# Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 27. Dönem)
- **Konuşmacı:** Müzeyyen Şevkin (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim
- **Tarih:** 6 Şubat 2019
- **Gündem:** Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=76591
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muzeyyen-sevkin-27-2019-02-06-maden-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-ve-kanun-hukmunde-kararnamede-degisik-2

> Müzeyyen Şevkin (CHP), 6 Şubat 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 1.009 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri partimiz ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifi -sayın iktidar milletvekilleri, hadi muhalefetin görüşlerini almadınız ama- meslek odalarının, sendikaların, üniversitelerin görüşü alınmadan, sektörün görüşü alınmadan tek taraflı olarak, toplum içerisinde tartışmaya açılmadan, kapalı kapılar ardında kimi çevrelerin özel talepleri doğrultusunda hazırlanmıştır. Kanun teklifi, ilk maddesinden son maddesine kadar teklifin amaç maddesinde belirtilen millî menfaate ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından sürekli olarak dile getirilen yerli ve millî madencilik politikasına aykırı olduğu için derhâl geri çekilmesi yönünde gerek sivil toplum örgütleri gerekse sektör temsilcileri ve odaların bütün önerilerine rağmen, alelacele öncelikle bir günde alt komisyonda, daha sonra da bir günde Komisyonda görüşülerek Meclis Genel Kuruluna getirilmiştir.

Kanun teklifi, kamu kurumu niteliğindeki meslek odalarının anayasal bir hak olarak meslektaşları üzerindeki denetim yetkisini ortadan kaldırarak en riskli sektörlerden biri olan madencilik alanında niteliksiz mühendislik hizmetlerinin önünü açan ve meslek odalarının üyeleriyle olan bağlarını yok etmeye yönelik ve onları yalnızlaştıracak bir düzenlemedir.

Kanun teklifi, gerek daimî nezaretçi gerekse yetkilendirilmiş tüzel kişilerde istihdam edilen maden, jeoloji, jeofizik mühendislerinin günah keçisi ilan edilerek emeğinden ve ekmeğinden edilmesinin önünü açacaktır.

Yine bu kanun teklifi, MAPEG’in görev ve sorumluluklarını daimî nezaretçilere yüklerken onlara hiçbir mesleki yetki ve güvence vermeyerek cezalandırmaktadır.

Kanun teklifi, kömür havzalarında özellikle havza madenciliğini ortadan kaldırarak zaten sorunlu olan redevans sisteminde böl, parçala ve sat yöntemini getirmektedir.

Yine bu kanun teklifiyle, UMREK kodları üzerinden tamamen yerli ve millî olan 50 bine yakın maden, jeoloji ve jeofizik mühendisinin diplomaları yok sayılmakta ve bunlar, kimler tarafından kurulduğu anlaşılmayan YERMAM diye bir derneğin vereceği uzmanlık belgesine mahkûm edilmektedir.

Yine bu kanun teklifi, Türkiye Taşkömürü ve Türkiye Kömür İşletmelerine ait sahaların redevans üzerinden devredilerek özelleştirileceği için işsizliğin, güvencesizliğin ve ölümlerin kol gezdiği bir kanun olacaktır.

Kanun teklifi, EÜAŞ’ın, yandaş firmaların yurt dışından getirdiği kömür alımını kolaylaştırarak rant aktarmayı amaçlayan bir düzenlemedir.

Kanun teklifi, artırılan cezalar ve ruhsat bedelleri nedeniyle sektörün sorunlarını daha da artıracak ve üretimi düşürecektir. Kanun teklifi, iş cinayetleri ve maden kazalarının önünü açacaktır. Yine bu kanun teklifi, ruhsat iptallerine, ihalelerde keyfîliğe, hukuksuzluğa ve adaletsizliğe neden olacaktır. Kanun teklifi, mülkiyet hakkını ortadan kaldıracak, çevre sorunlarını yaratan firmalara süre uzatımı vererek örtülü bir af getirecektir.

Hükûmet her ne kadar kabul etmese de ülkemiz bir ekonomik krizle karşı karşıyadır. 1970’li yıllarda sanayi bir miktar canlanmaya başlamıştı ama şu anda sanayi bitirilme noktasına getirilmiştir, tarım bitirilmiştir, şimdi de sıra madenciliğe gelmiştir.

AKP hükûmetleri döneminde 4’ü köklü olmak üzere bu Maden Kanunu tam 14 kez değiştirilmiştir ancak hiçbir yaraya merhem olmamıştır. Siyasi istikrar özel sektörün en önemsediği şeydir sayın iktidar milletvekilleri, siz de bunu sık sık vurgularsınız. Böyle her çıkan kanun, bir diğer kanunu yeniden aratır hâle geldiği için âdeta vergi ve ceza kanununa dönüştürülmüş ve madencilerin hiçbir sorununa çözüm getirmemiştir.

Şimdi, sizlere soracağım değerli milletvekilleri: 14 kez yapılan bu değişiklikle sektörde faaliyet gösteren madencilerin işleri kolaylaşmış mıdır? Çalışan işçi ve memurların sorunu çözülmüş müdür? Madenciliğin gayrisafi millî hasıla içerisindeki payı artmış mıdır? Meslek örgütlerinin sorunları çözülmüş müdür? Madencilik sektöründe yaşanan iş kazaları veya iş cinayetleri önlenmiş midir? Ülkede üretilen ham maddenin uç ürüne dönüştürülerek ülke ekonomisine katkısı artırılmış mıdır? Çevrenin korunmasına hizmet etmiş midir? Ekonomileri madenciliğe bağlı illerimizin, ilçelerimizin gelişmesine katkı sunmuş mudur? Ülkemizin insan varlığı veya teknik kapasitesinin geliştirilmesine katkısı olmuş mudur? Kocaman bir “Hayır.” Peki, bu düzenleme tüm bu sorunları çözmeye dönük olarak yine bir çözüm getirecek midir? Yine kocaman bir “Hayır.”

Madenciler, ülkemizde yaşanan ekonomik krizi aşabilmek için sorunlarına çözüm beklerken yeni yükümlülükler içeren yasal düzenlemelerle karşı karşıya bırakılmıştır. Bu kanun teklifiyle cezalar artırılmakta, ruhsat iptalleri kolaylaştırılmakta ve devlet hakkı yükseltilmektedir. AKP hükûmetlerinin Maden Kanunu’nda her fırsatta yaptığı değişiklikler sonucu madencilik sektörü önünü göremez olmuştur. Ekonomik anlamda yatırımcının aradığı en önemli ortam yatırımcı açısından sık sık değişmeyen yasalardır.

Ülkemizde rezervlerin çoğu orta ve küçük boyutta; bu madenleri üreten, sizlerin sıklıkla vurgu yaptığı millî ve yerli madenciler de ağırlıklı olarak KOBİ niteliğindedir. Sektörde yaklaşık olarak 150 bin doğrudan çalışan vardır. Kanun teklifinin yasalaşması durumunda gelecek yük, sektörü daha da küçültecek, bu da üretimi ve istihdamı olumsuz yönde etkileyecektir. Bu küçülmenin hâliyle olumsuz etki, sektörün ilişkili olduğu diğer birçok iş kolunu ve sanayiyi de etkileyecektir.

Ülkemizde yabancı sermayeli şirketler ile millî ve yerli şirketlerimiz arasında mevzuat açısından bir farklılık yokmuş gibi görünmektedir ancak ciddi farklılıklar vardır. Yabancı şirketler, şirketin geldiği devlet garantisi altındadır. Türkiye’nin de imzaladığı anlaşmalar incelendiğinde, diğer ülkelerle yapılan anlaşmalarda yabancı sermayeyi ülkemize çekebilmek için 80’in üzerinde ülkeyle çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları imzalandığı görülmektedir. Bu nedenledir ki yabancı sermayeli şirketler millî ve yerli madencilik şirketlerine göre daha az vergi ödemekte, bürokratlar yabancı şirketlere daha sıcak bakmakta, onların işini daha hızlı görmektedir. Daha başlangıçta yabancı şirketler, sizin sık sık vurgu yaptığınız yerli ve millî şirketlere göre artılarla işe başlamaktadır.

Madenlerin yerine konulamayan ve milyonlarca yılda oluşan servetler olduğu unutulmamalıdır. Üretilmesi, uç ürüne dönüştürülmesi, ülkemiz sanayisinde kullanılır hâle gelmesi madenlerimizden en yüksek seviyede fayda sağlanması için zorunludur. Kalkınmak isteyen her ülkenin madencilik politikası bu yönde olmalıdır. Ülkemizde tüvenan madenciliğin ihracatını artırmak hedefi, şu anda olduğu gibi bir Hükûmetin, bir Bakanlığın madencilik politikası olmamalıdır. Maden ihracatının artırılması amacı ile madenlerin uç ürünlere dönüştürülmesi taban tabana zıttır. Son on beş yıldır Hükûmetler, sayın bakanlar, madenlerimizin sömürüldüğünün önemli bir göstergesi olan maden ihracat rakamlarını, ulaşılması gereken hedefleri göstermekte, ihracat değerlerini övünç kaynağı olarak bize sunmaktadırlar. Ülkemizde madenler üretilip ham madde olarak elimizden kayıp gitmektedir değerli milletvekilleri. Bunların uç ürünlere dönüştürülme masalına artık derhâl bir son verilmeli ve ülkemizde sözde değil, özde millî madencilik politikasının hazırlanma zamanı gelmiş de geçmektedir.

Değerli milletvekilleri, İstanbul Maden İhracatçıları Birliği istatistiklerine bakıldığında, mermerin dışardan ithal edilen, para değeri en yüksek ham madde olduğunun yanı sıra; krom, çinko, bor, feldspat, kurşun, bakır ilk sırada yer almaktadır. Bu ürünler katma değeri olmadan, ham madde olarak, konsantre cevherler olarak ihraç edilmektedirler. Neden bunların biz burada tesisini kurup uç ürünler üretmiyoruz?

Ülkemiz 2017 yılında 2 milyar dolar doğal taş ihraç ederken aynı taş ithalatı 170 milyon dolar olarak gerçekleştirilmiştir. Neden özellikle kamu ihalelerinde veya ülkemizde yapılmakta olan bina ve bina türü yapılarda yerli taş kullanma zorunluluğu getirmiyoruz, neden imar planlarına bunu koymuyoruz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Bir dakikada toparlayacağım.

---

**Kaynak gösterme:** Müzeyyen Şevkin (CHP, Adana). “Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim tutanağı, 6 Şubat 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muzeyyen-sevkin-27-2019-02-06-maden-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-ve-kanun-hukmunde-kararnamede-degisik-2 (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=76591

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
