# İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nail Kamacı (CHP, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim
- **Tarih:** 14 Mayıs 2003
- **Gündem:** İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nail-kamaci-22-2003-05-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73

> Nail Kamacı (CHP), 14 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 969 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA NAİL KAMACI (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının 82 nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

1475 sayılı Yasa, 25.8.1971 yılında çıkarılmış olup, bugüne kadar üzerinde birçok kez değişiklik yapılmış; ancak, tam olarak değiştirilmesi, 32 yıl sonra sizlerin iktidarına nasip olacak gibi gözüküyor.

Geçen gün Sayın Bakanın buradaki konuşmasından sonra anladım ki, Türkiye'deki siyaset çizgisinde daha değişiklik olmamış; çünkü, Sayın Bakan "bizim zamanımız çok, sonuna kadar bekleriz, bu yasa tasarılarını buradan çıkarırız" diyor. Yani, bir sayın bakanın söylememesi gereken sözlerden bir tanesi. Bakanlık düzeyine gelmiş insanların, uzlaşmacı ve uzlaştırmacı olması gerekir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, eğer Sayın Bakan, bu yasa tasarıları zorla çıkacak diye düşünüyorsa, zorlamaya devam ediyorsa, biz, bu zorluklara göğüs germesini biliriz, sonuna kadar da devam ederiz; ancak, iki grubun olduğu bir Mecliste, bu tasarıların, muhalefetin de görüşü alınarak, işçilerin de görüşü alınarak, işverenlerin de görüşü alınarak, değerlendirilerek yapılmasının iyi olacağını düşünüyorum; böyle bir uygulamanın, hem ülkemize hem iş barışına önemli ölçüde fayda getireceğini düşünüyorum; ama, ne yazık ki, böyle bir anlayış yok.

Değerli arkadaşlar, belki, Sayın Bakanın zamanı boldur; ama, Türkiye Büyük Millet Meclisinin zamanının bol olmaması gerekir; çünkü, bildiğimiz kadarıyla, komisyonlarda birçok kanun tasarısı beklemekte.

MUHARREM KARSLI (İstanbul) - O zaman engelleme yapmayın.

NAİL KAMACI (Devamla) - Geçen dönem, beş, altı grubun olduğu bir Mecliste bile, iki aylık zaman içerisinde 35 tane Anayasa maddesi değiştirildi.

Sizi engellemiyoruz, size doğru şeyler göstermeye çalışıyoruz eğer itibar gösterirseniz.

Öncelikle, 4-10 Mayıs günleri arasındaki İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Haftasını kutladığımız bugünlerde, ne yazık ki, süre gelen kara tablonun değişmediğini, çıkarılacak yasayla değişmeyeceğini, hatta daha da kötüye gideceğini söylemek istiyorum. Önceki maddelerin görüşülmesi esnasında yeterli açıklamalar yapıldığı halde, 82 nci maddede geçen "en az elli işçi" ibaresinin "en az otuz işçi" olarak değiştirilmesi önerisini kabul etmediniz. Bu konudaki ısrarımızı sürdürüyoruz; çünkü, Sosyal Sigortalar Kurumu istatistiklerine göre, ülkemizde, 2001 yılı içerisinde, 72 364 iş kazası olmuştur. Bu iş kazalarında, 1 008 işçinin öldüğü, 2 183 işçinin yaralandığı, 883 işçinin de meslek hastalığına yakalandığı görülmektedir; bunun sonucunda da, 1 852 502 işgününün kaybolduğunu görmekteyiz. Bu istatistiklerin, sadece, ülkemizde 23 000 000 çalışanın dörtte 1'ini kapsadığı gözönüne alınırsa ve ayrıca da bildirilmeyen iş kazaları sayısıyla, bu rakamın, 3'e ya da 4'e katlanacağı aşikârdır. Bu olumsuz tablonun yarattığı maddî kayıpların ise, gelişmiş ülkelerde, gayri safî millî hâsılanın yüzde 1'ine, ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 3'üne isabet ettiğini görmekteyiz.

Yine, Sosyal Sigortalar Kurumunun 2003 yılı işyeri ve zorunlu sigortalı sayılarının, işyerinde çalışan sigortalı gruplarına göre dağılımına bakıldığında, 723 503 işyerinin yüzde 98'inin 50'nin altında gruplarda işçi çalıştırdığını görmekteyiz; yani, başka bir deyişle, bu madde, ülkemizdeki işyerlerinin yüzde 1,8'ini kapsamaktadır.

Yukarıda belirtilen toplam iş kazalarının yüzde 73,4'ünün, 50'den az işçi çalıştıran işyerlerinde meydana geldiği, yine, SSK verilerinden açıkça gözlenmektedir. Bunun en önemli nedeni ise, bu tür küçük işyerlerinin yeterli önlemleri almamasından ve bu konuda görev yapacak uzmanları istihdam etmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu anlamda, iş güvenliğine ilişkin uygulamaların yaygınlaştırılmasının sağlanması için, "en az 50 işçi" sınırlamasının yerine "en az 30 işçi" sınırlamasının getirilmesi gerekir diye düşünüyoruz.

Konuyu bu şekilde irdeledikten sonra, tasarı metnindeki "iş güvenliği ile görevli mühendis veya teknik elemanlar" konusunu tartışmaya açmak istiyorum. Bilim ve teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler, kaçınılmaz olarak, sanayileşmenin gelişmesine ve yaygınlaşmasına neden olmuştur. Sanayileşmenin gelişmesi ve yaygınlaşması ise, çalışma yaşamında can alıcı önemli sorunları ortaya çıkarmıştır. Üretim araç ve gereçlerinin emniyetsiz oluşu, ergonomik olmaması, üretim süreçlerinde kullanılan ürün, yarı ürün ve hammaddelerden kaynaklanan zararlı etkenler, çalışılan ortamların ve üretim süreçlerinin konfor yetersizliği, çalışanların, işe uygun eğitimlerinin olmaması ve benzeri gibi sorunlar, çalışanların, işyerlerinin ve çevrenin sağlık ve güvenliğini tehdit eder noktaya ulaşmıştır.

Çalışanların en temel hakkı olan yaşama hakkıyla, toplumun temiz ve yaşanabilir çevre hakkını tehdit eden bu sorunların ortadan kaldırılması ve gerekli önlemlerin alınması zorunluluğu 20 nci Yüzyılın başından itibaren gündemde yerini almıştır.

Günümüzde bu sorunların ortadan kaldırılması için çeşitli ülkelerde farklı uygulamalar olsa da çağdaş yaklaşımla yürütülen çalışmalarda; iş kazası ve meslek hastalıklarını önceden tahmin ederek, oluşmadan önleme ve önlemeye rağmen oluşan iş kazasına ise en hızlı şekilde müdahale ederek, çalışanın, işletmenin ve çevrenin zarar görmesinin engellenmesi hedeflenmektedir.

Bilindiği üzere, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun kapsamında, AB Teknik Mevzuatının, ilgili bakanlıkların sorumluluğunda, ülkemiz mevzuatına yansıtılması çalışmaları hızla sürmektedir.

Bu kapsamda, yapı malzemeleri, alçak gerilim cihazları, basit basınçlı kaplar, asansörler, basınçlı ekipmanlar, makinelerin emniyeti gibi 23 konu başlığında sanayimizin her alanını ilgilendiren konularda teknik mevzuatın uyumlaştırılması çalışmaları devam etmektedir.

AB'nin yeni yaklaşım direktiflerinin iç hukukumuza taşınmasıyla birlikte, iş güvenliği mühendisliği kavramının öneminin daha da artacağı açıktır. Gerek iç pazarda gerekse dış pazarlarda AB mevzuatının kavranması ve uygulanması ve böylelikle ülkemiz rekabet gücünün artırılmasında mühendisliğin önemi tartışılmaz bir gerçektir.

Güvenli ürün üretilmesini kapsayan bir süreçte, işyerinin düzen ve tertibinden başlanılarak, iş ekipmanlarının seçimi ve kullanımına kadar uzanan süreçlerde, işyerlerinin sağlık ve güvenlik yönlerinden oluşturduğu risklerin değerlendirilmesinde iş güvenliği mühendislerine gereksinim vardır. AB'nin 89/391/EEC nolu işçi sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili genel çerçeve direktifinin ve ona bağlı diğer direktiflerin iç hukukumuza yansıtılması sürecinde olduğumuz gözönüne alınırsa, AB üyesi ülkelerde yıllardır uygulanmakta olan "iş güvenliği mühendisliği" kavramının, gereklilikten öte, bir zorunluluk olduğu ortaya çıkmaktadır.

Bu irdelemenin sonucu, görüşmekte olduğumuz 82 nci maddeden "teknik eleman" tanımı çıkarılarak, bir karışıklığın ve belirsizliğin giderilmesi gerekmektedir; çünkü, ülkemizde teknik eleman tanımı, meslek liselerinden, meslek yüksekokullarının bütün bölümlerinden ve önerilen mühendislik bölümlerinden mezun olan kişileri de kapsamaktadır. Bunun için, biz diyoruz ki: Mühendislik formasyonu almış kişilere, iş güvenliği konusunda lisans sonrası eğitimlerinin, kamu kurumu niteliğindeki meslek odaları tarafından verilmesi ve sertifikalandırılması gerekmektedir; hem AB müktesebatına hem de işin gereğine uygun çağdaş yaklaşımın bu olduğunu düşünüyorum.

Ülkemizde iş güvenliği mühendisliği kavramının sanayimize taşınması, hem işçilerimizin sağlıklı ve verimli ortamda çalışmasına ve böylelikle yaşam haklarının korunmasına katkıda bulunacak hem de iş kazalarının azaltılmasıyla ilgili, işverenlerin maddî ve manevî kayıplarını önlemesine çok yönlü katkılarda bulunacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu bilgilendirmeler ışığındaki değerlendirmelerimiz neticesinde değişiklik yapılması için hazırladığımız önergemize ilgilerinizi bekliyor, saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Nail Kamacı (CHP, Antalya). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nail-kamaci-22-2003-05-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
