# Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nail Kamacı (CHP, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim
- **Tarih:** 15 Aralık 2004
- **Gündem:** TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nail-kamaci-22-2004-12-15-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701

> Nail Kamacı (CHP), 15 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)); konuşma 887 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

NAİL KAMACI (Antalya) - Doğru... Teşekkür ederim.

HASAN ANĞI (Konya) - İyi de, kim yapmış?

NAİL KAMACI (Devamla) - Geleceğiz.

Bu tasarıdaki en önemli açıklıklardan bir tanesi, hasat döneminde tarım ürünlerinde arz yığılması nedeniyle oluşan fiyat düşüşlerini önlemesi ve piyasanın dengelenmesidir. Değerli arkadaşlar, bu tasarının en can alıcı noktası budur. Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısını görüşmekteyiz. Bu yasa tasarısının, ülkemizdeki tarımsal üretimi, uluslararası standartlara kavuşturması gibi bir derdi var; ancak, bir şeyin farkında olmak gerekir ki, ülkemizde tarım zor durumdadır ve hızla gerilemektedir. Ülkemizde üretilen depolanacak tarım ürünleri miktarı giderek azalmaktadır. Tarımsal üretim yapılan alanlar gittikçe küçülmektedir. Neden; çünkü, üretim maliyetleri ortada; sadece kendisini değil, bir ülkeyi besleyebilecek olan üretici, perişan halde, karın tokluğuna razı biçimde kentlere göçmektedir. Ancak, tam bir ithal tarımsal ürün cennetine dönüşen ülkemizde, tabiî ki, ithal edilen tarım ürünlerinin de depolanacağı bir alan olması lazım; çünkü, Sayın Maliye Bakanımızın oğlu, 5 000 tona yakın mısır ithal etti; bunları da depolamak için depo şart!

Yasa tasarısının genel gerekçesindeki...

MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Serbest...

NAİL KAMACI (Devamla) - Serbest değil, gerçek bu. Eğer, değilse, Sayın Bakan burada söyler "hayır" der. Sayın Bakan yerinde mi ki, bakıyorsunuz?!.. Burada hazineden sorumlu Devlet Bakanı var.

Bunu düşünmek iyi bir niyettir; yani, onca masrafın, emeğin sonunda, ürünü beş para etmeyen çiftçi, bir dayanır, iki dayanır, sonra biter. 21 inci Yüzyılın başında, bu yüzyıl içinde, sadece bilgi teknolojisi değil, gıdalar da stratejik bir öneme sahip olacaktır. Çiftçisi çöken bir ülke kesinlikle ayakta kalamaz.

Gerçekçi olalım arkadaşlar, bu yasa kime yarayacak? Bana sorarsanız, küçük üretici, yine tüccara çalışacak daha önceden yaptığı gibi.

MEHMET ÇERÇİ (Manisa)- Çıkarmayalım o zaman.

NAİL KAMACI (Devamla)- Çıkarılacak; ama, çiftçiyi desteklemek şartıyla çıkarılacak. Çiftçiyi destekleyeceksin. Küçük üreticinin, ürününü hasat sonrasında bekletmek gibi bir imkân yoktur. Mazot borcu bir yandan -iyi dinle burayı- Bağ-Kur borcu bir yandan, ilaç borcu bir yandan, aldığı kredinin borcu bir yandan, geçen dönemlerde alıp da ödemediği ve dolayısıyla, yeniden yapılandırılan kredi borçlarının taksitleri bir yandan, oğlan uşak evlenecektir, onun hesabı bir yandan... Yani, çiftçi bunları ödeyemezken, bunca borcun harcın içinde bir de depo kirasını ödeyecek öyle mi?! Nasıl kazanacak bunu?! Yani, sonuçta çiftçi hızla satmaya çalışacak, tüccar da, çiftçiden aldığı ürünü lisanslı depoda depolayarak kârını katlayacaktır. Çiftçi borç batağına saplanmıştır.

AHMET RIZA ACAR (Aydın)- Tüccar satın almayacak.

NAİL KAMACI (Devamla)- Konuşmayı iyi biliyorsan, buraya çıkar konuşursun.

AHMET RIZA ACAR (Aydın)- Konuşuruz... Konuşuruz...

NAİL KAMACI (Devamla)- Arkadaşlar, yeniden yapılandırılan tarım kredi kooperatifi borçlarının yüzde 70'i hâlâ ödenmemiştir. Eğer ödenmiştir diyorsanız, söyleyin. Çıkarılan Bağ-Kur prim aflarında da başarı düzeyi çok düşüktür. Eğer Bağ-Kur borçlarını ödüyor çiftçi diyorsanız, buyurun söyleyin. Yani, bu haldeki çiftçi, depo kirasını ve zaten para etmeyen ürününü altı ay sonra üç kuruş fazlaya satmanın hesabını nasıl yapacaktır?!

Şimdi hükümet, her fırsatta enflasyonun düştüğünü anlatmakta, bununla övünmektedir. Ben size enflasyon rakamlarının neden düştüğünün aslını açıklayayım. En çok gıda ürünleri ve özellikle sebze tüketiriz ve bu ürünlerin fiyatlarındaki hareket enflasyon üzerinde ciddî boyutlarda belirleyici olur. Limon, geçen yıl bahçede 450 000 liraydı, bu yıl 150 000 lira; elma, bahçede 500 000 liraydı geçen dönem, bu yıl 200 000 lira. Kış aylarındayız; seralarda normal mevsim kalitesinde sebze üretilmekte ve bunun maliyeti de normal sebzeciliğin çok üstünde olmaktadır ve şu an üretilen sebzelerin fiyatlarında düşme vardır. Tabiî, bu esnada, olan çiftçiye olacaktır. Seralardaki don tehlikesi karşısında odunun tonu 40 000 000'dan 80 000 000'a çıkmış; bu da, enflasyon canavarının üretici karşısındaki yükselişini göstermektedir.

Neredeyse yüzde 100'e varan tarımsal girdilerdeki artış da, üreticinin fazlasıyla canını yakmaktadır değerli arkadaşlar.

Aynen, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de zengin olan daha da zenginleşirken, emek veren, üreten kesimler gün geçtikçe yoksullaşmaktadır. Çalışanlar kendi emekleriyle rezil olmaktayken, işsizler, çaresizlikten, insanlıklarını, onurlarını kaybedecek noktaya geliyorlar.

Geçtiğimiz günlerde de açıklanan Meclis araştırması komisyonu raporu hayli çarpıcıydı; sokaklara düşen ve tinerci, kapkaççı olan çocuklarımızın, gençlerimizin neden bu hale geldikleri, neden bu halde oldukları, 14-15 yaşındaki gençlerin uyuşturucu batağına, kapkaç çetelerinin pençesine düşüşü, kırsaldan kentlere yoğun göçle, işsizlikle ve eğitimsizlikle açıklanmakta. Bunu ben açıklamıyorum, bunu Meclis açıklıyor.

Başta Başbakan olmak üzere, hükümetin tüm üyelerinin şu soruya cevap vermesi gerekir: Bu durumun sosyal çözümü nedir? Bu durumun kökeninde, on yıllardır iktidarda olan liberal sağ politikalar vardır. İktidarların, kırsal ekonomiyi, sanayie ucuz işgücü sağlamak için alenen baltalaması vardır. Bu durum, aynı zamanda, işsizlerin sayısını artırarak, kapkaç, uyuşturucu madde kullanımı gibi toplumsal boyutlara ulaşan sorunlara neden olmuştur.

Bunca işsiz, geleceği olmayan gencin hali ne olacaktır? Eğer, adamakıllı tarım politikaları uygulansaydı, bu kadar kontroldışı bir durum olmayacaktı.

Sayın Bakan geçen gün bunu açıkladı: "Biz, tütünü yakmayalım da 800 trilyon, 1 katrilyon para mı verelim" dedi. Değerli arkadaşlar, bazı sosyal politikalar vardır ki, verdiğiniz paranın karşılığını çok fazlasıyla alabilirsiniz. İşte, o anlamda, kapkaççılık, uyuşturucu bağımlılığı ve tinercilik olmaz. Bu ülkede geçen dönemlerde 50 milyar dolar para battı; 50 milyar doların 1 milyar dolarını çiftçiye vermiş olsaydık bunların birçoğunu önlemiş olurduk.

Kırsal kesimden ülkemizin sanayi kesimlerine gelip de, gecekonduya yerleşen insanların işsizliklerinin arttığı gün gibi ortadadır; işsizlik oranı devamlı artmaktadır. Sanki, çağırdığımız insanların veyahut da işsizliğe götürdüğümüz insanların sanayide çalışacak sanayi kapasitesi var gibi Türkiye'de. Bu insanların, yerlerini yurtlarını terk etmeye mecbur bırakılması ve her geçen gün daha fazla çiftçinin, çiftini bozmaya mecbur kalması neden! Anadolu üzerinde günümüzden sekiz bin yıl önce tarım devriminin gerçekleştiği coğrafya vardır. Bugün, Anadoluda tarım bitme noktasına gelmiştir, hayvancılık perişandır değerli arkadaşlar.

Bu anlamda, bence, depoculuktan önce tarımın sorunlarının genelinin çözülmesi lazım ki, depolayabileceğimiz bazı ürünler olsun diye düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim.(CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Nail Kamacı (CHP, Antalya). “Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nail-kamaci-22-2004-12-15-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
