# Esnaf ve sanatkarlar meslek kuruluşları kanun tasarısı (s.s.851)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Naci Aslan (Ağrı)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim
- **Tarih:** 7 Haziran 2005
- **Gündem:** ESNAF VE SANATKARLAR MESLEK KURULUŞLARI KANUN TASARISI (S.S.851)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/naci-aslan-22-2005-06-07-esnaf-ve-sanatkarlar-meslek-kuruluslari-kanun-tasarisi-s-s-851

> Naci Aslan, 7 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ESNAF VE SANATKARLAR MESLEK KURULUŞLARI KANUN TASARISI (S.S.851)); konuşma 1.069 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA NACİ ASLAN (Ağrı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 851 sıra sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporunun 38 inci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, dün 5,7 ölçeğinde Bingöl İlimizde meydana gelen depremde 47 yurttaşımız yaralandı; mal kaybına uğrandı; tüm Bingöllülere geçmiş olsun diyorum, yaralılara Cenabı Allah'tan şifalar diliyorum; ayrıyeten, Tunceli'de 5 askerimizin şehit olması nedeniyle başta Genelkurmayımız ve Türkiye Cumhuriyetinin tüm yurttaşlarına başsağlığı diliyorum, böyle acıların bir daha yaşanmamasını diliyorum. Terör nereden gelirse gelsin, ister etnik yapıdan gelsin ister mezhepsel ve dinsel kavramdan gelsin, yani terörün milliyeti, dini, cinsi ve ırkı olamaz, terörün tüm faaliyetlerini içtenlikle, yürekten Türk Milleti önünde lanetliyorum ve ülkemizin başına bu tür belaların bir daha gelmemesi dileğiyle, tüm şehit ailelerine yürekten başsağlığı diliyorum; Cenabı Allah'tan şehitlerimize rahmet diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları olarak 507 sayılı Esnaf Sanatkârlar Kanununun zaman içinde meydana gelen değişiklikle esaslı bir hale getirilmesi gereği, meslekî ve teknik bilgilerin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmediği görüldüğü için, dayanağını Anayasanın 135 inci maddesinden alan esnaf ve sanatkârlar oda, birlik, federasyon ve konfederasyonunun daha etkin ve verimli bir şekilde çalışması, elektronik ortamda daha şeffaf ve günümüz şartlarına ve Avrupa Birliği standartlarına uygun, daha demokratik hale getirilmesini sağlamak amacıyla bu tasarı düzenlenmiştir.

Bu yasayla, var olan yasanın daha önce farklı bölüm ve maddelerinde yer alan kayıt ücreti, aidat, katılma payı, düzenlenecek belge ve hizmet ücretleriyle ilgili hükümleri bir madde altında yeniden düzenlenmekte, uygulamada meydana gelen güçlüklerin giderilebilmesi ve ödeme kolaylığının getirilebilmesi amaçlanmaktadır. Bu maddeyle, kayıt ücreti ve yıllık aidatın makbul ve ödenilebilir seviyeye getirilmesi öngörülmüştür.

Değerli milletvekilleri, odaların birlik ve üyesi oldukları federasyonlara, birlik ve federasyonların konfederasyona ödeyecekleri katılma payı, gelirlerinin yüzde 3'ü olarak belirlenmektedir. Katılma payı, esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşları arasında maddî bir dayanışmayı ifade eden önemli bir destek unsurudur ve öncelikle bu oran yüzde 5'e çıkarılmalıdır.

Kaldı ki, katılma payının hesaplanmasında, bu kanuna göre üst kuruluşlardan satın alınan evrakın maliyet bedeli ile bu kanun dışındaki diğer kanunî düzenlemeler nedeniyle elde edilen gelirin maliyet bedelleri ve bunlar için yapılan giderler yıllık gayri safî gelirden mahsup edileceği için, artırılmasını gerek gördüğümüz yüzde 5'lik bu oran meslek kuruluşlarını zorlamayacaktır.

Değerli milletvekilleri, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kolları listesinde 484 meslek dalında yalnızca 13 mesleğin meslekî federasyonu bulunmaktadır. Diğer taraftan, madde metninde, odaların birlik ve üyesi bulunduğu federasyona bir önceki yıl gayri safî gelirlerinin yüzde 3'ü oranında katılma payı ödeyeceği ifade edilmektedir.

Federasyonu olan odalar için yüzde 3'lük bu oranın hem birliğe hem federasyona ayrı ayrı olarak mı ödeneceği, yoksa, yüzde 3'ün yarısının birliğe, yarısının federasyona mı ödeneceği konusunda tereddüt oluşmaktadır. Eğer, hem birliğe hem federasyona ayrı ayrı yüzde 3 katılma payı ödenmesi düşünülmüş ise, bu, federasyonu olan odalar için bir haksızlık olacaktır. Bu nedenle, bu ifadenin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, tasarının "Kayıt ücreti, aidat, katılma payı, düzenlenecek belge ve hizmet ücretleri" başlıklı maddesinde "Oda kaydını sildiren üyelerin aidatı üye kaydının silindiği ay itibariyle alınır" denilmektedir.

Diğer taraftan, aynı fıkranın birinci cümlesindeyse, kayıt ücretinin kayıt esnasında, yıllık aidatın da nisan ve ekim aylarında 2 eşit taksitle alınması öngörülmektedir. Bu durumda, üyenin yıllık aidatının 1 inci taksitini ekim ayında ödemesi ve kasım ayı itibariyle de faaliyetine son vererek oda kaydını sildirmek istemesi halinde, tahsil edilen yıllık aidatın kasım ve aralık ayına ilişkin 2 aylık kısmı üyeye geri mi ödenecektir veya üyenin nisan ayında yıllık aidatın tamamını ödemesi ve bu aydan sonra faaliyetine son verdiği için oda kaydını sildirmek istemesi halinde, tahsil edilen aidatın 4 aylık kısmının dışındaki tutar üyeye iade mi edilecektir? Bu durum, yıllık aidat mantığını aylık aidat mantığına çevirmiyor mu?

Değerli milletvekilleri, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının e-esnaf ve sanatkâr veritabanı kayıtlarına göre 3 443 255 aktif üye sayısıyla toplumumuzun önemli bir kesimini oluşturan ve ülke çapında istihdama azımsanmayacak bir katkı sağlayan esnaf ve sanatkârlarımız, sermaye ve refahın tabana yayılması, gelir dağılımının iyileştirilmesi ve bu suretle sosyal dengelerin kurulmasında önemli bir unsurdur. Ülkemizde, 270 işkolunda örgütlü-örgütsüz toplam 5 726 680 esnaf ve sanatkârımız mevcuttur. Biraz önce de belirttiğim gibi, bunların 3 443 225'i aktif üye olarak çalışmaya devam ederken, 2 283 353 üye de hâlâ pasif üye konumundadır. Esnaf ve sanatkârlarımız, 1 konfederasyon, 13 federasyon, 83 birlik, 3 459 odada örgütlenmişlerdir. Ayrıca, 72 ajans ve ajanlık vardı; bunlar da artık fonksiyonlarını yitirdikleri için yeni yasayla ortadan kaldırılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, üretimimizin yüzde 37'sini, istihdamın yüzde 45'ini, tüm işletmelerin yüzde 90'ını oluşturan toplam 5 726 608 olan esnaf ve sanatkârlar, aileleriyle birlikte nüfusun yüzde 20'sini temsil etmektedirler. Geçtiğimiz son iki yılda, 2003 yılında 104 400, 2004 yılında da 92 700 olmak üzere, toplam 197 100 işyeri kepenk indirmiştir. Esnaf ve sanatkârlarımız çok yüksek Bağ-Kur primi ödüyorlar, yaşlılık aylığı bağlananlardan, ticarî veya meslekî kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde Gelir Vergisi mükellefiyeti devam edenlerin aylıklarından yüzde 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesiliyor. Birçoğu yoksulluk sınırında, emekli aylığı olarak 350 000 000 alan esnaf ve sanatkâr emeklileri, yaşam mücadelesi verdikleri için, çalışmaya devam etmektedirler. Bağ-Kur emekli aylığı alanların aylıklarından bir de yüzde 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilmesi, adaletsiz bir yaklaşımdır ve haksız rekabeti doğurmaktadır. Sosyal güvenlik destek primi uygulaması, sigortacılık temel ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, destek primi kesintisi uygulamadan kaldırılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, esnaf ve sanatkârlarımızın Bağ-Kur primlerinin ve çalıştırdıkları işçilerin SSK prim oranlarının düşürülmesi gerekmektedir. Esnaf ve sanatkârlık, aynı, doktorluk ve mühendislik gibi, belirli teorik ve pratik eğitimlerle kazanılan ve belgeyle kanıtlanan bir meslektir. Muhasebe defteri tutmak veya vergiye tabi olmak, bir mesleğin belirleyici unsuru olamaz. Örneğin, eczacılar odası, mimar ve mühendisler odası gibi, diğer tüm meslekî kuruluşların hiçbirinde, muhasebe ve vergi kavramları, meslekî tanımlarda yer almamaktadır.

Esnaf ve sanatkârlarımızın en fazla sorun yaşadıkları alanlardan birisi de vergidir. Ekonomiyi canlandırmanın yolu, herkes tarafından bilindiği üzere, üretimi artırmaktır. Bunun için de, üretim üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır; kayıtdışı sektörle etkin olarak mücadele edilerek, vergi tabana yayılmalı, herkes, kazancı oranında vergilendirilmelidir. Günümüz ekonomik koşulları da dikkate alınarak, Avrupa Birliği normları çerçevesinde, esnaf ve sanatkâr tanımı vergi yasalarımızda yer almalıdır. Benzer meslekî kuruluşların yasalarında meslek tanımı yapılırken vergiyle hiçbir ilişkilendirme yapılmadığı halde, esnafın meslekî tanımlamasına ilişkin düzenlemede, hiç yeri olmadığı halde, vergiyle ilgili hükümler konulmasının mantığını açıklar mısınız?

Değerli milletvekilleri, esnaf ve sanatkârların yanlarında çalışan çırak, kalfa, usta konumundaki 2 000 000'u aşkın meslek mensubu, esnaf ve sanatkârlar tanımından çıkarılmakta ve işçi kategorisine dahil edilmektedir. Bu kategoriyle işçi konumuna girdiğinde, 8 saatten fazla çalışmayacak veya bu durumlarda fazla mesai talebinde bulunacaklardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Naci Aslan (Ağrı). “Esnaf ve sanatkarlar meslek kuruluşları kanun tasarısı (s.s.851)”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 7 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/naci-aslan-22-2005-06-07-esnaf-ve-sanatkarlar-meslek-kuruluslari-kanun-tasarisi-s-s-851 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
