# Organik tarım kanunu tas. (ss. 653 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Necdet Budak (Edirne)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim
- **Tarih:** 25 Kasım 2004
- **Gündem:** ORGANİK TARIM KANUNU TAS. (SS. 653 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/necdet-budak-22-2004-11-25-organik-tarim-kanunu-tas-ss-653

> Necdet Budak, 25 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORGANİK TARIM KANUNU TAS. (SS. 653 )); konuşma 1.746 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA NECDET BUDAK (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Organik Tarım Kanunu Tasarı hakkında söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

ATİLA EMEK (Antalya) - Emaneti iade et!

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) - Sarıgül hemşerim geliyor!..

(CHP Grubu milletvekilleri Genel Kurul salonunu terk ettiler)

NECDET BUDAK (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, organik tarım, üretimde kimyasal girdi ve ilaç kullanmadan, mevzuatlar içerisinde izin verilen girdilerin kullanımıyla yapılan, üretimden tüketime her aşaması kontrollü ve sertifikalı olan bir tarımsal üretimdir. Başka bir ifadeyle, organik tarım, çevreye dost olan bir üretim modelidir. Organik tarım sisteminde, kimyasal ilaçlar, hormonlar ve mineral gübrelerin kullanımı yasaktır. Bunların yerine, organik ve yeşil gübreler ile münavebe, toprak muhafaza ve dayanıklı çeşitlerin kullanımı söz konusudur.

Organik tarımın gelişimi: Organik tarım, insanoğlunun daha sağlıklı ürünlerle beslenmeye ve kaliteye önem vermesiyle ortaya çıkmıştır. İnsanoğlu, yaşamını daha iyi sürdürebilmek için hep arayış içerisinde olmuştur; zorunluluklar ise bunu koşullandırmıştır. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde, hızlı nüfus artışıyla beraber, insanoğlu ucuz gıdayla öncelikli olarak karnını doyurmaya çalışmıştır. Üretmek ve sadece karnını doyurmak, burada amaç olmuştur; ancak, yine, bilim ve aklın yardımıyla, bitki ıslahı ve gübre kullanımıyla -ki, bu, tarihte "yeşil devrim" olarak adlandırılıyor- verimde büyük artışlar elde edilmiş; ancak, aşırı gübre ve ilaç kullanımıyla beraber, 1970'lere, 1980'lere doğru, bu aşırı girdi kullanımının insan ve hayvan sağlığını tehdit ettiği ortaya çıkmıştır. Bu nedenlerle, aslında, uygulaması 1910'lara dayanan organik tarım, Avrupa'da 1970'lerde ticarî boyut kazanmış ve 1972'de -özellikle altını çizerek söylüyorum- Avrupa'daki bilinçli üreticiler bir araya gelerek, ekolojik tarımda hareketliliği ortaya koymuşlardır. İşte, bu ekolojik tarım hareketliliğiyle birlikte, Avrupa'da, organik tarıma ilişkin kanunî düzenlemeler ortaya çıkmış ve son olarak, 2000 yılında organik tarım yönetmeliği, hayvansal üretimi de içine alacak bir şekilde yayımlanmıştır. Ülkemizde ise, Avrupa'dakinin tam tersine, Avrupalı firmaların ülkemizin organik ürünlerine olan ilgisi üzerine, 18 Aralık 1994 tarihinde Bitkisel ve Hayvansal Tarım Ürünlerinin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik ile yine, 11 Temmuz 2002 tarihinde Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik yürürlüğe konulmuştur.

Peki, neden organik tarım; sağlıklı ve uzun yaşam, doğal gıdaların tüketilmesiyle mümkündür. Ortaya çıkan hastalıkların üçte 2'sinin yediğimiz gıdalardan kaynaklandığını düşünürsek, organik tarımın önemini çok kolayca anlarız. Konvansiyonel tarımda, yoğun gübre ve ilaç kullanımı ve genetik sayesinde gıda üretimi artmakta; ancak, çevre, toprak, su ve atmosfer oldukça kirlenmekte ve sonuçta, insan yaşamı olumsuz etkilenmektedir. Bunu, birçok örnekle doğrulayabiliriz. Örneğin, ne kadar iyi koşullarda uygulanırsa uygulansın, kullanılan kimyasal ilaçların yüzde 70'i israf edilmektedir. Yine, bir başka örnek; dünyaya erken gelen bebeklerde DDT gibi benzeri ilaçların kalıntısı, normal doğumla dünyaya gelen bebeklere göre çok daha fazladır. Ülkemizden bir başka örnek; kelaynak kuşlarının yok olması da, bu bölgede aşırı tarımsal ilacın kullanımındandır. Yine bölgemizden bir başka örnek -Niğdeli ve Nevşehirli milletvekillerimiz daha iyi bilecekler- bu bölgede patatesle beslenen hayvanlarda körlüğe rastlanmaktadır; bunun nedeni ise, patateste aşırı azot kullanımındandır. Besin maddesi olarak faydalandığımız hayvanları hastalıklardan korumak için kullandığımız ilaçlar, antibiyotikler insana da geçmekte, insanlar da hastalandığında aldıkları antibiyotikler etkisiz kalmakta ve vücudun direnci kaybolmaktadır. Kanserle ilgili olgularda da yine, kanserin yüzde 35 oranında beslenme alışkanlıklarıyla ilgili olduğu saptanmıştır ve dünyada da, genelde, gübre ya da ilaçtan olsun, yaklaşık 3 000 000 insanın zehirlendiği ve 200 000'inin ölümle sonuçlandığı saptanmıştır.

Amerika Birleşik Devletlerinde, üç gün süreyle konvansiyonel ve organik ürünlerle beslenen çocukların idrarlarında yapılan testlerde, konvansiyonel ürünlerle beslenen çocukların idrarlarında 6-9 kat daha fazla kimyevî madde saptanmıştır ki, bu nedenle, Amerika Birleşik Devletlerinde, 0-2 yaş grubu çocuklara, çocuk mamalarının imalinde organik ürünlerin kullanılmasını zorunlu tutan yasa çıkarılmıştır.

Herkes tarafından, en saf ve temiz gıda olarak bilinen anne sütünün dahi, başta klorlu bileşikler olmak üzere 100'ün üzerinde kimyasal kirlilik taşıdığı saptanmıştır. Yine, normal içmesuyunda da 600 civarında kimyasal madde bulunmaktadır. İşte bütün bu nedenlerle, organik tarıma tüm dünyada ihtiyaç duyulmaktadır. Aslında, bütün bu anlattıklarımızı Kanunî Sultan Süleyman şöyle bir sözle özetlemiştir ve demiştir ki: "Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi." İnsanoğlu bir nefes için her şeyini vermeye hazırdır; ki, veririz.

Gelir ve bilinç düzeyi yüksek toplumlarda, kimyasallardan arınmış ve güvenli bir doğal çevrede yetiştirilmiş ürünler çok daha fazla talep edilmektedir. İşte bu nedenledir ki, Avrupa'da ve Amerika'da organik gıda pazarı hızla büyümektedir. Tabiî ki, tarım konusu, siyasî olarak çok kolay manüple edilen bir konu, nüfus ve oy oranının da fazla olması nedeniyle her konuda çok kolay suçlamalar yapılabilecek bir konu; ancak, Edirne için ben şunu söyleyeyim: Edirne'de il genel meclisi üyeleri oylarında bu durum açık ve net bir şekilde ortaya çıkıyor, ki, Türkiye'de, son zamanlarda -bunda geçtiğimiz hükümetlerin de katkısı var, hizmeti olanlara da teşekkür etmeliyiz- birçok üründe giderek iyileşmeye varan çalışmalar var. Şunu söylemek istiyorum: Esasen, bizim, uluslararası alanda küreselleşme sürecinde nasıl rekabet edeceğimizi ortaya koymamız lazım. İşte, Türkiye olarak bu küreselleşme sürecinde rekabet edeceğimiz alanlardan birisi de organik tarımdır.

Organik tarımın dünyada pazar değeri 30 milyar dolardır. Avrupa Birliğindeki pazarın değeri ise, yaklaşık 8-10 milyar dolardır. Ülkemizin aldığı pay ise, sadece 37 000 000 dolardır. Ülkemiz, 28 ülkeye -Avrupa Birliği ağırlıklı- ihracat yapmaktadır. Son dört beş yılda organik gıda satışları, Amerika'da yüzde 128 artarak 8 milyar dolarlık bir pazar, Japonya'da yüzde 150 artarak 2 500 000 000 dolarlık bir pazar, Kanada'da yüzde 135 artarak yaklaşık 1 milyar dolarlık bir pazar oluşturmuştur. Gelişmiş ülkelerdeki pazar fırsatları, gelişmekte olan bizim gibi ülkeler için de bir fırsattır.

Bizi dinleyen üreticiler açısından da organik tarımın ne gibi özellikleri olduğunu, burada, sizlerle paylaşmak istiyorum. Organik tarım, aslında, her çiftçimizin kendi başına yapabileceği bir tarım şekli değildir. Organik tarım, sözleşmeli tarım esasına dayanmaktadır. Ayrıca, çiftçiye, üretimin nasıl yapılacağı konusunda yardımcı olacak teknik bir ziraat mühendisine ihtiyaç vardır ki, sözleşmeli tarım içerisinde ilgili şirketin görevlendirdiği ziraat mühendisiyle çiftçimiz organik tarım yapabilmektedir.

Organik tarım, belli tekniklerle donanmış bir üretim şeklidir. Organik tarım, en yüksek verimi elde etmeyi hedeflemez; organik tarımda esas olan, kalitedir. Organik tarımda, gübre ve tarım ilacı kullanılması yasaktır. Organik tarımda, genetik olarak değiştirilmiş tohumların kullanımı mümkün değildir. Organik tarımda, kimyevî ilaç ve gübrenin kullanılmaması nedeniyle maliyet düşüktür; ancak, çıkarılan organik ürün, normal ürünlere göre, ürününe göre değişmekle beraber 3-4 kat daha fazla fiyatla satılabilmektedir.

Organik tarımda ilk üç yılda başka bir ürün ekilmemesi gerekmektedir. Bu nedenle, çiftçilerimiz organik tarıma sıcak bakmayabilmektedir. Organik tarımda makine, kimyasal gübre olmadığından ve işgücüne ihtiyaç duyulduğundan dolayı istihdam sağlar; çiftçimiz için, köylerdeki işsiz insanlarımız için gizli istihdam kaynağıdır. Organik tarımın ekoturizme ve turizme katkısı vardı.

Organik tarımdaki üretimin her aşaması kontrollüdür. Organik tarımda ortaya çıkan ürün sertifikalandırılır. Sertifikalandırılan her üründe kalıntı maddesi, hayvansal olsun bitkisel ürün olsun, sıfırdır. Bu anlamda Türkiye'de yetkilendirilmiş firmalar vardır; 6 firma ki, bunun 4 tanesi yabancıdır.

Şimdi, çiftçilerimiz için organik tarımla ilgili 25 Şubat 2004 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla, organik tarımsal ürünleri ve girdileri üreten müteşebbislere, tarımsal kredilere uygulanan cari faiz oranının yüzde 50-60 indirimli olarak, azamî üç yıl vadeli yatırım ve bir yıl vadeli işletme kredisi kullanma imkânı sağlanmıştır.

Organik tarımın uygulanacağı yerler, reaktörlerden, yine enerji santrallarından, sanayi tesislerinden, maden işletmelerinden ve kentsel atıkların bulunduğu alandan 3 kilometre uzak olması gerekir ve ana yollardan da 1 kilometre uzakta olması gerekir.

Dünya ticaretine konu olan organik tarım ürünleri, genel anlamda yaş meyve sebzeler, dondurulmuş gıdalar, su ürünleri, şeker ve şekerli ürünler, kuru ve sert kabuklu meyveler, bakliyat, baharatlar, tıbbî bitkiler, yağlar, et ürünleri, özellikle ülkemiz için bal, peynir, un ve unlu mamuller gibi gıda ürünleridir; yine, bunların içerisinde kahve ve çay ile meyvesuları vardır.

Ülkemiz, özellikle Ege Bölgesi, Güneydoğu ve Akdeniz Bölgesi organik tarıma inanılmaz elverişlidir; diğer bölgelerde de uygunluk söz konusudur. Bu konuştuğumuz yasa birçok çiftçimizi yakından ilgilendirmektedir. 2003 yılı resmî olmayan rakamlarına göre, yaklaşık 16 000 çiftçi ailesi tarafından, 103 000 hektar alanda, 90 çeşit üründe 300 000 ton organik ürün ve 80 000 adet organik fidan üretilmiştir.

Dünyada, 1999 yılı verilerine göre, 16 000 000 hektar alanda organik tarım yapılmaktadır. AB'de ise, 4 000 000 hektar alanda organik tarım yapılmaktadır.

Türkiye'de organik tarım, normal tarım içerisinde yaklaşık yüzde 1'in altında bir pay almaktadır. Avrupa Birliğinde bu oran yüzde 5'tir ve Avrupa Birliğinin 2010 yılı hedefi, bunu yüzde 10'lara çekmek ve daha sonra yüzde 30-40'lara çıkarmaktır.

Avrupa Birliği ülkelerindeki sertifikalı organik üretim yapan işletme sayısı, yaklaşık 120 000'dir, Türkiye'de ise, yaklaşık 12 000 civarındadır. Ülkemizde organik üretim, ağırlıklı olarak yüzde 61 oranında kuru ve kurutulmuş meyve, yüzde 21'i tarla bitkileri ve diğerleri yaşmeyve ve sebzeden ibarettir.

Ülkemizde organik hayvansal üretim istenilen düzeyde değildir. Ayrıca, hayvancılıktaki dezavantajlarımızı avantaja dönüştürme şansımız ve küçük çiftçinin gelir düzeyinin artırılması, köyden kente göçün önlenmesi de, ülkemizdeki organik tarım ve hayvancılığın yaygınlaştırılmasıyla mümkün olacaktır.

Almanya'da, sadece organik süt üretiminin pazar payı 500 000 000 eurodur. Farklı iklim koşullarını bir arada barındıran, organik tarım açısından da büyük potansiyele sahip ülkemizde organik tarım yapılması, üretici gelirini ortalama yüzde 10 artıracaktır.

Ayrıca, sözleşmeli tarım ve ziraat mühendisi çalıştırma koşulu nedeniyle de, ziraat mühendislerine yeni istihdam sahaları açılabilecektir.

Önümüzdeki yıllarda Avrupa ülkelerinde organik tarım talepleri katlanarak artacak. AB içerisinde Türkiye'nin en güçlü olacağı konu, unutmayınız ki, tarıma dayalı sanayi ürünleri olacaktır ve bence, Türkiye, Batı'nın organik tarım üssü olabilecek konumdadır.

Organik ürünlerimizin ihracatının yanı sıra, iç piyasada da tüketiminin artırılması, insanlarımızın sağlığı açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle de, tüketici bilincini önemsemeliyiz, önemsiyoruz. Tüketici bilincinin artmasına paralel olarak, organik ürünlere olan talep artacak, pazara yönelik endişeler azalacak, pazar kanalları çeşitlenecek ve sonuçta da organik üretim talebi gelişecektir. Organik tarım üretimi, işleme ve pazarlama faaliyetlerinin her geçen gün daha karmaşık bir hal aldığı bir üretim şeklidir; bu nedenle bu yasaya ihtiyaç vardır. İnanıyorum ki, bu yasa, iyi çalışılmış, kapsamlı, anlaşılır, uygulanabilir, etkinliği ve yaptırım gücü olan, hem ülke içi faaliyetler hem de uluslararası AB mevzuatıyla uyumlu yasal bir güce sahiptir. Bu nedenle, bu yasanın çıkarılması zorunludur ve bu yasa, iktidar ve muhalefet milletvekilleri tarafından desteklenen bir yasadır.

AHMET YENİ (Samsun) - Muhalefet yok!

NECDET BUDAK (Devamla) - Söz konusu kanunla, tüketiciye, kaliteli, güvenilir, sağlıklı ürünler sunulabilecektir; bunun için, organik tarımsal üretimdeki kontrol, sertifikasyon ve denetime ilişkin esaslar belirlenecektir.

Bu yasayla, ayrıca, tüketicinin ve üreticinin hakları korunacaktır. Bu kanunla, Bakanlık tarafından yetkilendirilen, organik üretimin her aşamasını kontrol eden ve ürünü sertifikalandıran kuruluşların faaliyeti, çalışma izni, kuruluşu, yetkileri ve personel istihdamı hükme bağlanmıştır. Organik tarım komitesi, organik tarım ulusal yönlendirme komitesi ve diğer altkomitelerin kurulmaları, görevleri ve çalışma esaslarına düzenlemeler getirilmiştir.

Bu kanunla, organik tarımı geliştirmek amacıyla, üretimin belli usul ve esaslara uygun olarak yapılmasını temin etmek için ceza hükümlerine yer verilmiştir. Bu itibarla, sertifikalandırılmamış ürünlerin veya girdilerin ürün adı altında sunulmasına cezalar getirilmiştir; böylece, tüketicinin haklarını bu yasa koruyacaktır.

Bu yasayla ilgili söylenecek çok konu var, tarımla ilgili söylenecek çok konu var; ama, bugünkü konumuz organik tarım; organik tarıma emeği geçen tüm Tarım Bakanlığı yetkililerine ve Tarım Komisyonunun iktidar ve muhalefet üyelerine teşekkür ediyorum.

Bu inançla ve özveriyle hazırlanmış bulunan bu kanunun ülkemize hayırlı olması dileğiyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Necdet Budak (Edirne). “Organik tarım kanunu tas. (ss. 653 )”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 25 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/necdet-budak-22-2004-11-25-organik-tarim-kanunu-tas-ss-653 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
