# Genel Kurul konuşması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nadir Saraç (CHP, Zonguldak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim
- **Tarih:** 7 Temmuz 2004
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nadir-sarac-22-2004-07-07

> Nadir Saraç (CHP), 7 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.125 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA NADİR SARAÇ (Zonguldak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 39 uncu maddesinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, söz almış bulunuyorum; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Çerçeve yasa kavramı olarak yorumladığımız Kamu Yönetimi Temel Yasası görüşmelerinde belirttiğimiz gibi, geçen hafta İl Özel İdaresi, bugün Belediyeler Kanunu Tasarısı, ardından Büyükşehir Belediyeleri Yasa Tasarısıyla ve daha başka tali yasalarla, halen bazı uçları görülmeyen ve yerel yönetim reformu olarak tanımlanan tasarı, görünen odur ki, önümüzdeki günlerde, sizin önerdiğiniz şekliyle, Meclisten çıkarılmış olacaktır.

Ocak ayı içinde, İçişleri Bakanımız Sayın Abdülkadir Aksu tarafından yapılan basın toplantısında "çoğulcu, katılımcı demokrasi anlayışının gereği olarak, geniş halk kesimlerinin, üniversitelerimizin, siyasî partilerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın, yerel yönetimlerimizin katkı ve katılımlarıyla oluşan" sözleriyle yorumladığı tasarılar, bugün, halen kamuoyu desteği almış görünmemektedir. Zaman zaman, o toplantılara katılan ve belediye başkanlığından gelen bir milletvekili olarak, bu yasaların yapılma gerekçeleri olarak sunulan demokratiklik, şeffaflık, katılımcılık gibi iddiaların ne kadar gerçekçi olduğu, hazırlık süreçlerinde gösterilen yaklaşımlarla somut olarak görülmektedir.

Belediyeler Kanunu Tasarısının genel gerekçesinde "belediyeler, sorumluluklarında bulunan hizmetleri görmek için yeterli kaynaklara sahip değildir" denilmektedir. Sanırım, önümüzdeki süreçte, belediye gelirleri kanunu tasarısı geldiğinde göreceğiz, belediyeler, yaşadıkları mevcut ekonomik açmazı aşamayarak, kendilerine borçlanma ve özelleştirmeyi getirecek yeni seçenekle karşı karşıya bırakılacaktır.

Öncelikli olarak, reform iddiasıyla ortaya atılan bir modelin kamuoyunda tartışılması ve üzerinde uzlaşılması zorunluluğu vardır. Diğer yandan, bir reform, ancak doğru bir yöntemle, doğru bir modele dayalı olarak, doğru bir katılımla gerçekleştirilebilir. Özellikle, yerel yönetimlerin temel unsuru olan çalışanların ve örgütlerin görüşleri alınmış mıdır? Belediye çalışanları, memuruyla, işçisiyle, belediye hizmetlerinin hem üreticisi hem tüketicisi konumundadır. Dolayısıyla, tasarının hazırlanış aşamasında, ilkönce görüşleri alınması gerekenler, belediye çalışanları ve onların örgütleri olmalıydı.

Değerli milletvekilleri, sizlerle her ne kadar söylem düzeyinde kesişmelerimiz olmakla birlikte, biz, yerelleşmeyi, salt ekonomik bir sorun, yani, ekonomik etkinliği artırmanın yolu olarak değil, yurttaşın, çağdaş bir yaşamı sürdürme ve yönetime katılma anlamında, yani, demokratikleşme olarak da algılamaktayız.

Bugün, belediyelere aktarılan bütçe vergi payları aşağıya çekilerek, bu payların büyük bölümü, belediye borçlarına mahsuben alıkonulmaktadır. Anayasa Mahkemesi iptal kararına rağmen, belediyelerin bütçe vergi gelirleri paylarını indiren bir anlayışın içtenliğini ise kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.

Bugün, yerel yönetimler reform tasarısı olarak girişilen yerelleşme politikası, hizmetlerin piyasaya açılmasının çok önemli bir adımıdır. Gerek yakın zaman önce 340 belde belediyesinin tüzelkişiliğinin sona erdirilmesi gerekse kanun tasarılarındaki belediye oluşumuna yönelik oluşturulan koşullar, bundan böyle, yeni belediye kurulmasının ne kadar güçlükler taşıdığını ortaya koymaktadır.

Ortada, henüz yerel yönetimlerin gelirlerinin hangi kaleminin hangi ölçüde artacağına yönelik somut bir iz bulunmadığı gibi, merkezî bütçeden aktarılacağından söz edilen kaynağın ölçütü bile belirlenmemiştir. Her alanda olduğu gibi, hizmette halka yakınlık ilkesinin benimsenip yaşama geçirilmesi konusunda da, dış etmenlerden çok, ülkemizin kendine özgü ekonomik, siyasal ve sosyokültürel koşullarının belirleyici rol oynaması esas olmalıdır.

Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısıyla iç içe, bir bütünlük arz ederek, o gün sıraladığımız olumsuzlukları taşıyan ve yerel yönetim reformu olarak tanımlanan bu düzenlemeler ve çıkarılacak yasalar, ulusumuzun geleceğini belirleyecek "1930'dan bu yana gündemde olan 1580 sayılı Kanunu değiştiriyoruz işte" mantalitesiyle geçiştirilemeyecek kadar yaşamsaldır.

Değerli arkadaşlarım, benim gibi, gerek Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubunda gerekse Adalet ve Kalkınma Partisi Meclis Grubu içerisinde, geçmişte farklı süreler belediye başkanlığı yapmış ve bugün milletvekili olarak bu yüce görevi üstlenen çok sayıda arkadaşımın bulunduğunu biliyorum. Belediye başkanlığı yapmanın, insan yaşamının en yüce onurlarından birisi, hatta, önceliklerinden olduğunu düşünüyorum. Yaşadığı kentteki hemşerilerinin hemen tüm sorunlarının çözümüne katkı veren, kentte sağlıklı bir yaşam sürmek adına verilecek her hizmeti, tüm içtenliğiyle sorumluluğu olarak algılayarak, çağdaş bir yaşamı sağlama adına verdikleri mücadelede, zaman zaman hak etmedikleri yaklaşımlara maruz kalarak doğal olan yaşam hakkından bile alıkonulduklarına tanık olmaktayız. Çoğulcu ve katılımcı demokrasi ilkelerini yaşama geçirmekte hiçbir ayırım gözetmeden, insanı yerel demokrasinin temeli kabul eden, sorumluluğunun bilincinde olarak yerel topluluğun yararları ve hakları doğrultusunda hizmetleri etkin bir biçimde gerçekleştiren, özerk ve demokratik, çağdaş bir yerel yönetimin koordinesini sağlayan, hemşerilerine sunduğu hizmeti gerektiğinde sağlığının ve özel yaşamının önüne koyabilen bir insanın, gerek başkanlık yaptığı dönemde gerekse dönem bitiminde özlük haklarıyla ilgili geleceğe yönelik endişeler taşımasını doğal karşılamak mümkün müdür?

Öncelikle, belediye başkanlarına verilen gösterge rakamlarının ilk sıralarındaki 5 000 rakamının artırılarak, nüfusu 5 000'e kadar olan beldelerde 55 000, 10 000'e kadar olan beldelerde ise 60 000 olarak değiştirilmesinin daha adil bir denge sağlayacağını; ayrıca, ekgöstergelerin belirlenmesinde öğrenim durumu kriterinin kesinlikle gözönünde bulundurulması gerekliliğini, hatta, 237 sayılı Taşıt Kanununda yapılacak bir değişiklikle, her belediyeye nüfus oranına göre -cinsi de belirlenerek- makam aracı tahsisinin yapılmasının zorunlu olduğunu düşünmekteyim.

Gördüğümüz çok önemli bir eksiklik ise, tasarıda, geçmişte belediye başkanlığı yapan arkadaşlarımızın özlük haklarına yönelik hiçbir yeniliğin bulunmamasıdır. Her ne kadar, 27.1.2000 tarihinde çıkarılan 4505 sayılı Yasaya göre, bir dilekçeyle başvurulduğunda, Emekli Sandığıyla ilgileri sağlanıyorsa da, halen emeklilik hakkı olmayanların sağlık cüzdanı bile bulunmamakta, yeşil pasaportları başkanlık sonrası iptal edilmektedir. Bu nedenle, geçmişte belediye başkanlığı yapmış ve mevzuattaki boşluk nedeniyle emeklilik hakkını kazanamamış, sayıları 3 000'i bile geçmeyen belediye başkanlarının, emeklilik haklarıyla ilgili düzenlemenin de yapılması gerekmektedir. Örneğin, iki dönem belediye başkanlığı yapmış kişi -başkan veya seçim kaybetmiş- askerlik tarihi ile memuriyet veya sosyal güvenceye başlangıç tarihi arasında boşluk varsa ve 25 yılı süre olarak dolduruyorsa, aradaki boşluğu bugünkü primden ödeyerek, 25 yılı doldurup emekli olabilmelidir. Emekli belediye başkanlarına da tabanca ruhsatı kolaylığı getirilmeli ve ücreti, mevcut başkanlarınki gibi, az olarak belirlenmelidir.

Değerli arkadaşlarım, belediye başkanlığı yaptığım dönemden hatırlıyorum; benden önce, aynı kentte iki dönem belediye başkanlığı yapan ve başkanlığı sonrası çok derin mağduriyetler yaşayarak aramızdan ayrılan eski belediye başkanının -ki, bütün bu başkanlarımızı saygıyla, şükranla anıyorum- yaşadıklarını düşünüyorum da, emekli veya değil, geçmişte belediye başkanlığı yapmış kişilerin içine düştükleri veya düşecekleri çok zor durumlardan kurtulmaları yönünde sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınarak, onurlarının zedelenmemesi adına, tüm özlük haklarının somut bir çerçeve içine alınarak, gerekli iyileştirmelerin yapılmasının zorunluluğuna yürekten inanıyor, Mecliste bulunan ve özellikle geçmişte belediye başkanlığı yapma onurunu yaşayan tüm vekil arkadaşlarımızdan bu konuda somut katkılar beklediğimi ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, yaklaşık ondört yıl belediye başkanlığı yapan bir arkadaşınız olarak, yıllardır Türkiye'de yerel yönetimlerin ve özellikle de belediyelerin, daha geniş görev alanı, daha fazla yetki ve daha fazla kaynakla donatılarak, malî, idarî özerkliğe kavuşmasını, çağın gereklerine uygun yeniden yapılanma süreci içine sokulmalarını, her şeyin halkla paylaşıldığı, sosyal yararın hep önde tutulduğu bir yerelleşmeyi savunageldik hep.

Kaynak yetersizliğini aşan, hemşeri hukukunu söylem olmaktan çıkarıp yaşama geçiren, borçlanma olanağı getirirken ülkenin somut koşullarını gözardı etmeyen, planlama konusunda çağdaş öneriler sunan, denetim olarak 1580 sayılı Yasanın bile gerisine düşmek yerine, önümüzdeki yüzyıllara ışık tutan, Anayasamıza aykırılıklar içermeyen, daha özgür, daha çağdaş, daha demokratik ve katılımcı, yani, gerçek bir reform tasarısını gerçekleştirmek hepimizin ortak hedefi olmalı. Bunun gerçekleştirilebilmesininse, AB uyum yasaları çerçevesinde gereğini yapalım yaklaşımı yerine, ülke koşullarının daha özel bir duyarlılıkla irdelenerek, hiç fikrini almadığımız emek örgütleri ile sivil toplum kuruluşları ve daha geniş kitlelerin görüşlerinden yararlanılarak, iktidar ve muhalefetiyle, halktan yana, halkla paylaştığımız, sosyal yararın en önde tutulduğu gerçek bir yerel yönetim reform tasarısının altına imza atmakla mümkün olabileceğine inanıyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Nadir Saraç (CHP, Zonguldak). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nadir-sarac-22-2004-07-07 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
