# İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 26. Dönem)
- **Konuşmacı:** Namık Havutça (CHP, Balıkesir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim
- **Tarih:** 5 Ekim 2017
- **Gündem:** İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=61689
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/namik-havutca-26-2017-10-05-is-mahkemeleri-kanunu-tasarisi-munasebetiyle

> Namık Havutça (CHP), 5 Ekim 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle); konuşma 539 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, 8’inci maddesiyle ilgili verdiğimiz önergenin üzerinde söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan, Türkiye’de şu anda 12,5 milyon civarında işçimiz var ve bu işçilerin sadece 1,5 milyonu sendikalı. Yani iktidarınız döneminde işçilerin hakları, özlük hakları, sendikal hakları inanılmaz derecede aşağıya vurmuş ve dibe vurmuş bir durumda ve şu anda da işten atmalar, ihraçlar sebebiyle, İstanbul’da yapılan ILO Avrupa Bölge Toplantısı bu gerekçeyle Avrupa sendikaları tarafından protesto edilmektedir. Gerekçeleri de şudur: Kanun hükmünde kararnamelerle işten çıkarılan, işsizliğe sevk edilen çalışanların hukuki gerekçelerini ortaya koymamanız sebebiyle ve onlara hukuki denetim yapılmaması nedeniyle şu anda o toplantı protesto edilmektedir. Avrupa işçi sendikaları tarafından şu anda ILO toplantısına katılım olmamıştır.

Sayın Bakan, bu çok önemli, lütfen dinler misiniz. Bir olaydan bahsediyorum. Bakın, OHAL uygulamaları vasıtasıyla kanun hükmünde kararnameler giyotine dönüştü, giyotine. Sayın Bakan, kulak verirseniz çok önemli bir vakıayı söylüyorum. İbrahim Kaboğlu, anayasa hukuku profesörü ve Uluslararası Anayasa Hukuku Derneğini kurmuş bir şahsiyet ve soruyor meydanlarda ve bana da söylüyor. Beraber birçok panellere katıldık. “Ben hangi gerekçeyle ihraç edildim. Bunun hukuksal dayanağı nedir?” diyor. “Mahkemeleriniz yanlı, hâkimler talimat alıyor, birçok şeyler söyleniyor.” diyor, “Razıyım ben buna.” diyor, “Ben yargılanmak istiyorum.” diyor.

Arkadaşlar, Türkiye’nin insan hakları alanında bayrak olmuş bir ismi anayasa hukuku profesörü mesleğinden ihraç ediliyor, pasaportuna el konuluyor, şu anda uluslararası toplantılara katılması gerekiyor, yurt dışında -kürsüsü var- ders veriyor birçok yerde, yurt dışına çıkamıyor. Sayın Bakan, siz bu ülkenin Adalet Bakanısınız ve size soruyorum burada, Türkiye yüce Meclisinin huzurunda soruyorum: İbrahim Kaboğlu hangi hukuksal dayanakla ihraç edildi?

İki: Pasaportuna neden el kondu?

Üç: Yurt dışına neden çıkamıyor? SGK’yla ilişkisi neden kesildi? Bu FETÖ’cü mü? Ortada bir belge var mı? İnsanlar bu kadar ucuz mu harcanıyor bu ülkede? Kolay yetişmiyor bu insanlar.

Sayın Bakan, sizden istirham ediyorum. Kim yapmış, ne yapmış… Biliyorsunuz, bir kanun hükmünde kararnameniz var, “Fetullah Gülen hain çetesiyle iltisakı, irtibatı, aidiyeti olanlar ihraç edilir.” dediniz; doğru. Peki, şimdi soruyorum: İbrahim Kaboğlu’nun FETÖ denilen bu hareketle iltisakı, irtibatı, aidiyeti var mı? Varsa ortaya koyun. “Yargılanayım ben.” diyor.

Tabii, işçilerle de ilgili, çalışanlarla da ilgili birçok hak gaspı var şu anda. Bakın, işçi arkadaşlarımızın şu anda dev şirketlerle ara buluculuk vasıtasıyla karşı karşıya getirilmesi günümüzün şartlarında, Türkiye'nin koşullarında asla uygun değildir.

Bakın, OHAL kararnameleriyle siz kendiniz bunu ifade ediyorsunuz. Sayın Cumhurbaşkanı işadamları toplantısında -az önce söylendi- ne diyor işadamlarına? “Ne istiyorsunuz? Şu anda işçilerin her türlü grevini, her türlü hak almalarını, her türlü sendikal hareketi biz zaten öteliyoruz, engelliyoruz. Sizin için bu OHAL uygulamalarının ne sakıncası var?” Yani diyor ki: “Şu anda biz emek dünyasını, çalışanları zapturapt altına aldık.” Şimdi de bu yasayla, İş Mahkemeleri Yasası’yla işçilerimizi dev şirketlerin, güçlü canavarların karşısında hukuki olarak korumasız hâle getiriyoruz. Bu, şu anlama geliyor: Türkiye'nin koşullarında, emek dünyasında bir kez daha kuşu kurdu teslim etmek anlamına geliyor. Şu anda bu, çalışma yaşamında işçilerimize, emek dünyamıza bir kez daha darbe vuracaktır diyorum.

Ve son söz olarak da Sayın Bakan, İbrahim Kaboğlu Hocanın durumunun derhâl değerlendirilerek bir örnek olay olarak ele alınmasını ve idarenin yaptığı her türlü eylem ve işlemin hukuki denetime tabi olduğunu; yetki, şekil, sebep, konu, maksat unsurları yönünden incelenmesinin zorunlu olduğunu ifade ediyor ve sizden ve Adalet Bakanlığından, hocanın durumunu özel olarak ele almanızı istirham ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Namık Havutça (CHP, Balıkesir). “İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim tutanağı, 5 Ekim 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/namik-havutca-26-2017-10-05-is-mahkemeleri-kanunu-tasarisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=61689

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
