# 2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Necla Arat (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim
- **Tarih:** 21 Aralık 2008
- **Gündem:** 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/necla-arat-23-2008-12-21-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim

> Necla Arat (CHP), 21 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 800 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA NECLA ARAT (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2009 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi ve üniversitelere ilişkin bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), yükseköğretime giriş merkezi olarak görev yapan bir birim. 1974 yılında kurulmuş ve 1981’de Yükseköğretim Kurulunun bir alt kuruluşu hâline gelmiştir. Bu merkez, her yıl ulusal çapta bir sınav yapmaktadır ve “öğrenci seçme sınavı” adı altındaki bu sınav, sözel ve sayısal bölümlerden oluşmaktadır. Öğrenciler de bildiğiniz gibi üniversitelerin örgün öğretim programlarına bu sınavda aldıkları puanlara göre yerleştirilmektedirler. Yani Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi, öğrencilerin tercih sıralamasıyla ilgili olarak sınav sonuçlarına göre yerleştirilmelerine karar veren mercidir. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinin cari ve yatırım harcamaları sınava giren öğrencilerin yatırdıkları ücretlerden karşılanmaktadır.

Ne var ki sayın milletvekilleri, ÖSYM’nin yürüttüğü sistem her sınav döneminde gerek öğrencilerden gerekse ailelerinden ağır eleştiriler almaktadır. Bu eleştiriler genellikle sınavda sorulan sorulara ilişkin olup öğrenci seçme sınavında sorulan sorularla ne amaçlandığının bilinmediği, neyin ölçülmek istendiğinin net olmadığı dile getirilmektedir ve her yıl bu tepkiler, bu protestolar, bu eleştiriler basında uzun süre yer almaktadır. Diğer taraftan ÖSYM’nin son yıllarda öğrenci seçme sınavında hazırladığı sorularla Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunun yerine geçtiği, zira lise öğretmenlerinin artık derslerini öğrenci seçme sınavında sorulan sorulara göre verdikleri öne sürülmektedir. Aslında bu çok da yabana atılmayacak, gerçeklik payı olan bir konudur çünkü öğretmenler de çocukları girecekleri sınavlara göre hazırlamayı tercih etmektedirler. Bütün bunlara ek olarak, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinde yanlış soru skandalları ve öğrencileri depresyona sokmakla suçlanma gibi durumlarla da karşılaşılmaktadır. “Neden yanlış soru skandalları?” diyecek olursanız birkaç örnek vermeye çalışacağım, çünkü öğrenci seçme sınavında neredeyse hatasız yıl bulunmamaktadır. Şöyle geriye doğru dönüp baktığımızda, örneğin 2003 yılında coğrafya ve biyoloji bölümlerinden birer tane sorunun, 2005 yılında iki sayısal ve bir sözel sorunun, 2006’da matematik testinin 18’inci, kimya testinin 15’inci, Türkçe testinin 13’üncü, fiziğin 12’nci, edebiyatın 22’nci ve coğrafyanın 19’uncu sorularının, 2008’de de dört ayrı sorunun yanlış olduğu Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezine bildirilmiş ve yine kamuoyumuzda yoğun tartışmalara neden olmuştur.

Ayrıca Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinin sınava hazırlık kurslarını güdümleyici ve destekleyici olduğu, öğrencilerin dershane sistemine terk edildiği de öne sürülmektedir. Bu sistem hazırlık kurslarının ücretlerini ödeyebilen öğrencilerin lehine işlediği için acaba adil bir sistem midir? Bu sorgulanmalıdır. Bütün bunların arka planında -tabii daha önceki konuşmacıların da dile getirdikleri- Türkiye'nin yükseköğretime yeterli bütçeyi ayırmaması ve nitelikli öğretim süreçlerini desteklememesi sonucunda yeni bir sektör olarak ortaya çıkmış bulunan dershane sistemi, üniversite kapılarına yığılan öğrencilerin gelecek umutlarını büyük ölçüde kendi ekonomik avantajına çevirmektedir. Bu nedenle, yükseköğretime yerleştirme sisteminin yeniden gözden geçirilmesi, çeşitli yerleştirme modellerinin hazırlanıp alternatif modellerin tartışılması gerekmektedir. Yani, fırsat eşitliğini sağlayacak yeni bir sınav sistemi oluşturulmalı eğer bu sistem devam edecekse; ayrıca, yükseköğretimin mali açıdan erişilme noktasında daha adil olabilmesi için yeni destek sistemlerinin de devreye sokulması sağlanmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üniversiteler yüksek düzeyde eğitim ve öğretim, bilimsel, teknolojik araştırma yapan ve bu araştırma sonuçlarını toplum yararına sunan kurumlardır. Bu kurumlar gerçekte sosyal ve ekonomik kalkınmaya hizmet ederler, toplumun ihtiyaç duyduğu sayı ve nitelikteki insan gücünü yetiştirirler. Bu bağlamda üniversiteler, aynı zamanda kültürün ve sosyal değerlerin yaratılıp öğrenciler aracılığıyla topluma aktarıldığı ortamlardır. Çağdaş üniversiteler yeni gereksinimlere yanıt veren, sorunları çözen, yeni beklentileri karşılayıp yeni olanaklar yaratması gereken kurumlardır. Peki, Türkiye’de nasıl bir manzara ile karşı karşıyayız? Hepimizin bildiği gibi, her yıl artan sayıda öğrenci üniversite kapısında beklemektedir. Bu talep, büyük ölçüde, İktidarın artık “Her ilde bir ya da birkaç üniversite” sloganı ile art arda açtığı üniversitelerle karşılanmaya çalışılmaktadır. Gelişmiş üniversitelerimiz yerine, yeterli donanımı, öğretim üyesi bulunmayan yeni ve büyük merkezler dışındaki üniversitelerde ve çok kez ikinci öğretimle karşılanmaya çalışılan bu öğrenim sürecinin sonucu ise yüksek işsizlik oranına sahip yükseköğretim mezunları olmaktadır; çünkü öğrenciler, yetersizliklerle dolu bu üniversitelerde normal iş gücü piyasasına uygun bilgileri ve becerileri ne yazık ki edinememektedirler. Geçtiğimiz günlerde basında yer alan, yeni kurulmuş olan Ardahan Üniversitesi örneğini burada sizlere anımsatayım. Üniversitenin bir tabelası olması bir yana, rektörünün oturacağı bir yer yok, fakülte binaları yok, hiçbir şey yok ortada! Öğretim üyeleri de yeterli değil ama “Ardahan’da üniversite kuruldu.” diyoruz.

Sayın milletvekilleri, bütün bu olumsuzluk ve yetersizliklerin bulunduğu bir ortamda üniversite öğretimi yapılabilir mi? Kurulan yeni üniversitelerin tabela üniversitesi olmamaları için öğretim üyelerine ve öğrencilerine çağdaş yaşam standartlarındaki olanakları sağlamaları gerekmez mi? Bu üniversiteler eğer bu olanakları sağlayamıyorlarsa kurulmamalıdırlar. Doksan dört yerine belki kırk-kırk beş ama yeterli işlevsel üniversite, gerçek anlamında “üniversite” adını taşıyan üniversite ülkemiz açısından daha yararlı ve değerli olabilirdi. Bütün bunları gelecekteki girişimlerde ciddi biçimde göz önünde bulundurmamız… Ünlü bir ozanımızın dizelerini biraz değiştirerek ifade edeceğim gibi: “Ne üniversiteler gördüm, zaten yoktular.” dememek için akılcı ölçütler benimsememiz zorunlu bir ön koşuldur. Kısacası, ülkemizde yükseköğretimin, üzerinde uzlaşılmış bir misyonu ve vizyonu olmalı ve mutlaka yeni bir yükseköğretim stratejisi belirlenmelidir.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Necla Arat (CHP, İstanbul). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/necla-arat-23-2008-12-21-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
