# Amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile denizli milletvekili hasan erçelebi'nin; kastamonu milletvekili mehmet serdaroğlu ve milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili izmir milletvekili oktay vural'ın; trabzon milletvekili mehmet akif hamzaçebi ve 15 milletvekilinin; kahramanmaraş milletvekili mehmet akif paksoy ve 17 milletvekilinin; bartın milletvekili muhammet rıza yalçınkaya'nın; antalya milletvekili osman kaptan ve 2 milletvekilinin; zonguldak milletvekili ali ihsan köktürk ve 8 milletvekilinin; kahramanmaraş milletvekili veysi kaynak ve adıyaman milletvekili ahmet aydın'ın benzer mahiyetteki kanun teklifleri (s.s.:463)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Özyürek (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim
- **Tarih:** 26 Ocak 2010
- **Gündem:** AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI İLE DENİZLİ MİLLETVEKİLİ HASAN ERÇELEBİ'NİN; KASTAMONU MİLLETVEKİLİ MEHMET SERDAROĞLU VE MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GRUP BAŞKANVEKİLİ İZMİR MİLLETVEKİLİ OKTAY VURAL'IN; TRABZON MİLLETVEKİLİ MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ VE 15 MİLLETVEKİLİNİN; KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLİ MEHMET AKİF PAKSOY VE 17 MİLLETVEKİLİNİN; BARTIN MİLLETVEKİLİ MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA'NIN; ANTALYA MİLLETVEKİLİ OSMAN KAPTAN VE 2 MİLLETVEKİLİNİN; ZONGULDAK MİLLETVEKİLİ ALİ İHSAN KÖKTÜRK VE 8 MİLLETVEKİLİNİN; KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLİ VEYSİ KAYNAK VE ADIYAMAN MİLLETVEKİLİ AHMET AYDIN'IN BENZER MAHİYETTEKİ KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:463)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-23-2010-01-26-amme-alacaklarinin-tahsil-usulu-hakkinda-kanun-ile-bazi-kanunlarda-deg

> Mustafa Özyürek (CHP), 26 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI İLE DENİZLİ MİLLETVEKİLİ HASAN ERÇELEBİ'NİN; KASTAMONU MİLLETVEKİLİ MEHMET SERDAROĞLU VE MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GRUP BAŞKANVEKİLİ İZMİR MİLLETVEKİLİ OKTAY VURAL'IN; TRABZON MİLLETVEKİLİ MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ VE 15 MİLLETVEKİLİNİN; KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLİ MEHMET AKİF PAKSOY VE 17 MİLLETVEKİLİNİN; BARTIN MİLLETVEKİLİ MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA'NIN; ANTALYA MİLLETVEKİLİ OSMAN KAPTAN VE 2 MİLLETVEKİLİNİN; ZONGULDAK MİLLETVEKİLİ ALİ İHSAN KÖKTÜRK VE 8 MİLLETVEKİLİNİN; KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLİ VEYSİ KAYNAK VE ADIYAMAN MİLLETVEKİLİ AHMET AYDIN'IN BENZER MAHİYETTEKİ KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:463)); konuşma 1.546 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 463 sıra sayılı Tasarı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz tasarı bir torba tasarı, yani kırkambar bir tasarı. Çeşitli konularda bürokrasinin aklına gelen, siyasilerin aklına gelen çeşitli düzenlemeler bir tasarıda birleştirilmiş ve önümüze getirilmiştir. Oysa, buralarda, hem Plan ve Bütçe Komisyonunda hem de Genel Kurulda çok tartıştık ve dedik ki: Artık torba tasarı gelmesin. Hangi konuda düzenleme yapacaksanız o konuyla ilgili tasarıyı getirin, konuşalım. Bu yetmezmiş gibi bu torba tasarı bir de temel kanun gibi görüşülüyor, yani komisyonlardan kaçırılarak, Meclisten kaçırılarak bir düzenleme yapılıyor.

Bir diğer önemli nokta: Bu tasarıda, elimizdeki raporu dikkate alırsak, dokuz madde Maliye Bakanlığıyla ilgili ve bu tasarıyı sevk eden Maliye Bakanlığı ama burada Maliye Bakanı değil, Sayın Çalışma Bakanı oturuyor. Komisyonda da arkadaşlarımız bunu dile getirdiler. Niçin Maliye Bakanı buraya gelip tasarıdaki dokuz maddesini sahiplenerek bir savunma yapmaz, anlayabilmiş değiliz.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarıyla getirilen düzenlemelerin bir bölümü rutin düzenlemeler, yani işte, kısa çalışma ödeneğinden yararlanma koşullarının iyileştirilmesi, kısa çalışma ödeneğinin artırılması gibi düzenlemeler, yani istihdam koşullarındaki daha önce yapılmış kısmi iyileştirmelerinin devamı niteliğinde düzenlemeler. Böylesine perakende düzenlemeler yerine, AKP’nin, Hükûmetin kapsamlı bir işsizlikle mücadele yasa tasarısı getirmesi çok daha yerinde olurdu. Çünkü Türkiye’nin en temel sorunu -bütün kamuoyu yoklamalarında da bu ortaya çıkıyor- işsizliktir değerli arkadaşlarım. İşsizlikle ilgili burada öngörülen düzenlemelerle bir adım atmamız, işsizliği önlememiz mümkün değildir. Öyleyse, işsizliği ekonomik boyutlarıyla, sosyal boyutlarıyla yeni baştan ele alan bir tasarıya ihtiyaç var. Ne yazık ki bu yapılmamıştır.

Değerli arkadaşlarım, çalışanların sorunlarına AKP ne yazık ki bütünüyle kulağını tıkamıştır. Kırk dört gündür Kızılay’da, Tekel fabrikasından çıkarılmış 12 bine yakın işçi, bu zemheri soğuğunda, bu ağır kış koşullarında hakkını aramaktadır. Aradığı hak nedir? Yeni bir hak verilmesi değil, mevcut haklarının korunmasını istemektedir ama bu taleplerine karşı Sayın Başbakan “Ben yetim hakkını yedirmem.” diyerek, “Siz ideolojik mücadele yapıyorsunuz.” diyerek işçilerin haklı taleplerine kulağını tıkamaktadır.

Maliye Bakanı ise “Bizim buradaki sorunumuz gösterdiğimiz merhametten doğmaktadır.” demiştir. Değerli arkadaşlarım, hangi merhameti gösterdi AKP, merak ediyorum. İnsanların fabrikalarını kapatıp bu kışta kıyamette sokağa atmak veya bir kölelik yasası olan 4/C uygulamasına mahkûm etmek merhamet göstermek midir? Kaldı ki bir sosyal devlette bir bakan merhamet göstermez. Sosyal devletin, anayasada yüklediği görevleri yerine getirmesi lazım. Bunları yapmayıp “Biz size yeteri kadar merhamet gösterdik, bundan sonra göstermeyeceğiz.” diyor.

Şimdi, artık, bu Tekel işçilerinin davası değerli arkadaşlarım, bir ideoloji meselesi değildir, bir merhamet meselesi değildir; bir sosyal devlet meselesi olmaktan çıkmış, bir vicdan meselesi olmuştur. Vicdanı olan herkes bu davaya, şu anda Kızılay’da hakkını arayan 12 bin işçiye kulaklarını tıkayamaz ama ne yazık ki AKP, milletvekilleriyle, bakanlarıyla bu direnişi görmezden gelmektedir. Bırakınız onların sorunlarını çözmeyi, yanlarına gidip onların hatırını bile sormamaktadırlar. Bu arkadaşların -çeşitli araştırmalar yapıldı- yüzde 65’inin AKP’ye 2007 seçiminde oy verdiği ortaya çıktı. Size oy veren, şu anda mevcut haklarını korumaya çalışan bu insanlara insafla, vicdanla yaklaşmak lazım. Bu sorunu çözmemek, bu sorunu görmezden gelmek -açıkça söylüyorum değerli arkadaşlarım- vicdansızlıktır. Vicdanı olanlar bu konuda anlayış göstermek zorundadırlar.

AKP sadece burada değil, İstanbul’daki itfaiye işçilerini de sokağa atmaya ve onların haklı davalarını görmezden gelmeye çalışmaktadır. Burada getirilen göstermelik birkaç düzenlemeyle güya çalışanların, güya işsizlerin sorununa çözüm getirmeye çalışıyorlar.

Değerli arkadaşlarım, bu yasayla getirilen bir diğer düzenleme ise emeklilere, BAĞ-KUR ve SSK’dan emekli olanlara sembolik, 60 liradan başlayan, 105 liraya kadar giden bir artışın getiriliyor olmasıdır.

Emekliler bu toplumun gerçekten en mağdur kesimidir. Emeklilerin sorunlarını çözmek gerekir. Emeklilerin sorunlarına çok küçük bir artışla da olsa çare aranması doğrudur ama bu sembolik zamlarla, bu komik zamlarla emeklilerin sorunu çözülemez değerli arkadaşlar. Emeklilerin, özellikle SSK’dan emekli olanların temel sorunu intibak sorunudur. Eski emekli ile yeni emekli arasında büyük bir uçurum meydana gelmiştir. Aynı sürede, diyelim otuz yıl tavandan prim ödemiş bir eski emekli bugün 700 lira alırken, aynı sürede, yine tavandan prim ödemiş bir emekli eski parayla 2 milyar, bugünkü parayla 2 bin lira emekli maaşı almaktadır. Bu uçurumu çözmek gerekir. Sayın Bakanın çeşitli demeçleri basına zaman zaman yansıdı, bu sorunu çözdük, çözüyoruz havası verildi, işçiler umuda sevk edildi fakat daha sonra hiçbir şey yapılmadı. İşte şimdi 60 lira gibi komik, sembolik bir zamla herkesi susturmaya çalışıyorsunuz.

Bir önemli sorun da şu: “Sayın Başbakan devrim niteliğinde bir açıklama yapacak, bütün emekliler televizyon başına.” dediler bir salı günü, herkes gitti, bu komik zamları, 60 liralık zammı öğrendi, 105 liralık zammı öğrendi ve ay başında da herkes koşarak bankalara gitti. Ne o? Zam yok. Çünkü Sayın Başbakan Meclisi hiçe saydığı için, kendi söylediğinin emir olduğunu kabul ettiği için “Böyle bir önerimiz var. Meclis kabul ederse bu yasa çıkacak, sizin maaşınız da artacak.” demedi, o insanlar koşa koşa bankalara gittiler ve bu sembolik, bu komik zammı bile alamayıp büyük bir hüsranla geri döndüler.

Değerli arkadaşlarım, bir diğer büyük haksızlık burada yapılan: Memur emeklilerine hiçbir şey verilmiyor. Onlara ilk altı ay için yüzde 2,5; ikinci altı ay için yüzde 2,5 gibi komik bir zam yapılıyor. Oysa emekli öğretmenler, diğer emekli memurlar gerçekten güç durumdadırlar. Niçin onları göz ardı ediyorsunuz? Niçin hiç yoksa çok yetersiz zamdan onları da yararlandırmıyorsunuz? Bu, AKP’nin bir ayrımcı anlayışının doğal sonucudur.

Değerli arkadaşlarım, bu yasayla getirilen düzenlemelerden biri de banka şubelerinden önemli miktarda harç alınmasıdır. Şimdi, AKP olaya şöyle bakıyor: En rahat sektör neresi? Bankacılık sektörü. Bütçe açıkları da var. “2009’da 52 katrilyon açık verdim. 2010’da da 50 katrilyon gene açık vereceğim. Öyleyse şu bankalardan biraz para alayım, biraz vergi alayım.” diye yola çıktı.

Değerli arkadaşlarım, bu şekilde “kelle vergisi” gibi şube başına vergi almak, harç almak vergicilik prensipleriyle bağdaşmaz. Bizim Anayasa’mıza göre vergi, mali güce göre alınan bir paradır. Siz, zarar eden bankanın şubesinden de harç alıyorsunuz, her yıl alıyorsunuz, kâr eden bankanın şubesinden de alıyorsunuz ve bir önemli yanlışı yapıyorsunuz. Küçük ilçelerde ve beldelerde, nüfusu az yerlerde açılan şubelerden de önemli ölçüde harç alacağınız için… Zaten zarar etmesine rağmen, özellikle Ziraat Bankası, Halk Bankası, İş Bankası gibi bankalarımız o küçük yerlerde de şubelerini açık tutmaya çalışıyorlardı, kâr da etmiyorlardı. Şimdi siz onun üstüne bir de harç bindirirseniz ne olacak? Yavaş yavaş o küçük yerlerdeki şubeler kapanacak, yenisi kesinlikle açılmayacak. Bankalar Birliğinin bu konudaki önerileri, bu konudaki istekleri, kesinlikle, Komisyonda da, burada da dikkate alınmadı, çok cüzi bir ayarlama yapmakla yetindiler. Bu vergiler, değerli arkadaşlarım, dediğim gibi, vergicilik ilkeleriyle bağdaşmaz. Bunlar, olağanüstü dönemlerde alınabilecek vergilerdir. Siz, Türkiye'nin olağanüstü bir dönemde olduğunu kabul etmiyorsunuz. “Kriz Türkiye’de teğet geçti.” dediniz, “Kriz bizi etkilemez.” dediniz ama şimdi getirdiğiniz uygulamalara bakıyoruz, olağanüstü vergilerle düzenleme yapmaya çalışıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, gene bu torba tasarıda, kırk dokuz ilde uygulanan Teşvik Yasası’nın süresini uzatıyorsunuz. Biz bunu baştan beri “Bu Teşvik Yasası’nın süresi doluyor, bunu uzatalım.” diye hep gündeme getirdik ama Maliye Bakanı, ilgili bakanlar “Hayır, biz artık bu Yasa’nın süresini uzatmayacağız." dediler. Peki -bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu- şimdi niçin uzatıyorsunuz? Çünkü mecbur kaldınız, çünkü ekonominin buna ihtiyacı var, çünkü yarım kalan yatırımların buna ihtiyacı var.

Değerli arkadaşlarım, bu yasada gene önemli bir düzenleme, belediyelerin borçları nedeniyle, vergiden, hazineden aldıkları paylardan kesinti yapılmasıdır. Şu anda, zaten belediyelerimizin pek çoğunun hazineden gelen paylarından yüzde 40 kesinti yapılıyor. Biliyorsunuz, bu kriz nedeniyle vergi gelirleri düştü, vergi gelirleri düştüğü için belediyelere ayrılan paylar düştü. Bu paylardan zaten yüzde 40 kesiyorsunuz, bir de bunun daha fazlasını kesme konusunda yetki alıyorsunuz. Bu demektir ki belediyeler artık hizmet veremez, belediyeler artık yatırım yapamaz hâle geliyor. Zaten pek çok belediyemiz, bugünkü şartlarda bile, sadece maaş ödüyor, sadece elektrik parası ödüyor, hizmet veremiyor. Büyük iddialarla göreve gelmiş belediye başkanlarımız verdikleri sözü tutamamanın, bırakınız verdikleri sözü tutmanın, mevcut çarkı çevirememenin üzüntüsü, ızdırabı içindeler. Bunlara bir de yeni ek kesintiler getirirseniz, belediyeleri felç edersiniz. Burada yetki alınıyor. Umarım ve dilerim ki bu yetki kullanılmaz, belediyelerimiz iş yapamaz hâle getirilmez diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu yasada önemli noktalar olarak bunlar öne çıkmıştı. Şimdi, son anda Komisyonda yapılan bir düzenlemeyle, Çalışma Bakanlığının yetkisi devam ettirilmek suretiyle, sendikalı işçi olarak sendikaların verdiği sayıya itibar edilmesi şeklinde bu tasarıya bir 4’üncü madde eklendi. Şimdi, bu, kaçak işçiliği teşvik etmek demektir değerli arkadaşlar. Mesela tarım ve ormancılık, avcılık ve balıkçılık iş kolunda 96.682 kişi çalışıyor görünüyor Sosyal Güvenlik Kurumunun rakamlarına göre, 96 bin kişi. Buna karşılık sendikaların verdiği rakam 137.740 kişi. Peki, hangisine itibar edeceğiz? Getirilen bu tasarıyla buna itibar edeceğiz, yani sendikaların getirdiğine itibar edeceğiz. Bu ne biçim iş? Yani artık bir devlet düşünün ki, bir kamu yönetimi düşünün ki, bir sendikacılık düşünün ki bir iş kolunda kaç işçi çalıştığını tespit edemiyor, bu konuda tartışmaları bitirmek için de diyor ki: “Artık uzun etmeyin, sendikalar ne verirse ona itibar edelim, geçelim.”

Değerli arkadaşlarım -yaşadığımız ortam- çalışanların, memurların, emeklilerin, esnafın ve namusuyla iş yapan kesimin çok zor şartlarda yaşadığı bir dönem geçiriyoruz. Şimdi, Hükûmet yeni yılla beraber ÖTV’yi artırmak suretiyle akaryakıta zam getirdi, elektriğe zam getirdi, pek çok şeye zam getirdi ve daha da gelecek. Doğal gaza zam getireceklerdi, Genel Başkanımız Deniz Baykal “Doğal gaza da zam geliyor.” deyince “Öyleyse biz de ocak ayında doğal gaza zam yapmayız.” dediler. Güzel, hiç yoksa insanlar bir ay zamsız doğal gaz tükettiler ama şubat ayından itibaren o zam da gelecek. Şimdi, zamları getiriyorsunuz -akaryakıt zammı iğneden ipliğe kadar her şeye yansıyan bir zamdır- bu zamları getiriyorsunuz ama emekliye, memur emeklisine ilk altı ayda yüzde 2,5; ikinci altı ayda yüzde 2,5 gibi komik bir zam yapıyorsunuz. Memur emeklisine, memurlara aynı zammı yapıyorsunuz. İşçi ve Bağ-Kur emeklilerine de, biraz önce söyledim, 60 lira ile 105 lira arasında değişen bir zam yapıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Özyürek (CHP, İstanbul). “Amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile denizli milletvekili hasan erçelebi'nin; kastamonu milletvekili mehmet serdaroğlu ve milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili izmir milletvekili oktay vural'ın; trabzon milletvekili mehmet akif hamzaçebi ve 15 milletvekilinin; kahramanmaraş milletvekili mehmet akif paksoy ve 17 milletvekilinin; bartın milletvekili muhammet rıza yalçınkaya'nın; antalya milletvekili osman kaptan ve 2 milletvekilinin; zonguldak milletvekili ali ihsan köktürk ve 8 milletvekilinin; kahramanmaraş milletvekili veysi kaynak ve adıyaman milletvekili ahmet aydın'ın benzer mahiyetteki kanun teklifleri (s.s.:463)”. TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim tutanağı, 26 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-23-2010-01-26-amme-alacaklarinin-tahsil-usulu-hakkinda-kanun-ile-bazi-kanunlarda-deg (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
