# Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Özyurt (CHP, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim
- **Tarih:** 29 Nisan 2005
- **Gündem:** TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.877)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurt-22-2005-04-29-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanunda

> Mustafa Özyurt (CHP), 29 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.877)); konuşma 1.323 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYURT (Bursa) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz 877 sıra sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini sizlerle paylaşmak için söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, hepinizi en içten saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, TÜBİTAK, aslında çok önemli kuruluşlarımızdan bir tanesi ve kuruluş tarihi de 1963. 1961 Anayasasının getirmiş olduğu özgürlükçü, demokratik ortamda, Türkiye'nin bilimsel ve teknik araştırmalarını rahatlıkla yapabilmesi için, bağımsız, özgür, bilimsel özerkliği olan bir kurum olarak kurulmuştur; ancak, AKP iktidara geldiğinden beri, çok enteresandır, nerede, böyle kökleşmiş, gerçekten, ülkemiz için iyi bir kurum varsa, hemen ona el atmaktadır. Bunlardan bir tanesi de -son örneği- TÜBİTAK'tır. Yürürlükteki yasaya göre yeniden seçildiği halde, atamaları Başbakan tarafından bloke edilen Başkan ve Bilim Kurulu, yargı organları tarafından yeniden görevlerinin başına getirilmiştir; ama, nedense, bu uygulama yapılmamıştır arkadaşlar.

Gördüğüm kadarıyla, AKP İktidarı bunu uygulamakta kararlıdır; çünkü, her şeyde başkanvekiliyle yürütmeye kararlı olduğu için, bu kurum da, arkadaşlar, halen bir başkanvekiliyle yürütülmektedir; ama, enteresandır, bastırılıp, ellerinize dağıtılmış olan komisyon raporunda, dikkatle bakacak olursanız, öylesine, çalakalem hazırlandığı için arkadaşlar "TÜBİTAK Başkanı da bulundu" diye yazmaktadır. Şöyle bir dikkatle bakarsanız, sekizinci sayfada "toplantıya, Başbakan Yardımcısı Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin ve TÜBİTAK Başkanı katılmışlardır" denilmektedir. Bu da, hiçbir hazırlık olmadan, çalakalem, günübirlik bir şeyle gelindiğini göstermektedir.

Bu tasarı komisyona geldiğinde, bütün bunları söyledik arkadaşlar. Gerçi, arkadaşlarımın çoğu dinlemiyor; ama, yine, ben, zabıtlara geçmesi için söylüyorum. Bilim Kurulunun kaç kişiden oluşacağı, şu, elinizdeki raporda yazılı değildi arkadaşlar ve komisyonda dedik ki, arkadaşlar, lütfen şunu düzeltin; şu Bilim Kurulu kaç kişiden oluşacaktır diye bir bakın. Komisyonda daha sonra, Bilim Kurulunun 14 kişiden oluşacağı eklendi ve bu da bir eklentidir.

Yine, komisyona gelen rapor, son derece bozuk bir Türkçeyle yazılmıştı. Her tarafı böyle dökülen bir rapordu. Bunları da söyledik; arkadaşlar şunu doğru dürüst yazalım; gelin, bunu bir altkomisyona indirelim, altkomisyonda daha düzgün bir rapor haline getirelim ve teklif Genel Kurula böyle gelsin dedik; ama dinletemedik ve topluca, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, komisyondan ayrıldık.

Bu teklifi şöyle bir dikkatle inceleyecek olursanız arkadaşlar, hemen hemen bütün yetkiler Başbakana verilmektedir. 15 kişilik üyenin 7'sini Başbakan seçmektedir. Siyasî erkin eline bu kadar gücü verecek olursanız bu işin bilimsel bağımsızlığı, bilimsel özerkliği, bilimsel özgürlüğü olmaz. Üstelik, üzülerek söylüyorum, bunu yapmak için siyasî iktidar elinden gelen her şeyi de yapmıştır. Örneğin, 9 Ekim 2003 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine TÜBİTAK Kanununda değişiklik yapılması hakkında bir maddelik bir tasarı göndermiştir, tek bir maddelik ve bu maddede Başkan ve Bilim Kurulunun bir defaya mahsus olmak üzere Başbakan tarafından atanması istenilmektedir arkadaşlar. Anayasaya aykırılığı çok açık olan bu tasarı Cumhuriyet Halk Partisinin muhalefetiyle karşılaşmış, elden gelen her türlü yol gösterilmiştir iktidara karşı; ama, dinletilememiştir. Ardından, Cumhurbaşkanına gittiği zaman, tasarı Cumhurbaşkanı tarafından geri çevrilmiş, bir defa daha görüşülmek üzere Meclis Genel Kuruluna gelmiştir. Yine, o zaman da, dediğim gibi, yangından mal kaçırır gibi, 21 Kasımda Cumhurbaşkanının geri çevirdiği kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisinde 2 Aralık 2003 tarihinde Genel Kurula indirilmiş ve palas pandıras buradan geçirilerek yine Cumhurbaşkanına gönderilmiştir. Yeni gelişmeler üzerine, arkadaşlar, 19 yöneticiden bazıları istifa etmişlerdir. Ocak 2004’ten itibaren istifalar devam etmektedir ve üzülerek söyleyeyim, böylesine köklü, böylesine ülkemiz için gerekli olan bir kurumda deprem yaşanmaktadır ve bu depremin nedeni de yine AKP İktidarıdır arkadaşlar.

En son ayrılanlar; 2005 Ocak ve Şubat aylarında, Prof. İsmail Hakkı Duru, Feza Gürsoy Enstitüsü Müdürlüğünden; Doç. Dr. Tuğrul Yılmaz, ULAKBİM Müdürlüğünden ayrılmışlardır ve böylece, dediğim gibi, AKP İktidarı, hani, yavaş yavaş bunları nasıl elden çıkarırız, biz kendi adamlarımızı nasıl buralara getiririz diye elden geldiğince gayret sarf etmektedir.

Anayasa Mahkemesi Başkanının çok güzel bir sözü var arkadaşlar; "Türkiye Cumhuriyetinin temel değerleriyle oynamayın" diyor. Bakın, bunu bir daha söyleyeyim arkadaşlar: Türkiye Cumhuriyetinin temel değerleriyle oynamayın; çünkü, bunlar, size de, bize de lazım olacaktır. Siz, zannediyorsunuz ki, biz, burada... Bu iktidar bize baki. Hiç zannetmeyin; sizin deyiminizle, iktidar fanidir ve elinizden er veya geç çıkacaktır. İşte, o zaman, benim burada söylediklerimi... Belki, içinizden birileri buraya çıkacak, bunları yanlış yapıyorsunuz diyecektir.

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Daha önce diyorlardı zaten Hocam...

MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Ama, o zaman da, siz, o iktidara laf anlatamayacaksınız; çünkü, siz, bunu, Türkiye'de alışkanlık haline getirdiniz. Parlamentoda dediğim dedik yapmayı alışkanlık haline getirdiniz. Yanlış yolda olduğunuzu defalardır söylüyoruz; burada da yanlış yoldasınız.

Değerli arkadaşlarım, işin aslı, esası para; malî porte falan değil. Ben, halkımın anlayacağı şekilde söylüyorum; işin can alıcı noktası paradır. Şu anda TÜBİTAK'ın elinde bulunan para 530 trilyon liradır arkadaşlar ve bu 530 trilyon lira araştırma yapanlara dağıtılacaktır. Sizin istediğiniz şudur: Bu paradan bizim yandaşlarımıza nasıl bir pay koparabiliriz.

Arkadaşlar, arka bahçeyi kazdığınızda her zaman su çıkmaz, bazen de kanalizasyonla karşılaşırsınız. Bu sözlerime dikkat edin. Her zaman sizin dediğiniz kişiler çıkmayacaktır karşınıza. Acaba, bu 530 trilyonu biz yandaşlarımıza nasıl dağıtırız diye düşünüyorsanız, yanlış yapıyorsunuz.

MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Ne alakası var?! Vehimler üzerinde niye konuşuyorsunuz?

MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Bakın, bunu defalardır söylüyorum, laf atılmasından rahatsız olmam; ama, yüreği olan buraya çıkar, şu mikrofonun karşısına geçer, konuşur. Onun için, böyle, oradan buradan laf atmalar beni rahatsız etmez.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Bir tek sizde yürek var demek ki!

MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Evet; varsa sizde yürek, çıkarsınız buraya! İşte kürsü burada!..

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Bizde yok cesaret!

MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, dediğim gibi, dağıtılacak olan para 530 trilyondur. Bundan biz ne koparabiliriz kavgasıdır bu kavga. Onu söyleyeyim. AKP'nin, yoksa, TÜBİTAK'ı şöyle yapalım, TÜBİTAK daha özgür olsun, TÜBİTAK daha bağımsız olsun, falan değildir. Amaç, bu paradır. On yıl sonra bu paranın ne olacağını da söyleyeyim. On yıl sonra bu para 3 milyar euro olacaktır arkadaşlar. Tekrar söyleyeyim: 3 milyar euro olacaktır. İşte, bu teklifi getiren arkadaşlar, bunu düşünmüşlerdir. On yıl sonra bu 3 milyar, hatta 4 milyar eurodan biz ne koparırız, yandaşlarımıza ne koparırız; amaç budur. Yoksa, TÜBİTAK'ı şöyle yapalım, TÜBİTAK böyle özgür olsun, TÜBİTAK böyle bağımsız olsun, Amerika'dakilerle, Fransa'dakilerle yarışsın falan, bunlar işin esprisi, hikâyesi arkadaşlarım; çünkü, bu söylediğim ülkelerde, TÜBİTAK benzeri kuruluşlar, bizdeki gibi -7'sini Başbakan atar diye- değildir arkadaşlar. Belli kurullardan seçildikten sonra, Fransa'da Başbakan veya Başkan, Amerika'da Başkan artı Kongre atar. Onun için... Bizde bu işin 15 üyeden, Başkan hariç 14 üyeden 7'sini Başbakan atamaktadır; ayrıca, Başbakan seçmektedir de arkadaşlar. Yalnız atamak değil; şuradan şuradan gelenler değil; Başbakan demektedir ki, şu, şu, şu falanca, bunları seçiyorum ve bunları atıyorum. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde, bilim için, TÜBİTAK benzeri bir kuruluşta böyle bir uygulama yoktur arkadaşlar. Onun için, elinizi vicdanınıza koyun; 1963'ten beri Türkiye'nin temel direklerinden, omurgalarından birini oluşturan bu kurumu yerle bir etmeyin; bunun vebalinin altından kalkamazsınız.

Değerli arkadaşlarım, bunda benim üzüntüm, bir üniversite öğretim üyesi olarak ayrıca -çünkü, TÜBİTAK'tan en çok kaynak alan kurumların başında üniversiteler gelmektedir- artık, bu değişiklikle, üniversiteler de eskisi gibi kaynak alamayacaktır; çünkü, TÜBİTAK, iktidarın eline verilmiştir, Başbakanın iki dudağının arasına verilmiştir; şuna verelim, buna vermeyelim olacaktır sonunda. Onun için, üniversitenin özerkliği de... Yani, 2547 sayılı Kanunda "üniversiteler özerk bilim kuruluşlarıdır" deniliyorsa da, bu para, şu para üniversitelerin elinden alındıktan sonra, sizin istediğiniz yerlere kanalize edildikten sonra, üniversitelerin de özerkliği kalmayacaktır.

Onun için, benim üzüntüm, dediğim gibi, esas, üniversite özerkliği bu işten zarar görmektedir. TÜBİTAK, zaten, zarar görmek değil, TÜBİTAK harabeye dönecektir; istediğiniz gibi kullanacaksınız, iktidar istediği gibi, elinden aldığı gibi kullanacaktır. Onun için, üzülüyorum bir bilim adamı olarak, yani, bu işin içinde çalışan bir insan olarak ve üniversitelerden de bu işe tepki geldiğini size söylemek istiyorum.

Bakın, Ankara Üniversitesi Senatosu şöyle bir açıklama yapıyor; diyor ki: "Ankara Üniversitesi Senatosu, kamusal alanda türban..." Onu geçeyim... "TÜBİTAK tasarısının, özellikle siyasî iktidara özerk yapıyı güdüm altına alabilme olanağı tanıyan hükmünü, ülkemizin bilimsel gelişmesini engellediği için, bu nitelikte gördüğümüz için kabul etmiyoruz."

Gazi Üniversitesi Rektörü, keza, buna benzer bir açıklama yapıyor. Üniversitelerarası Kurul Başkanı Vildan Alptekin, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörüdür; kendisi bir açıklama yaptı "TÜBİTAK'ın iktidarın eline verilmesi yanlıştır" diyor.

METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) - Muhalefetin eline verelim o zaman!..

MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Böyle mi istiyorsunuz?!.

METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) - Siz alın!..

MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Gelin, o zaman, yüreğiniz varsa, burada söyleyin bunu, burada söyleyin, oradan değil, gelin burada söyleyin. Burada söyleyin efendim, buyurun...

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Özyurt (CHP, Bursa). “Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurt-22-2005-04-29-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanunda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
