# 209 sayılı sağlık bakanlığına bağlı sağlık kurumları ile esenlendirme (rehabilitasyon) tesislerine verilecek döner sermaya hakkında (s.s1101)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nevzat Doğan (AK Parti, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim
- **Tarih:** 2 Mart 2006
- **Gündem:** 209 SAYILI SAĞLIK BAKANLIĞINA BAĞLI SAĞLIK KURUMLARI İLE ESENLENDİRME (REHABİLİTASYON) TESİSLERİNE VERİLECEK DÖNER SERMAYA HAKKINDA (S.S1101)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nevzat-dogan-22-2006-03-02-209-sayili-saglik-bakanligina-bagli-saglik-kurumlari-ile-esenlendirme

> Nevzat Doğan (AK Parti), 2 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 209 SAYILI SAĞLIK BAKANLIĞINA BAĞLI SAĞLIK KURUMLARI İLE ESENLENDİRME (REHABİLİTASYON) TESİSLERİNE VERİLECEK DÖNER SERMAYA HAKKINDA (S.S1101)); konuşma 2.042 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA NEVZAT DOĞAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın; 209 Sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Rehabilitasyon Tesislerine Verilecek Dönersermaye Hakkında Kanun ile 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında Grubum adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu teklifle, bilindiği üzere, 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Dönersermaye Hakkında Kanuna 11.1.2001 tarihli ve 4618 sayılı Kanunla bir fıkra eklenerek, Sağlık Bakanlığına bağlı birinci basamak sağlık kuruluşları dahil bütün sağlık kurum ve kuruluşları dönersermayeli işletmeler haline dönüştürülmüştür.

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 27 nci maddesiyle 209 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde yapılan düzenlemeyle, dönersermayeli işletmelerde görev yapan personele dönersermaye gelirlerinden eködeme yapılmaktadır. Ancak, 2003 yılından itibaren, bütçe kanunlarında yapılan düzenlemelerle, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarında dönersermayeden yapılan ödeme performansa bağlanarak, yapılan ikincil düzenlemelerle de uygulama istikrar kazanmış durumdadır. Dolayısıyla, bütçe kanunlarıyla yıllık olarak yapılmakta olan düzenlemelerin 209 sayılı Kanuna taşınması suretiyle, uygulamanın süreklilik kazanması özel önem kazanmaktadır.

Diğer taraftan, 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanununun 31 inci maddesinin (c) fıkrasıyla, Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur ve yeşilkarta tabi hastalara, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarınca, 31.12.2005 tarihine kadar sağlanan tedavi hizmetlerinden bedeli ödenmemiş olanlar terkin edilmiş bulunmaktadır. 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanununun 31 inci maddesinin (c) fıkrasında yer alan "31.12.2005" tarihinin "31.12.2004" olarak değiştirilmesi suretiyle, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarının malî sıkıntıyla karşılaşmadan, sağlık hizmetlerinin kaliteli bir şekilde yürütülmesinin devamının sağlanması amaçlanmaktadır.

Yukarıda açıklanan gerekçelere dayanılarak işbu kanun teklifi hazırlanmıştır.

Biz, bu maddenin, bütçe görüşmeleri sırasında, tekriri müzakere istemiyle düzeltilmesini aslında o zaman istedik; ama, mümkün olamadı maalesef o zaman. Şimdi, bu düzenlemeyle, bu tarih değişikliği yapılmakta ve dolayısıyla, o dönemde oluşan bazı sıkıntılar ortadan kalkmaktadır.

Evet, hastanelerimiz belki bu nedenle bir iki ay bazı sıkıntılar yaşamıştır; ama, 2006 tarihinden itibaren -sizler de biliyorsunuz- hastanelerimize, yaklaşık 1,5 katrilyon liraya yakın, borçlarını ödemek ve dönersermayelerini dağıtmak üzere gönderilmiş ve bu sıkıntı büyük ölçüde atlatılmıştır. Şu anda bu anlamda bir sıkıntı yoktur. Kaldı ki, devlette kimsenin bir kuruşu kalmaz, devlet, bir şekilde, bunu, mutlaka öder.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli) - Hastanelerin kaldı.

NEVZAT DOĞAN (Devamla) - Sayın milletvekilleri, AK Parti, güçlü bir toplumun oluşması, güçlü bir geleceğin inşa edilmesi için özellikle sağlıklı ve eğitimli nesillerin yetiştirilmesinin bilinciyle çalışmaktadır. Bunu her iki alanda yapılan çalışmalar net olarak göstermektedir. Bugün eğitim bütçesi, eğer, ilk defa AK Parti döneminde en fazla payı alıyorsa, bu, bu anlayışın bir göstergesidir. İşte, sağlıkta da buna benzer çok ciddî adımlar atılmaktadır, atılmıştır.

Tabiî, sağlıkta iyinin sonu yok. Bugün hangi ülke, hem de en gelişmiş, sağlıkta sorunlarını halletmiş gibi görünen hangi ülke sorunsuz, sağlık alanında? Her yıl sağlıkla ilgili çalışmalarını, programlarını yeniden masaya yatırıyorlar ve tekrar gözden geçiriyorlar.

Evet, ülkemiz birçok alanda olduğu gibi, sağlıkta da tarihî bir dönem yaşıyor. Yıllarca hep konuşulmuş şeyler, hep "ya, yapılsa iyi olur, bunu mutlaka bu dönemde yapmalıyız" denilen şeyler, bizim dönemimizde birer birer hayata geçirilmeye başlamıştır.

Evet, bunları uzun uzun anlatmaya belki burada zaman yetmeyebilir; ama, bazı başlıklar halinde, özellikle, AK Partinin "Sağlıkta Dönüşüm Programı" çerçevesinde yaptıklarını özetleyebiliriz.

Evet, özellikle, Sağlık Bakanlığının yeniden yapılandırılması, genel sağlık sigortası sisteminin geliştirilmesi, aile hekimliği sisteminin geliştirilmesi, kamu kurum ve kuruluşlarının sağlık birimlerinin tek çatı altında toplanması şeklinde bir program olan Sağlıkta Dönüşüm Programının bu bileşenleri birer birer hayata geçmektedir.

Evet, hastaneler tek çatı altına toplanmıştır ve hakikaten, yıllardır, özellikle SSK'lılarımızı mağdur eden, sadece 150 tane SSK hastanesinden hizmet almaya zorlayan bu durum ortadan kalkmış, bugün, SSK'lılarımız, emeklilerimiz ve yakınları, 800'e yakın devletin hastanelerinden, 6 000'in üzerindeki sağlık ocaklarından hizmet almaktadırlar.

Kötü mü oldu? Kapısının dibindeki sağlık ocağına gidip muayene olamayan amcamız, bugün, orada muayene oluyor, sağlık sorunlarıyla ilgili müdahaleleri yaptırıyor da, kötü mü oldu?

Evet, bugün, sadece, SSK'lılarımız, mevcut kamu kurum ve kuruluşlarından değil, özel sektörden de hizmet alma imkânını elde etmiştir, kavuşmuştur. Hatta yurt dışına gitme imkânı da, yine, AK Parti döneminde, biliyorsunuz, SSK'lılara verilmiştir. Bağ-Kurlulara da öyle. Sağlık Komisyonundaki değerli arkadaşlarımızın yaptığı çalışmalarla, yine, AK Parti döneminde, yurtdışı tedavi imkânlarından, bu güzide vatandaşlarımız faydalanır duruma gelmiştir.

Askerî hastaneler, yine, AK Parti döneminde, belli oranlarda da olsa, vatandaşımızın hizmetine açılmıştır.

Evet, yıllardır kangren olmuş... Kangren diyeceğim; çünkü, hekimlik yaparken üzülerek gözlerdik, SSK hastanelerinde, o ilaç kuyruklarında, yaşlı, çoluk çocuk, hamile kadınların ne sıkıntılar çektiğini, önüne -çalışan kişinin eczacı da olmaması nedeniyle- konulan bir tutam ilacı nasıl kullanacağını düşünerek, orada çektiği sıkıntıları, hatta, o kuyruklarda canını kaybeden vatandaşlarımızı... Yüreğimizi parçalardı hekimlik yaparken. Ya, birileri gelse de şuna bir dur dese; ne olur yani, şunlar da, şu değerli SSK'lı vatandaşlarımız da, Bağ-Kurlular gibi, Emekli Sandığındaki vatandaşlarımız gibi, niye onlar dışarıdaki eczanelerden alamıyorlar; onlar da sağlık primi ödüyorlar, onların da hakkı değil mi; niye buradaki kuyruklara reva görülüyor diye, hep söyler dururduk ve derdik ki, gerçekten, bunu yapan iktidar, sağlıkta, en önemli adımlardan birini atmış olacaktır.

İşte, değerli milletvekilleri, bu dediğimiz adım Türkiye'de atılmıştır. Bugün SSK hastanelerinde -ki, eskiden SSK'ydı, şimdi devlet hastanesi oldu- bu tablolar artık görülmüyor. SSK'lı amcamız, teyzemiz, vatandaşımız, gidiyor, en yakınındaki anlaşmalı eczaneye, oturuyor, ilacı hazırlanıyor, üzerine eczacı tarafından tarifi yazılıyor, nasıl kullanacağı anlatılıyor ve evine gidiyor. Peki, kötü mü oldu?

Evet, değerli arkadaşlar, diğer bir konu: Düne kadar, iktidarımızdan önce, kandan, serumdan, aşıdan yüzde 18 KDV alınıyordu. Bu ayıptır, bu yazıktır diyorduk her zaman. Sağlıkçı arkadaşlarımız bilirler ve kaç iktidar geldi geçti, değişmedi bir şey. Bugün, biliyorsunuz, bunlarda KDV oranı yüzde 1'e inmiştir. Bunu, AK Parti İktidarı yapmıştır.

İlaçta KDV; yüzde 18'den, yıllardır konuşuldu, kim indirebildi? Bugün yüzde 8'e inmiştir ve ilk defa "ilaçta ucuzlama" lafını tanıdı Türkiye AK Partinin sağlıkta attığı bu adımlarla.

Evet, ilaç ucuzladı Türkiye'de. Buna önceleri inanamayanlar olmuştu; ama, bunun gerçek olduğunu hep birlikte gördünüz ve yüzde 80 hatta yüzde 100'lere varan ucuzlamalar oldu.

Şimdi, bir parantez açıp, çok değerli muhalefet partisi sözcülerinin, zaman zaman da başka örgütlerin, başka kuruluşların dile getirdiği "ya, ilacı serbest bırakıyorsunuz, bıraktınız, devletin parası boşa gidiyor, dış ülkelerin sağlık firmalarına, ilaç firmalarına, ilaç fabrikalarına, şirketlerine para gidiyor" deniyor. Değerli arkadaşlar, az önce bahsettiğim tabloyu Türk insanı yaşıyordu, Türkiye'de yaşayan SSK'lılar yaşıyordu. Hastane kuyruklarında, az önce bahsettiğim çileyi onlar yaşıyordu. Peki, ne oldu; bugün yaşamıyorlar. Ya, bunun bedeli ne olursa olsun, ne olursa olsun, kuyruktaki bir insanımızın hayatına değmez mi?! Orada kaybedilen bir hayatı kurtarsak trilyonlara, katrilyonlara değmez mi?! Bugün, çok şükür, hiç de öyle de olmadı, hiç de tahmin ettiğiniz gibi de olmadı, onun hayal kırıklığını biraz da yaşıyorsunuz. Ne oldu?.. Sağlıktaki, özellikle, ilacın serbest bırakılmasıyla ortaya attığınız rakamların hiçbiri gerçekleşmedi. Kaldı ki, bir de ilaçtaki ucuzlamanın yılda getirdiği 1 milyar dolara yakın -tam o rakamlara gelmese de oraya yakın- artı, işte bunları aşağı yukarı birbirine yaklaştırmış oldu. Onun için, bunların hepsi, hesabı kitabı yapılarak atılmış adımlardır.

Sağlık Bakanlığının yeniden yapılandırılma çalışmaları başladı, gene program çerçevesinde. Artık, hantal, merkeziyetçi, bütün kararların merkezden verilmeye çalışıldığı sistem yerine, Sağlık Bakanlığı, denetleyici, organize edici, koordine edici, planlayıcı role adım adım gitmektedir. Önemli değişimler yaşanmıştır. Birtakım sağlık kuruluşlarının kararları da dahil, eczanelerin açılma kararı da dahil, eczanelerin açılma kararı da dahil, bunlar hep perifere, taşraya verilmiştir.

Yeşilkartlılar: iktidarımızdan önce, evet, gidiyorlardı, ellerinde yeşilkartlarıyla muayene oluyorlardı, reçete ellerine veriliyordu "buyurun, gidin ilacınızı alın..." Peki, nasıl alacağım? "Biz, ancak muayenesini bedava yapabiliriz, ilacını alacaksın." Yeşilkartlımız, zaten muhtaç bir kişi; yollara düşüyordu, insanlar arıyordu, siyasîleri araya sokuyordu. Bugün, böyle bir tablo var mı; yok. Çünkü, yeşilkartlılarımız da -tıpkı SSK'lılarımızın hak ettiği o ilacı diğerleri gibi serbest eczanelerden alma hakkı gibi, yeşilkartlılarımız da- ilacını, rahatlıkla, istediği eczaneden, ücretsiz alma hakkını elde etti. Sadece ilacını değil, ortez, protez, gözlük, diş tedavisi; bunların hepsi, bizim dönemimizde yeşilkartlılarımıza kazandırılmış imkânlardır. Sadece yeşilkartlılarımıza değil, 2022 sayılı Yasadan maaş alan, maluliyet aylığı alan yaşlılarımıza da bu hak kazanıldı. Onlar da çok mağdur oluyorlardı. Muayeneleri oluyordu "yatarsan ilacın tamam, yatmazsan başının çaresine bak." Bugün, o sıkıntı da yoktur.

Evet, koruyucu sağlık hizmetlerine gelince, değerli arkadaşlar, belki de hiçbir dönemde atılmayan adımlar, koruyucu sağlık hizmetlerinde, iktidarımızda atılmıştır. Bir çocuk hekimi olarak hep hayal ederdik; yahu, bu menenjit aşısını, devlet programında yok; ama, gerekli, gelişmiş ülkeler çoluk çocuğuna yapıyor biz yapamıyoruz, ülkenin kaynakları yok. Ne yapıyoruz; diyoruz ki, parası olan yaptırsın. Ama, yüreğimiz de burkuluyor; yani, parası olmayan çocuk ne olacak?! "Yahu, keşke, devlet bunu da verebilse" derdik yıllardır. Gene kabakulak aşısı, buna benzer aşılama eksiklerimizden biriydi.

Değerli arkadaşlar, bugün övünerek, gururla söyleyebiliriz ki, Sağlık Bakanlığımız, artık, Ulusal Aşı Programına bunları almıştır. Maliyeti ne olursa olsun, bir çocuğumuzun hayatını kurtarmaya değer mi; değer. Parasal konular bir şekilde aşılıyor; ama, kaybedilen hayatlar, hiçbir şekilde telafi edilemiyor.

Bugün, çok şükür, yine, bebeklerimize koruyucu demir damlası veriyoruz; bu da büyük bir adımdır. (D) vitamini damlası veriyoruz kemik zayıflığından korumak için. Bu da, yıllardır, hep yapılması gereken işlerdi; ama, kimse yapamamıştı, hep, sadece konuşulmuştu. Bugün, guatr testi de denilen hipotiroidi testi, artık, yeni doğan bebeklerimize yapılır duruma gelmiştir.

Değerli arkadaşlar, bunlar, az buz işler değil. Bunlar, gelecek neslimizin, sağlıklı, sıhhatli, güçlü yetişmesini sağlayan adımlar; bunlar, önemli adımlar. Çağdaş uygarlıklarla, Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlıklara ulaşmak, onlarla mücadele etmek, öyle, oturduğumuz yerden laf söyleyerek olmuyor. Bunları yapacaksınız; gençliğinizi, çocuklarınızı, geleceğinizi sağlıklı ve güçlü yetiştireceksiniz ve o çağdaş uygarlıklarla mücadele edecek, rekabet edecek duruma getireceksiniz. Yoksa, oturduğunuz yerden, lafla olmuyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Çok değerli milletvekilleri, yine, iktidarımızın, çok örnek olacak bir uygulaması, şartlı nakil transferi. Hani, eleştirirken diyor ya "koruyucu sağlık hizmetlerinde ne yapıyorsunuz?" İşte, bir tane daha söyleyeyim; belki, bunu, aklınıza bile getirememiş olabilirsiniz, hayal bile edememiş olabilirsiniz, ama, biz hep söylüyoruz; sizin hayal edemediklerinizi bizler gerçekleştiriyoruz. Bakın, şartlı nakil transferi özellikle yoksul kesimin…

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Onu, Dünya Bankası önerdi.

NEVZAT DOĞAN (Devamla) - Özellikle yoksul kesimin, özellikle…

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Dünya Bankası projesi…

NEVZAT DOĞAN (Devamla) - Daha henüz anlatmadım. Nasıl anladınız daha anlatmadan hemen?!

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Ben biliyorum neyi anlatacağınızı.

NEVZAT DOĞAN (Devamla) - Özellikle yoksul kesimin annelerini, 0-6 yaş grubu çocuklarının periyodik takiplerinin yapılabilmesi için teşvik ediyoruz, belli bir miktarda maddî destek veriyoruz. Eğer, çocuğunu düzenli olarak bizim sağlık ocağımıza getirir baktırırsan, kontrolünü yaptırırsan, buyurun, size şu kadar destek veriyoruz. Eğer, siz, doğumunuzu, devletin sağlık kuruluşlarında yaptırırsanız, buyurun, size 50 000 000 lira ya da 50 YTL destek veriyoruz. Evet, 500 000'i aşkın vatandaşımıza bu destek verilmiştir. İşte, AK Partinin koruyucu sağlık hizmetlerindeki farkı budur değerli arkadaşlar.

Bunu, biz, sadece sağlıkta yapmadık, eğitimde de yapıyoruz biliyorsunuz "haydi kızlar okula" kampanyasında da, bunun benzeri çalışmaları bir yandan yürütüyoruz. Çünkü, biz, ne yaptığımızı biliyoruz. Başında söylediğim gibi, biz, biliyoruz ki, güçlü bir Türkiye'yi gelecekte inşa etmek, ancak eğitimli ve sağlıklı nesilleri yetiştirmekle olur. Onun yolu da, az önce söylediğim gibi, lafla değil, bunları birer birer hayata geçirmekle olur.

Ben, bir cümleyle, çok değerli Anamuhalefet Partimizin Grup Başkanvekilinin bahsettiği Bağ-Kur konusuna değinmek isterim. Çok değerli milletvekilleri, evet, bizi son derece üzmektedir. Bağ-Kurlularımız üniversite hastanelerinden yeterince istifade edememektedirler ve bu, bizim dönemimizde başlamış bir şey değildir, bizden önceki dönemde üniversite hastaneleri, tıp fakültesi hastaneleri, Bağ-Kur zamanında ödemelerini yapmıyor gerekçesiyle anlaşmalarını feshetti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

NEVZAT DOĞAN (Devamla) - Bizim iktidarımız döneminde, gerçekten, bizler de, bu anlaşmaların tekrar yapılması için büyük uğraş veriyoruz, hükümetimiz veriyor. Bugüne kadar önemli sayıda tıp fakültesi hastanesi bu anlaşmasını yaptı; ama, yapmayanlar var. Dedik ki, bakın, bu dönem farklı bir dönem. Geçmiş dönemlerde, evet, birtakım büyük aksamalar olmuş olabilir; ama, bugün, ufak tefek zaman kayıplarını bir kenara bırakırsak, bugün, eczanelerimiz de, üniversitelerimiz de, dışarıdaki diğer hizmet veren kuruluşlar da yaptıkları hizmetlerin karşılığını almaktadır.

Şimdi, konu saptırılarak, halka yanlış bilgilendirme yapılarak bu tür durumun faturasını AK Parti İktidarına yüklemeye çalışmak, bence, çaresizliğin bir göstergesidir; yani, konuşacak, eleştirecek çok fazla şey bulunamayışının bir işaretidir. Bağ-Kurlularla olan anlaşmalar eğer yapılmıyorsa, lütfen üniversitelere çağrıda bulunun, tıp fakültesi hastanelerine "ya yapmayın, etmeyin, yani artık devlet ödemelerinizde önemli bir titizlik gösteriyor; mağdur etmeyin bu vatandaşlarımızı, senet imzalatarak, siyasîleri araya sokarak bu işleri yaptırmayın" deyiniz. Bu, tıp fakültesi hastanelerinin kararı, özerk kuruluşlar olduğu için, kendileri tarafından verilmektedir. Ha, bizim de gönlümüzden geçen, bu vatandaşlarımızın bu mağduriyetinin giderilmesidir.

Sözlerimi bitirirken şunu söyleyeyim: Bu, tamamen ortadan kalkacak; genel sağlık sigortası yasası, inşallah, önümüzdeki zaman diliminde Meclisimize gelecek ve önümüzdeki yıl uygulanmaya başlandığı zaman, bu tür sorunları, artık, konuşmaz olacağız; yani, radikal çözüm de peşinden geliyor. Hiç merak edilmesin, bu konudaki sıkıntılar da birer birer bitecektir.

Ben, sözlerimi tamamlarken, bu mevcut düzenlediğimiz yasayla önemli bir aksaklığı gidermiş olacağımızı ve önümüzdeki süreçte, halkımızın layık olduğu hizmetler için, bütün kapıların halkımıza açılmaya devam edeceğini tekrar dile getiriyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Nevzat Doğan (AK Parti, Kocaeli). “209 sayılı sağlık bakanlığına bağlı sağlık kurumları ile esenlendirme (rehabilitasyon) tesislerine verilecek döner sermaya hakkında (s.s1101)”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nevzat-dogan-22-2006-03-02-209-sayili-saglik-bakanligina-bagli-saglik-kurumlari-ile-esenlendirme (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
