# Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Özyurt (CHP, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim
- **Tarih:** 9 Mart 2005
- **Gündem:** DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurt-22-2005-03-09-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i

> Mustafa Özyurt (CHP), 9 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)); konuşma 1.165 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYURT (Bursa) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; gecenin bu geç saatinde ve birbirleriyle hiç ilgisi olmayan pek çok konuyu tartıştığınız için size minnet borçluyum. Şundan eminim ki, kırk yıllık hekim olarak söylüyorum, şuradan çıkarken bir anket yapılsa ve "bugün konuştuğunuz tasarının, bana, üç maddesini sayar mısınız" denilse, hiçbirimiz sayamayız. (AK Parti sıralarından "Aaa" sesleri)

Lütfen, bir dinleyin "aaa" demeyin.

AHMET IŞIK (Konya) - Kendi adınıza konuşun, "hiçbirimiz" demeyin lütfen; sayarız.

MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Hayır, sayamazsınız; çünkü, birbirleriyle hiç ilişkisi olmayan, birbirleriyle hiç bağlantısı olmayan... Biraz evvel muhtarları konuştuk, az evvel sağlık kurumlarını konuştuk, biraz evvel Bağ-Kuru konuştuk, şimdi yükseköğretimi konuşuyoruz.

MEHMET SARI (Osmaniye) - Sayıyorsunuz, tek tek sayıyorsunuz.

MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Hayır, ben konuşacağım için biliyorum, konuşacağım için biliyorum; ama, şuradan dışarıda bir anket yapsınlar, dediğim gibi, üç tanesinden fazlasını sayamayız.

MEHMET ÇİÇEK (Yozgat) - Parlamentonun en zeki adamısın Hocam.

MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Estağfurullah... Zekâ ayrı bir konu; ama, şunu söyleyeyim: Birbirleriyle en küçük ilişkisi olmayan konuları tartışıyoruz ve bana göre, çok büyük bir yanlış yapıyoruz.

Biraz sonra söyleyeceğim. Getirilen tasarıda, şurada okuyacağım maddeye bir cümle eklenmiş. Hiç ilişkisi olmayan bir yere bir cümle eklenmiş ve denilmiş ki: "Şu, şu, şöyle yapılır." İşte, bu da gösteriyor ki, biraz evvel Özyürek'in söylediği gibi, bu, bir çuval yahut -bana sorarsanız- bir harar tasarı arkadaşlar; ne bulunsa doldurulmuş içine, ne bulunsa atılmış içine ve gecenin bu saatinde de bunu çıkarmaya çalışıyoruz.

Yüksek Öğretim Kurulundan söz ediliyor arkadaşlar, 33 üncü maddeye bir fıkra eklenmiş. 2547 sayılı Yasada deniliyor ki: "Araştırma görevlileri üç sene için atanırlar ve üç yılın sonunda da görevleri son bulur." Eklenen fıkra şu arkadaşlar: "'Bunlar aynı usulle yeniden atanabilirler' cümlesi eklenmiştir."

Bunlar üç sene için mi atanacaklar acaba? Daha evvelki 2547 sayılı Yasada deniliyor ki: "Üç yıl için atanır." Burada da deniliyor ki: "Aynı usullerle atanır." Üç yıl için mi atıyorsunuz, bir yıl için mi veya sonsuz mu?

İşte, maddenin hiçbir işe yaramadığını görüyorsunuz arkadaşlar ve bakın, bu en kısa zaman sonra dava konusu olacaktır; bu araştırma görevlileri bölge idare mahkemelerine gidecekler ve diyeceklerdir ki: "Biz kaç yıl için atandık?" Veya dört yılını doldurana "görevine son verildi" denildiği zaman, o diyecektir: "Hayır, aynı usulle olduğuna göre, ben üç yıl için atandım." Var mı bakalım; üç yıl için mi atanıyor bu araştırma görevlileri, altı yıl için mi, yoksa sonsuz mu?

İşte, yasanın çalakalem yazıldığını, hiçbir şekilde üzerinde irdelenmediğini gösteren bir bilgi. Arkadaşlarım diyorlardı; buyursunlar, okudularsa, bana "üç yıl için atanır bu araştırma görevlileri" desinler.

Değerli arkadaşlarım, bu arada, yine, kanunun 43 üncü maddesine bir (d) bendi eklenmiş; 2547 sayılı Kanunun (d) bendi, araştırma görevlilerini... Okuyayım onu da isterseniz, 2547 sayılı Kanunun 43 üncü maddesini; hiç ilişkisi olmayan bir yer, diyor ki: "Aynı meslek ve bilim dallarında eğitim, öğretim yapan üniversitelerde eğitim, öğretim, metot kapsamı, öğretim süresi ve yıl içindeki değerlendirmeleri(...) -falanı, filanı saymış ve en sonunda- yükseköğretim kurumlarında örgün, yaygın, açıköğretim yöntemleriyle her türlü eğitim yapılır." Bunun arkasına bir (d) maddesi eklenmiş, şu saydığım şeyle, şu okuduğumla hiçbir ilişkisi olmayan, en ufak bir bağlantısı olmayan bir yer arkadaşlar, onu da okuyayım isterseniz: "Yükseköğretim kurumları, yurtdışındaki yükseköğretim kurumları ve diğer kuruluşlarla işbirliği tesis ederek önlisans ve lisan programları da dahil olmak üzere uluslararası ortak eğitim ve öğretim programları yürütebilirler."

Şu okuduğum 2547 sayılı Yasa ile bu okuduğum son maddenin hiçbir ilişkisi yoktur arkadaşlar, en küçük bir bağlantısı yoktur. Bunu kim yazmışsa, hangi hukukçu yazmışsa, hangi bilimsel kişi yazmışsa, lütfen, alsın şunu bir okusun, bunun 2547 sayılı Kanunun 43 üncü maddesiyle nasıl bir ilinti kurduğunu söylesin, biz de öğrenelim.

Arkadaşlar, buraya kadar gelmişken şunu söyleyeyim: 2547 sayılı Kanun çok konuşulmuş bir yasadır; çünkü, 2547 sayılı Yasa, Millî Güvenlik Konseyi zamanında çıkarılmıştır ve hiç tartışmaya da uğramamış bir yasadır. O günden bu yana yirmiüç yıl geçmiştir bunun üzerinden, hiçbir zaman, şöyle, güzel bir demokratik ortamda oturup da bu yasayı nasıl düzenleyebiliriz, nasıl düzeltebiliriz denmemiştir. İşte, onun için, şuraya ilave edilen iki fıkra da hiçbir şekilde bu yasaya bir şey getirmemiştir.

Yurtdışına öğrenci gönderiyoruz, asistan gönderiyoruz. Sayın Başbakan geçenlerde bir açıklama yaptı, dedi ki: " 15 tane yeni üniversite kuruyoruz." Aynı hükümetin Adalet Bakanı kalkıyor, diyor ki: "Türkiye'de 30 tane hukuk fakültesi var; ama, 15 hukuk fakültesine yetecek öğretim üyemiz yok."

15 tane yeni üniversite açmayı düşünüyorsunuz; neyle açacaksınız arkadaşlar? Öğretim üyesi bakımından en sıkıntılı olan ülkelerden bir tanesi biziz. Avrupa standartlarının hiçbirinde bizdeki kadar öğretim üyesi azlığı yoktur. En az öğretim üyesi olan ülke biziz. Bunun için, tutuyoruz, yurtdışına, öğretim üyesi yetiştirmek için eleman gönderiyoruz.

Buna da bir iki örnek vermek istiyorum arkadaşlar: Yurtdışına gönderilen öğrencilerin yaklaşık yüzde 50'sini Amerika'ya göndermişiz, yüzde 38'ini İngiltere'ye gönderiyoruz, yüzde 27'sini de değişik ülkelere göndermişiz.

Arkadaşlar, bunlardan büyük bir kısmı ülkeye geri dönmemişler. Öğretim üyesi yetiştirmek için, doktora yapmak için yurtdışına gönderdiğimiz araştırma görevlilerinin büyük bir kısmı yurtdışından geri dönmemişler ve işin enteresanı, bu gelmeyenlerin büyük çoğunluğu da gelişmemiş üniversitelerimizden. Rakamları da okuyayım isterseniz: Afyon Kocatepe Üniversitesinden 11 araştırma görevlisi yurtdışından geri gelmemiş. Balıkesir'den 12, Celal Bayar'dan 14, Çanakkale'den 11, Dumlupınar'dan 22, Gaziden 11 -bakın, Gazi büyük bir üniversite- Harran'dan 12, Kafkastan 10, Karadeniz Teknikten 11, Kırıkkale'den 13, Mustafa Kemal'den de 11 araştırma görevlisi yurtdışından geri gelmemiş ve biz, bunları oraya öğretim üyesi yetiştirmek için göndermişiz.

İşte, bunlar, hep yaptığımız hatalar, böyle üst üste geliyor. Burada da, dediğim gibi, şu yasada yaptığımız hiçbir şey yok aslında. Şu yasaya getirdiğiniz hiçbir şey yok, ilave ettiğiniz maddede hiçbir şey yok. Önlisans döneminde yurtdışındakilerle exchange program denilen, öğretim, öğrenci değiş tokuşu yapılacak. Bu maddede hiçbir şey yok arkadaşlarım.

Gelin, 2547 sayılı -çok konuştuğumuz- Yasayı, demokratik bir ortamda, güzel şartlarda, oturup, konuşalım ve bundan sonra da -yurtdışında öğretim üyesi yetiştirmek için değil, gelin, önümüzdeki günlerde, ülkemizde, yerleşik, bilimselliğini kanıtlamış olan üniversitelerimizde doktora ve mastırlarını yapsınlar; bu, yeni açmayı düşündüğünüz 15 üniversiteye öğretim üyesi yetiştirilsin. Yoksa, bunları da yurtdışına bol paralarla gönderirseniz, bunların da büyük bir kısmı geri gelmeyecektir, onu da söyleyeyim. Bunları yaparken, gelin, ne düşünüyorsunuz diye bir de bizim fikrimizi alın. O olmadığı için, işte, böyle yarım yamalak işler yapıyoruz.

Bu arada, öğretim üyelerinden biraz söz etmek istiyorum. Son zamanlarda, doçentler ve yardımcı doçentlerin parasal sıkıntıları had safhadadır arkadaşlar ve yardımcı doçentler, özellikle üniversitenin cazip hali kaybolduğu için üniversitede çalışmak istememektedir. Bunun yerine, özel teşebbüste, hele vakıf üniversitelerinde iyi bir yer bulacak olurlarsa, derhal vakıf üniversitelerine geçmektedirler. Şu anda, bildiğim kadarıyla 53 tane devlet üniversitemiz var ve bunlar, büyük miktarda öğretim üyesi sıkıntısı çekmektedir. Bütçede çok hafif bir iyileştirme yaptı Sayın Maliye Bakanım; gerçi meşgul şu anda, beni dinlemiyor zaten. Çok hafif bir iyileştirme yaptı gibi gözüküyor; ama, özellikle doçentler, profesörler ve yardımcı doçentlerin büyük malî sıkıntıları vardır. Eğer, yapılacaksa, ben, olsaydım, şu maddeye, doçentlere ve yardımcı doçentlere nasıl parasal yardım yapabilirim, onu koyardım.

Kısaca şunu söylemek istiyorum: Bu yasayla, 2547 sayılı Yasaya hiçbir ilave getirilmemiştir. Yani, getirilen iki fıkrayla hiçbir şey olmamıştır. Onun için, üzerinde daha fazla da konuşmama gerek yok; ama, arkadaşım çok şey yaptı. Eğer, yürekleri varsa, dışarıya çıkarken, bir kâğıdın üzerine, 10 tane, konuştuğumuz yasa tasarısının şeyini yazsınlar, çıksınlar, göreyim.

AHMET IŞIK (Konya) - Sınav mı yapıyoruz?!

MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Sınav yapmıyorum; ben, size...

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Özyurt (CHP, Bursa). “Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 9 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurt-22-2005-03-09-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
