# Mera kanunu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.tas.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Necdet Budak (Edirne)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim
- **Tarih:** 26 Mayıs 2004
- **Gündem:** MERA KANUNU İLE BAZI KAN.DEĞ.YAP.HAK.KAN.TAS.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/necdet-budak-22-2004-05-26-mera-kanunu-ile-bazi-kan-deg-yap-hak-kan-tas

> Necdet Budak, 26 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MERA KANUNU İLE BAZI KAN.DEĞ.YAP.HAK.KAN.TAS.); konuşma 831 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

NECDET BUDAK (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mera Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı hakkında, şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Dünyada kendini besleyebilen ülkelerden biri olduğumuz ileri sürülmesine karşın, henüz yeterli ve dengeli beslenebildiğimizi söylemek zordur. İnsan beslenmesinde günlük 70 gram olan protein gereksinimimizin en az 33 gramının hayvansal kaynaklı olması gerekliliğine karşın, bu miktar, ülkemizde 17 gramdır. Ayrıca, nüfusumuzun yüzde 27'sinin çok yetersiz düzeyde beslendiği, beslenmede temel maddelerin karbonhidratlardan oluştuğu bilinmektedir.

Ülkemizde, et sorunu, ot sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Nüfusu 70 000 000'a ulaşan ülkemizde, tarımsal verimlilik en azından nüfus artış hızına paralel olarak yükselmedikçe var olan beslenme sorununun her geçen yıl daha da büyüyeceği yadsınamaz bir gerçektir.

Ülkemiz hayvancılığı yüzde 70 oranında meraya bağlı olup, hayvan varlığımızın yılda tükettiği ham proteinin yüzde 68'i ile nişasta değerinin yüzde 62'si meralardan karşılanmaktadır.

Çayır ve meralarımız, yem kaynağı olmalarının yanında, toprak koruma açısından da önemli bir işleve sahiptir. Doğada, su ve rüzgârın toprağı aşındırma etkisini önleyen en büyük güç, sürekli ve canlı bitki örtüsüdür. Mera alanlarımız, otuz kırk yıl önce yaklaşık 40 000 000 hektar iken, azala azala, bugün 10 000 000 hektara kadar düşmüştür. Bir zamanlar otla kaplı olan meralarda, bugün ot görmek zordur. Birçok yerde ot kalmadığı gibi toprak da kalmamış, erozyon neticesinde çıplak, taşlık alanlar oluşmuştur. Özellikle uçak seyahatlerinde, ülkemize yukarıdan bir baktığımızda, üzüntü verici tabloya gözlerimizle şahit olmaktayız.

Devlet, mera çalışmalarında yeterli yatırımı yapamamakta, proje geliştirmede ve uygulamada ağır kalmaktadır. Mera çalışmaları hızlandırılmalı, malî ve teknik yönden yaşanan sıkıntılar hızla aşılmalıdır. Aksi takdirde, devletin de, bakanlığın da, arazide çalışan insanların da yapacağı fazla bir şey olmayacaktır. Mayıs ayı sonu itibariyle, mera ödenekleri hâlâ yeterince serbest bırakılmamıştır. Islah ihalelerinde geç kalınmaktadır. Yılın ikinci yarısında veya sonunda gelen para ise, belli bir şeye yarayamayacaktır; mera çalışmaları yılın ilk yarısında yapılmaktadır, son yarısında bir fayda sağlamamaktadır.

Maliye Bakanlığının, Hazine Müsteşarlığının, DPT'nin ve ilgili kuruluşların yönetici ve uzmanlarının mera dahil tarıma farklı bir açıdan bakmaları ülkenin geleceği açısından zorunludur.

Ülkemizde tarla ziraatı içinde yem bitkilerinin üretimi yeterli değildir. Yem bitkilerine on yıl önce tarla ziraatı içerisinde yüzde 2-3 gibi bir destek verilirken, yem bitkileri üretimi son yıllarda yüzde 7-8 oranında desteklenmektedir. Gelişmelere rağmen, gelinen seviye oldukça yetersizdir.

Meralarımızın yüzde 70'i Doğu Anadolu ve İç Anadoludadır. Hayvancılığın yaygın olduğu bu iki bölgemizde mera çalışmalarının başarılı olması hayvancılığımız için önemli bir gelişme olacaktır.

Ülkemiz, her yıl 1 400 000 000 ton yurt toprağını aşınımla yitirmektedir. Aşınım nedeniyle barajlarımız dolmakta ve ömürleri kısalmakta, toprak kaymaları, taşkınlar, sel ve çığ felaketleri artmakta, ormanlar azalmakta, meralar bozulmakta ve hayvancılık gerilemektedir. Çayır ve meraların ıslah edilerek verimliliğin artırılması, böylelikle hayvancılığın geliştirilmesi, toprak muhafaza ve erozyon kontrolünün sağlanması amaçlarını gerçekleştirmek için çıkarılan 4342 sayılı Mera Kanunu, uygun yönetim ve finans organizasyonlarının bir türlü kurulamaması nedeniyle, aradan geçen zaman içerisinde arzu edilen uygulama sonuçlarını üretememiştir. Yasanın çıktığı günden bu yana çayır ve mera alanlarının tespit, tahdit ve tahsisi konusunda gösterilen çabaların yetersizliği yanında birçok uygulama yanlışlığı da yaşanmıştır. Bu durum, doğal kaynaklarımız ve tarım sektörü açısından üzüntü vericidir. Bununla birlikte, Tarım Bakanlığının Mera Kanunuyla ilgili bu değişiklikleri buraya getirmesi ve tartışmaya açması sevindiricidir. Tasarıyla, Türkiye genelinde belediye mücavir alanlarında yer alan ve üzerinde yasadışı inşaat bulunan mera alanları, tahsis amacı değiştirilerek meralıktan çıkarılmakta, imar planı içerisine alınmaktadır.

4342 sayılı Yasanın mevcut 14 üncü maddesinin (d) bendinde, imar planlarının hazırlanması için ihtiyaç duyulan mera alanlarının tahsis amacının değiştirilebileceği hükmü bulunmaktadır. Tasarıya eklenen geçici madde hükmüyle, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı teknik olarak mümkün olmayan yerlerin tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılmak istenmektedir.

Ayrıca, tasarının 2 nci maddesinin birinci fıkrasının d bendinde, ilave imar planları yapılarak da tahsis amacı değişikliğine gidilebileceği hükmü bulunmaktadır.

Mücavir alanlar, gelecekte kentin etki ve genişleme alanı içerisine gireceği düşünülen bölgeler olmakla birlikte, uygulamada, siyasî kararlarla, kentin makul sürelerde genişleyebileceği alanların çok uzağında olan bölgeler de mücavir alan olarak ilan edilebilmekte ve bu da, siyasî anlamda çeşitli çekişmelere ve rant odaklarına yönelebilir.

Genel anlamda yasa tasarısı gerekli olmakla beraber, bu saydığım sakıncalar da değerlendirilmeli ve gözönüne alınmalıdır.

Sonuç olarak da, özellikle, Mera Kanununun daha da iyileştirilmesi için, yasanın öngördüğü kiralama, komisyonlar, mera yönetim birlikleri, göçerler gibi ilgili yönetmeliklerin ivedi olarak çıkarılıp işler hale getirilmesi lazım.

Yasanın yürürlüğe girmesiyle, uzman bilim adamı açığı belirgin olarak ortaya çıkmış olup, yetiştirilmeleri lazım.

Mera araştırma bölümlerinin nerelerde kurulacağı kısa sürede belirlenmeli, bu anlamda altyapı zenginleştirilmelidir.

Komisyonlarda görev alması zorunlu olan uzman ziraat mühendisleri açığı kısa sürede kapatılmalı, bu amaçla, lisansüstü eğitimler özendirilmelidir.

Yine, hayvancılık yapmayan İşletmeler de, yem üretimlerini sağlamak amacıyla, ot alınır satılır konumuna getirilmeli, bu amaçla, Toprak Mahsulleri Ofisine benzer şekilde yem ofisi kurulmalıdır.

Yine, ziraat fakültelerinin zootekni ve tarla bitkileri bölümlerinde, bu anlamda, çayır-mera eğitimi konusunda desteklemeler ve dersler ön plana alınıp, bu anlamda destek verilmesi gerekmektedir.

Mera alanlarında hayvan baskısı azaltılmalı ve mera ıslahına hız verilmelidir.

Mera Kanunu Tasarısıyla ilgili olarak şahsım adına, genel anlamda, söyleyeceklerim bunlar. Değişikliklerin, çiftçilerimiz, hayvancılarımız ve tüm ülkemiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum; saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Necdet Budak (Edirne). “Mera kanunu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.tas”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/necdet-budak-22-2004-05-26-mera-kanunu-ile-bazi-kan-deg-yap-hak-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
