# 2006 merkezi bütçe kan.tas.(meb,yök,ösym,kredi ve yurtlar gen.müd.,üniversiteler)15 inci tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Naci Aslan (Ağrı)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim
- **Tarih:** 23 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MEB,YÖK,ÖSYM,KREDİ VE YURTLAR GEN.MÜD.,ÜNİVERSİTELER)15 İNCİ TUR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/naci-aslan-22-2005-12-23-2006-merkezi-butce-kan-tas-meb-yok-osym-kredi-ve-yurtlar-gen-mud-uni

> Naci Aslan, 23 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MEB,YÖK,ÖSYM,KREDİ VE YURTLAR GEN.MÜD.,ÜNİVERSİTELER)15 İNCİ TUR); konuşma 1.205 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA NACİ ASLAN (Ağrı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 Malî Yılı Millî Eğitim Bakanlığı öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi bütçesi üzerinde partim AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, demokrasiyi içine hazmedemeyenler, mutlaka, bir gün kendi fikirlerinin karanlığında tarihe gömüleceklerdir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Birilerinin boş bıraktığı yerleri, halkımız demokrasi ölçeği içerisinde dolduracaktır. Bunun bilinmesini istiyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bir de bizim halk dilinde, değerli arkadaşlar, bir söylem vardır; diyorlar ki, "turnanın telaşıdır ki, Murat kalkmış." Yani, Murat Nehri, taşmaya başlamış; ama, turna yukarıdan uçuyor. İnşallah, AK Parti, 2007 seçimlerinde bütün partileri, böyle uçak gibi, turna gibi üzerlerinden geçerek, buldozer gibi hepsini ezip Türkiye Büyük Millet Meclisine tek başına gelecektir.

Değerli milletvekilleri, partimize göre eğitim, her alandaki kalkınmanın en önemli unsurudur. Bu nedenle, partimiz, kamu kaynaklarının tahsisinde birinci önceliği eğitime yapılacak yatırımlara vermektedir ve üç yıldır da gelirden en büyük payı eğitime ayırmıştır. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi, Türkiye'de çok tartışılan konuların başında gelmektedir. Bu tartışmalar, maalesef, sağlıklı bir ortamda yapılmamaktadır. İşte, bu nedenden dolayı, ÖSYM'nin kısa bir tanımıyla başlamak istiyorum.

ÖSYM, 22 Kasım 1974 tarihinde Üniversitelerarası Kurul tarafından 1750 sayılı Üniversiteler Kanununun 52 nci maddesine göre, "Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi" adıyla kurulmuştur. 1981 yılında yürürlüğe giren 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu ile Yükseköğretim Kuruluna bağlanarak "Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı Merkezi" adını almıştır. İki aşamalı olan bu sınav, 1999 yılından itibaren tek basamaklı hale getirilmiştir.

Zaman içerisinde, günün şartlarına göre değişen ÖSYM'nin düzenleyerek yapmış olduğu üniversite giriş sınavları, bu yıl ilk defa çağın gereksinimlerine ayak uydurarak, teknolojiyi kullanarak bilgisayar ortamında gerçekleştirilecek, daha önceki başvurular sırasında meydana gelen uzun kuyrukların, yığılmaların ve kargaşaların önüne böylece geçilmiş olacaktır.

Günümüzde her insan, bilgisi oranında güçlü ve o oranda saygındır. Bu nedenle, eğitim kurumlarının toplumdaki yeri ve işlevleri değişmiştir. Üniversiteler, toplumların kalkınmasında, gelişmesinde ve saygınlığında öncü, ekonomik ve siyasal yaşamda etkin rol oynayan kültürel iletişim merkezleri haline dönüşmüştür. Bilimsel araştırma yapma, bilgi üretme ve yayma, eğitim yapma, eğitim-öğretim yapma, nitelikli insan gücü yetiştirme, topluma önderlik etme ve kamuoyu oluşturmaları bakımından üniversiteler, yadsınamaz konumdadır.

Üniversitelerimizin çağdaş standartlarda bir yapı ve işleyişe kavuşabilmesi için temel unsur olan eğitim elemanlarının yetiştirilmesi, cumhuriyetimizin kuruluşundan beri bir proje dahilinde yürütülmektedir.

Hükümetimiz, 1929 yılında kabul edilen 1416 sayılı Kanunla bugüne kadar binlerce gencimizin, dünyanın önde gelen saygın üniversitelerinde lisansüstü öğrenim görmelerini sağlamıştır. Bu gençlerimizin, başta üniversitelerimiz olmak üzere, çeşitli kamu ve kuruluşlarımızda görev alarak ülkemizin kalkınmasına ve gelişmesine önemli katkı yapmaları sağlanmıştır. Yurt dışında öğrenim gören öğrencilerimizi yakından izleme ve kendilerine rehberlik etme çalışmaları, giderek daha etkin bir şekilde sürdürülmektedir. Bugün itibariyle, yurt dışında burslu statüde öğrenim gören öğrencimizin sayısı 854'tür.

Sayın milletvekilleri, çok önemli olan bir konu da, üniversiteye giriş sınavında meslek liselerine yapılan katsayı uygulaması. Mevcut uygulamada, meslek lisesi öğrencilerinin dört yıllık yükseköğretim programını seçme şansı engellenmektedir. Meslek liseleri öğrencilerine, kendi branşları dışında bir bölümü seçtiklerinde, herhangi bir ek puan verilmemektedir. Bu öğrencilere, lisans programlarına girerken destek sağlanması gerekmektedir.

Sayın milletvekilleri, insanların eğitim özgürlüğünün olması gerekiyor. Siz, hangi tür okulda okursanız okuyun, mezun olduğunuz zaman, istediğiniz meslekler olacaktır. Herkes, kendisini, o öğrencilerin yerine koysun. Genç, 12-13 yaşlarında, ilgi alanlarını, isteklerini, yeteneklerini ve kendini tam anlamıyla tanımayan, arkadaşlarının etkisi ya da ailelerin ekonomik durumlarından dolayı, kısa yoldan meslek sahibi olmak düşüncesiyle, meslek liselerinden birini seçmektedirler. Ailelerin yönlendirmeleriyle, o meslek liselerine giden çocukların, belli bir yaşa geldiği zaman tercihi değişebilir. Ancak, o çocuğa istediği bölümde okuma hakkı vermediğiniz takdirde, bu defa, aile ile çocuk karşı karşıya gelmektedir. Genç, istemediği halde, okuduğu o meslek dalında hayat biçimini zorla belirlemiş oluyor. Gittikleri okulun türü ne olursa olsun, bunların hepsi bizim çocuklarımız. Mutlu olacakları gelecekleri sunmak ve bu çocukları kazanmak, bizim görevimizdir. Ayrıca, şunu hatırlatmada da yarar var ki: Türkiye'nin okul türlerinin yüzde 35'i meslek liseleri; bu 35'lik payın içinde yüzde 4 imam-hatip liselerinden oluşmaktadır. Bu nedenle, katsayı konusu sadece imam-hatiplilerin üniversiteye girişini kolaylaştırmak olarak algılanmamalıdır.

Sayın milletvekilleri, şunu unutmayalım ki, Millî Eğitimdeki en önemli değişim ve gelişim 59 uncu hükümet döneminde olmuştur. Artık, günün şartlarına uygun, çağın insanını yetiştiren, araştıran, sorgulayan, üreten, bilimsel düşünebilen, sosyal beceri ve çevreye duyarlı öğrenciler ve eğitimciler yetiştirebilen bir müfredatın uygulanmasıyla gerçekleşmiştir.

Sayın milletvekilleri, öğretimdeki okullaşma, iktidara geldiğimiz günden bugüne artan bir oranda yükselmiştir. Son üç yılda, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin genel bütçe içerisinde önplana çıktığını görmekteyiz. Bu, hepimiz açısından çok sevindirici bir olay; çünkü, devlet yatırımları içerisinde sağlık ve eğitim önce gelmelidir. Eğitime ayrılan bu bütçe miktarı bize gösteriyor ki, hükümetimiz, cehaletle mücadelede eğitimin önemini bir kez daha bu şekilde göstermiştir. Gönül isterdi ki, eğitime ayrılan pay daha da artsın; ancak, bütçe imkânları doğrultusunda yapılan bir artış söz konusudur.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde bulunan yasa tasarıları üzerinde söz alan muhalefet milletvekilleri, konuyla ilgili düşüncelerini, tezlerini ve yeni projeksiyonlarını açıklayacaklarına, Başbakanımızın dış seyahatlerini konu edinmektedirler; ama, şöyle dönüp bir 58 inci, 59 uncu hükümetlerden önceki hükümetlerin icraat, performans ve dünyayla münasebetlerine baktıkları zaman, bu dış gezilerin ülkemizin dünyayla barış içinde entegre edilmesine ne kadar katkı koyduğunu anlayacaklardır. Daha önceki hükümetler zamanında, başta komşu devletler ve dünyanın birçok ülkeleriyle kavgalı gibi algılanan ülkemiz, Sayın Başbakanımız ve ekibinin yapmış olduğu yoğun pozitif diplomasi ve temasları sayesinde, barışık, anlaşılır ve saygın bir ülke konumuna gelmiştir. Dünyayla tanışma ve ülkelerarası siyasî, sosyal, kültürel, ticarî ve ekonomik platformlarda hatırı sayılır bir devlet olduğumuzun bilinmesi, dış temaslar sayesinde oluşmuştur. Küresel sermayenin ülkemize doğru yönlenmesi ve güvenli bir ülke olacağımız kanaati, Sayın Başbakanımızın bu üstün gayreti ve uğraşısı sayesinde olmuştur. Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz.

Sayın Başbakan ve hükümeti, daha önceki koalisyonların ülkede meydana getirdikleri tahribatların kalıntılarını kaldırırken, diğer taraftan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NACİ ASLAN (Devamla) - …yeni, modern, çağdaş, atılımcı ve tüm yurttaşların kardeşçe ve barış içinde yaşadığı bir Türkiye'yi yapılandırmaktadırlar. Nitekim, faizler yüzde 60-70'lerden 13-14'lere, enflasyon çift basamaklı rakamlardan tek basamaklı rakamlara, insanlarımıza reva görülen demokrasi normları uygulanmaya, her ne kadar halen bölgelerarası gelişmişlik farkı devam ediyorsa da, fert başına düşen gayri safî millî hâsıla 2 000 dolardan 4 500 dolara yükselmiştir.

Sayın milletvekilleri, birileri laf üretip zamanı boşa kullanırken, Sayın Başbakanımız ve iktidarı, aş, iş ve demokrasi nimetlerini üretiyor. Elbette ki, meyve veren ağaç taşlanır. Hayal edemeyecekleri pozitif gelişmeler oluyor. 70 sente muhtaç olan bir Türkiye, bugün, döviz rezervi bakımından hatırı sayılır bir konumdadır.

Sayın milletvekilleri, doğu ve güneydoğu üzerinde, açıkça Kürtler üzerinde politikalar yaparak siyasî rant elde etmeye çalışan yorgun partiler ve onların devamı olan ek partiler takiyye yaparlarken, 59 uncu hükümetin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Şemdinli'de meydana gelen provoke bir olay için, gece saat 9.30'da uçağa atlayıp Van İlimize, oradan da Hakkâri, Şemdinli ve Yüksekova'ya giderek halkıyla kucaklaşmış ve oradaki halka, Türkiye millî sınırları içerisinde yaşayan herkesin kardeş olduğunu, birinci sınıf vatandaş olduğunu beyan etmiştir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Başbakanımızın ülkemizde yaşayan tüm unsurlara eşit mesafede olması, Kürt halkımızla ilgili görüş ve beyanları, insan hakları ve Kopenhag Kriterleriyle paraleldir. Ülkemizin her karış toprağında, Kürtler, Türkler ve diğer etnisiteler beraber yaşamaktadır; Suriye, Irak, İran'daki Kürtler gibi lokal bir coğrafî bölgeye sıkıştırılmış veya ayrıştırılmamışlardır. Onun için, bu güzel ülkeyi beraber kurduk, nesiller boyu beraber yaşatacağız. Arka beyinciğimizdeki olumsuzlukları atarak, birbirimizi daha çok sevelim ve buna da mecburuz.

Sayın milletvekilleri, doğu ve güneydoğudaki olumsuzlukların ortadan kaldırılması için yapılan olumlu uygulamalara ek olarak, doğu ve güneydoğuya atanan devlet görevlilerinin deneyimli, hoşgörülü olması ve o halkı, o bölgeyi tanıması gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Naci Aslan (Ağrı). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(meb,yök,ösym,kredi ve yurtlar gen.müd.,üniversiteler)15 inci tur”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/naci-aslan-22-2005-12-23-2006-merkezi-butce-kan-tas-meb-yok-osym-kredi-ve-yurtlar-gen-mud-uni (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
