# Eski bşk. a. mesut yılmaz ve devlet eski bak. güneş taner hk. meclis soruşturması açılması hk (s.s 621) (9/5,6)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muzaffer Külcü (AK Parti, Çorum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim
- **Tarih:** 13 Temmuz 2004
- **Gündem:** ESKİ BŞK. A. MESUT YILMAZ VE DEVLET ESKİ BAK. GÜNEŞ TANER HK. MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASI HK (S.S 621) (9/5,6)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muzaffer-kulcu-22-2004-07-13-eski-bsk-a-mesut-yilmaz-ve-devlet-eski-bak-gunes-taner-hk-meclis-s

> Muzaffer Külcü (AK Parti), 13 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ESKİ BŞK. A. MESUT YILMAZ VE DEVLET ESKİ BAK. GÜNEŞ TANER HK. MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASI HK (S.S 621) (9/5,6)); konuşma 893 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUZAFFER KÜLCÜ (Çorum) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türk Ticaret Bankasının özelleştirilmesi ihalesi sürecine ilişkin olarak dönemin Başbakanı Sayın Mesut Yılmaz ve ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Sayın Güneş Taner haklarında ihaleye fesat karıştırdıkları iddiasıyla kurulan soruşturma komisyonunun raporu üzerinde görüşlerimi beyan etmek üzere söz aldım; bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün görüşmekte olduğumuz konu, esasında sadece Türkbank ihalesinde değil, bir döneme damgasını vuran bir ilişkiler ağının sadece küçük bir karesidir. Hepimizin hatırlayacağı gibi, o 1998 yılında Türkbank süreci konuşulmaya başlanınca toplumda bir infial meydana geldi ve o gün hafızalarda oluşan intibalar, düşünceler, hâlâ bugün bir şekilde toplumsal hafızada izlerini muhafaza etmeye de devam ediyor. Şüphe yok ki, bütün yolsuzluk iddiaları toplumda rahatsızlık meydana getirir; ama, bu Türkbank konusunun, bütün yolsuzlukların içinde bence, ayrıca bir önemi vardır. Niye; çünkü, ülkeyi yönetme adına en önemli noktada bulunan, ülkenin Başbakanı Sayın Mesut Yılmaz bu işin içerisinde çokça konuşulmuştur. Âdeta, bütün kapıların kendisine açıldığı, bütün yolların kendisine çıktığı tek kişi durumuna gelmiştir dönemin Sayın Başbakanı Mesut Yılmaz. Bir başbakan olarak böyle bir konuya adının en son karışması gereken kişiydi belki; ama, ne yazık ki, bu sürecin bütün senaryosunu Sayın Mesut Yılmaz yazmış, senaryonun başrol oyunculuğunu kendisine vermiş ve kendisine ayakbağı olmayacak şekilde de başkalarına küçük küçük roller dağıtmıştır.

Değerli arkadaşlarım, Türkbank sürecinde yaşananlar, bu ülkeyi derinden yaralayan siyasetçi, mafya, bürokrat ve işadamı denkleminin belki de tarihimizdeki en kötü, en çirkin örneklerinden birisi olarak anılacaktır. Her geçen gün milletten biraz daha uzaklaşan, milletten destek bularak siyaset yapma imkânı kalmayan bir grubun, bu ihale sonrasında elde etmeye çalıştığı bir finans gücüyle ve o finansla oluşturulacak olan bir medya desteğiyle ayakta kalma çabasından başka hiçbir şey değildir.

İşin ilginç olan bir yanı daha var ki, sürecin başından sonuna kadar Sayın Yılmaz ve Sayın Güneş Taner birlikte hareket ediyor gibi görünseler de, fırsatını buldukça birbirlerinden ayrı hareket etme ve birbirlerine karşı da güç kazanmak gibi özel bir çabanın içerisine girmişlerdir. Yani, işin hulâsası şudur ki, sürecin başından sonuna kadar her ikisi de kendi nam ve hesaplarına çalışmışlardır. Ne yazık ki, bu ihalenin sonrasında kârlı çıkacağını düşünen, bu ihaleden bir banka sahibi olarak çıkacağını düşünen Sayın Korkmaz Yiğit de, bu ihalenin, bu senaryonun, bu denklemin en etkisiz elemanlarından, en küçük aktörlerinden birisi olarak kullanılmıştır.

Değerli arkadaşlarım, bir hukuk devletinde, bir işin nasıl yapılacağı, bir ihalenin nasıl yapılacağı kurallara bağlanmıştır. O işin bir yolu vardır, yöntemi vardır. Bu bağlamda, bir banka ihalesinin de nasıl yapılacağı yazılı kurallara bağlıdır; kimlerin katılabileceği, kimlerin katılamayacağı yazılı olarak belirlenmiştir. Bu şartları taşıyanlar ihaleye girerler, sürece dahil olurlar; o şartları taşımayanlar ise, bu sürecin, ihalenin dışında kalırlar; ama, ülkenin Başbakanı Mesut Yılmaz ise, o ülkede kimlerin ihaleye katılacağı yazılı kurallara bağlı değildir; Sayın Yılmaz kimleri istiyorsa onlar ihaleye katılırlar, kimleri istemiyorsa onlar da ihaleye kabul edilmezler. İşte, bu Türkbank ihalesi de aynen böyle olmuştur. Korkmaz Yiğit'in ihaleye katılacağını öğrenen Sayın Başbakan "Korkmaz Yiğit'in mafyayla, çetelerle ilişkisi olduğu yönünde istihbarî bilgiler var. Bu sebeple, Korkmaz Yiğit'i ihaleye sokmayın" demiştir.

Bilmiyorum, o dönemde bankayı başkasına vermek mi vardı aklında; çünkü, bir süre sonra, aynı istihbarî bilgilere inanmayan dönemin Sayın Başbakanı "yok, her ne kadar ben öyle söylemiş olsam da, gelen bilgiler öyle ki, Korkmaz Yiğit'in mafyayla ilgisi yokmuş, iyi çocukmuş, Korkmaz Yiğit'i ihaleye sokun" diyor.

Değerli arkadaşlarım, burası bir kabile devleti mi yahut burası bir aile şirketi mi?! Kimin ihaleye girip girmeyeceği Başbakanlık makamından tespit edilir mi?! İşte, film burada başlamıştır.(AK Parti sıralarından alkışlar)

Yasal şartları taşıyan herkes ihaleye girebilir ve devletin görevi de, kişilerin bu hukukunu korumak, kişilerin bu hukukunu muhafaza etmektir diye inanıyorum. Olabilir, ihalenin kendisine verilmesi, bankanın satılması uygun olmayan birisi en yüksek teklifi verebilir; o zaman, son imza makamı olarak imzayı atmazsınız ve kamunun menfaatini korursunuz.

Değerli arkadaşlarım, biz, Türkbank soruşturması komisyonu olarak, inanıyorum ki, hem AK Partiye mensup arkadaşlarım hem de Cumhuriyet Halk Partisine mensup arkadaşlarım, her türlü siyasî mülahazalarını bir tarafa bırakarak, tam bir hukuk zemininde güzel bir çalışma örneği sergiledik. Keşke, bugün, üzerinden altı yıl geçtikten sonra, bizim yapmaya çalıştığımız bu çalışmaları altı yıl önce, âdeta, birbirlerini temizlercesine, o zamanın siyasî partileri yapmasaydılar, o zaman, gerekli çalışmalar hukuk anlayışı içerisinde, hukuk devletine saygınlık içerisinde yürütülseydi de, biz, altı yıl sonra, bunları, burada, yeniden konuşmak zorunda kalmasaydık. Her fırsatta, bankayı, 250 000 000 dolar, 300 000 000 dolar daha fazlaya sattıklarını "500 000 000 dolardan aşağıya vermem" diyerek, kamunun menfaatini koruduklarını iddia edenler, esasında, hiç de doğru söylememektedirler; gerçek böyle değildir.

Öyleyse, bakınız, gerçek nedir: Değerli arkadaşlarım, bu bankaya, ihale sürecinden önce, Hazine tarafından, hem bono olarak hem de nakit kredi olarak 500 000 000 dolar civarında bir kredi desteği sağlanmış ve bu ihaleye, eğer, dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz'ın rızası hilafına Zorlu Grubu katılmış olmasaydı, bu banka -halk ifadesiyle söylüyorum- öldü parasına Genç-TV karşılığında Korkmaz Yiğit'e verilecekti. Yapılan hesaplar tutmamıştır ve Zorlu Grubu, bu ihaleye girerek, o çirkin ağın bozulmasına sebep olmuştur.

Anlaşılan o ki, bu Türkbankın Korkmaz Yiğit'e verilmesi için ve bir şekilde kendi ellerinde tutabilmeleri için her şeyi göze almışlardı; çünkü, Korkmaz Yiğit'in mafyayla ve çetelerle ilişkisi olduğuna dair Sayın Başbakana defaatle bilgi sunulmuştur. Dönemin Emniyet Genel Müdürü Bilican, en az üç defa şifahî olarak söylediğini ve mahkeme kararıyla telefonlar dinlendikten sonra da kendisine yazılı olarak bu bilgileri verdiğini; ama, ne yazık ki, ihalenin iptal edileceği kanaatine ulaştığı halde bu ihalenin yapıldığını söylemiştir.

Bakınız, yapmaya nasıl cesaret etmişlerse "kişiye özel" ve "gizli" ibaresiyle Sayın Mesut Yılmaz'ın özel kalemine teslim edilen yazı, özel kalemde kaybolmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Muzaffer Külcü (AK Parti, Çorum). “Eski bşk. a. mesut yılmaz ve devlet eski bak. güneş taner hk. meclis soruşturması açılması hk (s.s 621) (9/5,6)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 13 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muzaffer-kulcu-22-2004-07-13-eski-bsk-a-mesut-yilmaz-ve-devlet-eski-bak-gunes-taner-hk-meclis-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
