# 30 Ekim Türkiye-Almanya İşgücü Anlaşması'nın 56'ncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 26. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Yeneroğlu (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim
- **Tarih:** 1 Kasım 2017
- **Gündem:** 30 Ekim Türkiye-Almanya İşgücü Anlaşması'nın 56'ncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=62681
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-yeneroglu-26-2017-11-01-30-ekim-turkiye-almanya-isgucu-anlasmasi-nin-56-nci-yil-donumune-ilisk

> Mustafa Yeneroğlu (AK Parti), 1 Kasım 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 30 Ekim Türkiye-Almanya İşgücü Anlaşması'nın 56'ncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması); konuşma 530 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUSTAFA YENEROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

30 Ekim Almanya’yla yaptığımız İşgücü Anlaşması’nın 56’ncı yıl dönümüydü. Sözlerime milyonlarca insanımızı doğrudan ilgilendiren bu anlaşmanın bir birey üzerindeki etkisine ilişkin bir anekdotla başlamak istiyorum.

“26 yaşımda geldim Almanya’ya. Biri 5, diğeri 2 yaşında olan 2 kız çocuğumu geride bıraktım. Kocam Rasim önceleri razı olmadı ama ‘Birkaç ay sonra sen de gelirsin.’ diye çaresiz ikna oldu. Augsburg’da bir tekstil fabrikasında işbaşı yaptım. Rasim’in gelmesi de çok uzun sürmedi. Sekiz ay sonra aynı fabrikada çalışmaya ve aralarında büyük demir kapılar bulunan karşılıklı yurtlarda yaşamaya başladık. Ona hazırladığım ilk kahvaltıyı o demir kapının önünde ikram edebildim. Çocuklarımızın hasretini bağrımıza basıp işe koyulduk. Ayrıca, durmaksızın çalışmaya başladık. Bir yılımız dolmamıştı ki çocuklar için izin çıkarabildik. Küçük bir ev bulup yerleştik. İçim içime sığmıyordu, çocuklarıma kavuşacağım o anı sabırsızlıkla bekliyordum. Bir hostes nezaretinde çocuklar İstanbul’dan yola çıktılar. 1969 yılının Mayıs ayının son günleriydi. Büyük kızım beni gördü, ta uzaktan tanıdı, koştu, kucaklaştık, ağlaştık ama küçük kızım beni tanımadı, kucağıma gelmedi, kendisine dokundurmadı, haftalarca babasının elinden yemek yedi, onun koynunda uyudu, bana hiç yanaşmadı. Onun annesi bir gün trene binip çok uzaklara gitmişti.”

Yıllar önce arkasında eşini ve küçük kızlarını bırakıp Almanya’ya giden İlmiye Öztürk Almanya’ya gidiş hikâyesini bu şekilde anlatıyor. 1961’de Almanya’ya başlayan yolculuk ve böylelikle orada oluşan yeni hayat, güzel anılar kadar meşakkatlerle de dolu olmuştur. Ahmetler, Mehmetler, Fatmalar, Zeynepler ana babasını, eşini, çocuğunu, işini ve akrabalarını bırakıp gurbet ellerde alın teri dökmeye gitmişlerdir ve onların büyük fedakârlıklarıyla bugünlere gelinmiştir Almanya’da. Camiler, kültür merkezleri, cemevleri, sosyal kurumlar ve işletmeler onların üstün gayretleriyle oluşmuştur. Bugün eğitimde, siyasette, ticarette, sosyal yaşamda ve sanatta daha çok varlık gösterebiliyorsa Almanya’daki Türk toplumu, bu onların günlerce yaptığı yolculukların, Almanya’da yaşadıkları zorlukların ve verdikleri uğraşların sonucunda olmuştur.

Bugün hepsini saygı ve muhabbetle anıyor, ahirete intikal edenlere Rabb’imden mağfiretler diliyorum.

Elli yılı aşkın bir süredir Berlin’de yaşayan Mehmet amcamızın oğulları, kızları ve torunları bugün artık gurbetçi değildir, hatta artık göçmen statüsünde bile değildir; Almanya’nın, Köln’ün, Berlin’in yerlisi olduğu kadar Türkiye'nin de asli unsurudur. Bu durum, iki ülke ilişkilerini de çok özel kılmaktadır.

Çok değerli milletvekilleri, ne yazık ki Almanya’da, son dönemde, vatandaşlarımızın günlük yaşamlarını ve ikili ilişkilerimizi olumsuz yönde etkileyen gelişmeler söz konusudur. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra daha da artan ve Türkiye karşıtlığı üzerinden kimlik bulan bir söylem Almanya siyasetini ciddi manada etkilemektedir. 1990’lı yıllarda dazlakların saldırılarıyla gündeme gelen yabancı düşmanlığı, günümüzde siyasi kültürü zehirleyecek bir biçimde toplumsal merkeze yerleşmiş, aşırı sağ ve ırkçı söylemler başarıyla siyasi akımlara dönüşmüştür. Almanya’da var olan kurumsal ırkçılık bugün inkâr edilemez ama yine de üzerine gidilmeyen bir hakikattir.

Saygıdeğer milletvekilleri, Almanya’ya göç eden vatandaşlarımız, sayısız başarı hikâyeleriyle ve güzel örnekleriyle birlikte, yaşama, kültürel hayata katkı da sunmaktadırlar. Almanya’da hayatını sürdüren insanlarımız tüm renkleriyle ülkemizin ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye onların ortak sevdası, Türkçe onların değerleridir. Bunun için, Türkçeyi Almanya’da yaşatmak Türkiye sevdasını canlı tutmak demektir.

Yüce Meclisimizde de tüm siyasi partilerimizin bünyesinde de onların meselelerinin gündemin ön sıralarında yer alması büyük önem arz etmektedir. Yurt dışı vatandaşlar, diaspora, yurt dışı eğitim, kültür, medya ve din hizmetleri gibi konular…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA YENEROĞLU (Devamla) – …daha fazla önemsenmesi gereken konular olmalıdır.

Bu düşüncelerle, elli altı yıldır Almanya ile ülkemiz arasında…

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Yeneroğlu (AK Parti, İstanbul). “30 Ekim Türkiye-Almanya İşgücü Anlaşması'nın 56'ncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 1 Kasım 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-yeneroglu-26-2017-11-01-30-ekim-turkiye-almanya-isgucu-anlasmasi-nin-56-nci-yil-donumune-ilisk (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=62681

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
