# Bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ve diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:606)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Özyürek (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim
- **Tarih:** 2 Şubat 2011
- **Gündem:** BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU VE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:606)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-23-2011-02-02-bazi-alacaklarin-yeniden-yapilandirilmasi-ile-sosyal-sigortalar-ve-gen

> Mustafa Özyürek (CHP), 2 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU VE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:606)); konuşma 775 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun önerisinin hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, torba yasayı görüşüyoruz, görüşmeye de devam ediyoruz. Bir aydan fazla Plan ve Bütçe Komisyonunda bunu görüştük. Orada bu yasanın özellikle çalışma hayatımız açısından ne gibi sakıncalar doğurduğunu ayrıntılarıyla anlatmaya çalıştık. Burada tümü üzerindeki görüşmelerde de aynı görüşlerimizi paylaştık ama ne yazık ki iktidar partisi, dayatmacı bir anlayışla, sendikalarla iş birliği yapmadan, onların görüşlerini almadan, hatta işveren sendikalarının bile görüşlerini almadan bu torba yasayı getirdi, Meclisin önüne koydu.

Şimdi, bizim, muhalefetin ortaya koyduğu gerekçeler toplumda da makes bulmaya başladı ve işçi sendikaları, sivil toplum örgütleri, yarın Ankara’da büyük bir eylem gerçekleştirecekler. Yani burada kaybettikleri hakları almak için tavırlarını ortaya koyacaklar, yürüyüş yapacaklar. Yani demokratik haklarını kullanacaklar fakat Ankara Valiliğinden hemen bir açıklama geldi, diyor ki: “Meydana gelebilecek her türlü olaylardan ve zararlardan bu toplantıları organize eden kuruluşlar ile yöneticileri ve söz konusu eyleme katılanların sorumlu olacağı şüphesizdir. Kanunsuz eylemin güvenlik güçleri tarafından mutlaka engellenmesi için talimat verdim.”

Değerli arkadaşlarım, Mısır’da bir büyük direnişi, milyonların katıldığı bir direnişi yaşıyoruz ve o direniş bir dikta anlayışına karşı ortaya konan bir direnişti. Bu direnişe karşı Sayın Başbakan gecikerek de olsa olumlu bir yaklaşım gösterdi, tavrını olumlu buluyoruz, doğru buluyoruz ama Sayın Başbakan Mısır’da eylem yapanlara karşı her türlü anlayışı gösterirken Türkiye’de eylem yapan işçilere, sivil toplum örgütlerine karşı bir baskıcı anlayışı gündeme getirmektedir. Bu, kesinlikle kabul edilemez değerli arkadaşlarım. Öğrenciler yürüdü, hakkını aradı, hemen polis tekme tokat; hatta İstanbul’da Dolmabahçe’de olduğu gibi bir hamile kadınımızın çocuğunu düşürmesine varan bir işkence, eziyet ve hak arayan işçilere karşı da aynı tekme tokat ama Mısır’daki eylemcilere karşı şefkat. Bu ne biçim çifte standarttır değerli arkadaşlarım? Elbette, Mısır’da eylem yapanlar büyük bir iş yapıyorlar, bir diktatöre karşı direniyorlar. Onları, buradan, Cumhuriyet Halk Partisi adına biz de selamlıyoruz ve mutlaka başaracaklarına ve Mübarek’i uygun bir yere göndereceklerine biz de inanıyoruz ama istiyoruz ki ülkemizde de demokrasi olsun, ülkemizde de hak ve özgürlük mücadelesi yapan insanlara karşı anlayışlı davranalım, onlara tekme tokatla girişmeyelim.

Değerli arkadaşlarım, bu torba yasa tasarısında özellikle çalışanların aleyhine pek çok düzenleme var, bunları hep dile getirdik. Evden çalışma yöntemi getiriliyor, uzaktan çalışma yöntemi getiriliyor. Yani esnek çalışma yöntemi düzenli, kadrolu, işçi çalışmasının yerini alıyor ve bu insanlar, bu yanlış, bu kısa süreli çalışmalarla hem kıdem tazminatından mahrum kalıyorlar hem fazla mesailerini alamıyorlar. Gene bu çerçevede, denkleştirme dönemi, özellikle turizmde iki aydan dört aya çıkarılmak suretiyle turizm sektöründe çalışanların fazla mesai hakları elinden alınıyor. Deneme süresi iki aydan dört aya çıkarılmak suretiyle kıdem tazminatından genç işçiler mahrum bırakılıyor.

Gene bir önemli düzenleme var ki bu tasarıda, biliyorsunuz, geçmiş dönemde AKP, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünü ortadan kaldırdı. Burada çalışan insanları özel idarelere aktardı, nakletti, onların, işçilerin isteği dışında. Şimdi yeni bir düzenleme yapıyor, diyor ki: “Özel idarede çalışan işçiler Karayolları teşkilatına gönderilecekler, belediyelerde çalışan kadro fazlası işçiler Millî Eğitim Bakanlığına ve Emniyet Genel Müdürlüğüne nakledilecekler.”

Değerli arkadaşlarım, şu kış kıyamette, siz, özel idarede çalışan bir işçiyi Mersin’den alıp Van’a naklettiğiniz zaman o insana iyilik mi yapmış olacaksınız? Belediyede çalışan bir insanı Emniyet Genel Müdürlüğünün herhangi bir ünitesine naklettiğiniz zaman elbette o insanı mağdur edeceksiniz. Bu antidemokratik, bu çalışanların aleyhine, işçilerin aleyhine düzenlemelere karşı çalışanların haklarını aramalarından, demokratik gösteri haklarını kullanmalarından daha doğal ne olabilir?

Yarın saat on birde, DİSK’in, KESK’in, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin, Türk Tabipleri Birliğinin ve diğer sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, emekçileri Kızılay’da toplanacaklar, eski SSK binasının önünde; oradan Türkiye Büyük Millet Meclisine yürüyecekler ve dertlerini Meclise anlatmaya çalışacaklar değerli arkadaşlarım.

Şimdi siz diyorsunuz ki Valilik olarak: “Kesinlikle ben sizleri Meclisin önüne yürütmem.” Peki, Meclis millî iradenin temsilcisi değil mi? Meclis halkın temsilcilerinin olduğu bir yer değil mi? Halk, halkın temsilcilerine şikâyetlerini anlatmak üzere buraya gelirse bunda ne gibi bir sakınca olabilir? Siz eğer sürekli, çalışanları, hak arayanları baskı altında tutarsanız bir gün patlar, toplum patlar, o zaman yönetemezsiniz, yönetilemez hâle getirirsiniz. Bırakın herkes demokratik hakkını özgürce kullansın. Sürekli Türkiye’de ileri demokrasiden bahsediyorsunuz, Türkiye'nin çağ atladığından bahsediyorsunuz ama hak arayanlara karşı insafsız bir baskı, bir yıldırma siyaseti uyguluyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Başbakan dünkü konuşmasında Türkiye'nin demokratik bir ülke olduğunu ve 1950’den itibaren de demokrasiye geçtiğini söylerken Rahmetli Menderes’i de rahmetle andığını ifade etti. Peki, Sayın Başbakanın aklına gelmedi mi acaba, 1946’da çok partili siyasal düzeni getiren, 1950 yılında seçimi kaybettiği zaman da şapkasını alıp Çankaya’dan inen, büyük bir erdemlilik gösteren Rahmetli İsmet İnönü’nün adını ağzına almaktan niçin Sayın Başbakan kaçınıyor? Türkiye bugün pek çok ülkeye model hâline gelmişse Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet sayesinde model hâline gelmiştir ve Türkiye bugün model hâlindeyse Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu laiklik ilkesi sayesinde bu hâle gelmiştir. Bunları toplum olarak unutturamayacaksınız, bunları biz sürekli topluma hatırlatacağız.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Özyürek (CHP, İstanbul). “Bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ve diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:606)”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 2 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-23-2011-02-02-bazi-alacaklarin-yeniden-yapilandirilmasi-ile-sosyal-sigortalar-ve-gen (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
