# İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nevingaye Erbatur (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 125. Birleşim
- **Tarih:** 2 Temmuz 2008
- **Gündem:** İL ÖZEL İDARELERİNE VE BELEDİYELERE GENEL BÜTÇE VERGİ GELİRLERİNDEN PAY VERİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:248)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nevingaye-erbatur-23-2008-07-02-il-ozel-idarelerine-ve-belediyelere-genel-butce-vergi-gelirlerinden-pa

> Nevingaye Erbatur (CHP), 2 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 125. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İL ÖZEL İDARELERİNE VE BELEDİYELERE GENEL BÜTÇE VERGİ GELİRLERİNDEN PAY VERİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:248)); konuşma 1.060 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA NEVİNGAYE ERBATUR (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 248 sıra sayılı kanunun 9’uncu maddesi üzerinde grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Üzerinde konuştuğumuz teklif, esasen il özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesiyle ilgilidir. Yani bir anlamda belediye gelirlerini ilgilendirmektedir. Ancak belediyelerin gelirleri kadar tartışılması gereken önemli bir konu da genel bütçe vergi gelirlerinden aktarılacak bu payların nereye ve nasıl aktarılacağı yani belediye gelirlerinin nasıl harcanacağıdır.

Ben de bugün sizlere 2004 yılında bu çatı altında kabul edilen 5215 sayılı Belediyeler Kanunu ile belediyelere verilen kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açma sorumluluğundan ve ek olarak da belediyelerin sunmakla yükümlü olduğu kentsel güvenlik hizmetlerindeki aksaklıklardan bahsetmek istiyorum. Bahsettiğim 5215 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinin son fıkrası “Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50 bini geçen belediyeler, kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açar.” diyerek ülkemizde bulunan on altı adet büyükşehir belediyesine ve nüfusu 50 bini geçen binlerce belediyeye kadın ve çocuklar için sığınma evi açma sorumluluğunu vermiştir. Türkiye’de bugün bulunan toplam sığınma evi sayısı ellidir. Ülkemizde gerçekleştirilmeye çalışılan kadına karşı şiddetle mücadelede bu sayının ne denli az olduğu açıktır. Yapılması gereken bir an evvel belediyelerin üzerine düşen bu görevi yerine getirmesidir. Ayrıca merkezî yönetimden yerel yönetimlere aktarılan kaynaklarda nüfus kriteri, özellikle değişken nüfuslu kentler için tek başına bir ölçü olarak alınmamalıdır. Örneğin, nüfusu yazın 250 bin kişiyi bulan, kışın ise 30 bin kişi olan bir turizm kentini ele alırsak burada belediye sığınma evi açmayacak mıdır? Nüfus kriteri yanında kalkınmışlık derecesi, mali kaynaklar, coğrafi konum ve turistik değerler gibi kriterler üzerinde de durulmalıdır.

Ayrıca, üzerinde tartıştığımız vergi gelirlerinin aktarımı sırasında bölgeler arası eşitliksizlerin giderilmesi de amaçlanmalıdır. Bölgeler arasındaki ihtiyaç ve yerel vergilendirme kapasitesindeki farklılıklar, mali yardımların dağıtımında mutlaka ele alınmalıdır. Mali yardım sistemi, belediyelerin yükümlülüklerini yerine getirebilecekleri yeterlilikte olmalıdır.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfının 2007 yılının sonlarında yaptığı bir basın açıklamasında da dile getirildiği gibi, sığınak faaliyetleri, kaymakamların ve yerel yöneticilerin iyi niyetine bağlı olmaktan öte geçememekte ve çoğu zaman yerel yönetimlerin değişmesiyle durma noktasına gelmektedir. Oysa 4 Temmuz 2006’da yayınlanan Başbakanlık genelgesine göre, sığınak çalışması gerçekçi bir bütçe ve edinilen deneyimlerin ışığında hazırlanan bir protokol aracılığıyla kurumsallaşmalı ve amacına uygun bir şekilde çalışmalıdır. Yerel yönetimlerin bütçeleri, bu amaca uygun bir biçimde toplumsal cinsiyeti gözetecek ölçüde şekillendirilmelidir. Ayrıca, sığınma evinde yaşayan kadınların toplumsal ve ekonomik hayata katılımlarını kolaylaştıracak hizmetlerin sunumunda da yerel yönetimler yine başat görev üstlenmelidir. Aksi hâlde, kadına karşı şiddetle mücadelede sivil toplum örgütlerinin gerçekleştirdiği faaliyetlerin dışına çıkılamaz. Ayrıca, yerel yönetimler, sadece sığınma evi açma aşamasında değil, kadına karşı şiddetin her aşamasında aktif bir tutum sergilemelidir. Çünkü aile içi şiddetle mücadelede önemli engellerden biri de şiddete uğrayan kadınların korkmaları, yaşadıkları şiddeti dile getirememeleri, açığa çıkarmamaları ve aile içinde saklamaya çalışmalarıdır. Şiddete uğrayan kadın ve çocukların çekinmeden başvurabilecekleri birinci basamak yerel yönetimler olmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; belediye gelirleri ve harcamaları tartışılırken Avrupa Kentsel Şartı’yla tanımlanmış olan kentsel hakların sunumu konusunda da birkaç cümle söylemek istiyorum. Dünyanın birçok ülkesinde sağlıklı bir kentsel yaşamın sürdürülebilmesi için kentlerde yaşayan insanların temel hak ve sorumlulukları yasalar ve ilgili düzenlemelerle belirlenmiştir. Bu haklardan faydalanma ve sorumlulukların paylaşımı eşitlik ve adalet temeline dayandırılmaktadır. Özellikle de anayasal güvence altında olan sosyal devlet ilkesi bunu gerektirmektedir.

Yapılan araştırmalarda, kadınların kendilerine, yaşadıkları toplum, kültür, aile ve toplumsal gruplar tarafından yüklenmiş olan toplumsal cinsiyet rolleri ve bu roller doğrultusunda ortaya çıkan beklentiler nedeniyle kentsel haklardan yeterli düzeyde faydalanamadıkları tespit edilmiştir. Kentsel hak ve hizmetlerin önemli bir boyutunu güvenlik hizmeti oluşturmaktadır. Ancak güvenlik hizmetini sadece emniyet açısından da almak mümkün değildir; şehir içi ulaşım, park ve bahçe hizmeti, aydınlatma, kaliteli bir mimari ve fiziksel çevre, çarşı ve pazar yeri düzenlemesi, toplumsal cinsiyeti gözeten konu düzenlemesi gibi konular da güvenlik hizmetinin içinde ya da bu hizmetle bütünleşik olarak ele alınması gereken konulardır.

Kadınların kentsel hizmetlere erişiminde sıkıntı yaşamaması için kentsel hizmet sunucuları tarafından hizmetlerin, kadın bakış açısı ve gereksinmeleri de dikkate alınarak planlanması ve toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışı doğrultusunda uygulanmaya sunulması şarttır. Aynı kentin aynı sokaklarını kullanan kadınlarla erkekler, özellikle belli bir saatten sonra çok farklı duygular yaşar. Kadınlara, aleni olmasa da gizli bir biçimde, üstü örtülü bir biçimde yasaklanmış yerler vardır. Ancak kentlerimizde kadınların bedensel ve ruhsal bütünlüğünün korunmasına yönelik etkili önlemler alınmış değildir. Otomobil güvenliğini yaya güvenliğinden daha üstün gören bir yönetim anlayışıyla karanlık alt geçitler, sakatları, yaşlıları, çocuklu kadınları göz ardı eden üst geçitler, yetersiz sokak ve cadde aydınlanması, binalar arasındaki dar ve karanlık geçitler, bakımsız ve yeterli aydınlatmanın gerçekleştirilemediği açık ve ortak kullanım alanları, ortak kamusal mekânlarda yeterli ve eğitilmiş güvenlik görevlilerinin bulunmayışı, karakollarda ilgili durumlar için eğitimli kadın polis, bekçi bulundurulmayışı kadınların kentsel güvenliğini azaltan ve kimi zaman da ortadan kaldıran durumlardır. Toplumsal cinsiyet bakış açısından yoksun kent planlaması da kentsel güvenliği olumsuz etkilemektedir. Kadının toplumsal hayata katılımını destekleyecek biçimde yapılmayan kent planları sonucunda kadınlar erkeklere göre çok daha fazla kentsel tehlikeyle karşı karşıya kalmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime son vermeden önce bir kez daha belirtmek isterim ki bahsettiğim sorunların çözümü için bir an evvel kentsel güvenliğe yönelik düzenlenmelerin toplumsal cinsiyete duyarlı bir bakış açısı ile yeniden ele alınması ve düzenlenmesi gerekmektedir. Bunu için de öncelikli şart kadının karar alma süreçlerine aktif katılımının sağlanmasıdır. 1995 tarihli Pekin Bildirgesi’nde de dile getirildiği üzere, kadınların güçlendirilmesi, karar alma süreçlerine katılım ve iktidara erişimi de içerecek biçimde toplumun bütün alanlarına eşitlik ilkesi temelinde tam katılımın, eşitlik, kalkınma ve barışın sağlanması için temel önemdedir. Yani, kentsel mal ve hizmetlerin kullanıcıları olan kadınların bunların üretim, sunum ve dağıtımına ilişkin karar alma süreçlerine katılmalarıyla kadınların gereksinme ve sorunlarının yansıtılması için uygun kanallar, cinsiyet eşitsizliklerine ve farklılıklarına duyarlı yeni bir kent yönetimi yaklaşımı kabul edilmelidir. Tüm bunlar için de belediye bütçelerinin toplumsal cinsiyeti gözetecek şekilde yapılması temel şarttır.

Ayrıca, bugün hâlâ Parlamentomuzda kurulmamış olan kadın-erkek eşitliği komisyonunun da bir an evvel hayata geçmesi gerekir. Kadın-erkek eşitliği komisyonunun kurulması gerçekleşmediği sürece Parlamentomuzda çıkardığımız yasalarımız kadın-erkek eşitliğini gözetmeyen yasalar olacaktır. Çünkü, yasalarımızdaki eşitsizlikler hâlen her alanda devam etmektedir. Yasalarımızdaki eşitsizlikleri kaldırmadan bunların uygulamaya geçmesini sağlamak da mümkün değildir. O nedenle, Parlamentomuzu, bir an evvel kadın-erkek eşitliği komisyonunun kurulması için harekete geçirmeye çağırıyorum. Bu konuda Parlamentomuzdaki tüm kadın milletvekillerinin vermiş olduğu kanun teklifleri var, bunları grup başkan vekillerinin dikkatine sunuyorum. Eğer bu yaz çalışacaksak, bu yaz çalışmalarımızı kadın-erkek eşitliği komisyonunun kurulmasına yoğunlaştırmalıyız diye düşünüyorum. Eğer bunu sağlayabilirsek ülkemizde kadınların eşitliği yönünde de bir adım atmış olacağız. Bunun da ne kadar gerekli olduğunu yaşadığımız tüm olaylarda görmekteyiz.

Bunun dikkate alınacağını umuyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Nevingaye Erbatur (CHP, Adana). “İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)”. TBMM Genel Kurulu, 125. Birleşim tutanağı, 2 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nevingaye-erbatur-23-2008-07-02-il-ozel-idarelerine-ve-belediyelere-genel-butce-vergi-gelirlerinden-pa (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
