# Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nail Kamacı (CHP, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim
- **Tarih:** 23 Haziran 2005
- **Gündem:** SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nail-kamaci-22-2005-06-23-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas

> Nail Kamacı (CHP), 23 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )); konuşma 1.563 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA NAİL KAMACI (Antalya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının 19 uncu maddesi üzerinde, şahsım ve Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, biraz önce AKP'den konuşan arkadaşlarımın bazı açıklamaları vardı; onlarla ilgili bir yorum yapmak istiyorum. Öncelikle, şunu söyledi: "Hükümet, cesaretle bu yasaları getirebilmektedir ve çıkarabilmektedir." Tabiî ki, kendi gücüyle getiriyorsa, cesaretle getiriyorsa, kendilerini kutlamak istiyorum; ancak, sanıyorum, 2004 yılı İlerleme Raporuna bakmadı bu arkadaşımız; buna bakmadan, Dünya Ticaret Örgütü raporlarına bakmadan bunu söyleme gereğini hissetti. Yalnız, 2004 yılı İlerleme Raporuna bakmış olsaydı "kara taşımacılığındaki durumumuzda biraz ilerleme kaydedilmiştir, demiryollarına ilişkin bir miktar ilerleme kaydedilmiştir, hava taşımacılığına ilişkin ise hiçbir ilerleme kaydedilmemiştir" diye, raporu okumak mümkündür. Şimdi, bunun söylemi var iken "biz, bunların cesaretle yasalaşmasını istiyoruz" demek, biraz yanlış oluyor. Bu yasaların oluşması, uluslararası ilişkiler ve sözleşmelerle gerçekleşen tasarılardır. Bu tasarılara öyle bakmak lazım, öyle değerlendirmek lazım diye düşünüyorum. Bu, sadece, Avrupa Birliğine uyum yasaları içerisinde değil, aynı zamanda, Dünya Ticaret Örgütü içerisindeki GATS'la, genel hizmetlerle ilişkilendirilen bir yasa tasarısıdır. Bunu da dikkatimizden kaçırmamak lazım.

Şimdi, özellikle, şu da söylenebilir: Bu Sivil Havacılık Yasa Tasarısı, zaten gündeme gelmeliydi. Biliyorsunuz, son dönemlerde, Onur Airle ilgili bir tartışma yaşandı. Bunların önüne geçmek için, bu yasa tasarısını hemen getirdik diye söyleniyor. Aslında, bunun gibi yasa tasarıları bundan sonra da gelmeye devam edecek. Zaten, karayollarıyla ilgili, geçen günlerde, yönetmeliklerle ilgili değişiklikler oldu, trafik yasalarıyla ilgili değişiklikler oldu, demiryollarıyla ilgili tasarılar da önümüzdeki günlerde gelmeye devam edecek. Hatta, Dünya Ticaret Örgütüne verdiğimiz 11 tane anabaşlık halindeki taahhüt listelerinden hepsini 31 Aralık 2005 tarihine kadar bitirmiş olacağız ve bu çerçeve içerisinde, başka ulusların, Türkiye'de, bu sektör içerisinde görev alabilmesine, görev yapabilmesine izin vereceğiz. Zaten, bu, uluslararası kuralların gereği, geçmişte yaptığımız anlaşmaların gereği, bunu yapmış olacağız değerli arkadaşlar.

Tasarıya üç açıdan bakılabilir; bir, kamu yönetimi reformuyla bağlantısı; iki, GATS hükümlerinin içhukuka aktarılması; üç, Türk Hava Yollarının özelleştirilmesi, böylece sivil alanın regülasyonu şeklinde değerlendirilebilir. Tasarı hükümlerinin geneline bakıldığında, son zamanlarda kamu yönetimi alanında gerçekleştirilen değişikliklerin izlerini görebilmekteyiz; dolayısıyla, tasarıya bu gözle de bakılması ve değerlendirilmesi lazımdır değerli arkadaşlar.

Kamu yönetimi alanında yapılan değişikliklerin en önemli parçalarından biri, personel sistemine ilişkindir. Bildiğiniz gibi, bütçeyle ilgi dönemler aşağı yukarı tamamlanmıştır, kamu bütçesi reform çalışmaları sonuçlanmak üzeredir; kamu personel rejimi ve daha sonra da idarî rejimler vardır.

Kamu yönetimi alanında yapılan değişikliklerin en önemli parçalarından birisi, personel sistemine ilişkindir. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personel sayısının azaltılması ve çalıştırılan personelin çalıştırılmasının devamının performans kriterlerine bağlanması...

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi, 1980 sonrasında hep söylenen şu olmuştur: "Türkiye'de kamu kesiminde olağanüstü derecede bir yığılma vardır. Bu yığılma dolayısıyla, gelirimizin büyük bir kısmı kamuda çalışanlara gitmektedir, bu anlamda, yatırım bile yapamamaktayız." Ancak, baktığımızda, bizim kamuda çalışanlarımızın sayısının, Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde en az sayı olduğunu görmekteyiz. Yani, eğer, kamuda çalışanlar yüzünden batmış olunsaydı, bugün, öncelikle -Avrupa'daki- Almanya, İngiltere, Fransa batmış olurdu; çünkü, onlardaki sayı, en azından, bizim 2 veya 3 katımız. O anlamda, bunları söylemek biraz bahane gibi geliyor.

Zaten, bu tasarıda da veya kamu temel kanunlarıyla ilgili tasarılarda da şu var; performans. Neyin performansı, neye göre performans, kime göre performans; ona bakmak lazım. Son yirmi yılın en güzel kelimelerinden bir tanesi; özelleştirme vardı, küreselleşme vardı, istikrar vardı, bir de bu gündeme geldi. Özellikle küreselleşme içerisinde, küreselleşmeyi daha yaygınlaştırabilmek için, performansla ilgili bu gelişimi iyi anlayabilmek, iyi açıklayabilmek gerekir değerli arkadaşlar.

Bu sistem, öncelikle, iş güvencesini tehdit eden, yılların birikimiyle oluşturulmuş olan hakların ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir sistemdir.

Tasarıyla, performans ölçütlerini belirleme ve belirlenen stratejileri performans ölçütleri doğrultusunda uygulamayı koordine etme görevi genel müdüre verilmekte ve genel müdür de, strateji ve politikaların belirlenmesinde, üniversite, meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütleriyle işbirliği yapmakla görevlendirilmektedir.

Bu sistemin ismi, bilindiği gibi, yönetişimdir. Sivil havacılık alanı çok stratejilik bir nitelik taşımaktadır. Politika veya strateji belirleme görevi kamuya ait olmalıdır. Özel sektör kuruluşlarının, günümüzde, sivil toplum örgütleri aracılığıyla örgütlendiği bilinmektedir. Bu stratejik alanda politika belirleme konusunda, uluslararası alanda etkin olan sivil toplum örgütlerinin rol alabileceği dikkatlerden kaçırılmaması gereken bir konudur.

Onur Havayolu şirketinin yaşadığı sorunu hatırlatmakta yarar var. Başka firmaların da başına gelebilir. Genel müdürlüğün, İstanbul ve Antalya gibi turizm açısından önem taşıyan iki kentte örgütlenecek olması, dikkati turizm sektörüne yöneltmektedir. O halde, Türk turizminin geleceği de bir bakıma buralarda belirlenecek. Acaba, tasarının amacı, turizm politikasının belirlenmesi olabilir mi?

Performans kriterleri ve standartlarının personele ilişkin kısmı 14 üncü maddede yer almaktadır. Bu konuda yetkili kılınan, strateji geliştirme daire başkanlığıdır; yani, performans kriterleri ve kalite ölçütleri geliştirmek, genel müdürlük bütçesini stratejik plana ve yıllık hedeflere göre hazırlamak ve bu düzenlemeden sonra da 19 uncu maddede, yöneticilerin sorumlulukları belirtilmiş. Bir, mevzuata; iki, stratejik plan ve programlara; üç, performans ölçütlerine; dört, hizmet kalite standartlarına uygun olarak yürütmekten üst kademelere karşı sorumludur.

Birincisi, maddede anılan mevzuat, kısaca, yürürlükte olan mevzuat, Türkiye'nin uluslararası alanda kabul ettiği kimi anlaşmalar, sözleşmeler, ilke ve kurallardır. Bu konuyu ilgilendiren ve akla gelen ilk anlaşma, Dünya Ticaret Örgütüyle yapılmış, 1995, 1997 ve 1998'de dönem dönem yenilenen anlaşmalardır. Bunun sonuncusu da, bu senenin sonunda, tekrar taahhüt listesini onlara bildirerek, gelecek dönemlerde hangi konularda onlarla işbirliği yapacağımız hükümet tarafından kendilerine bildirilecektir.

Anlaşmada genel olarak hizmet ticaretine ilişkin genel ilke, kural ve standartlar belirlenmekte; ancak, hizmet kavramı tanımlanırken, kamunun hizmet alanı dışında tutulması hedeflenmektedir. Anlaşmaya göre…

Şimdi, değerli arkadaşlar, arkadaşlarımız bahsediyor burada; Türk Hava Yollarını korumak gerekir diyorlar. Türk Hava Yollarını nasıl koruyacaksınız? Yaptığınız anlaşmalarla, Dünya Ticaret Örgütüyle yaptığınız anlaşmalarla Türk Hava Yollarını nasıl koruma hakkına sahip olacaksınız? Çünkü, demiştiniz ki... Ülkemizde, herhangi bir yerde özel havayolunu açtığımız anda, başka ülkelerin bu ülke içerisindeki taşımacılıkta önünü açmış olacağız diye imza atmışsınız. Şimdi, bir başka ülkenin havayolları ile bizim hangi havayolumuz rekabet edebilecek?!

Bırakın onu, Hava Yollarının kullandığınız uçaklarını, başka ülkelerin kaynaklarıyla alacaksınız. Maddî kaynakları onlardan alacaksınız ve onlarla yarışacaksınız! Türk Hava Yollarını bu şirketlerle yarıştırabilme şansına sahip misiniz? Mümkün değil!.. Yani, mümkün değil, buna ulaşmak mümkün değil.

Haa, ne yapacaksınız, efendim, Türk Hava Yolları zarar ediyor... Aynı, diğerlerinde yaptığımız gibi, diğer KİT'lerde olduğu gibi. Türk Hava Yolları zarar ediyor; o yüzden, ne yapacaksınız, kamuoyuna Türk Hava Yolları zarar ettiği için bunu başka bir işletmeye, özellikle uluslararası bir işletmeye verme gereği hissedeceksiniz. Zaten, bu konuda yeterli kamuoyu da var. Yani, özelleşsin gitsin, elimizde kalmasın diye düşünüyor olabilirsiniz ve böyle olacak. Hiç gülmenize gerek yok. Bunları on yıl önce, onbeş yıl önce birileri buradan söylemiş olsaydı, birçokları güler geçerdi.

Şu anda KİT'lerde bulunan bütün kuruluşların hepsi özelleştirme kapsamında, bunların içinde Türk Hava Yolları da var; buna "hayır" diyebiliyor musunuz?

Stratejik planlama kavramı son düzenlemelerin en gözde kavramlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. 1900'lü yılların ortalarında ilk kez Sayıştay tarafından uygulanan ve ülke gündemine taşınan bu kavram, temel olarak önceki döneme ait planlama kavramının yerine kullanıma sokulmuştur. Önceki planlama anlayışında, genel politikalar belirlenmekte ve kısa, orta ve uzun vadeli planlama, bu anlayışa uygun programlarla sistem işlemekteydi. Stratejik planlama ise, değişen koşullara göre planlamayı hedefleyen, bütüncül olmayan, aynı amacı güden kurumlararası rekabeti öngören, yani kurumlararası işbirliğini öngörmeyen, parçalı yapı niteliğinde olan bir planlama biçimidir. Stratejik planlamada, en kritik noktaların hesaba katılımı esas alınmakta ve diğer noktalar hesaba katılmamaktadır. Türkiye'nin ABD'yle olan stratejik ortaklığı gibi de algılayabilirsiniz; en güçlü olan, yani kendi çıkarlarını en uygun alanlarda belirleyen; ancak, diğerinin önceliklerini kabul etmeyen bir anlayıştır.

Havacılık alanında stratejik planlamayı da o halde, neye göre yapacaksınız; tabiî ki, en güçlü olana göre. Türkiye bu alanda nerede duruyor diye baktığımızda, rekabet gücünün hiç de stratejik planlamaya göre önceliklerini belirlemeye yetmediği bir yerde olduğunu görmekteyiz.

Stratejik planlamada, ilkönce vizyon ve misyon gibi muğlak ifadeler kullanılmakta, ardından kurumun güçlü ve zayıf yönleri ile kuruma yönelebilecek olan tehditler ve kurumun sahip olduğu fırsatlar belirlenmektedir. Bu noktada, sivil havacılık için fırsat olarak belirlenen bir konu, Karayolları Genel Müdürlüğü ve belirlediği stratejik planlama için bir tehdit olabilir. Bu yüzden de, stratejik planlama hiçbir zaman bir bütünlüğe denk gelmez ve dar kavrayışa yol açar.

Türkiye'de stratejik planlamanın uygulanması için pilot olarak seçilen 8 kamu kuruluşunun olduğu bilinmektedir. Bunlar sırasıyla; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Karayolları Genel Müdürlüğü, Hacettepe Üniversitesi, Denizli Valiliği İl Özel İdaresi, İller Bankası Genel Müdürlüğü, Kayseri Büyükşehir Belediyesi. Bunlara ilişkin sonuçlar henüz ortaya çıkmadı; ancak, en etkili olarak yürütülen çalışma, Hacettepe Üniversitesinde yapılan stratejik planlama çalışmalarıdır. Kaldı ki, felsefî temeli, rekabete ve güçlü olanın önceliğine dayandığı için, bunların sonuçlarını şimdiden görmek olanaklıdır.

Stratejik planlamanın en önemli bileşenlerinden biri performans kriterleridir. Bu kriterler, ancak, iş güvencesinin olmadığı alanlarda uygulanabilir. Tasarıda, Genel Müdürlük bünyesinde çalıştırılacak olan personelin önemli bir kısmının, idarî hizmet sözleşmesiyle çalıştırılacağı belirtilmektedir. Personelin çalışması, performans kriterleriyle ölçülecektir. Doğrudan sonuca odaklı olan, süreçlere odaklı olmayan bu kriterler de, yine, bütün kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanmak üzere ortaya çıkarılmıştır. Son zamanlarda, özellikle, sağlık sektöründe yaşanan gelişmelerden örnek verilecek olursa, artık, doktorun kaç hastayı iyileştirdiği değil, bu hastalardan kuruma ne kadar para kazandırdığı performans kriteri olarak değerlendirilecektir; başarılı veya başarısız sayılması da ona göre değerlendirilecektir. Şimdi, bu ölçütlerin, sivil havacılık alanında çalışan personele uygulanması istenmektedir. Hizmet kalite ve standartlarının ise, daha önceden zaten belirlendiğini, bizler tarafından değil, başka uluslararası güçler tarafından belirlendiğini bilmekteyiz. Standartlar bellidir; çünkü, GATS'ta yer almıştır. Hizmet kalitesi ise, bunun, kamu tarafından sunulmamasıdır.

Sonuç: Türkiye'de sivil havacılık alanının üst kurul mantığıyla yönetilmesi amacıyla hazırlanan bir tasarıdır değerli arkadaşlar.

Şimdi, yine, aynı şekilde, personelle ilgili değerlendirmelere bakıldığı zaman, personelle ilgili ilk değişmeler 1955 yılında başlamıştır ve 1960'ta kesintiye uğrayan personel rejimiyle ilgili çalışmalar, 1985 yılında, sözleşmeli personelle yeniden gündeme gelmeye başlamıştır. Kamunun bütünlüğünü bozan bir anlayış gütmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Nail Kamacı (CHP, Antalya). “Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nail-kamaci-22-2005-06-23-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
