# 2005 mali yılı bütçe kan.tas. ( 11 inci tur görüşmelerinde ) sağlık bakanlığı,çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Özyurt (CHP, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim
- **Tarih:** 26 Aralık 2004
- **Gündem:** 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. ( 11 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) SAĞLIK BAKANLIĞI,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurt-22-2004-12-26-2005-mali-yili-butce-kan-tas-11-inci-tur-gorusmelerinde-saglik-ba

> Mustafa Özyurt (CHP), 26 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. ( 11 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) SAĞLIK BAKANLIĞI,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI); konuşma 762 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYURT (Bursa) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; 2005 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının Sağlık Bakanlığına ayrılan bölümünde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimi sizlerle paylaşmak için söz almış bulunuyorum; bu bağlamda, hepinizi en içten saygılarımla selamlarım.

Sözlerime başlamadan önce bir konuya değinmek istiyorum. Çokpartili döneme girdiğimizden bu yana bütçe görüşmeleri, her zaman, Parlamentonun en ağırlıklı noktası olmuştur. Özellikle görsel medya bu işe girmeden önce, gazeteler, bütçe görüşmelerine sayfalar ayırırlardı; ama, şimdi bakıyorum, gerek görsel medyada gerek yazılı medyada bütçe görüşmelerine ait hiçbir şey yok. Bu, belki bizden kaynaklanıyor, belki medyadan kaynaklanıyor; ama, görebildiğim kadarıyla arkadaşlar da bu işe çok fazla hevesli gözükmüyorlar; bunu açıkyüreklilikle söylemek istiyorum. Bunun yorumunu da, burada bulunan siz arkadaşlarıma ve bizi izleyen halkımın bilgisine sunmak istiyorum.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; sağlık, insanın en temel yaşamsal gereksinimidir; sosyal nitelikli politikaların ve ekonomik politikaların değişmez temel taşıdır. Er veya geç hepimiz sağlık sorunuyla karşı karşıya geleceğizdir. Sosyal demokrasi, sağlığı doğal bir hak olarak görür ve sağlığın hakkaniyete uygun biçimde topluma eşit olarak dağılmasını sağlar.

Sağlıkta temel sorumluluk kamunundur arkadaşlar, her ne kadar, özel, şöyle yapar, böyle yapar denilse de, esas ağırlık noktası kamunundur. Özellikle koruyucu nitelikte olan sağlık hizmetleri mutlaka kamu kanalıyla yönetilmelidir.

Sağlık harcamaları, hem insanın yaşam süresini uzatarak üretime katkıda bulunduğu gibi, özellikle önleyici ve temel sağlık hizmetleri açısından da yarattığı katmadeğerle büyümeye olumlu yönde katkı sağlar; ama, bu açıdan baktığımızda, 2005 malî yılı bütçesi bunu göstermemektedir. AKP'nin iktidarda olduğu 2003 ve 2004 yıllarında Sağlık Bakanlığının bütçeden kullandığı payın, gayri safî millî hâsılaya oran olarak, 2002 yılının altında kaldığını görüyoruz arkadaşlar. 2002 yılında Sağlık Bakanlığı, gayri safî millî hâsılaya oran olarak, bütçeden yüzde 1,1 oranında kaynak alırken, bu yıllarda bu oran yüzde 1,03'e, giderek yüzde 1,07'ye kadar gerilemiştir, üstelik bazı fonlardan da yararlanıldığı halde.

1990'ların ortasında toplam sağlık harcamaları içinde yüzde 40'lar düzeyinde olan konsolide bütçe harcamaları, 1996'da yüzde 30'lara, 2003 yılında ise yüzde 16-17'lere kadar gerilemiştir. Koruyucu sağlık hizmetlerinin aldığı pay da, toplam sağlık harcamaları içinde yüzde 12'lerden yüzde 5'lere kadar düşmüştür.

Bunun en tipik örneğini temel sağlık hizmetleri alanında görmekteyiz. 1999 yılında sağlıkocaklarındaki hekim doluluk oranı yüzde 70'tir, 2003 yılında ise bu oran yüzde 40,7'ye inmiştir arkadaşlar. Sağlıkocaklarında ebe doluluk oranı 1999'da yüzde 70,8'ken, yüzde 29,6'ya kadar gerilemiştir. Aşılama hizmetleri keza gerilemiştir.

Hiç hekimi olmayan illerimiz vardır. Sağlıkocaklarındaki gerilemeyi size örnek olarak vereyim; Kırıkkale'de yüzde 23 oranında sağlıkocaklarında hekim yoktur, Kütahya'da yüzde 47, Bayburt'ta yüzde 50, Kastamonu'da yüzde 65 oranında sağlıkocakları hekimsizdir arkadaşlar.

Bugünlerde yaşanan bir rahatsızlıktan söz etmek istiyorum. Bu, biçaresizliğe örnektir. Belki gördünüz, kanser hastalarının kullandığı ilaçlar, devlet hastanelerinin bahçesinde, üniversite hastanelerinin bahçesinde karaborsa satılmaktadır ve bu, göz göre göre yapılmaktadır arkadaşlar, öyle saklı gizli değil. Bunun altında iki neden vardır; ya gerçekten depolar bu ilaçların miadı dolduğu için elden çıkarmayı düşünmektedir veya gerçekten bir hırsızlık söz konusudur; ama, hangisi olursa olsun, bu, sağlık açısından affedilmeyecek büyük bir gaftır. Bu, hem Sağlık Bakanlığını ilgilendiren bir konudur hem İçişleri Bakanlığını ilgilendiren bir konudur; haberleri var mı yok mu bilmiyorum Sayın Sağlık Bakanının.

Sağlık Bakanlığı, bugünlerde, reform yaptığını söylemektedir arkadaşlar; ama, iktidara geldiklerinden bu yana, her zaman sağlık alanından şikâyet etmişlerdir, hep şikâyetçidirler. 700 hastanesi vardır Sağlık Bakanlığının, 6 000 sağlıkocağı ve 6 000 sağlıkevi vardır. Bunlara ilave olarak, 148 hastane, 217 dispanser, 196 sağlık istasyonu ve 2 hemodiyaliz ünitesi olan Sosyal Sigortalar Kurumunun bütün bu tesislerini de almak istemektedir. Zaten kendi elindekileri doğru dürüst yönetemeyen, idare edemeyen, çalıştıramayan bir Sağlık Bakanlığı, bir de bunları aldığında nasıl idare edecek, inanın merak ediyorum bir hekim olarak; yani, bu, gerçekten samimî merakım. Bir muhalefet milletvekili olarak değil, içten söylüyorum; Sağlık Bakanlığı bunları aldığında nasıl yönetecek, hakikaten merak ediyorum.

Türkiye'de, yaklaşık olarak 10 000 000 insanımızın hiçbir sağlık güvencesi yoktur; tam 10 000 000. Bunların içerisine, zaman zaman Bağ-Kur primini ödeyemeyenleri, zaman zaman SSK'ya girip çıkanları da eklediğinizde, bu sayı 15 000 000'dur. 15 000 000 insanımızın, bugün rahatsızlanıp hastaneye gittiğinde hiçbir sağlık güvencesi yoktur ve dünyanın hiçbir yerinde de, bana göre, yeşilkart diye bir rezalet yoktur arkadaşlar. Devlet, vatandaşını, yeşilkartın var-yeşilkartın yok diye ayırmaz. Hepimiz vatandaşız, hepimize aynı nüfus kâğıdı veriliyorsa, hepimizin de sağlık güvencesi aynı şekilde olmalıdır.

Sağlık Bakanlığı, bugünlerde, biliyorsunuz, genel sağlık sigortasına geçmeyi düşünüyor ve bunu da prim ödemek suretiyle yapacağını zannediyor. Özellikle, Güney Avrupa ülkeleri, yani, bizim gibi olan Portekiz, İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi ülkeler, önce prim sistemini denemişler; ama, sonra bu işin yürümediğini fark etmişler. Hemen şunu da söyleyeyim: Bu değişikliği ilk olarak 1978'te İtalya yapmıştır; bu işin primle olmayacağını, bunun devlet bütçesinden, yani, vergilerden ödenmesi gerektiğini görmüştür. Arkasından, sırasıyla, 1979'da Portekiz, 1983'te Yunanistan ve 1986'da da İspanya bu işten vazgeçmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Özyurt (CHP, Bursa). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. ( 11 inci tur görüşmelerinde ) sağlık bakanlığı,çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurt-22-2004-12-26-2005-mali-yili-butce-kan-tas-11-inci-tur-gorusmelerinde-saglik-ba (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
