# 2009 yılında istanbul şehrinde yapılacak beşinci dünya su forumunun organizasyonu ile katma değer vergisi kanununa bir geçici madda eklenmesi (s.s. 214)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Özyürek (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim
- **Tarih:** 15 Ekim 2008
- **Gündem:** 2009 YILINDA İSTANBUL ŞEHRİNDE YAPILACAK BEŞİNCİ DÜNYA SU FORUMUNUN ORGANİZASYONU İLE KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNUNA BİR GEÇİCİ MADDA EKLENMESİ (S.S. 214)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-23-2008-10-15-2009-yilinda-istanbul-sehrinde-yapilacak-besinci-dunya-su-forumunun-or

> Mustafa Özyürek (CHP), 15 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILINDA İSTANBUL ŞEHRİNDE YAPILACAK BEŞİNCİ DÜNYA SU FORUMUNUN ORGANİZASYONU İLE KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNUNA BİR GEÇİCİ MADDA EKLENMESİ (S.S. 214)); konuşma 851 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 214 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, uluslararası bir forumun Türkiye’de düzenlenmiş olması elbette önemlidir. Bu organizasyonun Türkiye’ye getirilmesi konusunda emeği geçen herkesi kutlarım. Çünkü, bu tip organizasyonların ne kadar zor olduğu ve pek çok ülkenin de bu tip organizasyonları yapmaya talip olduğu düşünülürse Türkiye’nin uluslararası düzeyde bir propagandasına vesile olacak bir düzenlemedir. O nedenle öncelikle memnuniyetimi ilave etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce de konuşuldu. Özellikle küresel ısınma da dikkate alınırsa su konusu, kullanma suyu konusu, tatlı su konusu bütün dünyanın çok önemli bir sorunu hâline gelmiştir. Aynı zamanda Türkiye’nin de önemli bir sorunudur. Gerçi, Çevre Bakanımız sık sık Türkiye’nin su zengini bir ülke olduğunu ifade etse de bu yaz aylarında yaşadığımız sorunlar da göstermiştir ki Türkiye aslında su fakiri bir ülkedir. Tabii, mevcut kaynaklarımızı çok daha iyi kullanmalıyız, çok daha etkili kullanmalıyız ve su kayıp ve kaçağını önleyecek çareleri mutlaka bulmalıyız; onlar ayrı. Ama, özünde baktığınız zaman, Türkiye’nin su kaynakları yeterli değildir. Bu, Dünya Su Forumunun Başkanıyla Sayın Bakan arasında da burada bir çelişki var. Sayın Başkan da Türkiye’nin su fakiri olduğu noktasında görüş ifade etmektedir.

Değerli arkadaşlarım, su konusu zaman zaman, özellikle büyük şehirlerimizin su ihtiyacı nedeniyle sık sık gündeme geliyor. Mesela Ankara’da, artık gördüğünüz zaman içilemeyeceğine çok rahat karar vereceğiniz Kızılırmak suyunu bir güzel kullanmaya başladık. Yani o tartışmalara girecek değilim ama bu suyun uygun olmadığı, kalitesiz olduğu konusunda Devlet Su İşlerinin de pek çok raporu var. Belediye Başkanı Sayın Melih Gökçek bunu allayıp pullayıp, sanki çok iyi bir su kullanıyormuşuz gibi bir izlenim yaratmaya çalışıyor ama hem kullananlar olarak, Ankara’da yaşayan insanlar olarak suyun kalitesizliğini görüyoruz hem de pek çok rapor bunu ortaya koyuyor.

İstanbul’un gene büyük bir kentimiz olarak önemli bir su sorunuyla karşı karşıya kaldığını, Melen Çayı’ndan sorunu çözmeye çalıştığını ama önemli bir sorunlar yaşandığını hepimiz biliyoruz. Bu Su Forumu nedeniyle, 17,5 milyon avroluk bir bütçe ayrılmış durumda. Bunun önemli bölümünü İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İSKİ ve DSİ karşılamaktadır. Yani bir anlamda harcanan para kamu parasıdır, devlet parasıdır. Bu yapılan etkinlikte katılımcılardan 50 milyon avroluk da bir gelir elde edilmesi öngörülmektedir, inşallah elde edilir.

Şimdi, bu bütçeyle ilgili olarak paralar tahsis ediliyor, bir devlet parası harcanıyor fakat bu devlet parası harcanırken Kamu İhale Yasası’na tabi olmaması, görüşmekte olduğumuz kanun teklifinde öngörülüyor. Bunu hep yapıyoruz. Çeşitli, buna benzer, işte, 2010 İstanbul’un dünya kültür merkezi olmasına dönük kanun teklifinde de bunu gördük, benzer kanunlarda da gördük. Şimdi, Kamu İhale Yasası, bu kadar, idarelerin elini kolunu bağlayan bir yasaysa, getirin ıslah edelim; yok öyle değilse, niçin buralarda hep istisna getiriyoruz da diğer kuruluşlar, belediyeler, diğer yatırımcı kuruluşlar o İhale Kanunu kapsamı içinde oluyor? Burada bir çelişki oluyor. Yani bu konuda Hükûmetin bir net görüşünün ifade edilmesi lazım. Yani Kamu İhale Kanunu gerçekten kamunun elini kolunu bağlayan bir kanun mudur yoksa arada bir uyulmaması gereken sıradan bir kanun mudur?

Gene bu kapsamda, bu maddede katma değer vergisinden, işte biraz önce belirttiğim 17,5 milyon avroluk bütçenin kullanılmasında, harcamaların yapılmasında KDV Kanunu’na tabi olmayacağına dair hüküm getiriliyor. Aynı mantık burada da söz konusu. Yani KDV bizim vazgeçemeyeceğimiz önemli bir gelir kalemimizse buradan da alalım, bu tip harcamalardan da alalım ama öyle değilse başka kesimlerden, mesela elektrikten niye yüzde 18 katma değer vergisini alıyoruz?

Şimdi, ne olur? “Küçük bir istisna, etkisi sınırlı.” diyebilirsiniz fakat istisnalar kaidelerin mezarıdır değerli arkadaşlar. Katma değer vergisine o kadar çok istisna getirdik ki neredeyse “Esası nedir bunun?” diye arar hâle geldik. Onun için, bu tip istisnalar sistemi bozuyor.

Ne olacak? Zaten DSİ’nin verdiği para, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin verdiği para, İSKİ’nin verdiği para… Bunların hepsi kamunun parası, bizim vergilerimizle oluşan bir kaynak. Vergi almak demek, bir cepten alıp bir başka cebe koymak demektir. Onun için bu istisnalara ihtiyaç da yok, gerek de yok ama nedense bürokrasi bunu çok seviyor, hemen bu tip istisnaları gündeme getiriyor.

Değerli arkadaşlarım, burada oluşturulan sekreteryaya bir atama yapılmış durumda, göreve başlamış durumda Sayın Profesör Oktay Tabasaran. Kendisinin bu konularda uzman bir kişi olduğu biliniyor. Yalnız özellikle Çevre Bakanımızla çok yakın ticari ilişkileri olduğu da biliniyor bu Profesör Oktay Tabasaran’ın. Burada Çevre Bakanımız yok, olsaydı kendisine sorup bire bir bilgi almayı tercih ederdim. Vadi adında bir şirket kuruluyor. Bu şirketin kurucuları Sayın Çevre Bakanımızın eşi ve Sayın Baştürk’ün eşi. Bunların aldığı bir işi Sayın Tabasaran’ın şirketiyle birlikte yapıyorlar. Yani Çevre Bakanımızla, şu anda işte 17,5 milyon avroluk bütçesi olan, 50 milyon avro gelir getirmesi beklenen bir organizasyonun başına getirilmiş olan kişi ticari açıdan iç içeler, birlikte iş yapıyorlar. Bunun, ben, bu tip atamalarda dikkate alınması gereken önemli bir konu olduğunu, önemli bir sorun olduğunu düşünüyorum.

Gene, Sayın Bakan lütfeder cevap verirse: Bu ilişkiler nedir, doğru mudur? Ayrıca Sayın Tabasaran’a, sekretere ne kadar ücret verilecektir? Bu görevi, özellikle uluslararası düzeyde Türkiye’nin düzenlediği bir su forumunda genel sekreterlik yapması onun ticari işleri açısından kendisine bir avantaj sağlamakta mıdır? Bu noktalar atama yapılırken düşünülmüş müdür veya belki bu sekreterliğe atandığı andan itibaren Sayın Profesör Tabasaran bütün ticari ilişkilerini bırakmış mıdır? Bunların hepsinin bilinmesi lazım. Bu göreve, -benim dileğim, düşüncem şu olurdu- bu tip ticari ilişkiler içinde olmayan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Özyürek (CHP, İstanbul). “2009 yılında istanbul şehrinde yapılacak beşinci dünya su forumunun organizasyonu ile katma değer vergisi kanununa bir geçici madda eklenmesi (s.s. 214)”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 15 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-23-2008-10-15-2009-yilinda-istanbul-sehrinde-yapilacak-besinci-dunya-su-forumunun-or (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
