# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.101)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nesrin Baytok (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim
- **Tarih:** 9 Şubat 2008
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.101)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nesrin-baytok-23-2008-02-09-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-yapilmas

> Nesrin Baytok (CHP), 9 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.101)); konuşma 504 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

NESRİN BAYTOK (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün tarihî bir oturumu gerçekleştiriyoruz. Bundan yetmiş bir yıl dört gün önce laiklik ilkesi Anayasa’ya girmişti. Şimdi de laikliğin ortadan kaldırılmasına dönük ilk adımı atıyor, anayasal süreci başlatıyoruz.

Sayın milletvekilleri, bir an için durup düşünelim. Ne yapıyoruz biz, nasıl bir karar alıyoruz, aldığımız kararın ne gibi sonuçları olacak? Ben son bir kez, gözleri yaşlı kadınların “Nereye gidiyoruz?” endişesini dile getiren feryadına kulak vermenizi isteyeceğim. Bu konuda çok derin bir endişe taşıyoruz. Çığlıklarımız ne yazık ki kulaklara gitmiyor. Şu anda yüz binlerce kadın Sıhhiye Meydanı’nda gözyaşı döküyor. Üstelik, Anayasa değişikliği görüşmelerinde kadın milletvekilleri alana sürülerek kadınlar kadınlara kırdırılıyor.

Ben de o derin endişeyi duyan kadınlardan biri olarak kendi yaşantımdan biliyorum bazı şeyleri. Hepimiz etrafımızdaki erkeklerin bizleri nasıl da baskı altına alabileceğini, özgürlüklerimizi nasıl da elimizden çekip alıvereceklerini kendi ailelerimizden, çevremizden biliyoruz. Bugün, böyle özgür bireyler olabilmemiz, emin olunuz, hiç kolay değildi. Zaten ailelerin yaşadığı ekonomik sıkıntılar işleri iyice zorlaştırırken bir de üzerine ağır bir sosyal baskı biner. Aile, etraftan ağır eleştirileri göğüslemek zorunda kalır. Kızlarının kötü yola düşebileceği iğnelemeleri altında kız çocuklar okula gönderilir. Kızın bir ağabeyi varsa başını örtmeye devam etmesi için saçları kazıtılabilir. Daha küçücükken, kız çocuk, kadın olmanın ne demek olduğunu hissederek büyür. Başı taa o zamanlardan bağlanır. Seçme şansı yoktur. Biliniz ki özgürce türban takmaya karar veren kadınların sayısı, baskıyla örtenlerle kıyaslanmayacak kadar azdır. Bizzat Sayın Başbakanın eşi Emine Hanımefendi kendisi açıkladı başının nasıl zorla örtüldüğünü.

Bakınız, yakın geçmişte olanlar günlerdir anlatılıyor. Şu anda yaşananlar ortada. Bu yasa değişikliği çıkınca “Artık, bahanen kalmadı, örtün.” diyecek olan ailesini Güngör Mengi’ye şikâyet eden Leyla ortada. “Artık, bahane de kalmadı, türbana gir.” Kızlara söylenecek olan bu. Bu alacağınız kararla, bilesiniz, özgürlüklerin kapısını açmıyor, kızlar için sonsuza dek kapatıyorsunuz.

Konya Selçuk Üniversitesinden bir öğretim üyesi Hürriyetten Yalçın Bayer’e, kız öğrencilerin kara çarşaf ve peçeyle nasıl da derslere girdiğini yakın geçmişten örnek vererek anlatıyor, daha dün okuduk.

Olay türbandan ibaret değil, ancak öyle diyerek başlıyor. Herkesin tereddütsüz bildiği bir gerçek şudur: Türban hem lise ve ilköğretimde hem de devlet dairelerinde, yani kamuda hızla yaygınlaşacaktır. Bugün olduğu gibi, o gün de siyasi rant avcıları kavga edermiş, ip atar, ip gerermiş gibi görünüp hızla el ele vereceklerdir. Diplomalarını eline almış kızlarımızı gösterip timsah gözyaşları dökeceklerdir. Olayın özü din istismarıdır, dinin siyasete alet edilmesidir. Bugün olduğu gibi, o gün de, üniversite mezunu, diplomalı türbanlı kızlar için iki siyasi parti din istismarı yarışını artırarak sürdüreceklerdir. Kurt postundaki kuzular din istismarı yarışına girerek Büyük Orta Doğu Projesi’nin baş aktörü hâline gelecektir.Yani, bu kararla sorun çözülmüyor, daha büyük sorunlara kapı açılıyor. Bir süre sonra, o kızlar erkeklerle tokalaşmayacak, ardından türban bir namus meselesi olarak görülmeye başlanacaktır. Hâlen bazı kadınlar, yaşadıkları tutucu ortam nedeniyle mecburen türban takmaktadır. Devamında, kadınların artık evlere kapanma dönemi gelecektir. Kadın sosyal hayatın dışına itilecek ve yasalarda bulunduğu hâlde, bunca yıldır bir türlü hayata geçirilememiş olan kadın-erkek eşitliği yasal olarak da ortadan kaldırılacaktır.

Sayın milletvekilleri, bu bir süreçtir, yani bu aslında domino taşlarına ilk darbeyi vurmaktır. Ondan sonrası devrilerek gelecektir; zaten gelmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Nesrin Baytok (CHP, Ankara). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.101)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nesrin-baytok-23-2008-02-09-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
