# 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (BAŞBAKANLIK MİLLî İSTİHBARAT TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI, MİLLî GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ, TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) İKİNCİ TUR

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Said Yazıcıoğlu (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim
- **Tarih:** 5 Aralık 2007
- **Gündem:** 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (BAŞBAKANLIK MİLLî İSTİHBARAT TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI, MİLLî GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ, TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) İKİNCİ TUR
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c008/b030/tbmm230080300109.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-said-yazicioglu-23-2007-12-05-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-basbakanlik-milli-ist

> Mustafa Said Yazıcıoğlu (AK Parti), 5 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (BAŞBAKANLIK MİLLî İSTİHBARAT TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI, MİLLî GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ, TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) İKİNCİ TUR); konuşma 1.918 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI MUSTAFA SAİD YAZICIOĞLU (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; huzurlarınıza, özellikle bazı değerli milletvekili arkadaşlarıma cevap vermek amacıyla değil, ilave bilgiler sunmak ve bazı yanlış bilgileri düzeltmek amacıyla gelmiş bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, TİKA'yla ilgili bir dönem mukayesesine girecek değilim. Çünkü mukayese, benzer, birbirine benzer veyahut da birbirine yakın iki şey arasında olur. Birbiriyle hiç ilgisi olmayan, birisi yukarıda birisi aşağıda iki şey mukayese edilmez. 2002'ye kadar olan dönem içerisinde bazı maddeler burada sayıldı, yapılan icraatlar sayıldı. Şimdi ben burada, 2003'ten bu yana yapılmış olanları saymaya kalksam birkaç saatinizi alırım. Onun için, böyle bir saymaya kalkacak değilim. Ancak burada şunu da ifade etmem gerekir: O dönemlerde birkaç milyon dolar olan TİKA'nın bütçesi bugün 100 milyon dolarları aşmışsa iki dönem arasında mukayese yapmanın hiçbir anlamı olmaz. Onun için böyle bir alt alta sıralamaya girmeyelim, bu konuları burada gündeme getirenler mahcup olur, öyle bir niyetim de yok.

Değerli arkadaşlarım, burada dendi ki: "TİKA'nın hizmetleri konusunda herhangi bir politika değişikliği mi söz konusu?" Bir politika değişikliği söz konusu değil. TİKA, imkânlarına paralel genişleyen, faaliyet alanı bütün dünyaya yayılan bir kuruluşumuz hâline gelmiştir. Türk dünyası ve akraba topluluklarına yapılan proje ve faaliyetlerde öncelik devam etmektedir, burada bir değişiklik söz konusu değildir. 2006 yılında en çok yardım alan ülkeleri sıraladığım zaman şöyle bir tablo çıkar: Azerbaycan, Ukrayna, Kırım, Afganistan, Kırgızistan, Makedonya, Arnavutluk, Gürcistan, Kazakistan, Kosova, Özbekistan. 2006 yılında gerçekleştirilen 1.440 proje ve faaliyetin 727'si Kafkasya ve Orta Asya ülkelerinde, 550'si Balkanlarda gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla, TİKA, kuruluş amacına uygun faaliyetlerine bütün hızıyla devam etmektedir. Azerbaycan'a uygulanan proje sayısı da, bu arada, 132'dir.

Burada söz konusu edilen hususun Afrika'ya açılım olduğunu ben tahmin ediyorum. Bu, TİKA'nın yasası gereği yaptığı bir faaliyettir. TİKA'nın kuruluş yasası, 4668 sayılı kuruluş Yasası'n- da, TİKA, başta Türk dilinin konuşulduğu ülkeler ve Türkiye'ye komşu ülkeler olmak üzere -biraz önce ifade ettim oralara yapılan hizmetleri- bir de gelişme yolundaki ülkelerin kalkınmasına yardımcı olmak amacıyla kurulmuştur diye kuruluş kanununda ifade edilir. Dolayısıyla, bu Türk ve akraba topluluklarının dışında, kalkınmakta olan ülkelerin, gelişme yolundaki ülkelerin kalkınmasına da yardımcı olmak TİKA'nın yasal görevleri arasındadır, Afrika'ya bu kapsamda açılınmıştır.

Değerli arkadaşlarım, uluslararası rekabet çok kızışmıştır ve zorlaşmıştır. Türkiye, bilindiği gibi, 2008 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine adaydır, bir seçim yapılacaktır. Dolayısıyla, uluslararası rekabetin kızıştığı bu ortamda, her türlü imkânı deneyerek ve Afrika'daki gerçekten çok zor şartlar altında yaşayan insanlara da yardım elini uzatmak amacıyla orada üç ofis açılmıştır. Bu ofisler çerçevesi içerisinde o kıtaya da yardım yapılmaktadır. Afrika'yla olan ilişkilerimiz son dönemde önemli gelişmeler kaydetmiştir. Bütün dünya ülkeleri Afrika'yla olan ilişkilerini günden güne geliştirmektedirler. Dün, İstanbul'da III. Türk-Afrika Uluslararası Kongre- si'nin açılışını yaptık. Yani, artık, Türkiye büyük bir devlet değerli arkadaşlarım, her kıtada faaliyetleri var, her kıtada yaptığı hizmetler var. TİKA da buna paralel olarak hizmetlerini elbette geliştiriyor. Bildiğiniz gibi, Diyanet İşleri Başkanlığımız da 2006 yılında Afrika ülkeleri dinî kurumlar toplantısı düzenlemiş ve Afrika'daki hizmetlere büyük oranda katkı sağlamıştır.

Ermenistan'a yardım konusu burada gündeme getirildi. Değerli arkadaşlarım, Ermenistan'dan Türkiye'ye iltica eden bin civarındaki mülteciye, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ilgili kurumları tarafından, iaşe, ibate ve geri gönderilmelerine matuf yardımlar yapılmıştır, insani yardım yapılmıştır. Bu, OECD kriterlerine göre teknik ve insani yardım olarak değerlendirilir, adlandırılır, her ülkenin bir yükümlülüğüdür. Ermenistan'a doğrudan yapılan bir yardım kesinlikle söz konusu değildir. Aynı dönemde Azerbaycan'a 37 milyon dolarlık yardım yapılmıştır ve bu, en çok yardım yapılan ülkeler kapsamına sokmuştur Azerbaycan'ı.

Bunun dışında Suriye'de, Irak'ta faaliyet gösterilmektedir. Suriye'de, özellikle ve pek çok ülkede Türkoloji alanında çalışmalar yapılmaktadır. Bugün, Moğolistan'dan Yemen'e kadar yirmi iki ülkeye Türkoloji konusunda yardım ve destek yapılmıştır ve yapılmaya da devam edilmektedir. Suriye'de olsun, Irak'ta olsun -bunları burada sayacak değilim, başta da ifade ettiğim gibi zamanımız buna yetmez- Türkoloji Projesi olmak üzere diğer pek çok konuda Telafer'de Kerkük Türkleri- ne imkânlar ölçüsünde tüm yardımlar yapılmaktadır. Sonuçta, bu yardımlar sonucunda, OECD değerlendirmelerine göre Türkiye, yükselen donörler yani bağışçılar arasında zikredilmektedir, Türkiye'nin ismi artık yükselen donörler arasında geçmektedir. Bu sonuç, TİKA'nm çalışmaları sonucu elde edilen bir sonuçtur, büyük oranda TİKA'nın çalışmaları sonucu elde edilen bir sonuçtur.

Ahıska Türkleriyle ilgili geçenlerde yapılan bir konuşmaya, gündem dışı konuşmaya cevap vermek amacıyla o konuda da biraz bilgi vermiştim, ama tekrar burada gündeme geldi. Ahıska Türkleriyle ilgili gereken her türlü yardım ve destek, değerli arkadaşlarım, sağlanmaktadır. Ahıska Türklerine yapılan yardım kolay bir yardım değildir, zor bir yardımdır, çünkü Ahıska Türkleri dünyanın pek çok değişik ülkelerine yayılmışlardır. Dolayısıyla, bu kadar yaygın bir coğrafyada hizmet vermenin zorluğunu takdirlerinize sunuyorum. Ama, bütün buna rağmen, ana vatanlarına dönüş konusunda çalışmalar hızla yürütülmektedir. Kırım Tatarları için uygulanan projelere benzer proje ve faaliyetler Ahıska Türkleri için de gündemdedir, yürütülmeye devam edilmektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığıyla ilgili bir iki hususa temas edip huzurlarınızdan ayrılacağım. Tabii ki, yasa konusu burada gündeme geldi. Elbette, yasa konusu Diyanet İşleri Başkanlığının en önemli sorunudur. Ama, çalışmalarımız bitmiştir. Bütçeden sonra, inşallah en kısa sürede, huzurunuza gelecek ve sizlerin tasvipleriyle bu büyük kuruluşumuz çok daha efektif hizmet verebilecek, çok daha uygun şartlarda hizmet verebilecek bir yasaya inşallah kavuşacaktır.

Eksik kadrolardan bahsedildi. Tabii, Diyanet İşleri Başkanlığının yıllar boyunca büyük oranda kadrolarında eksiklik olmuştur. Ayrılan görevlilerin yerine yeni kadro verilmemiştir. Dolayısıyla, aşağı yukarı 13 bin civarındaki eksiklik bugün 2 binlere düşmüştür; geçen Hükümet döneminde, 59'uncu Hükümet döneminde özellikle, 2 binlere kadar düşmüştür. Bu konuda, o dönemin sorumluluk alan Devlet Bakanı Değerli arkadaşım Mehmet Aydm'a ve Diyanet yetkililerine burada teşekkür etmek istiyorum. Aşağı yukarı önemli miktarda boşluk azalmıştır. Önümüzdeki dönemde bu mevcut boşlukların da giderilmesi konusunda çalışmalarımız devam etmektedir. Kadro konusunda elbette sıkıntı vardır. Kadro konusundaki sıkıntıyı, inşallah, sizlerin de desteğiyle, zamanı gelince aşmaya çalışacağız.

4/B ve 4/C'yle ilgili hususlarla ilgili... Değerli arkadaşlarım, 2008 yılında bu iş düzeliyor. 4/C- ler 4/B'ye geçirilmek suretiyle bu hususlar yoluna girmiş olacak. Bu konuyla ilgili duyurular yapıldı ve işlemler başlatılmıştır.

Burada bir kısım şeyler ifade edildi; ezan sesisin kısılması, işte "Hak din İslam'dır." ifadesinin hutbelerden çıkarılması gibi hususlar. Değerli arkadaşlar, bunlar defalarca dile getirildi ve Diyanet İşleri Başkanımız da defalarca bunları yalanladı. Bütün bunlara rağmen, yine, belli zamanlarda, belli şekillerde bunlar gündeme getiriliyor. Seçim ortamında bunları biz çok dinledik. Artık seçim ortamını geride bıraktık. Ama, artık, lütfen, bu tür aslı olmayan ifadeleri bırakalım, daha ciddi yaklaşımlarla, daha derli toplu fikirler ortaya atarsak kurum açısından da ülkemiz açısından da çok daha istifadeli olur.

Hristiyanlık, misyonerlik faaliyetleriyle ilgili bir şeyler söylendi. Bu konuda, burada, konuşmaya vaktimiz müsait değil. Değerli arkadaşlar, misyonerlik, bunlar, tabii, Avrupa Birliği müktese- batı içerisinde, ülkemizin yaptığı bir kısım yasal düzenlemeler sonucu bu noktaya gelindiği kastediliyor bu ifadelerle. Ancak burada, bunu söylemek durumundayım. Tabii, önemli bir konudur bu konu, fakat bu konunun, artık, yasaklamalarla, yasal bir kısım düzenlemelerle, bunların, bu tür eylemlerin önüne geçme imkânı yoktur. İletişimin akıl almaz bir noktaya geldiği çağımızda, bir şeyleri yasaklayarak, bir şeylerin üstünü örterek bunlarla mücadele imkânı çok geride kalmıştır. Bunlarla mücadeledeki anahtar cümle, Diyanet İşleri Başkanlığı görevlilerinin, mensuplarının eğitim seviyesini en üst düzeye çıkarmaktır, onları bilgili, donanımlı kılmaktır. Diyanet İşleri Başkanlığının bununla ilgili faaliyetlerini biliyorsunuz

OKTAY VURAL (İzmir) - Diyanet politikası değil Sayın Bakan, Hükümet politikası.

DEVLET BAKANI MUSTAFA SAİD YAZICIOĞLU (Devamla) - Estağfurullah, ben, herhangi kimseyi suçluyor değilim.

OKTAY VURAL (îzmir) - Diyaneti tenzih ediyoruz, Hükümetin, bu konudaki politikaları... Elbette misyonerlikle ilgili, Diyanetimize atfedilecek bir kusur yoktur herhalde.

DEVLET BAKANI MUSTAFA SAİD YAZICIOĞLU (Devamla) - Hükümetin bu konudaki politikalarında bir aksaklık yoktur Sayın Vural. Yani Hükümetimiz, Avrupa Birliği bağlamında bir kısım yasal düzenlemeler yapıyor, bunların, bunlara yol açtığını ifade etmek istiyorsunuz ama değil. Ben, size işin özünü söylüyorum burada. Bakınız, önemli olan, yüce dinimizin, her şeyden, her inançtan üstün olduğuna inandığımız yüce dinimizin prensiplerinin, toplumumuza, insanımıza en iyi şekilde verilmesidir, olayın özü burada yatar. Diyanet İşleri Başkanlığımız da zaten, bunu sağlamak amacıyla -onu ifade için söyledim- mensuplarının eğitim seviyesini üst düzeylere çıkarmak için yıllardan beri uyguladığı projeyi başarı ile devam ettiriyor. Dolayısıyla, önemli olan kalitedir, insanlara sunumdur. Derme çatma bilgileri insanlarımız almaz, onlara verilen kaliteli bilgileri alır, şayet onları onlara verirseniz. Dolayısıyla, bu konu uzun boylu tartışılabilecek bir konudur ama bu kadarla burada iktifa edeyim.

Dinler arası diyaloga atıfta bulunuldu, kendi insanımızla diyalog kurmanın da önemli olduğu söylendi. Doğrudur, elbette, önemli bir tespittir, doğru bir tespittir. Burada, tabii, Alevi vatandaşlarımızla ilgili hususlar dile getirildi bu bağlamda. Ben, Antalya Milletvekilimiz Sayın Atila Emek Bey'in ve DTP sözcüsü Sayın Halis'in dile getirdiği konularla ilgili bir iki hususa temas etmek istiyorum, fazla uzatmak niyetinde de değilim.

Değerli arkadaşlarım, Alevi vatandaşlarımızla ilgili, son günlerde, son haftalarda, "yeni bir açılım" ifadesi etrafında, bir kısım tartışmalar cereyan ediyor. Bir yerde bir sorun varsa onun çözümüyle ilgili çalışmalar yapmak, hem milletvekillerinin hem de hükümetlerin görevidir. Bu çerçevede, son haftalarda konunun tartışılmasını ben olumlu değerlendiriyorum. Bu noktada siyaset yapmak, doğru ve uygun bir davranış değildir değerli arkadaşlar. Kim ne biliyorsa, bu konunun çözümüyle ilgili, kim ne biliyorsa, onu ortaya koymak durumundadır, çünkü burada bir sorun var, bu sorunun varlığını hepimiz kabul ediyoruz, bunu çözmek durumundayız. Bunu çözmek için, herkes, el birliğiyle, olumlu, pozitif katkılarını ortaya koymak durumundadır. Bu tür inanç konularını, siyasi bir kısım düşüncelere bağlayarak ifade etmek doğru değil, bunların dışında bu işleri ele almamız lazım. Böyle yaparsak şayet, çözüm çok daha kolaylaşır. Dolayısıyla, son haftalardaki tartışmaları bu çerçevede görüp olumlu katkı vermek gereğine inanıyorum. Bir defa daha, Plan Bütçe Komisyonunda ifade ettiğim hususun altını çizerek burada tekrar ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bizim, kimseyi etkileme, değiştirme ve dönüştürmeye niyetimiz yok. Bizim endişesini taşıdığımız şey, ulaşmak istediğimiz nokta, herkesin, kendi düşüncesi ve inancı içerisinde, bu ülkede mutlu yaşamasını temin etmektir. Bunun için, gerek Alevi vatandaşlarımızla ilgili olsun gerek diğer, hangi kesimle ilgili olursa olsun, kendi düşünce yapısı içerisinde, bu ülkede huzurlu ve mutlu yaşaması temel hedefimizdir. Dolayısıyla, bu konuyla ilgili yapılabilecek olan bütün katkıları saygıyla karşılarız, takdirle karşılarız, çözüme katkısı olur düşüncesiyle yaklaşır ve onları değerlendiririz.

Diyanet İşleri Başkanlığımız, zaten, bu konuda -Bütçe Plan Komisyonunda da ifade etmiştim- gerekli bir kısım çalışmaları başlatmıştır. Alevi vatandaşlarımızın kendilerinin de onayı alınmak suretiyle, itibar ettikleri temel kaynaklar basılmak suretiyle onların istifadelerine sunulmuştur. Herkesin istifadesine sunulmuştur, herkesin yararlanabileceği kaynaklardır; Alevi'si, Sünni'si, herkesin yararlanabileceği kaynaklardır bunlar. Bunların dışında başka faaliyetleri de vardır. Bütün bunlardan hedef, bu vatandaşlarımızın da, ülkemizde, kendi inançları içerisinde mutlu bir şekilde yaşamalarını sağlamak. Çünkü, ülkemizde mutsuz veyahut da sıkıntılı insan oldukça hepimiz sıkıntı duyarız, hepimiz sıkıntı çekeriz. Zamanında belki bu vatandaşlarımıza biz bir elbise biçmeye çalıştık, ama elbise uymadı, uymadığını gördük. Şimdi, birlikte, hep birlikte yeni bir elbise dikip onların da huzurlu ve mutlu bir şekilde yaşamalarını sağlamak temel görevimizdir.

Taşra teşkilatıyla ilgili bir kısım sıkıntılar burada dile getirildi. Tedavi giderleriyle ilgili, elektrik, su ve yakacak giderlerine dair biriken borçlar yedek ödenek tertibinden karşılanacaktır. Bununla ilgili gerekenler yapılmıştır. Önümüzdeki birkaç gün içerisinde bu ödemeler başlayacaktır.

Yapılan bir kısım misyonerlik faaliyetleri karşısında kitap ve Kur'an-ı Kerim dağıtımı konusu gündeme geldi.

Değerli arkadaşlar, ücretsiz kitap ve Kur'an-ı Kerim dağıtımı 58'inci, 59'uncu ve 60'ıncı Hükümet döneminde yapılan bir uygulamadır. Daha önce pek yapılan bir uygulama değildi. Rakam olarak -çok fazla detaya girmeden-2003 ile 2007 yılları arasında 15 milyon YTL'lik ve sayı olarak da aşağı yukarı 10 milyona yakın kitap dağıtımı yapılmıştır. Bu hizmet de yapılmaya devam edilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her hükümet kendi döneminin şartlarına ve imkânlarına göre hizmetler vermiştir. Herkesin bu ülkeye hizmeti ve katkısı vardır. Hizmet veren herkesten Allah razı olsun. Hizmet aynı zamanda bir yarıştır. Her dönemin şartları farklıdır, imkânları farklıdır. Biz iddia ediyoruz, diyoruz ki, geçen dönemlerde yapılan hizmetleri birkaç kat katlayarak geçen hükümetler döneminde yaptık ve bu Hükümet döneminde de yapmaya devam edeceğiz.

Bu hizmet yarışının objektif dökümü herkes tarafından yapılabilir. Devletin kayıtları, belgeleri herkese açıktır. Herkes müracaat ettiği zaman ne zaman ne yapılmış onun kesin kaydını alabilir. Nihai değerlendirmeyi zaten tarih yapacaktır.

Ben, burada, bu vesileyle, katkıda bulunan tüm milletvekillerimize teşekkür ediyorum, olumlu eleştirileri mutlaka dikkate alınacaktır.

Bu vesileyle, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Said Yazıcıoğlu (AK Parti, Ankara). “2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (BAŞBAKANLIK MİLLî İSTİHBARAT TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI, MİLLî GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ, TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) İKİNCİ TUR”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 5 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-said-yazicioglu-23-2007-12-05-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-basbakanlik-milli-ist (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c008/b030/tbmm230080300109.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
