# Yükseköğretim kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.238)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Necla Arat (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim
- **Tarih:** 18 Haziran 2008
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.238)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/necla-arat-23-2008-06-18-yuksekogretim-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-238

> Necla Arat (CHP), 18 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.238)); konuşma 828 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA NECLA ARAT (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 238 sayılı Kanun Tasarısı üzerinde konuşmak üzere CHP Grubu adına söz almış bulunuyor, sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, Yükseköğretim Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin 238 sayılı Kanun Tasarısı, yeni kurulan devlet üniversitelerinde, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun rektör atanmasına ilişkin mevzuatında değişiklik yaparak, Cumhurbaşkanının üniversite rektörlerini seçmedeki görev ve yetkilerini daha belirgin kılmaktadır. Bu tasarı, rektör adayı olarak başvuran profesörler arasından YÖK Genel Kurulunun üç aday seçip Cumhurbaşkanına sunacağını, Cumhurbaşkanının da bu üç adaydan birini rektör atayacağını öngörmektedir.

Tasarıda ayrıca, profesörlüğe atanmayla ilgili esaslar da yeniden düzenlenmiştir. Yapılan düzenlemede, doçentlikle ilgili değişikliklere de yer verilmiştir. Doçentlik kadrolarındaki tam zamanlı ve yarı zamanlı statü ayrımı kaldırılmış, sınav jürisinin oluşma ve görevleriyle ilgili esaslar yeniden düzenlenmiştir. Tasarı, yardımcı doçentlik kadrosuna atanabilmek için 2547 sayılı YÖK Kanunu’nun 23’üncü maddesindeki asgari şartlara bilimsel kaliteyi arttırmak amacıyla objektif ve denetlenebilir ek koşullar getirmektedir.

Tasarının getirdiği bir başka yenilik, öğretim üyelerinin emeklilik yaşının yeni kurulan devlet üniversitelerinde görev almak koşulu ile 31 Aralık 2013 tarihine kadar yetmiş iki yaşın doldurulduğu tarih olarak belirlenmesidir.

Bu tasarıda ayrıca vakıflarca kurulması öngörülen meslek yüksekokullarının yeni bir anlayış çerçevesinde biçimlendirilip mesleklerle ilgili kurumların oluşmasının, ayrıca iş dünyası ve endüstriyel kuruluşlarla meslek yüksekokulları arasında bağ kurulmasının ve ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlarda sanayiye, tarım ve ticaret piyasasına yüksek nitelikli iş gücü yetiştirilmesinin yararlı olacağını düşünüyoruz.

Sayın milletvekilleri, ülkemizde üniversite sayısının arttırılmasının olumlu bir gelişme olarak sayılabilmesi için rasyonel bir planlamanın yapılmasını, altyapının öncelikle sağlanmasının yanı sıra eğitimin niteliğinin yükseltilmesinin zorunlu ön koşul olarak görülmesini öneriyoruz. Bu bağlamda nüfusa odaklı üniversitelerin kurulmamasını, bu konuda Hükûmetimizin gerekli duyarlılığı göstermesini bekliyoruz. Yeni kurulan üniversiteler bölgelerinin gereksinmelerine uygun bir vizyona sahip olmalıdırlar, mutlaka yeterli kadroları ve bütçeleri bulunmalıdır, çünkü öğretim üyesiz, kütüphanesiz, binasız, yurt imkânları, sportif ve kültürel tesisleri sağlanmayan kurumlara üniversite denilemez.

Tasarıya bir önergeyle eklenen, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi gelirlerinden kullanılmadığı için finansman fazlası olarak duran gelirin YÖK tarafından yükseköğretim kurumlarının bilimsel araştırma ve projelerine, yurt içinde ve dışında öğretim elemanı yetiştirme ve değişim programlarının desteklenmesine yönlendirilmesinin de yine rasyonel ve denetlenebilir bir planlama çerçevesinde yapılmasının uygun olacağını, bu miktarın bir bölümünün yurtlar yapımına yönlendirilmesinin rasyonel sayılabileceğini ifade ediyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak biz bu tasarının öğretim üyeliğine yükseltme ve akademik atamalara ilişkin olarak getirdiği yenilikleri desteklemekteyiz. Yani ana muhalefet partisi olarak Cumhuriyet Halk Partisi bazı milletvekilleri-mizin suçlayıcı bir tutumla eleştirdikleri gibi tüm yasaları Anayasa Mahkemesine götürmüyor, yalnızca yanlış ve hukuka aykırı olarak düzenlenenleri, Anayasa’mıza aykırı olanları yüce yargının denetimine sunuyor çünkü bu, onun hem yasal hakkı hem de görevi.

Sayın milletvekilleri, 20’nci yüzyılın en önemli hukukçu ve siyaset bilimcilerinden biri “Tüm siyaset ve yasamaya ilişkin kurallar adalet ilkelerinden kaynaklanan sınırlamalar içinde yer almalıdır.” diyordu. Yani adalet ilkelerinden kaynaklanan anayasal bir sınırlama yasama hakkının gasbı ya da devredilmesi anlamına gelmiyor çünkü bir toplumsal sözleşme olan Anayasa millî iradenin ta kendisi. Yasama, yürütme ve yargı bu iradenin eş değerdeki temsilcileri. Anayasa mahkemeleri ise yüce yargı kurumları olarak en yüksek denetleme organları arasında yer alıyorlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizin bildiği gibi üniversiteler bir ülkenin temel gereksinmesi olan çağdaş eğitimli, aydınlık beyinleri yetiştirmelidirler. Bilim ve teknoloji ancak bu sayede gerçekleştirilebilir, üretilebilir. Geleceğin yöneticileri, geleceğin bilim insanları, iş adamları, sanatçıları, üniversitelerde gördükleri öğrenimle son biçimlenmelerini tamamlarlar ama bu biçimlenmenin alt basamaklarında da sağlam bir zeminin bulunması gerekir yani tohumu attığımız toprağın zengin ve bereketli, sağlam bir toprak olması gerekir. Eğer ilk ve ortaöğretim aşamalarında sorunlar ve yetersizlikler varsa, bu durum üniversitelerin gerçek işlevini ve hedeflerini çok kötü etkiler. Bu nedenle, üniversitelerimize yaptığımız ve yapacağımız yatırımların boşa gitmemesi için eğitim sistemimizi bir bütün olarak ele alıp, örneğin Millî Eğitim Bakanlığındaki olumsuzlukları ve bunların sisteme yansımasını engellememiz gerekir.

Sayın milletvekilleri, şimdi öyle bir ilk ve ortaöğretim formasyonu düşünün ki, kimi kız öğrencilere –hepiniz geçtiğimiz haftalarda tanık oldunuz- İstiklal Savaşı’mızın halk tarafından İslami değerleri savunmak için yapıldığını ve bu savaşın bir Müslüman kadının örtüsüne saldıran Fransız askerleri yüzünden çıktığını söyletiyor. İşin daha da vahimi, eğer Türkiye Cumhuriyeti İngiliz mandası olsaydı Müslüman kadınların daha geniş hakları olacağına inandırılmış bu genç kızımız. Bu olay, küçük yaşlardan itibaren alınan çarpık bir eğitimin ne denli sapkın bir bilinç oluşturduğuna çarpıcı bir örnektir ve ne yazık ki tek örnek de değildir. Her zaman öne sürüldüğü gibi, bu bireyseldir, bu bir küçük ayrıntıdır denemez.

Sayın milletvekilleri, bu örnek, çağdaş eğitim sistemini din hocalarına, ağırlıklı dinsel eğitime ve yasa dışı Kur’an kurslarına bıraktığımız zaman ne trajik sonuçlarla karşılaşacağımızın göstergesidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 9 Aralık 2007 tarihinde bütçe kanun tasarısı tartışılırken grubumuz adına yaptığım konuşmanın sonunda özellikle AKP milletvekillerine hitaben, “Türban bunalımının çözümlenmesi ilk ve ortaöğretime ve kamu kesimine de sıçramaması isteniyorsa, Kur’an kurslarında, tarikat yurtlarında, imam hatip okullarında küçük yaşlarda başlatılan ve özellikle kız öğrenciler ve kadınlar arasında yaygınlaştırılan baskıcı bilinç kirletilmesine son verecek önlemler ivedi olarak alınmalıdır. Lütfen, AKP’li milletvekilleri, pandoranın kutusunun açılmasına izin vermeyin. İçinden çıkacak olanlar İktidarınıza da mal olabilir.” demiştim. Ne yazık ki pandoranın kutusunu açtınız, sonuçlarını hep birlikte izleyeceğiz.

238 sayılı Yasa Tasarımızın olumlu gelişmeler sağlamasını diliyor, yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Necla Arat (CHP, İstanbul). “Yükseköğretim kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.238)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 18 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/necla-arat-23-2008-06-18-yuksekogretim-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-238 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
