# 2003 mali yılı bütçesinin tümü üzerinde son konuşmalar

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nazım Ekren (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim
- **Tarih:** 29 Mart 2003
- **Gündem:** 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNİN TÜMÜ ÜZERİNDE SON KONUŞMALAR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nazim-ekren-22-2003-03-29-2003-mali-yili-butcesinin-tumu-uzerinde-son-konusmalar

> Nazım Ekren (AK Parti), 29 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNİN TÜMÜ ÜZERİNDE SON KONUŞMALAR); konuşma 1.316 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA NAZIM EKREN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK Parti Grubu adına, 2003 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının tümü üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisimizi ve halkımızı saygıyla selamlıyorum.

Ben, konuşmamı, daha önce yapılan görüşmeleri ve müzakereleri dikkate alarak, bütçenin kantitatif çerçevesi ya da rakamsal boyutundan daha çok, bütçe hazırlanırken, AK Parti tarafından dikkate alınan temel ekonomik felsefe nedir ya da ana yaklaşım tarzları nasıl belirlenmektedir; bu konulardaki görüşlerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Birinci nokta şu: 2003 yılı programı hazırlanırken dikkate alınan temel kamu dokümanları şunlar olmuştur: 2001-2005 yılları arasını kapsayan Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planıyla, katılım öncesi ekonomik program ve bunlarla uyumlu şekilde hazırlanan ve dizayn edilen IMF programları, 2003 yılı bütçesinin hem kantitatif veri kısmını hem de ekonomik felsefî tarafını belirleyen ana dokümanlardır. Bu çerçevede yaklaşıldığında, ortaya çıkan sonuç şudur: Üç tane temel kriter ya da üç tane temel bileşen, bütçenin ana kurgusunun altyapısını oluşturmaktadır. Birincisi, yüksek tutarda bütçe fazlası oluşturmak; ikincisi, yıl sonunda enflasyon hedefini gerçekleştirebilmek; bir diğeri ise, ekonomide sürdürülebilir bir istikrarı sağlamak. Böyle yaklaşıldığı zaman, bütçenin üzerinde durduğu, bütçeye çok net yansımadığı görülen iki tane faktör daha söz konusudur. Bunlardan bir tanesi, AK Parti, problemlerin doğru şekilde teşhisinin ve çözümünün önemli olduğunu, çözümün -en azından yarısının- sorunların doğru şekilde teşhisinden geçtiğini varsaymaktadır, bir varsayım olarak. İkinci varsayım ise, bütçede, acil çözümün köklü çözüm olduğu, dolayısıyla, acil ve köklü çözüm arasında zaman ve içerik bakımından bir farkın oluşmayacağıdır.

Bütçe performansını değerlendirirken üzerinde durulması gereken bir başka faktörler grubu da, iç ve dış faktör grubu olarak adlandırılabilir. Bu çerçevede, mevcut ekonomik durum, yani devralınan, 2000 yılından itibaren gelen ekonomik yapı ve ilişkiler sisteminin ürettiği olumlu ya da olumsuz sonuçlar; ikincisi, ekonominin sahip olduğu imkân ve kaynaklar; bir diğeri ise, ekonomi yönetiminin kalitesi ve kullandığı teknolojidir. Dış çevre koşullarında ise, dış ekonomik ilişkiler, devletin kurumsal ve sosyal sorumluluk anlayışı ve sonuçta da, devletin imajı, bütçenin belirlenmesine yansıyan ana felsefelerdir.

Ekonomik performansı etkileyecek önemli faktörler, elbette, bütçenin belirlenmesinde ciddî şekilde etkide bulunmaktadır. Bu, şu bakımdan önemlidir: AK Parti hükümetinin, iktidara gelmeden önce ve geldikten sonra ekonomik olayları yorumlama ve değerlendirme yaklaşımında bazı eksikliklerin olduğu iddiasının neden çok fazla gerçekçi olmadığını şu şekilde açıklayabiliriz: Daha önceki programlar; yani, 2000 yılından günümüze kadar devam eden programlar ve IMF'nin uluslararası tecrübeleri dikkate alındığı zaman ortaya çıkan tablo şöyle olmuştur: Bir tanesi, reformların paralel olarak uygulanmasındaki başarısızlıklarla zengin ve fakir arasındaki uçurumun giderek artması, yoksulluğu oluşturan ve yeniden üreten koşulların zamanla güçlenmesi, ekonominin informel yapıya hızla yönelmesi, devletin fonksiyonlarının değişmesi ve biriken sorunlardan dolayı politika opsiyonlarının azalması, bütçeyi hazırlarken karşılaşılan en önemli kısıtlamalardır. Bir diğer yaklaşım ise, IMF programlarının iyi ya da doğru şekilde kurgulanmadığında ya da dizayn edilmediğinde ortaya çıkan sonuçları da şu şekilde değerlendirmek gerekir: Bir tanesi -Türkiye'de de yaşanan bir süreçtir bu- devalüasyon ve enflasyon arasındaki ilişki düzgün şekilde kurgulanmadığında beklenmeyen olumsuz sonuçlarla karşılaşılmaktadır. İkincisi, programa güveni sağlamada döviz politikası önemli olmasına rağmen, genellikle ihmal edilmektedir. Bir diğeri, durgunluk dönemlerinde bütçe açığı verileceği bilinmesine rağmen, gereğinden fazla bütçe açığına vurgu yapılması. Bir diğer faktör, ekonomik büyümeyi azaltacağı bilindiği halde, sürekli olarak vergi oranlarıyla oynanması. Son olarak da, yatırımları caydırarak ya da cezalandırarak büyümeye sınır getirme, bu tür programların ürettiği ya da üretebileceği önemli sorunlardır. AK Parti hükümeti, bu sorunları dikkate alarak, bütçeyi, menfî bir tablonun ortaya çıkma ihtimalini azaltacak şekilde yeniden kurgulamıştır. Diğer bir ifadeyle, 2003 yılı bütçesinin felsefî arka planı, mümkünse mevcut koşullarda en iyisini elde etmek; eğer, bu gerçekleştirilemiyorsa, ortaya çıkacak zararları en aza indirmek şeklinde tanımlanabilir.

Borçlanma konusunda çok sık tartışılan bir konuyu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Borçlanma, aslında, nesiller arasında bir kaynak ve servet transferinin ortaya çıkardığı bir süreç gibi algılanabilir. Böyle bir yaklaşım, borcun, kimler tarafından ya da toplumun hangi kesimi tarafından elde edildiğine bağlıdır. Diğer bir ifadeyle, borçlanma sürecinde ortaya çıkan faiz yükü ile gelir ve servetin el değiştirme yön ve şekli, borçlanma politikasının ana felsefesidir. Böyle bakıldığında, ekonomide borçlanmanın maliyetini ve tutarını azaltmak özel bir öneme sahiptir; 2003 bütçesinde de bu yönde ciddî adımlar atıldığını söylemek mümkündür.

Bütçe açığı, kısa ve uzun vadede farklı etkiler ortaya çıkaracaktır; kısa vadede çıkardığı temel etki, üretim, tüketim ve yatırım davranışlarını değiştirmesidir; orta vadede ortaya çıkardığı sonuç ise, ekonomik birimlerin tasarruf eğilimlerini yeniden yapılandırmasıdır. Daha önceki programlara bakıldığında, bu sonuçların, ülkenin üretim yeteneğini önemli ölçüde azalttığını dikkate alırsak, 2003 yılı bütçesinin, yeniden bir restorasyon ya da rehabilitasyon bütçesi olduğunu söylemek mümkündür.

Bir diğer faktör, açığın reel anlamı konusunda bir tartışma ortaya koymaktır. Genellikle, politikacıların, bütçe açığının reel boyutunu tartışırken, bunun azaltılması, yani bütçe açığının azaltılmasıyla toplumun bireysel ve kurumsal tercihlerinin yeniden dengelenmesine özel önem vermeleri gerekir.

Son olarak, üzerinde durulması gereken temel faktörlerden bir tanesi, bütçe verileri ile makro göstergeler ya da dış gelişmeler önümüzdeki dönemin ya da yılın sıkıntılı bir yıl olacağını göstermektedir. Buradan hareketle, bütçenin muhafazakâr hazırlanmasının temel nedeni de, olası menfi gelişmeleri mümkün olduğu şekilde etkin yönetmek ve bunun topluma zararlarını en aza indirmektir.

Bütçeleme sürecinde karşılaşılan bir başka problem de, bütçeler, her ne kadar ekonomik yapı ve ilişkiler sistemini yeniden kurgulamayı amaçlasa da, ekonomik yapı ve ilişkiler sisteminin özelliğinden dolayı, bu, genellikle mümkün olamamaktadır. 2003 yılı bütçesi için de geçerli olabilecek bu yaklaşım, ilave tedbirlerle ve yeni yapısal reformlarla dengelenmeye çalışılmıştır.

2003 yılı bütçesi bu açıdan değerlendirildiğinde, devletin ana hedefinin, ekonomik yapının istikrarlı bir şekilde işlemesini, daha açık bir ifadeyle, makro risklerin yeniden yapılandırılmasını amaçladığını söyleyebiliriz. Bu çerçevede sizlerle paylaşmayı düşündüğüm birkaç teknik orandan bahsetmek istiyorum.

Bütçe açığının giderlere oranı, 2001 ve 2002 yıllarında gerçekleşmeler dikkate alındığında, sırasıyla, yüzde 36 ve 34 iken, 2003 yılı bütçesinin hedefinde yüzde 31'e kadar düşürülmüştür. Bunun anlamı şudur: Son iki yıllık değişmeler dikkate alındığında, bütçe, bu sene için, yüzde 9'luk bir iyileştirmeyi dikkate alan bir bütçe özelliği taşımaktadır.

Bütçede ikinci önemli kriter, gelir ve gider dengesidir, diğer bir ifadeyle, gelirlerin giderleri ne kadar karşıladığıdır. Yine, 2001 ve 2002 yılarında bütçelerinin gerçek rakamları dikkate alındığında, gelirlerin giderleri karşılama oranı, sırasıyla, yüzde 64 ve 66 iken, 2003 yılı bütçesinin hedef oranı yüzde 69'dur. Bu da şunu ifade etmektedir: 2003 yılı bütçesi, bir önceki yıla göre, gelir ve gider dengesini oluşturmada yüzde 4 ya da yüzde 5'lik bir iyileştirme sağlamayı amaçlamaktadır.

Bir diğer faktör, bütçenin, ekonomide yeniden yapılanmanın önemli bir enstrümanı olarak kullanılabileceğini gösteren ve 2003 yılı bütçesinde de, benzer şekilde bazı adımların atıldığını yansıtan bir diğer faktör, sosyal güvenlik harcamalarının toplam giderlere oranıdır. 2001 ve 2002 yılları gerçekleşmeleri dikkate alındığında, bu oranın yüzde 6,3'le yüzde 9,7 olduğunu söyleyebiliriz. Bir önceki yıla göre 2002'de artan bu yüzde 50'lik artışın, aslında, sosyal güvenliğin yeniden yapılandırılmasından daha çok; yani, ekonomik birimlere sosyal güvence sağlamadan daha çok, sosyal güvenlik kuruluşlarını finanse etmek amacıyla bütçeden yapılan aktarımları göstermektedir. Bunun da anlamı şudur: Aslında, bütçede, borçlanma kadar yeni bir problemin de doğmaya başladığının ilk işaretleridir. 2003 yılı bütçesi, bu açıdan da yeniden yapılanma işareti veren bir özellik taşımaktadır. Sosyal güvenlik giderlerinin toplam giderlere oranı, 2003 yılında, hedefleme açısından bakıldığında, yüzde 10,2'dir; bu da, bir önceki yıla göre yüzde 5'lik bir artışı ifade etmektedir. Benzer şekilde, bütçenin hazırlanma sürecinde dikkate alınan makro değişkenlere bakıldığında, ithalat ve ihracat dengesinde de 2003'te olumlu sonuçların hedeflendiği görülebilir. Aynı şekilde, dışticaret açığının ithalata oranının da, 2003 yılında 2002'den daha iyi şekilde hedeflendiği ve kurgulandığını söyleyebiliriz.

Bu özet rakamsal değerlendirmelerden sonra, 2003 yılı bütçesinin, her ne kadar iç ve dış kısıtlar altında hazırlanmış olsa da, felsefî arka planı ya da ekonomi politiği bakımından ekonomide yeniden yapılanmayı hedeflediği, ekonomik birimler için faaliyette bulunabilir bir makro çerçeveyi oluşturmayı amaçladığını ifade edebiliriz.

Genel bir değerlendirme olarak şunu söylemek mümkün: Diğer ekonomik birimler, reel ve finans sektöründe olanlar, devletin belirlediği makro riskleri dikkate alarak kendi özel risklerini yeniden belirleme sürecine girmeye başladığında, 2003 yılı bütçesi, bütün toplum kesimleri için olumlu sonuç üretecek hale gelecektir. Dolayısıyla, hükümetin, bu çerçevede muhalefetin de desteğiyle kendi üzerine düşeni yaptığını söylemek mümkündür. Buradan da şunu söylemek gerekir: Toplumun tüm kesimlerinin yakın işbirliği ve eşgüdümüyle güçlü ve mutlu Türkiye'yi kurmak en büyük desteğimiz olacaktır.

2003 yılı bütçesinin, hedeflenen sonuçları üretebilecek yetenek ve kapasiteye sahip olduğunu tekrar ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Nazım Ekren (AK Parti, İstanbul). “2003 mali yılı bütçesinin tümü üzerinde son konuşmalar”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nazim-ekren-22-2003-03-29-2003-mali-yili-butcesinin-tumu-uzerinde-son-konusmalar (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
