# 2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Özyürek (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim
- **Tarih:** 21 Aralık 2009
- **Gündem:** 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-23-2009-12-21-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi

> Mustafa Özyürek (CHP), 21 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 894 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri, gelir bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 2010 yılı bütçesinin “Gelirler” bölümüne baktığımızda şunları görüyoruz: Öncelikle 2009 yılı bütçesinde toplam vergi gelirleri öngörülenden yüzde 19 daha az toplanmıştır. Bunun böyle olacağını biz 2009 yılı bütçesi görüşülürken açıkça ifade etmiştik ama o zamanki Maliye Bakanı demişti ki: “Siz hep kötümser bakıyorsunuz. Merak etmeyin, biz bunu gerçekleştiririz.” Ama ne yazık ki bizim dediğimiz çıktı. Sayın Maliye Bakanı da “Biz yanılmışız, yüzde 19 daha az gelir topladık.” demedi; gene çeşitli bahaneler bulundu ve toplum bir anlamda uyutuldu.

Değerli arkadaşlarım, 2010 yılı bütçesine baktığımızda yüzde 18’lik bir artış öngörülüyor; enflasyon hedefi yüzde 5,3; deflatör yüzde 5, büyüme yüzde 3,5; buna karşılık vergilerdeki artış yüzde 18. Bu nasıl olacak? Bunun iki yolu var: Ya vergi oranlarını -KDV ve ÖTV’yi- Hükûmet artıracak veya yeni vergi getireceksiniz. Eğer Sayın Bakan aksini söylüyorsa gelir, burada, açıkça “Biz vergi oranlarını da artırmayacağız, yeni vergi de getirmeyeceğiz.” der. Özellikle ÖTV ve KDV’de çok büyük artışlar öngörülüyor; petrol ve doğal gazda yüzde 26, tütün mamullerinde de yüzde 36 bir artış. Bu nasıl olacak? Akaryakıttan alınan vergilerde artış olacak, tütün mamullerinden alınan vergilerde artış olacak. Bu, gün gibi aşikâr. Tabii, akaryakıt üzerinde daha fazla yeni ek vergiler almak, gerçekten, ulaştırma sektörünü ve tarım sektörünü çökertir çünkü dünyada en pahalı benzin Türkiye’de satılıyor, dünyada en pahalı motorin Türkiye’de satılıyor ve Avrupa Birliği ülkelerinde en yüksek ÖTV bizde tahsil ediliyor. Ayrıca da ÖTV üzerinden de yüzde 18 katma değer vergisi alan bir ülkeyiz yani vergiden de vergi alan bir ülkeyiz.

Değerli arkadaşlarım, bu ÖTV’lerin yüksekliği tarım sektörünü, ulaştırma sektörünü gerçekten çok güç durumda bırakıyor. Biz, balıkçılardan ÖTV alınmamasından büyük mutluluk duyuyoruz ama çiftçilerden de ÖTV alınmaması gerektiğini ifade ediyoruz ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak da iktidarımızda çiftçilerden kullandıkları mazot üzerinden ÖTV almayacağımızı seçim bildirgemizde ifade etmiştik.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’nin en temel sorunlarından biri kayıt dışılıktır. AKP Hükûmeti 2003 yılında yayınladığı, bugün unuttuğu Acil Eylem Planı’nda demişti ki: “Altı ay içinde biz kayıt dışılığı önleyeceğiz.” Ama bugün aradan yedi sekiz yıl geçti, kayıt dışılıkla ilgili hiçbir önemli adım atılmamıştır. AKP, kapsamlı bir vergi reformu yapmaktan yana olmadığı için, günübirlik önlemlerle bütçe açıklarını azaltmaya çalıştığı için yasa dışı vergi toplama yollarına başvuruyor. Bunların başında özellikle kurumlar vergisi ve gelir vergisinin beyannamesinin vergilendiği dönemde vergi dairesine çağrılan mükelleflerden “Ya beyanını artırırsın veya senin hesaplarını incelemeye alırız.” tehdidiyle vergi toplanmaya çalışılıyor. Bu doğru bir yol değildir, bu hukuki yol değildir.

Bir diğer önemli nokta da “kod uygulaması” diye bir uygulama var biliyorsunuz. Sahte belge kullanan, adresinde bulunamayan, KDV beyannamesini veremeyen, defter ibraz etmeyen kimselerden mal alan mükellefler ödedikleri vergileri, KDV’leri tekrar ödemek durumuyla karşı karşıya kalıyorlar. Kod uygulaması denilen bu uygulamayı ucundan, kıyısından biraz Hükûmet düzeltmeye çalışıyor ama Sayın Bakandan, artık bu uygulamaya bütünüyle son vermeleri gerektiğini ifade ediyorum ve bu vesileyle, özellikle muhasebecileri ve malî müşavirleri yakından ilgilendiren Ba ve Bs bildirimlerinde uygulanmakta olan 1 milyar liralık -eski parayla- özel usulsüzlük cezasının çok ağır olduğunu, bunun normal usulsüzlük cezasına çevrilmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Bir diğer önemli hukuk dışı uygulama da şu anda süresi geçen ilaçlar, kullanılamayacak hâle gelen süt, meyve suyu ve konserve, paketlenmiş et ve tavuk için ödenmiş olan KDV’lerin indirim hakkı varken şimdi Maliye Bakanlığı çıkardığı bir vergiyle bu indirim hakkını mükelleflerin elinden alıyor. Özellikle eczacılar, zaten baskı altında bulunan eczacılar süresi geçmiş ilaçların KDV’sini iki defa ödemek durumuyla karşı karşıya kalacaklar. Hukuki hiçbir dayanağı olmayan bu uygulamadan Maliye Bakanının vazgeçmesini diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu İktidar vergi denetimini siyasallaştırmıştır. Oysa vergi denetiminin bağımsızlığı, tarafsızlığı yargı bağımsızlığı kadar önemlidir çünkü bu da insanların ekonomik hayatına doğrudan müdahale anlamı taşıyor. AKP işine gelmeyen, kendisine rakip gören iş adamlarına vergi incelemesini bir silah gibi, bir Demokles’in kılıcı gibi kullanıyor. Bunlardan biri -çok yaygın olduğu için ifade etmek istiyorum- Doğan Grubuna uygulanmakta olan vergi ve onlara salınan vergi ve cezalar, özellikle katma değer vergisi. Hisse senedi… Doğan Grubuna esas itibarıyla inceleme sonucu uygulanan vergi ve cezanın temelinde şirketler arasında alınıp satılan hisse senedi meselesidir. Hisse senedi alım satımında katma değer vergisi uygulanmayacağına dair ilgili kanunda çok açık, net hüküm olmasına rağmen doğrudan katma değer vergisi istenmektedir ve bunun için de çok büyük bir vergi ve ceza salınmıştır.

Şimdi, bu grup, özellikle basın özgürlüğü ile çok yakından ilgili olan bu gruba dönük uygulamanın haksızlığı şurada da kendini gösteriyor: Bunlar dava yoluna gidiyorlar… Hiç kuşku yok, Türkiye’de hukuk varsa, belli bir düzeyde, özellikle Danıştayda bu davaları kazanabilirler ama büyük bir teminat baskısı altında, haciz baskısı altında bırakılıyorlar. Oysa, eğer inceleme raporu hazırlandıktan sonra vergi hesaplıyorsanız, vergi salıyorsanız oradan artık ihtiyati haciz uygulayamazsınız. Bununla ilgili Maliye Bakanlığının böyle bir yayını var, o yayında çok açık bir şekilde ifade ediliyor ve deniliyor ki: “İnceleme sonuçlanıp tarhiyat yapıldıktan sonra bu düzenleme uyarınca ihtiyati haciz kararı alınması mümkün değildir. Diğer bir deyimle, bu madde uyarınca ilgililer hakkında ihtiyati haciz kararı alınabilmesi için incelemenin henüz tamamlanmamış olması gerekmektedir.” Bu sadece Maliye Bakanlığının daha önce ifade ettiği görüşü değil, aynı zamanda Danıştayın çeşitli dairelerinin de ifade ettiği bir görüşüdür. Maliye Bakanlığı başka mükellefler için, bu şekilde, demiş ki: “Rapor yazdıktan sonra salınan vergi ve cezada ihtiyati haciz uygulanmaz.” Danıştay bu yolda çeşitli kararlar vermiş ama Doğan Grubuna geldiği zaman bu taahhütler, verilen bu sözler, yargı kararları bir kenara itiliyor; bu grubu sıkıştırabilmek için, bu grubun basın özgürlüğünü kullanmasını önlemek için çok yoğun bir baskı yapılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Özyürek (CHP, İstanbul). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-23-2009-12-21-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
