# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nesrin Baytok (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim
- **Tarih:** 22 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nesrin-baytok-23-2010-04-22-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Nesrin Baytok (CHP), 22 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 949 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA NESRİN BAYTOK (Ankara) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tarihe geçen bir Anayasa değişikliği maratonunu sürdürüyoruz. Sayın milletvekilleri, gece yarısı millet uykudayken, milletvekilleri, bakanlar da uykudayken bir Anayasa değişikliği yapıyoruz. Türkiye’nin bin bir derdi var, bir de AKP derdi var. Millet sizden çözüm bekliyor, çözemedikçe, köşeye sıkıştıkça suçlayacak bir şeyler arıyorsunuz. Şimdi bula bula Anayasa’yı buldunuz.

OSMAN KILIÇ (Sivas) – Hayret bir şey ya!

NESRİN BAYTOK (Devamla) – İktidarınız boyunca başınız sıkıştıkça şikâyet ettiniz; onu, bunu, muhalefeti, bir zamanlar YÖK’ü, bir zamanlar medyayı, şimdilerde köşe yazarlarını, en son bazı hâkimler ve savcıları, hatta Anayasa’yı. Şikâyet, şikâyet, şikâyet… Millet şikâyetini kime yapacak? Oynayamayan kız “Yerim dar.” demiş; yer göstermişler, “Yenim dar.” demiş. Türkiye’yi yönetemeyip şikâyet üstüne şikâyet edecekseniz niye bu göreve talip oldunuz?

İşsizlik sorunu Anayasa değişince çözülecek mi? Elbette hayır. Bu Anayasa’da işsizler yok ki değişiklikler çözüm olsun. Çiftçiler de yok, iş yerini kapatmak zorunda kalan esnaf da yok, öğrenci de yok, genç de yok. Bu Anayasa’da millet yok, sadece AKP’nin yöneticilerine çözüm var. Yarın iktidar bitince Yüce Divanda yargılanırken kendi adamlarımız bizi yargılayıp beraat ettirsin arayışı var. Bundan sonra Anayasa’nın adı değişiyor arkadaşlar, 12 Eylül Anayasası değil, Recep Tayyip Erdoğan anayasası oluyor.

Öylesine külüstür bir şekilde getiriliyor ki daha gelirken doğru dürüst imzalanamadan geliyor, tarafsız olması beklenen, oy kullanamayan Meclis Başkanının imzasıyla geliyor.

Şu anda üzerinde görüştüğümüz madde de 2007’de gerçekleştirilmiş bir önceki külüstür Anayasa değişikliğinin eksikliğini gidermek üzere konulmuş bir madde. Hani şu seçimlerin dört yılda bir yapılmasını düzenleyen değişiklikten bahsediyorum. Değişiklik üç yıl önce öylesine apar topar ve düşünülmeden yapılmış ki üç yıl sonra bugün bakıyorlar, Anayasa’ya göre bugünkü Meclis Başkanlık Divanının görev süresi üç yıl. Yani, Meclis Başkanı, seçimlerden sonra “Ben üç yıllığına seçildim arkadaş, Anayasa’da öyle yazıyor, hiç anlamam, görevime devam ederim.” dese, yeni seçilmiş milletvekilleri arasından yeni başkan seçemeyecek, kaos olacak Mecliste.

İşin şakası bir yana, bu durumda pratik çözüm olarak Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a öneriyorum: Meclis Başkanı Sayın Mehmet Ali Şahin’i milletvekili listelerine yazmaz ve o da, Genel Kurul salonuna giremeyeceği için, yeni TBMM, Meclis Başkanlığı sorununu fiilen çözer.

RÜSTEM ZEYDAN (Hakkâri) – Ne kadar da kibarsınız!

NESRİN BAYTOK (Devamla) – Tabii, Sayın Mehmet Ali Şahin’e Meclis Başkanlığı odasına nasıl boşalttırırlar bilemem. Bir zamanlar Sayın Erbakan’ın yaptığını yaparsa iş biraz zor. İşte, şimdi bu madde onu düzenliyor.

Sayın milletvekilleri, devlet yönetimi gayriciddiliği kaldırmaz, milletin huzurunda böyle ciddiyetsiz işler yapılmaz. Hem ciddiyetsiz hem de keyfî bir anlayış, AKP yönetimine hâkim. Her uygulamada bunu görüyoruz.

Sayın milletvekilleri, bir de tabii bu Anayasa değişikliklerinin referanduma sunulmasıyla ilgili AKP yönetiminin yaklaşımı çok dikkat çekici. Sayın Başbakan “Hap gibi yapıyoruz.” diyor. Millete hapı yutturacağız demenin bir itirafı. Millete güvenmiyorsunuz, millete hapı yutturmayı planlamadan önce milleti referandumda özgür bırakın. Paketi ayırarak oylamaya sunun. Hani şu dilinizden düşmeyen “demokrasi” var ya, işte onun gereği buralarda ortaya çıkar.

Sayın milletvekilleri, buna ek olarak, gerçekleri çarpıtmak, hatta tam aksini iddia etmek de var, üzülerek söylüyorum, yalana başvurmak da var. Neymiş? Bu anayasa değişikliğiyle demokratikleşecekmişiz! Bir demokrasi söylemidir gidiyor. AKP sözcülerinin dilinden “demokrasi” lafı düşmüyor. Bu Anayasa değişikliğiyle getirilen üç konu hariç, kalanı üzerinde zaten pek bir ihtilaf da yok. O üç konu ise, demokrasiyi tamamen ortadan kaldıracak sürecin kapısını açıyor: Anayasa Mahkemesi, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile ilgili maddeler ve parti kapatmayı fiilen ortadan kaldıracak düzenlemeler, demokrasiyi de rafa kaldıran düzenlemelerdir.

Sayın milletvekilleri, yargı bağımsız olmazsa, hukuk devleti ortadan kalkarsa, orada demokrasi kalır mı? Daha bu değişiklikler olmadan ülkede demokrasi askıya alınmış, özgürlükler kısıtlanmış, bir de bu olursa, artık, Türkiye Cumhuriyeti hukuksuzluklar cumhuriyeti hâline gelecek.

Demokrasi hava gibidir, havadaki oksijen gibidir, varlığını göremezsiniz sayın milletvekilleri, sadece hissedersiniz. Biz, Türkiye'de, her geçen gün demokrasimizin eksildiğini hissediyoruz. Nefes alırken eksilen oksijen gibi demokrasi de eksiliyor. Bir korku imparatorluğu yaratıldı, sabaha karşı kapısı çalınan aydınımız kapıyı korkarak açıyor. Gazeteciler her sabah, birimiz alınırsa bilelim diye birbirilerini telefonla yokluyor, bazıları o yoklama sırasında arkadaşlarının evlerinin aranmakta olduğu öğrendiler, Mustafa Balbay’ın arkadaşları gibi. Türkiye'de insanlar birbirleriyle telefonla konuşmaya korkar oldular, e-mail göndermeye de mesaj atmaya da korkuyorlar. Şu Mecliste, milletvekili sıralarında oturan siz değerli milletvekili arkadaşlarım -ister muhalefet ister iktidar partisine mensup olsun- sorarım size, aklınızdan “Bizi de dinliyorlardır.” diye geçiyor mu, geçmiyor mu? Türkiye'de köşe yazarları, Başbakan Erdoğan’ın hışmına uğramaktan korkuyor. Medya sahipleri, AKP niye, yine neye hiddetlenecek acaba diye yeni vergi cezaları yemekten korkuyor. İş adamları, Başbakanı kızdırmaktan korkuyor, şikâyet edemiyor. İnsanlar kendilerini sansürlüyorlar.

Sayın milletvekilleri, Milliyet gazetesinden Sayın Melih Aşık’ın geçen hafta yazdığı yazıdan bir bölüm okuyacağım size, bakın ne yazmış: “William Shirer’in Nazi İmparatorluğu adlı kitabının 348 ve izleyen sayfalarını okuyoruz. Adalet Müşaviri Doktor Hans Frank yargıçlara sesleniyor: Nasyonal sosyalizm karşısında hukuk bağımsızlığı yoktur. Vereceğiniz her kararda önce kendinize şunu sorunuz: Benim yerimde Führer olsa nasıl karar verirdi?”

Okumaya devam ediyorum:

“Bazı yargıçlar yine de hukuktan tamamen vazgeçmemiş. Mesela 1934 Mart’ında Reichstag yangınının dört komünist sanığından üçünü Reichsgericht yani Alman Yüksek Mahkemesi beraat ettirmiş. Bu olay Hitler ve Goering’i o kadar öfkelendirmiş ki... Vatana ihanet davaları yüksek mahkemeden alınmış, Volksgerichtshof yani ‘halk mahkemesi’ adı verilen yeni bir mahkemeye verilmiş. Okuyoruz:

‘Yeni mahkeme kısa sürede ülkenin en korkunç mahkemesi oldu. Mahkemede meslekten gelme dört yargıç vardı; öteki beş yargıç partilerden, S.S’lerden ve ordudan seçilmişlerdi. Böylece çoğunluk meslekten gelmeyen yargıçlardan oluşuyordu.’ Devam ediyor:

‘Bu korkunç halk mahkemesinden bir süre önce kurulmuş olan bir başka mahkeme daha vardı; Sondergericht yani Özel Mahkeme... Siyasi davalara bu mahkemeler bakardı. Özel mahkemelerin amacı, 21 Mart 1933 tarihli kuruluş kanununa göre hükümete karşı girişilen gizli saldırı olaylarına bakmaktı. Özel mahkemelerde üç yargıç vardı ve bu yargıçlar her zaman güvenilir parti üyelerinden seçilirdi...’

Mahkemeleri partiye bağlamak... Çoğunluğu yargıçlardan oluşmayan mahkemeler kurmak... Siyasi çıkarları hukuk diye yutturmak... Bugün bazı kafalar hâlâ o sistemlerin peşinde...” diyor Sayın Melih Aşık.

Sayın milletvekilleri, AKP yönetimi sizce neyin peşinde? Özellikle de iyi niyetli, vicdanlı AKP milletvekillerine soruyorum: Neyin peşinde?

---

**Kaynak gösterme:** Nesrin Baytok (CHP, Ankara). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 22 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nesrin-baytok-23-2010-04-22-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
