# Kültür ve turizm bakanlıklarının birleştirilmesine ilişkin kanun ( s. sayısı : 112 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Ünaldı (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim
- **Tarih:** 16 Nisan 2003
- **Gündem:** KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIKLARININ BİRLEŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN KANUN ( S. SAYISI : 112 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-unaldi-22-2003-04-16-kultur-ve-turizm-bakanliklarinin-birlestirilmesine-iliskin-kanun-s

> Mustafa Ünaldı (AK Parti), 16 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIKLARININ BİRLEŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN KANUN ( S. SAYISI : 112 )); konuşma 847 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz mevcut Kültür Bakanlığı ile mevcut Turizm Bakanlığını tek çatı altında toplayan, Kültür ve Turizm Bakanlığı adı altında birleştiren 112 sıra sayılı tasarının 3 üncü bölümü üzerinde Grubumuzun görüşlerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Grubum ve şahsım adına saygılar sunuyorum.

Tasarının bu bölümü, danışma ve denetim birimlerinin oluşum ve fonksiyonunu belirleyip, bu belirlemeler sınırlarında düzenlemeler yapmaktadır.

Birleşme sonucu oluşan Kültür ve Turizm Bakanlığı merkez teşkilatındaki danışma ve denetim birimleri şöyle sıralanıyor: Teftiş Kurulu Başkanlığı, Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği, Bakanlık Müşavirleri, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği. Bunlar, elbette, olması gereken şeyler. Bunlar hakkında ne denilebilir; bunlar hakkında, eksiği fazlası, bir şey diyeceğimiz yok; ancak, bu yapılanma, bu bakanlıkların birleştirilmesi tartışmalarına bir cevap oluşturmaktadır. Mesele, birimler ve fonksiyonları değil elbette.

Elbette, denetleme, inceleme, soruşturma ve bu işlemler sonucunda tespit edilen hususların takibi, elzem bir ihtiyaçtır; hatta, şu zamanda çok daha önemli bir ihtiyaçtır. Şu anda ülkenin en önemli meselesi, soygunların ve vurgunların durdurulması, önlenmesidir. Böyle bir durumda, denetim, inceleme ve soruşturma, elbette önem kazanır. Toplumun maddî ve manevî kaynaklarının göz göre göre yağmalandığını gördüğümüz yakın geçmişimizi göz önünde tutarsak, elbette, bu fonksiyonlara bir kat daha fazla ihtiyaç vardır. Hiç, bakanlığın çalışma usul ve esaslarını tespit etmek gereksiz işlemlerdir denilebilir mi; hükümet programının, kalkınma plan ve programlarının ve Bakanlar Kurulu kararlarının gereklerinin yerine getirilmesi, gereklerinin yapılması, çalışma ve usullerinin tespit edilmesi gereksizdir denilebilir mi; bakanlığın ana hizmet politikalarının ve planlarının hazırlanması gereksiz bir işlemdir denilebilir mi; bakanlıkta önemli hizmet ve tespitleri belirlemek, mevcut kaynakların en uygun bir şekilde kullanılmasını sağlamak, çıkabilecek sorunlara ve aksamalara karşı tedbirler almak gereksizdir denilebilir mi; hukukî konularda, hukukî, malî ve cezaî sonuçlar doğuran veya doğurabilecek konularda görüşler oluşturmak gereksiz şeylerdir denilebilir mi; elbette denilemez, elbette bütün bunlara olumsuz bir cevap vermek mümkün değildir, olumsuz bir şey dememiz de mümkün değildir. Her iki bakanlığı birleştirip, bu hizmetleri bir yerde yürütmekte ne sakınca olabilir? İşte, "devleti küçülteceğiz, küçülteceğiz" diye uzun zamandır söylenegelen sözlerin fiiliyata geçirilmesi sağlanmış olmakta, bu yolda bir başlangıç teşkil edilmektedir.

Hizmet birimlerinden benzer veya paralel görev üretenlerin, üstlenenlerin, bu üstlenmeyi gerçekleştiren birimlerin tek bir birim şeklinde teşkilatlandırılmış olması, herhalde, matluba uygun bir şeydir. Bu değişim, hep söylenegelen, gerçekleştirilmemiş bir değişimdir.

Bugün yaşadığımız sıkıntıların önemli sebeplerinden birisi de, verimsizlikten, israflardan sorumlu olan ve toplumda bir güvensizliği de geliştiren ağır, hantal, dağılmış bir devlet yapılanmasıdır. Hemen hemen bütün işlerimizin içinden çıkılamaz bürokratik engellere takılmasına, sonuçsuz kalmasına sebep olarak bilinen bu hantal ve dağınık yapının derlenip toparlanmasına ihtiyaç vardır ve bu ihtiyaç had safhadadır. Bu hantal ve ağır bürokratik yapı hepimizin karşısına çıkmakta, basit ve çözülebilir olarak sonuçlanacak işleri engellemekte, frenleyici bir etki oluşturmaktadır.

Bir yandan, merkezde böyle toparlayıcı işlemlerle, bir yandan da, yerel yönetimlerin güçlendirilmesiyle, şikâyetçi olduğumuz bu frenleyici, hantal, ağır yapı, işlek, kıvrak, üretken, verimli bir şekilde yapılandırılacaktır. Hükümetimizin amacı budur, halkımızın beklentisi de budur. İnşallah, bunu takip edecek reform faaliyetleri sonucunda, adama göre iş politikaları kalkacak, işe göre adam politikaları gelişecektir.

Şimdiye kadar süregelen yanlışları sürdürenler, yaptıklarını sahipleniyor ve bu değişimlere karşı çıkıyorlar. Bu durum, belki psikolojik olarak uygun bir tavırdır; ama, ülke için doğru değildir. Psikolojik, duygusal tavırları terk edip, ülke için doğru olanları desteklemek gerekir.

Bu meyanda, eski Kültür Bakanları bir araya gelip, bu birleşmeye karşı çıkmışlar, bir de bildiri yayımlamışlar ve konuyu konuşmak üzere Sayın Bakanımızı ziyarette bulunmuşlar. Ziyarette bulunmuşlar; ama, bildirilerini bu ziyaretten önce hazırlamışlar. Garip!.. Eski bakanlardan birisi daha da garip bir şey söylemiş "iki bakanlığın birleşmesinin ardında ideolojik bir kadrolaşmaya zemin hazırlanacağı kuşkusunu taşıdıklarını" ifade etmiş. Hakikaten garip!.. Daha geniş kadrolarla mı kadrolaşma olur, daha dar kadrolarla mı?! Ama, böyle söylemiş, böyle buyurmuş işte. Neden acaba?.. Aslında, nedeni anlaşılıyor. Adama sormuşlar "âlemi nasıl bilirsin" diye "kendim gibi" demiş. İşte öyle bir şey.

Körler dolma yiyorlarmış, birisi diğerine "niye ikişer ikişer yiyorsun" demiş. Diğeri "sen de benim gibi kör değil misin, nereden biliyorsun ikişer ikişer yediğimi" demiş. Birincisi "kendimden" demiş. İşte, ülkenin bu hale getirilişinin resmi bu.

Bir de "iki bakanlık arasında ne alaka var" itirazları yükseliyor. Sebep-sonuç ilişkileri bakımından alaka vardır, birçok noktada ortak materyale sahip olmalarından dolayı bir alaka vardır. Her turistik faaliyet kültür değildir; ama, turizmin ağırlığını kültür oluşturur veya oluşturmalıdır ve hemen hemen her kültür faaliyeti, aynı zamanda bir turistik faaliyettir. Nasıl birbiriyle alakası yoktur denilebilir?! Elbette bazı farklılıklar var. Öyle olmasa, zaten birleştirmekten bahsedilmez. Birleştirmekten bahsedildiğine göre, elbette, bazı farklılıkların olması normaldir; ama, bunun hedefini biraz evvel vurgulamaya çalıştım. Farklılıklar var ki, birleştirmekten bahsediyoruz.

Yeni bakanlığın adında da her iki bakanlığın ismini kullanıyoruz; yani, her iki bakanlığın da hizmetlerinin devam ettirileceğini vurguluyoruz. Neden acaba, bakanlığın kapatılmasından bahsediliyor? Her iki bakanlık da, insanın ruhî ve manevî ihtiyaçlarına cevap veren, bunlarla ilgilenen, insanın hayatını daha renkli, daha cazip hale getirme gayretinde olan bakanlıklardır. Bize miras bırakılmış coğrafya üzerinde, yine bize miras kalmış kültürel varlıklarımızı korumak, yaşatmak, insanlığa sunmak, daha sonraki nesillere devretmek, ülke sathında bediî zevklerle, heyecanlarla ilgiyi artırmak, böylece, hayatı daha renkli, daha cazip, daha hareketli bir hale dönüştürmek, bu iki bakanlığın da ortak stratejisini oluşturmuyor mu?! Bu hedefler gerçekleştiğinde, insanın insanî yönleri geliştirilecek ve merak duyguları cevaplandırılacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Ünaldı (AK Parti, Konya). “Kültür ve turizm bakanlıklarının birleştirilmesine ilişkin kanun ( s. sayısı : 112 )”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 16 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-unaldi-22-2003-04-16-kultur-ve-turizm-bakanliklarinin-birlestirilmesine-iliskin-kanun-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
