# Serbest muhasebecilik, serbest muhasebeci mali müşavirlik ve yeminli mali müşavirlik kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:216)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Özyürek (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim
- **Tarih:** 30 Nisan 2008
- **Gündem:** SERBEST MUHASEBECİLİK, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:216)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-23-2008-04-30-serbest-muhasebecilik-serbest-muhasebeci-mali-musavirlik-ve-yeminli-m

> Mustafa Özyürek (CHP), 30 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERBEST MUHASEBECİLİK, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:216)); konuşma 1.587 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Mali Müşavirlik Kanun Tasarısı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 3568 sayılı Yasa yani şu anda yürürlükte bulunan ve bu mesleğin yetkilerini, sorumluluklarını ve örgütlenmesini düzenleyen Yasa bundan on dokuz yıl önce, 1989 yılında çıkmıştır. Bu Yasa çıkarken elli yıla yakın hazırlıklar yapılmıştır çünkü çağdaş ekonomiyle yönetilen, piyasa sistemiyle yönetilen her ülkede buna benzer bir yasa vardır ve bu meslek, örgütlü bir şekilde görevini yapmaktadır.

Bu mesleğin esas görevi ekonomiyi kayda almaktır. Bu mesleğin esas görevi işletmelerin mali tablolarını denetlemektir ve vergi kanunlarında, iş kanunlarında, Ticaret Kanunu’nda ve diğer kanunlarda kendilerine verilmiş olan denetim yetkisini yapmaktır.

Bu meslek yeni bir meslektir. Örgütlenmesi itibarıyla Türkiye’de yenidir çünkü odalar ve birlik, yani TÜRMOB, 1990 yılından itibaren faaliyete geçmiştir. Bu Yasa çıkarken önemli eksikleri olduğu hep söylenmiştir ama 1990 yılından bugüne kadar yeni bir tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne gelememiştir. Geçen dönem bir kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonundan geçmiş olmasına rağmen, kadük olmuştur.

Değerli arkadaşlarım, odalar ve birlik oluştuktan sonra, bu mesleğin sorunlarını çözmek için büyük çaba göstermiş, örgüt, uluslararası kuruluşlara üye olmuş, Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu (IFAC) gibi, bu mesleğin bütün dünyadaki çatı örgütünün de bir aktif üyesi hâline gelmiştir.

Bu uygulanan dönemde –zaten, yasa çıkarken bazı eksikler vardı- uygulamayla da çıkan bu eksiklerin giderilmesi gerekirdi. Ama, önümüze gelmiş olan tasarı, bu eksikleri, bu ihtiyaçları giderecek bir tasarı değildir. Serbest muhasebecilerin, serbest muhasebeci mali müşavir yapılması gibi önemli bir maddeyi, önemli bir düzenlemeyi bir kenara bırakırsanız, diğer düzenlemelerin hepsi, kim aday olabilir, kim aday olmamalıdır veya seçim yöntemi blok liste mi olsun, nispi temsil mi olsun veya çarşaf liste mi olsun gibi, seçim sistemiyle ilgili düzenlemeler yapılmaktadır.

Şimdi, öyle bir olayla karşı karşıyayız ki, bu hafta sonu, yani cumartesi, pazar günü pek çok odanın genel kurulu yapılacak. Biz burada odalardaki seçim yöntemini alelacele, yirmi iki maddelik, yirmi sekiz maddelik bir kanun tasarısını temel yasa gibi görüşerek bir an önce çıkarmaya çalışıyoruz. Ama odaların hepsi üyelerini, yani seçmenlerini askıya çıkarmışlardır ve bu kanun çıkmadan önce de pek çok oda kongresini yapmış olacak. Peki, bu nasıl olacak? Şu anda, bu hafta sonu kongresini yapacak odalar eski maddelere göre yapacaklar, daha sonra kongre yapacak olanlar da yeni kanuna göre mi yapacak? Böyle bir kargaşa olabilir mi? Burada grup başkan vekili arkadaşlarımızla konuşurken, iktidar mensubu, “Bu seçime zaten yetişmez.” dediler. Peki, bu seçime yetişmezse bu acele niye? Niçin yirmi sekiz maddelik bir kanunu iki bölüm hâlinde bir temel yasa gibi görüşüyoruz? Bugün çarşamba, yarın 1 Mayıs; buradan çıkmış olsa bile herhâlde Sayın Cumhurbaşkanına gitmesi, kendilerinin bunu onaylaması oldukça bir vakit alacaktır ve başlamış olan bir maçın kurallarını değiştirmek doğrusu son derece yanlış olmuştur.

Değerli arkadaşlarım, TÜRMOB ve mali müşavirler odaları, günlük parti politikalarının girmediği, o anlamda siyasetin girmediği, ama elbette ülke politikası, dünya politikasıyla ilgili belli tavrı, görüşü olan örgütlerdir. Ama günlük parti politikalarının bu örgütte yeri yoktur. Şimdi getirilmek istenen bu düzenlemelerle, belli grupların, yani çeşitli odalarda liste çıkarıp kazanamamış olan grupların da bir yer tutması, onlara da pay verilmesi için bir nispi temsil getirilmişti. Plan ve Bütçe Komisyonunda uzun tartışmalar sonunda hem blok listenin hem de nispi temsilin birlikte olamayacağı, bunun olsa olsa tek ve ortak bir listede, yani bütün adayların alt alta yazılması ve karşılarına konulan karelerin işaretlenmesi suretiyle yapılabileceği noktasında bir uzlaşmaya varmıştık.

Umarım ve dilerim ki bu uzlaşmadan bir geri dönüş olmaz. Fakat gördüğüm kadarıyla, AKP Grubunda sanki bu uzlaşmadan dönme yönünde bir girişim yapılacakmış izlenimi bende var. Bunlar son derece yanlış olur. Bir de Milliyetçi Hareket Partisiyle, Demokratik Toplum Partisiyle, Cumhuriyet Halk Partisiyle ve iktidar grubuyla bir haftaya yakın, üzerinde özel gruplar kurarak, diğer komisyon çalışmalarıyla bir uzlaşmaya vardık. Eğer bu uzlaşmadan dönülürse tabii, bu, güven açısından çok önemli sorunlar getirir ve bu Parlamentonun çalıştırılması, birbirimize güven içinde çalışması yönünden büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalırız. Bu Parlamentonun önüne kısa bir süre sonra Türk Ticaret Kanunu gibi diğer bazı önemli kanunlar gelecektir. Bu kanunlarda muhalefetin belli bir anlayışı, toleransı sağlanamazsa bu kanunları çıkarmak mümkün olmaz. Bu toleransın, bu uzlaşmanın, bu karşılıklı güvenin devam edebilmesi için de verdiğimiz sözden dönmememiz gerekir.

Değerli arkadaşlarım, burada, bazı adayların kişilikleri tanımlanarak bazı adaylar tarif edilmek suretiyle şartlar getirilmektedir. Şu anda TÜRMOB yönetimine seçilebilmek için herhangi bir şart yoktur; elbette odalardan seçilmiş delege olmak gerekiyor. Odalardan seçilmiş delege, kaç yıllık kıdemi var, fiilen bu mesleği yapıyor mu yapmıyor mu gibi şartlar aranmadan seçilirken şimdi, Hükûmet tasarısıyla beş yıl kıdem aranıyordu, Komisyondaki tartışmalarda bu üç yıla indi, onun yanında fiilen çalışma şartı getirildi. Ben, bu camianın, TÜRMOB’un on bir yıl Başkanlığını yaptım ve bu mesleği fiilen ifa eden birisi de değildim. Peki, şimdi, benim şartlarımı taşıyan birisi bürokrasiden ayrılsa, bu camianın takdirini kazansa ve aday olsa “Hayır, sen aday olamazsın.” diyoruz. Yani, buralar, Anayasa’mızın ilgili maddesine göre özerk kuruluşlardır, üyelerden topladığı aidatlarla yönetilen kuruluşlardır. Buralara, vesayetçi bir anlayışla, sen ancak şu yöntemle seçim yapabilirsin, senin adayların ancak şu şartları taşırsa seçime girebilir gibi kısıtlamalar getirmek son derece yanlıştır.

Değerli arkadaşlarım, TÜRMOB’da odalarda kongreler yapılıyor. Bu kongrelerden TÜRMOB’a yani Birliğe delege seçiliyor. Şu anda 25 üyeye 1 delege seçiliyor. Hükûmet tasarısı 100 üyeye 1 delege seçilsin diye geldi, Komisyonda 75’e indirildi. TÜRMOB camiasının bu konudaki önerisi ise 50’dir. Bir camia kendi şartlarını kendisi belirlemelidir değerli arkadaşlarım.

Burada geçmişte TOBB Yasası’nı görüştük. TOBB Yasası hazırlanırken Hükûmet TOBB’la çok yakın bir iş birliği yaptı ama ne yazık ki TÜRMOB’la böylesi bir iş birliği yapılmadan bu tasarı getirildi. “Biz, devlet olarak, Hükûmet olarak bir vesayet hakkımız var, öyleyse bizim dediğimiz şekilde aday göstereceksiniz, bizim dediğimiz yöntemle seçim yapacaksınız.” deniliyor. Başka neler var? Mesela “En fazla iki dönem oda başkanlığı yapılabilir.” deniliyor.

Değerli arkadaşlarım, bizim öylesine odalarımız var ki oraya hatırla, gönülle başkan bulursunuz. O başkanı da “siz iki dönem bu işi yaparsınız, sonra bu işi yapamazsınız” derseniz, oralara yönetici bulmakta büyük zorluk çekersiniz. Biliyorsunuz, TESK’te böyle bir süre konulmuştu -daha sonra Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti- barolarda bu süreler vardı, yine orada bir değişiklik yaptık. Niçin burada illa bir süre koymaya çalışıyoruz?

Şimdi, burada en çok tartıştığımız konu, değerli arkadaşlarım, nispi temsil. Hükûmet tasarısında nispi temsil getirilmiştir. Şu anda blok listeler hâlinde seçime gidilmektedir, bu blok listeden en çok oyu alan liste kazanmış olmaktadır. Hükûmet tasarısında deniliyor ki: “Blok listeler hâlinde seçime girilsin ama seçilenler nispi olarak değerlendirilsin.” Bir örnekle bunu anlatırsak: 1.000 üyeli bir odada iki liste çıktı, (A) listesi, (B) listesi. (A) listesi 800 oy aldı, (B) listesi 200 oy aldı. Yönetim kurulunun da 5 kişiden oluştuğunu düşünürseniz; 4 üye 800 oy alan listeden seçilecek, 1 üye 200 oy alandan seçilecek. Peki, buradaki 800 oy almış kişinin, adayın hukukunu nasıl koruyacaksınız? 800 oy alan aday seçilmemiş sayılacak, buna karşılık 200 oy alan aday seçilmiş sayılacak. Bu, şahıs hukuku açısından son derece sakıncalıdır, hukuka aykırıdır, Anayasa’ya aykırıdır.

Bu nispi temsili sağlayacak yöntem siyasi partilerde bulunmuştur. AKP’nin tüzüğünü de ben Plan ve Bütçe Komisyonunda getirmiştim, Cumhuriyet Halk Partisinin tüzüğü de ortada. Orada ya blok liste yaparsınız, blok listede, o liste eğer çizilme filan yoksa olduğu gibi kazanır veya nispi istiyorsanız “çarşaf liste” dediğimiz tek liste yöntemi uygularsanız. Bütün adaylar alfabetik sıraya göre alt alta yazılır, onun karşısına konulan kareler işaretlenir, en çok işareti kim almışsa onlar seçilmiş sayılır. Bizim, Komisyonda bir hafta, on günlük tartışma sonunda bütün partilerle birlikte bulduğumuz yöntem budur. Eğer bundan dönülürse, Hükûmet tasarısındaki gibi bir nispi temsil tekrar gündeme gelirse, bilelim ki değerli arkadaşlarım, bu Anayasa’ya aykırıdır, bu hukuka aykırıdır. Yani, az alan insanın çok oy alanın yerine seçildiği bir sistem hukuki değildir, demokratik değildir.

Arkadaşlarımız diyorlar ki: “Siyasi partiler nispi temsille seçilmiyorlar mı?” O çok farklı bir yöntemdir ve orada kurumlar vardır. Bu, gruplar dediğimiz, seçimde liste çıkaran insanlar sabah gelir, adaylardan ikisini de beğenmez veya birini beğenmez, birisi der ki: “Gelin arkadaşlar, birlikte bir liste çıkaralım.” Bunu bir kurum gibi, bir grup gibi, ön seçim yapacak, o ön seçime göre öncelik verilecek gibi algılamak son derece yanlıştır ve Hükûmetin önerdiği nispi temsil sistemi, yani blok listeyle nispi temsil sistemi ne Barolar Birliğinde vardır ne esnaf odalarında vardır ne ticaret odalarında vardır ne mimar-mühendis odalarında vardır ve benim bildiğim kadarıyla da dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Bir kongrede seçime giriyorsanız, çok oy alan seçilmiş, az oy alan seçilmemiş olur. Bu, doğal; hukukun doğasında vardır. O nedenle, Hükûmet tasarısındaki yöntemin yanlışlığını bir hafta içinde tartışa tartışa birbirimizi ikna ettiğimizi zannediyorum. Buradan dönmek büyük sorunlar yaratır.

Değerli arkadaşlarım, TESK’te, TOBB’da, sendikaların konfederasyonlarında, hem bir sendikanın başkanı hem de konfederasyon yönetim kurulu üyesi olmak mümkündür. TESK’teki şu andaki başkan, aynı zamanda bir başka federasyonunun da başkanıdır. TÜRMOB’da hem odada hem Birlikte görev alınamaz diye buraya açık bir hüküm getirilmektedir. Bu, belli bir kişiyi istihdaf eden –eski deyimle- bir maddedir. Oysa kanunlar şahıslara göre çıkarılmaz, kanunlar genel nitelikli olur. Burada, belli şahıslar göz önünde bulundurularak tarifler yapılmak suretiyle yasa çıkarılmaktadır.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu meslek, henüz on dokuz yıllık bir meslek. Bu mesleğin organlarını, odasını, Birliğini yok sayarak, o camianın görüşlerini dikkate almadan, “benim vesayet yetkim var, ben istediğim şekilde seçim yaptırırım” anlayışıyla bir tasarı hazırlarsanız, bu son derece yanlış olur. Bunun yolu, değerli arkadaşlarım, birlikte, katılımcı bir anlayışla bu tasarının düzenlenmesiydi. Bu yapılmamıştır. Ama komisyonda bazı noktalarda uzun müzakerelerden sonra bir uzlaşma sağlanmaya çalışılmıştır. Bu uzlaşmadan da dönülürse, inanmanızı isterim ki, bir şeyler yapmış olursunuz ama, bu camiaya, bu mesleğe kötülük yapmış olursunuz.

Bir de şu anda, dediğim gibi, bu hafta sonu pek çok odamızın kongresi yapılıyor, ayrıca öbür hafta, daha öbür hafta diğer odaların kongresi yapılacak ve hepsinin de Seçim Kuruluna listeleri verilmiştir. Askı süreleri tamamlanmıştır. Yani seçim süreci başladığı anda seçim yöntemini, seçim tarzını değiştiren bir düzenleme yapılamaz, kesinlikle yanlıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Özyürek (CHP, İstanbul). “Serbest muhasebecilik, serbest muhasebeci mali müşavirlik ve yeminli mali müşavirlik kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:216)”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 30 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-23-2008-04-30-serbest-muhasebecilik-serbest-muhasebeci-mali-musavirlik-ve-yeminli-m (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
