir tek gayrimenkul edinmemiştir; bunları da konuşalım.

Kaldı ki, bu tip lafların hepsi de yakında bitecek, kuruşuna kadar, bütün ayrıntılarıyla mal bildirimi açıklanacaktır. Şimdi bizim beklentimiz, Maliye Bakanının ve Başbakanın mal bildirimini açıklamasıdır ve sadece, biz, fotoğraf peşinde değiliz, Başbakanın malının mülkünün peşinde de değiliz; ama, o malın, o mülkün kaynağının açıklanması önemlidir. Bunlar nereden sağlanmıştır, nasıl sağlanmıştır, geçmişte simit satarak çalışma hayatına başlayan bir insan, bugün trilyonların nasıl sahibi olmuştur; kamuoyunun merak ettiği budur, hepimizin merak ettiği budur.

Talihsizlik olmuştur. Adalet ve Kalkınma Partisi, bugün, bu iki konuda "evet" demeliydi. Bu etik konusunda "evet" demeliydi, mal bildiriminin kamuya açıklanması konusunda "evet" demeliydi; çünkü, değerli arkadaşlarım, artık, dünyanın hiçbir yerinde mal bildirimlerinin gizlenmesi diye bir şey yok. Avrupa Birliği diyoruz, şeffaflık diyoruz, saydamlık diyoruz, hâlâ, mal bildirimlerinin gizliliğinden bahsediyoruz. Yıllardır biz bunun peşindeyiz. Daha 1990 yılında şu anda yürürlükte bulunan Mal Bildirimi Yasası görüşülürken, o zamanki SHP'nin -Partimizin eski adı- milletvekili olan arkadaşlarımız, önergelerle mal bildiriminin alenî olmasını savunmuşlardır, o zamanki çoğunluk da bunu kabul etmemiştir. Her nedense, iktidarda olanlar, mal bildiriminin gizli olmasına dört elle sarılıyorlar.

Fakat, bu tartışmalar değerli arkadaşlarım -kavgasını, gürültüsünü bir tarafa bırakınız- Türkiye için, temiz toplum için yararlı olmuştur ve göreceksiniz, ne kadar kaçarsa kaçsın, Sayın Başbakan da mal varlığını açıklayacaktır. Bundan kaçmak mümkün değildir; çünkü, bu, buradaki muhalefet partisinin talebi değildir, bu, kamuoyunun talebidir, halkın talebidir; çünkü, insanlar, partisini yönetenlerin, kendilerini yönetenlerin mal varlığını her zaman merak ederler. Bu onların en doğal hakkıdır. Demokrasi adına bu doğal hakkı talep eden milletvekillerini suçlamak, onun liderine hakaretler etmek, size hiçbir şey kazandırmaz. Türkiye, bizi izliyor. Türkiye, bu mal bildirimi tartışmalarını izliyor. Kendinden korkmayanlar, dürüstlüğüne güvenenler, çıkarlar, kuruşuna kadar mal bildirimlerini açıklarlar ve kaynağını da söylerler. Nereden nereye gelmiş, nasıl gelmiş, nasıl kazanmış; bunu açıklamak zorundasınız.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, konumuza gelecek olursak; bugün burada görüşmekte olduğumuz tasarıyla iki konu öne çıkıyor. Bunlardan birincisi, biliyorsunuz, şu anda emeklilerin vergi iadesi yüzde 5 olarak avans veriliyor, daha sonra yıl sonunda fişler, faturalar toplanıyor, o yüzde 5 avanstan mahsup ediliyor. Şimdi, diyor ki hükümet: "Emeklileri bu şeyden bir kurtaralım, fiş toplamaktan kurtaralım-peki, güzel, kurtarın- ama, yüzde 5 veriyordum daha önce, şimdi yüzde 4 vereceğim."

Şimdi, değerli arkadaşlarım, emeklilere kaç para ücret ödüyoruz ki onun bir de yüzde 1'ine göz dikiyoruz! Şimdi, emekli maaşları burada, elimde. Yani, o kadar sembolik, düşük paralar ki... Mesela, bir Emekli Sandığı emeklisinin en düşük emekli maaşı 591 000 000 lira. 591 000 000 liranın üstüne biraz daha bir şey katabilir miyim diye fiş, fatura toplayan emekliye siz diyorsunuz ki: "Artık fiş, fatura toplama; ama, yüzde 5'ten de yararlanma." Neden yararlanacağım? "Yüzde 4'ten yararlan" diyorsunuz.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bir iktidara, böylesine, her gün, Türkiye'nin kalkındığını, geliştiğini, enflasyonun düştüğünü, ekonomimizin büyüdüğünü, ihracatın patladığını anlatan bir iktidara, emeklinin yüzde 1'ine göz koymak yakışmıyor. Geliniz, emeklinin zaten almakta olduğu yüzde 5'lik vergi iadesi parasını yüzde 5 olarak tutun hiç yoksa. Fazla bir şey yapmıyorsunuz, fazla bir şey vermiyorsunuz, yüzde 5'i niçin yüzde 4'e indiriyorsunuz?

Diyor ki Sayın Başbakan: "Emeklilerimizi fiş, fatura toplama külfetinden kurtarıyoruz."

Değerli arkadaşlarım, Sayın Başbakan, Vergi Usul Kanununun maddelerinden, hükümlerinden habersiz. Eğer bir emekli herhangi bir mağazaya gider, bir dükkâna gider alışveriş yaparsa ve oradan fiş almadan çıkarsa, kapıda vergi denetim elemanları yakaladığı zaman, ceza öder. Sayın Başbakan, o zaman, Vergi Usul Kanunundaki bu fiş, fatura almamanın cezasını da kaldırması lazım. Bir yandan "ben, emeklileri, fiş, fatura toplama külfetinden kurtarıyorum" diyorsunuz, öbür tarafta, "ama, fiş, fatura almazsan ceza ödersin" diyorsunuz. Bu ne çelişki değerli arkadaşlarım?!

Şimdi, 1983'lü, 1984'lü yıllarda, Türkiye'de, kayıt dışı ekonomiyle mücadele açısından fiş, fatura toplamaya çok önem verilmişti. Gerçekten de, insanlar, fiş, fatura toplar, bir de yararı olursa, ondan bir menfaati olursa, daha büyük bir şevkle bu faturaları toplar; ama, siz, diyorsunuz ki emekli kesime: "Artık fiş, fatura toplamayın." Yani "gittiğiniz işyerinde, oturun, pazarlık yapın; ben, fiş, fatura falan istemiyorum, sen de şu KDV'yi almaktan vazgeç" demek istiyorsunuz. Bu, kayıt dışı ekonomiyle mücadelede çok önemli olan fiş, fatura toplayarak vergi iadesi alma müessesini -zaten, daha önce aylıktı, yıllığa çekildi, bazı kalemler bundan yararlanmaz hale getirildi- emekliler için, şimdi, bütünüyle kaldırıyorsunuz, arkasından bütün çalışanlar için kaldıracaksınız; çünkü, çalışanların aldığı o yüzde 5'lik, yüzde 6'lık vergi iadesinde bu iktidarın gözü var.

Değerli arkadaşlarım, bu kanun, bu iktidarın zenginlerin iktidarı olduğunu net bir şekilde ortaya koyan bir düzenlemedir. Eğer, bu iktidar, hep söyledikleri gibi, fakir fukarayı, garip gurebayı düşünen bir iktidar olmuş olsaydı, işte emeklinin yüzde 1'ine göz koymazdı.

Şimdi, banka hortumcularına gelince, bu iktidar müsamahakâr. Haririlerin, Oferlerin vergilerine gelince 10 puan birden indiriyorsunuz; ama, emeklinin vergi iadesine gelince "yüzde 5 çok, yüzde 1'e indirelim" diyorsunuz.

Yine, bu tasarıda bir başka düzenleme var. İlk altı ayda emeklilere yüzde 3 zam yapılacak değerli arkadaşlarım, yüzde 3 zam; düşünebiliyor musunuz?!. Bu kadar kiraların alıp başını gittiği, yakıt paralarının alıp başını gittiği, otobüse, taksiye, dolmuşa sürekli zam yapıldığı bir dönemde siz, "ey emekliler, Bağ-Kur emeklileri, SSK emeklileri, tüm emekliler, yüzde 3 zam yapıyorum sana ilk altı ay için, ikinci altı ay için bir yüzde 3 daha zam yapacağım" diyorsunuz. Hani, siz, emeklileri hep düşünürdünüz; hani, siz, bunları enflasyon altında ezdirmeyeceğinizi hep söylerdiniz?! Yüzde 3 zamla mı ezdirmeyeceksiniz, yüzde 3 zamla mı bu insanları kurtaracaksınız?!

Şimdi, değerli arkadaşlarım, burada zaman zaman Sayın Başbakan, her şeyin ne kadar ucuzladığını anlatmak için "buzdolabı ucuzlamadı mı, çamaşır makinesi ucuzlamadı mı" diyor. Bu emekliler üç yılda, beş yılda bir buzdolabı alırlar; ama, her ay kira öderler. Sizin resmî rakamlarınıza göre kira artışlarıysa yüzde 18'dir. Bu insanların kullandığı her türlü malın bedeli artmıştır. Onlara yüzde 3 gibi sembolik bir artışı öngörmek, gerçekten büyük haksızlıktır, büyük adaletsizliktir. Adının içinde "adalet" olan Adalet ve Kalkınma Partisinin, emeklilerimizi yüzde 3 gibi bir zamma mahkûm etmesi düşünülemez. Yüzde 1 de vergi iadesinden aldığınızı düşünürseniz, yüzde 3'ü yüzde 2'ye indirmiş oluyorsunuz; yüzde 2'lik bir… Hiç yapmayın çok daha iyi. Deyin ki emeklilere "Türkiye'de işler çok kötü, hazinemiz perişan; IMF'ye de anlatamıyoruz, onlar da size zam verilmesine karşı; onun için, kusura bakmayın bu sene size hiç zam veremedik" gibi bir yaklaşımla çıksanız daha net olur, daha açık olur; herkes de anlar; ama, böyle bir kandırmaca… İlk altı ayda yüzde 3, ikincisinde de yüzde 3 veriyoruz; yani, oturun hesap edin... Bunlar, son derece sembolik rakamlardır. Perişan halde, akşamları dağılan pazarlarda çürük meyve, sebze toplayan emeklilerimize, ev kirası ödeyemeyen emeklilerimize, çoluğuna çocuğuna, torununa bayramda bile 3 kuruş bahşiş veremeyen emeklilerimize yüzde 3 gibi bir zam vermek, onlarla alay etmektir; buna hiç kimsenin hakkı yok, bu Meclisin buna hakkı yok!

Tabiî, bazı arkadaşlarımızın tuzu kuru, yüzde 3'ü bile çok görüyorlar belki; ama, değerli arkadaşlarım, milletvekilleri olarak 7 milyar lira para alıyoruz, bununla geçinemediğini söyleyen milletvekillerimiz var. Peki, 500 000 000 lira, 400 000 000 lira emekli maaşı alan insanlar nasıl geçinecek?! Onlara yüzde 3 zam vererek mi onların derdine derman olacaksınız, onların sorunlarını böyle mi çözeceksiniz?! Hani Türkiye'de her şey iyiye gidiyordu, hani ekonomi büyüyordu, hani sosyal devlet ilkesini ayağa kaldırmıştınız; artık, işçiyi, memuru, emekliyi enflasyon altında ezdirmeyecektiniz; bunu yüzde 3'le mi yapacaksınız; bunu, yüzde 2'yle mi yapacaksınız; ücretlilere vergi iadesindeki yüzde 5'lik payı yüzde 4'e indirerek mi yapacaksınız?! Bunlar… Değerli arkadaşlarım, gerçekten, söylemekten sıkılıyorum, çekiniyorum ve emeklilerimizden özür diliyorum; onların derdine derman olamadığımız için, onların dertlerine bir çare bulamadığımız için özür diliyorum.

AKP milletvekili arkadaşlarımızın hiçbiri, işçi emeklilerinin toplantısına gidemezler, konuşamazlar; hiçbiri, Bağ-Kur emeklisinin toplantısına gidemez, konuşamaz; hiçbiri, Emekli Sandığı emeklisinin toplantısına gidemez, konuşamazlar; çünkü, onların çektiği sıkıntıları dinleyemezler, tahammül edemezler. Değerli arkadaşlarım, gerçekten, o insanlar büyük sıkıntı içinde. Bizler, onların toplantılarına gittiğimizde "ne olur, şu derdimizi bir görün, şu derdimize bir çare bulun" diyorlar; "siz de Meclistesiniz" diyorlar. Biz de, onlara anlatıyoruz ki, biz Meclisteyiz ama biz muhalefetteyiz. Biz, sadece, onların derdini gündeme getirebiliriz, taşıyabiliriz; ama, bunun çaresini bulacak olan çoğunluk, AKP çoğunluğudur; ama, ne yazık ki AKP çoğunluğu da, bizim söylediğimizi "anlat anlat, heyecanlı oluyor" diye dinliyor; hiç, kılları kıpırdamıyor, hiç, aldırmıyorlar. Emeklilerin derdi onların derdi değil, çaresiz insanların derdi onların derdi değil, bu kışta kıyamette yakacak alamayan insanlar onların derdi değil, çocuğuna harçlık veremeyen dedeler nineler arkadaşlarımızın derdi değil. Ne yazık ki, böyle bir Meclisle karşı karşıyayız.

Ben, tüm emeklilerimizden, böylesine sembolik, böylesine insafsız, onların daha da ezilmesine yol açacak bir zamla karşılarına geldiğimiz için, Meclisin bir üyesi olarak, bu topluluğun bir parçası olarak, kendilerinden özür diliyorum ve AKP'li insaf sahibi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Bir cümleyle toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun efendim.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - …arkadaşlarımızın, vereceğimiz önergelere sahip çıkmalarını, hiç yoksa, ücretlerdeki vergi iadesinin eskiden olduğu gibi yüzde 5 olarak kalmasını kabul etmelerini ve emeklilere de insanca yaşayacakları bir zammı kabul etmelerini diliyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 2 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2006-02-02-t-c-emekli-sandigi-sosyal-sigortalar-kurumu-ve-bag-kur-dan-aylik-veya (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
