# Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin kanun teklifi (s.s 1143)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Özyurt (CHP, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim
- **Tarih:** 6 Haziran 2006
- **Gündem:** BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ (S.S 1143)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurt-22-2006-06-06-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-kanun-teklifi-s-s

> Mustafa Özyurt (CHP), 6 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ (S.S 1143)); konuşma 1.134 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYURT (Bursa) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz 1143 sayılı kanun teklifinin 2 nci maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini sizlerle paylaşmak için söz almış bulunuyorum; bu bağlamda, hepinizi en içten saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, zaten maddeyi şöyle okuduğumuzda, bugüne kadar yapılmış olan bir hata giderilmiş oluyor. Bence, gecikilmiş bir olay bu aslında. Yani, daha önce kısmî statüde çalışan bir öğretim üyesine verilmiş olan bir ek ödeneğin kaldırılması veyahut da geri alınması gibi bir sorun olmuş; ki, bu bir haksızlık. Bu maddeyle bu giderilmiş oluyor. Yerinde bir karar. Ama, ben, bu arada şunu söylemek istiyorum: Kısmî statüde çalışan öğretim üyeleri, zaten, normal tam gün çalışan öğretim üyeleri maaşının üçte 1'ini alırlar; yani, böyle de bir yapısı vardır. Hem bu öğretim üyeleri kısmî statüde çalışmışlar hem bir idarî görev almışlar hem de bunun karşılığında alması gereken karşılığı da alamamışlar. Onun için, bunu canıgönülden destekliyorum; onu hemen söyleyeyim.

Ama, bu arada, vurgulamak istediğim bazı şeyler var, üniversite hakkında. Bunlardan bir tanesi, geçen haftalarda, Sayın Adalet Bakanımızın açıkladığı, hâkim ve savcılarımıza yapılacak olan eködemenin yahut da maaşlarındaki iyileştirmenin, ben, üniversitelerimize de yapılması gerektiğine inanıyorum. Üniversitelerimiz… Madem ileriye gitmek istiyoruz, mademki ülkemiz şöyle iyi olsun, böyle iyi olsun diyorsunuz ve biraz evvel konuştuğunuz gibi, yurt dışında mastır ve doktora yapmış olanların ülkeye gelmesi için elimizden gelen her türlü gayreti gösterelim istiyoruz; bence, yerleşik öğretim üyelerini de elimizde tutabilmemiz için biraz kesenin ağzını açmak gerekiyor. Hükümet öncelikle bunu yapmak zorundadır.

Değerli arkadaşlarım, bu konuya gelmişken, üniversiteler hakkında kısa bir bilgi vermek istiyorum. Aslında bizim üniversite sistemimiz son derece zor durumdadır. Bu koşullarda. Yani AKP iktidara geldiğinden bu yana da herhangi bir iyileşme yapılmamıştır. Yani, şu yapıldı, bu yapıldı deniyorsa da, herhangi bir iyileşme olmamıştır.

Öğrenci sayımızda hiçbir şekilde bir artış olmamıştır. Geçen sene 1 800 000 öğrenci sınava girmiştir ve bunlardan, toplarsanız, örgün öğretim, açıköğretim ve iki yıllık öğretim de dahil olmak üzere 600 000 öğrenci üniversiteye girebilmiştir; ama, gerçek anlamda örgün öğretim dediğimiz, dört yıllık lisans düzeyinde öğretim derseniz, yalnızca 90 000 kişidir ve bunların, sınava girenlerin büyük bir kısmı da daha evvel sınava girmiş, kazanamamış veya kazandığı halde yerini beğenmemiş olan öğrencilerdir. Bu bakımdan, öğrenci sayımız giderek artmaktadır. AKP İktidarı eğer samimîyse, buna öncelikle bir çare bulmak zorundadır ve böyle giderse, bu gidişle devam edecek olursa arkadaşlar, hemen söyleyeyim, önümüzdeki yıllarda bu sayı 2,5 milyona ve 2013 yılında da 6 000 000'a çıkacaktır, üniversitelerimizin önünde 6 000 000 öğrenci birikecektir.

Bunu çözmenin iki yolu var arkadaşlar; yani, bu 6 000 000'a çıkacak olan öğrenciyi azaltmanın iki yolu var: Bir, üniversitelerimizin sayısını artırmak zorundayız, kalitesiyle birlikte sayısını artırmak zorundayız. Her istenilen yere üniversite açılmaz, onu da söyleyeyim. Ha dediğiniz yere, han kurulmaz. Gerekirse büyük şehirlere birkaç üniversite daha kurulabilir; ama, kaliteli üniversiteler kurulur.

İkincisi, ortaöğretimde, yani lise düzeyindeyken öğrencileri meslek okullarına kaydırmak zorundasınız. Biraz evvel arkadaşlarımdan birisi söylediler burada. Meslek liselerine kaydırmak zorundayız. Gerçekten, Avrupa Birliği ülkelerindekiyle bizimki tam tersinedir. Orada yüzde 70 meslek lisesi, yüzde 35 klasik lisedir, bizde ise bu tam tersinedir; ama, öğrencilerin ailelerine sorulduğu zaman, "niçin çocuklarınız üniversite okusun istiyorsunuz" dediğiniz zaman, onların da birkaç şartı vardır; demektedirler ki: "Bir: Meslek liselerinin eğitim düzeyi iyi değildir." Bu gerçektir. Motor bölümündeki öğrenciye sorduğunuz zaman çocuk diyor ki: "1966 model bir motor gösteriyorlar efendim bana." 1966 model bir motordan, motor öğrencisi veya motor teknisyeni olur mu; olmaz tabiî. Onun üzerine dışarıya çıktığı zaman da bu öğrenciler iş bulamamaktadır arkadaşlar. Ama, liseye gittiği zaman da işte hal kötüye gitmekte; çünkü liseye gittiği zaman da mezun olduğunda eğer üniversiteye giremiyorsa kelimenin tam anlamıyla işsiz güçsüz bir lise mezunu bırakıyorsunuz ortalığa. Ailelerin istediği, çocuklarının üniversite mezunu olması. "Üniversite mezunu niye olsun" dediğiniz zaman da şu cevabı vermekteler: "Bir: Üniversite mezun olduğu zaman çocuklarımızın gelir düzeyi daha yüksek oluyor. İki: Yedeksubay olarak askerlik yapıyorlar. Üç: Beyaz gömlekle geziyorlar." Bu, işte elimde burada bir kitapçık var, Türk Eğitim Derneğinin yapmış olduğu bir araştırmada, aşağı yukarı 10 000 veliye sorulmuş ve 10 000 veliden alınan cevap da budur arkadaşlar.

Bu arada, bir konuya daha değinmek istiyorum: Bizdeki üniversite eğitiminde en büyük sorunlardan bir tanesi dershane sorunudur arkadaşlar. Hemen bunu rakamlarla söyleyeceğim size, aşağı yukarı ne kadar dershanenin ne kadar yıllarda geliştiğini. O kadar hızla dershane sayısı artmış ki, inanılır gibi değil ve bu dershane sayısıyla, sanki dershaneler okulların yerine konulmak gibi bir duruma getirilmiş; ama, hiçbir zaman bu olmamıştır ve dershanelere ödenen ücret de inanılmayacak boyutlardadır. Bir öğrencinin ortaokuldan itibaren üniversite düzeyine kadar gelebilmesi için, son, elimizdeki verilere göre; yani, 2006 yılına göre arkadaşlar, yaklaşık olarak 9 200 000 000 dolar harcanmaktadır. Bununla, aşağı yukarı 250 tane üniversite açabiliyorsunuz. Koç, Sabancı tipi üniversitelerle, 250 tane üniversite açabiliyorsunuz. Yani, paranız var; ama, parayı başka yönlere kanalize etmişsiniz. Dediğim gibi, üniversite yerine, çocuklar bir sınava hazırlanmakta, hatta bu sınava ortaokuldan itibaren hazırlanmakta ve bunun için de, çocuklar iyi okullara gitmek için bir sınava girmekte biliyorsunuz ortaokulda. O okullar, prim yapan okullar olduğu için fiyatlarını artırmakta. Geçen hafta bildiğiniz gibi yine böyle bir olay yaşandı, okullar fiyatlarını artırdılar ve sonunda da, çocuk, ev-dershane-okul gibi böyle bir üçgenin içine girmekte, o üçgenin içinde dolaşıp durmaktadır.

Bu kadar sıkı bir sınav hazırlığına rağmen, geçen yıl yapılan bir sınavda, OECD ülkelerinde arkadaşlar, 50 tane okulun katıldığı bir sınavda, Türk çocukları 48 inci olmuştur. Bu da utanç vericidir, onu söyleyeyim. Bu beni üzmüştür. 50 Avrupa ülkesi, OECD ülkesinin katıldığı bir sınavda Türk çocukları, 50 ülke arasında 48 inci olmuşlardır, ki, böyle bir sınava hazırlık, yani, yarış atı gibi hazırladığımız çocuklar, sonunda 48 inci olmaktadırlar.

Aslında, bu sınav, başarı sınavı falan değildir, tamamen eleme sınavıdır; çünkü, mutlaka üstte kalan, yani, iriler üstte kalacak, küçükler alta geçecektir. Bunun için de yapılacak olan şey… Çocukların bilgisi, becerisi, görgüsü hiç bunlar önemli değildir; bir soruyla çocuk bir üste geçebilmektedir. Onun için, eğer, AKP İktidarı samimî ise dediğim gibi, şu -dördüncü yılımıza giriyoruz- üniversite sorununu çözmek istiyorsa, bunlara el atmak zorundadır. Yoksa, kendimizi Amerika'yla mukayese etmeye kalkıyor; bir iki arkadaş burada kalktı, işte Amerika'nın silikon vadisi, bilmem Hindistan'ın falanı… Lütfen arkadaşlar, böyle komik şeyler söylemeyin. Bunlar mukayese edeceğiniz, karşılaştıracağınız şeyler değil. İşte söylüyorum, 1 800 000 öğrenci üniversitenin kapısına giriyor ve siz bundan 90 000'ini örgün öğretime alabiliyorsunuz. Bununla silikon vadisi falan yaratılmaz, kendimizi aldatmayalım.

Gelin, bu işi yapmak istiyorsanız, samimiyetle yapalım. Bunun için de, iyi öğretim üyesi yetiştirmek zorundasınız. İşte, biraz evvel söylediğiniz gibi, bu mastır ve doktora yapan öğrencileri ülkemize çekelim, iyi yerlerde yetiştirelim, iyi üniversiteler açalım, öğrenci sayımızı, giderek, yavaş yavaş azaltmaya çalışalım. Ancak bu işin içinden böyle çıkabiliriz. Yoksa, güzel sözlerle, esprili sözlerle hiçbir yere varamayız; benim size önerim bu. Bir muhalefet milletvekili olarak söylüyorum; bu işin içinden çıkmak istiyorsanız, bu söylediğim rakamları, dikkatle, lütfen, bir yere not edin. İsterseniz, daha sonra da veririm arkadaşlara.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Sayın Başkan, bir cümleyle bitiriyorum.

Bu geç saatte beni sabırla dinlediğiniz için, hepinize de ayrıca teşekkür ediyorum, sağolun. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Özyurt (CHP, Bursa). “Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin kanun teklifi (s.s 1143)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 6 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurt-22-2006-06-06-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-kanun-teklifi-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
