# Kentsel dönüşüm ve gelişim kanun tasarısı (s.s. 911)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Naci Aslan (Ağrı)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim
- **Tarih:** 16 Haziran 2005
- **Gündem:** KENTSEL DÖNÜŞÜM VE GELİŞİM KANUN TASARISI (S.S. 911)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/naci-aslan-22-2005-06-16-kentsel-donusum-ve-gelisim-kanun-tasarisi-s-s-911

> Naci Aslan, 16 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KENTSEL DÖNÜŞÜM VE GELİŞİM KANUN TASARISI (S.S. 911)); konuşma 1.405 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA NACİ ASLAN (Ağrı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 911 sıra sayılı Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile İçişleri Komisyonları raporunun 7 nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Yasa Tasarısı üzerinde, ben de Bayındırlık Komisyonunun bir üyesi olarak, yasa tasarısı komisyona geldiği zaman, gerçekten AK Parti milletvekilleri ile Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin, bu tasarının daha düzenli bir şekle gelebilmesi, ülkemizin yararına ve tarihten gelen bu mirasımızın daha iyi değerlendirilmesi ve gerçekten çürümeye, yok olmaya mahkûm edilmemesi için ellerinden geleni yaparak, tasarıda birtakım değişiklikler ve hatta Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleri bu şerhi koyarak İçişleri Komisyonuna daha detaylı bir şekilde bilgiler sunmak kaydıyla gönderildi. İçişleri Komisyonunda görüşülen bu yasa tasarısı, şimdi önümüzde gördüğümüz kadarıyla, gerçekten ülkemizin menfaatına ve ülkemizin yararına, ki, millî servetimiz ve değerimiz olan bu güzellikleri dünya insanlarına da tanıtmak, turizmi geliştirerek ülkemizi canlandırıp dünya piyasasında sayılır bir yere oturtmak için şu andaki şeklini almış bulunuyor. Anamuhalefet Partisi ile İktidar Partisi bu yasa tasarısı üzerinde, memnuniyet vericidir ki, çoğu maddelerde mutabakata varmış durumdadır. Gerçekten Meclisimizin, ülkemiz yararına olan işlerde nasıl bir araya gelebildiğimizi, nasıl fikir üretebildiğimizi, nasıl yapıcılık noktasında aynı kulvarda görev ve işlev gördüğümüzü Türkiye Cumhuriyeti ve yetmişiki milyon gözleriyle görmektedir.

Değerli arkadaşlarım, benim 7 nci maddede, kentsel gelişim ve yenileşme üzerinde, tarihî dokusunu koruma kaydıyla tarihî eserlerimizi onarıp, onların fizikî yapılarını bugünkü modern dünya bilimsel ölçeğine taşıma noktasında, bu yapıların kendi özelliğini, kendi dokusunu kaybetmeden koruma noktasında, gerek üniversitelerimize gerek derneklerimize kiraya verilmesi ve kırkdokuz yıllığına tüzel ve hukukî şahsiyetlere, mülkiyeti ilgili kurum ve kuruluşlarda kalmak kaydıyla kiraya verilmesi öngörülmektedir. Ben de, bir Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili olarak buna yürekten katılıyorum; ama, şahsî düşüncem, keşke, bu, kırkdokuz yıllığına değil de, yirmi yıllık kısa mesafeli kiraya verilip, belli çevrelerin çok uzun süreli, insan yaşamı boyunca öyle bir şekilde kalması, el değiştirmesi noktasında daha yenileşip güzelleşeceğine kanaatim olduğu için, onu arz etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, sadece, burada, sizlere bir şey hatırlatmak istiyorum. Özellikle, Türkiye kentleşme, sanayileşme, arazi kullanımı ve çevre sorunları üzerinde birkaç görüşümü belirtmek istiyorum.

Verimli tarım arazilerimiz büyük tehlike altında, çok geniş gördüğümüz tarım alanlarımız, hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşme ve sanayileşme baskısıyla büyük tehdit altında bulunmaktadır. Eski kentler verimsiz, kayalık, dağlık ve gerçekten sarp kıyıların olduğu yerde kurulurken, bugünkü şehirleşme zihniyeti, bu sarp ve kayalıklardan verimli, düz ovalıklara ve tarım arazilerimize doğru kaymaktadır ki, bu da, bana göre, şehirleşme yönünde son derece tehlike arz etmektedir ve özellikle, ülkemizde de, köyden kente çok büyük göç vardır.

Bakın, arkadaşlar, 1950 yılında, ülkemizde yaşayan nüfus sayısı 13 000 000; ama, bugün, 2005 yılına geldiğimizde, ülkemizde yaşayan nüfus sayısı 72 000 000 ve 1950'de, Türkiye'de, şehirde yaşayan nüfus oranımız yüzde 22; ama, bugünkü istatistik değerlere baktığımız zaman, birkaç yıla kalmadan şehirleşme oranımız yüzde 80'i bulacaktır.

Dolayısıyla, bizim buna bir önlem almamız lazım ve bu önlemler şöyle olması gerekir diye düşünüyorum:

1- Şehirleşme artarak sürdüğüne göre, ön çalışmalar, planlamalar zamanında yapılamaz, göç, başka yerlere, yeni yerleşim ve iş merkezlerine kanalize edilmezse, iş bulma şansı yüksek olan büyük metropollere daha da göç akını başlayacak ve şehirlerimiz gittikçe büyüyecektir.

2- Kolaylıkla, uydu aracılığıyla ve havadan çekilen resimlerle arazi planlarının ve bitki örtülerinin belirlenebildiği teknoloji çağında, ülke genelinde harita ve kadastro çalışmasının bir an önce bitirilmesi gerekiyor.

3- Arsa ve emlak üzerinde, rantiye geliri, ağır vergilendirme ve istimlak kesinlikle engellenmelidir. Bu sayede çarpık kentleşme önleneceği gibi, para da yatırım ve iş alanlarına doğru kayar.

4- Serbest arsa satışı sınırlandırılmalı, daire karşılığı arsa verme ağır vergilerle önlenmelidir. Şehirlerin çevresinde yeni yapılaşmaya gidilmeden önce, mutlaka, bu alanlar, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi, belediye ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığı gibi kuruluşlar ya da her şehirde kurulacak arsa ofisleri tarafından istimlak edilmelidir.

5- Şehir merkezlerinde yapılan imar planı değişikliklerinde, kamu binaları dışında kesinlikle kat artışı ve parsellerde yapılaşma yüzde artışı verilmemelidir. Eski binaların dış görünüm değişikliğine -ancak zorunlu durumlar hariç- izin verilmemelidir.

6- Nüfusu, 50 000 ya da 100 000'in altındaki yerleşim yerlerinde, belediyelerden, imar planı yapma ve tadil etme yetkisi alınmalıdır. İmar planı hazırlama kurullarında, mahallî memur ya da başka yetkililer bulunmamalıdır. En iyi yol, üniversitelerin ilgili bölümleri ya da tarafsız oluşturulan özel yetkili kurullar aracılığıyla, ülke genelinde ve il ölçüsünde imar planı hazırlanmasıdır.

7- Birinci derecede verimli tarım alanı ve potansiyel tarım alanı, kesinlikle şehirleşme ve sanayi amaçlı kullanılmamalı, bu bölgelerde zorunlu yapılaşma, belirlenecek yüzdeyle sınırlandırılmalıdır.

8- Sanayi bölgeleri ve alanları seçiminde, çevresel etki değerlendirmesi gözönüne alınarak, daha etkin uygulanmalı; yeni yaklaşımla, çalışanların nüfus artışına etkisi de değerlendirilmelidir.

Deniz ve göl sahilleri, antik kent çevreleri özellikle korunarak, kirlenme yaratmayacak şekilde değerlendirilmelidir.

Ülkemizin, özellikle Doğu Anadolu, Karadeniz Bölgesi ve hızlı göçle boşalan İç Anadolu Bölgesindeki küçük yerleşim yerleri, bölgelerin özelliklerine uygun şekilde, eğitim ve uygarlık hizmetlerine kolay ulaşılacağı, küçük tarım sanayiinin gelişebileceği, bölgedeki uygun yerleşim merkezlerinde toplanması için çalışmalar başlatılmalıdır. Bu küçük yerleşim yerlerinde eğitim hizmeti sağlanamadığı gibi, ulaşım, elektrik, telefon, sağlık, su sağlama çok pahalı olmaktadır. Bugün, her köye elektrik, yol, telefon ulaşmış; ama, çok pahalıya mal olmuştur.

Özel orman üretim ve ağaçlandırma, erozyonla mücadele teşviklerle desteklenmelidir. Ayrıca, zararlı hayvan türleri bölgesel olarak kontrol altına alınmalıdır; ancak, doğal vahşi yaşam korunmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, bu, kentsel dönüşüm ve yıpranmış tarihî eserlerin dokularının değişmeden hayata kazandırılması noktasında, arkadaşlarımız çeşitli fikirlerini beyan ettiler. Bu konuda, 8 ve 9 Haziran tarihlerinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Bülent Arınç Beyle beraber Ağrı İline gittik. Ağrı İlinde, Doğubeyazıt İshak Paşa Sarayı 1748 yıllarında bitirilmiş ve gerçekten, Türkiye'de, Topkapı Sarayımızdan sonra ikinci büyük sarayımızdır; çok büyük değerlere sahip. Ben, bundan önce, Kültür Bakanımızın Mecliste olduğu bir sırada yine arz etmiştim; yapılan restore çalışmaları, tamamen, o eserin tarihî değerlerini yitirtmiş; sadece, müteahhidin nasıl orada rant elde edebileceği veyahut da nasıl gelir sağlayabileceği noktasında ihale edilmiştir. O zamanın Kültür Bakanı, Sayın Bakanımız söz vermişti; o, kendi ruhuna ve tarihsel dokusuna uygun bir şekilde, yeniden ayağa kaldırılacak demişti.

Tabiî, bu arada, Ağrı'da Sayın Bülent Arınç çok büyük coşkuyla karşılandı, Ağrı halkı onu göğsüne bastı. Gerçekten, Bülent Bey de Ağrı halkına ve Türkiye'ye, yetmişiki milyona çok güzel mesajlar verdi. Irkı, dini, dili ne olursa olsun, coğrafî bölgesi ne olursa olsun, bu ülkenin millî sınırları içerisinde herkesin birinci sınıf vatandaş noktasında eşit olduğunu ve hepimizin aynı inançta, kardeş olduğumuzu ve Türkiye Cumhuriyetinin yasalarının bu bölgede de eşit uygulanacağı noktasında "Ağrı'nın dört milletvekili var, beşinci milletvekili de Bülent Arınç'tır" diye, Ağrı lehine gelişecek her girişimde imzam vardır. O nedenle, biz, Ağrı halkı olarak, Sayın Arınç'a minnettarız, Ağrı davalarına böyle destek verdiği için şükranlarımı arz ediyorum.

Diğer taraftan, değerli arkadaşlar, gerçekten, güzel olmak, ülke insanını sevmek, adaletli, eşitlikçi ve hukuku uygulama noktasında Bülent Arınç'ın bir uygulamasını daha gördük. Millî Saraylar ve Parklar, Eserler Bilim Kurulu, ilk defa İstanbul'un dışında, Ağrı'da, İshak Paşa Sarayında toplandı. Ülkemizin millî saraylarıyla ilgili alınacak tedbirler, geliştirilecek projeler orada gündeme getirildi ve inşallah, Ağrı halkının Sayın Arınç'a arz ettiği gibi, İshak Paşa Sarayımızın da Millî Saraylar içine alınarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin koruması altına alınacağı noktasında bir kanun tasarısının Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulması gerektiğini, bu kanun tasarısını sunma noktasında da Bilim Kurulundan çıkacak rapora göre hareket edeceğini Ağrı halkına taahhüt etti.

Değerli arkadaşlarım, ben, burada bir üzüntümü Türkiye Büyük Millet Meclisinin siz saygın, değerli milletvekillerine arz etmek istiyorum. Tabiî, bunu arz ederken de, yeri değil, biliyorum; yasa tasarısıyla hiç ilgisi yok; ama, biz, Türkiye Cumhuriyetinin, Parlamentonun üyeleri olarak ülkemizin kanayan yaralarına da parmak basmak zorundayız. Devlet Bakanımız Sayın Beşir Atalay Beyefendi buradayken hükümet nezdinde, mutlak surette acil olarak bu konuya çözüm getirmesini diliyorum.

Patnos'ta bir kaymakamımız var. Bütün milletvekillerimize, Ağrı milletvekillerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi, İçişleri Bakanı ve Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'a bu fakslar çekilmiştir. Faksların altında 62 tane köy muhtarının mührü ve imzası vardır. Bunlar herhangi bir partiye, herhangi bir politik varyasyon veyahut da kulvar değil, tamamen o mahallî idarelerde görev yapan muhtarlarımızın bu sayın kaymakamımızın Türkiye Cumhuriyetini, Cumhurbaşkanını temsil eden bir kaymakamın kanunsuz uygulamaları ve o muhtarlarımızı, yerel yöneticilerimizi muhatap almayışı, içeri almayışı, hatta kendilerine hiç yakışmayacak -şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsüne yakışmadığı için ifade etmeyeceğim. Bütün milletvekillerimiz, tahmin ediyorum ne demek istemiştir Sayın Kaymakam- çok nahoş laflarla defettiğini, kovduğunu… Şu anda fakslar elimde; burada göstermek istemiyorum; çünkü, hükümetimizin, bütün Bakanlarımızın elindedir. Bu zatın bir an önce Patnos İlçesinden alınma dileğimi arz ediyorum.

Sonuç olarak, kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilen yerler için hazırlanan plan ve projelerin hızla uygulanabilmesi, kurum ve kuruluşlar arasında yetki ve mülkiyet çatışmasını önleyebilmek amacıyla bu kanun çerçevesinde yapılan çalışmaların iyi neticeler vermesi temennisiyle Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Naci Aslan (Ağrı). “Kentsel dönüşüm ve gelişim kanun tasarısı (s.s. 911)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/naci-aslan-22-2005-06-16-kentsel-donusum-ve-gelisim-kanun-tasarisi-s-s-911 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
