# Terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanması hakkında kanunda değişiklik yapılması hakkında kanun (s.s.:1417)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nevzat Yalçıntaş (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim
- **Tarih:** 24 Mayıs 2007
- **Gündem:** TERÖR VE TERÖRLE MÜCADELEDEN DOĞAN ZARARLARIN KARŞILANMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (S.S.:1417)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c158/b111/tbmm221581110350.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nevzat-yalcintas-22-2007-05-24-teror-ve-terorle-mucadeleden-dogan-zararlarin-karsilanmasi-hakkinda-ka

> Nevzat Yalçıntaş (AK Parti), 24 Mayıs 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TERÖR VE TERÖRLE MÜCADELEDEN DOĞAN ZARARLARIN KARŞILANMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (S.S.:1417)); konuşma 1.134 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

NEVZAT YALÇINTAŞ (İstanbul) - Değerli Başkan, çok kıymetli meslektaşlarım, milletvekil- lerimiz; bu madde yürürlükle ilgili. Bu mücadelenin bir safhasını gösteriyor. Peki, bu iş iyi yürütüldü mü Türkiye'de, bunun da hattı zatında bir muhasebesini yapmak lazım. Bunun muhasebesini yapacak fırsat bu Mecliste pek ele geçmedi, ama, birkaç dakika da olsa ve Sayın Başkanın da biraz müsamahasına sığınarak küçük bir bilanço arz edeyim. Yürürlük nasıl olmak lazım gelir, ona göre düşünelim.

Biz bu sosyal ve kanlı derdin içine, ideolojik, düşeli bir yirmi beş sene oluyor. Yirmi beş senedir bu işi tam halledemedik. Kökü biraz daha eskiye gidiyor. 1960, 27 Mayıs kargaşasından sonra - buna ne ihtilal denir ne başka bir şey denir- kendi Genelkurmay Başkanını, kendi üstünü tevkif eden, sonra birbirini yiyen, sonra adam asan... Allah'tan ki bayram olmaktan çıkardı Kenan Evren ve arkadaşları, Allah onlardan razı olsun. Bir de bunu bayram yapıyorduk; insan asma! Buradan gelen bir sosyal, ideolojik zemin üzerinde çatışmalar Türkiye'de ortaya çıktı. Bu, birinci olarak sağ- sol çatışması şeklinde tezahür etti Türkiye'de; güya kendini sağ zannedenler ve güya kendini sol zannedenler. Bu işlere ilmî yönden, bilirkişi olarak üniversitelerde methaldar olmuş bir arkadaşınız olarak konuşuyorum, mahkemeler bizlere havale ederlerdi, bu yakalananları edenleri, biz de bunlara bilirkişi raporları hazırlardık. Kendini sol zannediyor, hiçbir şeyden haberi yok. Kendini sağ zannediyor, hiçbir şeyden haberi yok. Bir sağ-sol çatışması içinde, neticede, 60'ın getirdiği destabili- zasyon üzerine Türkiye 5 bin evladını kaybetti. Biliyorsunuz, hepimiz bunları yaşadık.

İkinci dalga, Türkiye destabilize olup zaaf eserleri göstermeye başlayınca, sarsılmaya başlayınca, kara terör, ASALA terörü başladı. 30 küsur en kıymetli diplomatlarımızı kaybettik. İşte, Ankara'da Asri Mezarlık onlara ayrılmış -bir cennet bahçesidir inşallah- kabirlerle dolu. ASALA bitirilirken nasıl bitirildi? Unutmayalım, biz bitirmedik. Ne zaman ki bu işi besleyenlerin kendi topraklarına intikal etti, Orly Havaalanı'nda -bir de yerlerinde- kendilerine zarar vermeye başladı ve diğer yerlere sıçrama istidadı gösterdi, dediler "Kâfi" ve ASALA bitti. 84 yılında o biterken Eruh baskını. .. Bu da, üçüncü bir terör dalgası Türkiye'yi... Bunun da tahliline girecek durumumuz yoktu. 30 binden fazla insan kaybettik. Nihayet, dördüncü dalgayla uğraşıyoruz. O da, Irak'ın işgali. Irak'ın bir "safe haven" dedikleri Frenklerin, bir sığınma, melcegâh... Rahat rahat git, rahat rahat hazırlan; vur, bas, kaç, öldür, şeyi...

1 Mart tezkeresi, o tezkerenin ele alınış tarzı ve kararların prensipte doğru da olsa, detayında ihmal edilen... Prensibin neresi doğru? Asırlarca kendi toprağımız, kendi insanımız olmuş olan bir ülkenin, komşu ülkenin üzerine bir saldırıya kendi topraklarımızı açmamamız yerinde bir şey. Tarihe bir kara leke geçerdi. Düne kadar idare ettiğimiz, İstanbul'dan vali gönderdiğimiz yerlere, gelin, buraları işgal edin ve her türlü zulmü yapın... (CHP sıralarından alkışlar) Bu, reddedildi, ama, devlet idaresi bununla biter mi? Herhalde bunun başka detayları olmak lazım gelirdi. Bunun başka detayları da çok açık görünüyordu. Kuzeyi garanti altına... Bir sulh, bir hukukun geçerli olacağı bir bölge hâline getirmede aktif bir siyaset. Hayır, bununla kaldık. Bununla kalınca 5 bin ile 7 bin kişilik bir PKK gücü beslenerek -nerelerden beslendiğini anlatmaya lüzum var mı- yerleşti. Şimdi o safhadayız. Vur-kaç yapıyor, mayın döşüyor.

Şimdi, yürürlük maddesi, bunu müzakere... Peki ne yapacağız? Bakanlar Kuruluna bırakıyoruz.

Arkadaşlar, başka bir background'a bakarsak, arka plana, ne yapacağımız çıkar. Biz, tek başımıza bununla karşılaşmış bir millet değiliz. İşte, Baader-Meinhof çetesi. Kökünü kuruttular Almanlar. Oldukça can yaktı. Kızıl Tugaylar, İtalya'da, bitirdiler...

(Mikrofon otomatik Cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Yalçıntaş, konuşmanızı tamamlayınız.

NEVZAT YALÇINTAŞ (Devamla) - Birkaç dakikada bitireceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun efendim.

NEVZAT YALÇINTAŞ (Devamla) - Çok sağ olun.

Hadi onlar, diyelim organize şehir çeteciliğiydi. Ee, İrlanda, İspanya'da Bask. Bunlar durduruldu, biz hâlâ bu işin içindeyiz. Peki, herhalde noksanlarımız var. Bu noksanların bilançosunun yapılması konusunun cesaretle konuşulması lazım. Kendimizin noksanlarını görmemiz lazım. Her şeyde teşhis hataları yapıldı. Uzun söze gerek yoktur. Benim üniversitemde haydut grubu işgal etmiş, biz buna diyoruz ki "Talebe hareketi, efendim, yemekler pahalı, kitaplar pahalı." Allah'tan ki, o dönemdeki Başbakan olan Sayın Demirel -bizim, o işgalin içindeyiz biz de, yani odalarımız falan- çağırdı gece yarısı, sonra müsteşarla görüştük. Bütün dokümanları -acizane bir öğretim üyesi- önleri- TBMM B:lll 24 . 5.2007 0:1 ne koydum. Bu, ne talebe hareketidir ne yemekler pahalıdır ne kitaplar bilmem nedir; bu, açıkça bir terör işidir ve dışarıdan kurguludur. Tedbiri de öyle almak lazım.

İkincisi, istihbarat noksanlığı. Bunu da kabul ederim. İstihbarat olduğu zaman görüyorsunuz işte, Adana'da yakalanıyor, şeyde yakalanıyor. Anafartalar'da facia. Allah rahmet eylesin. Benim çocukluğumun, delikanlılığımın geçtiği yerler oralar, karış karış bildiğim yerler, evimiz Hacı Bayram Camisi'nin orada. Hatırımıza, hayalimize gelmezdi ki o çağda, on beş yirmi sene sonra burada bu işler olacak. Demek ki istihbarat noksanlığı var. Yürürlük yapacak. Bakanlar Kurulu heyet kursun, bunları araştırsın. Nihayet iyi planlanmış operasyonlar yapılmamıştır.

Dış destekler: Dış destek çok açıktır bu teröre. Bu mayınları nereden satın alıyorlar? Bu paraları nereden buluyorlar. (CHP sıralarından alkışlar) Bunları gitmezsek, uğraşmazsak, bu işi bu genişlikte görmezsek daha çok vatan evladı şehit vereceğiz ve o bölgemiz hâlâ bu işten azap ve ıstırap duyacaktır.

Sonra, tabiatıyla, sebeplerini ortadan kaldırmaya kalkmak. Bu biraz uzun vadeli gibi görünüyor, ama ne zaman, ne kadar erken başlarsanız vadeyi o kadar güzel kullanırsınız. Oradaki sosyal yapı, fukaralık, cehalet, ıstırap, vesaire, vesaire... Saymama lüzum yok bu kürsüden, hepinizin benden çok iyi bildiği şey. Bu sebeplere inmedikçe, bu sebepleri planlı şekilde ele almadıkça, daha çok bu gibi kanunlar çıkar. Bu kanunun çıkması şüphesiz lazım. Mağdurların sayısı çoğaldı ve çoğalıyor. Ne yapsın? Gelip, bütün yiyeceği elinden alındıktan sonra, evi köyü yakıldıktan sonra ve daha başka sebeplerle...

Öyleyse, yürürlük maddesinde belki söylenecek şey şudur: Bu meseleyi soğukkanlı olarak, sadece askerlerimiz, güvenlik kuvvetlerimiz değil, sosyologlarımız, iktisatçılarımız, antropologlarımız, siyaset bilimcilerimiz oturup, Batı'da bunu nasıl yapmışlardır? Böyle yaptılar, bulunduk ettik. Bu toplantılara -âcizane söyleyeyim- Türkiye'den beni çağırmışlardı, katıldım Batı'daki toplantılara. Bu haydut çeteleriyle nasıl meşgul oldu Batı, nasıl kaldırdı? Bütün bunları soğukkanlı bir şekilde koyup, planlayıp icraata girişmek lazımdır.

Müttefiklerimizin tutumu... Ne bekliyoruz? Hâlâ, biz, Amerikalı koordinatör, bizden koordinatör. .. Vakit öldürmek... Tabii, onlar olmasın demiyorum, yanlış anlaşılmasın, ama, niyetleri bellidir, niyetleri 19'uncu asırdan beri bellidir Batı'nın. Batı, bütün bu niyetleri bir anda terk edecek değildir, terk etmiyor. Bununla, biz, Amerika Birleşik Devletleri'yle kötü kişi olalım, kötü devlet olalım demiyoruz.

Sayın Başkan, teşekkür ediyorum verdiğiniz bu zamana. Bu beliyeden -eski tabirle- bu beladan kati bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti kurtulmalıdır. Şurada 16 tane avize var, 16 tane Türk devleti, Cumhurbaşkanımızın Forsundaki şeyler. Bunlar, tarihe karışmış Türk devletleri, şanlı ve şerefli. Bizi, bugün, T.C. olarak sarsan en büyük bela bu olmuştur. Rahmetli Atatürk zamanında bunlar önlenmiştir. Usuller, facialar, onlar ayrı konuşulur, ama, önlenmiştir. Oradaki insanlarımız rahatlıkla köylerinde dağlarına gidebilmişlerdir, sulh içinde yaşamışlardır, ama, 84'ten bu yana, biz, bir şeylerin cahili olduk, bir şeylerin güçlü müdafısi olmaktan vazgeçtik; beyanlarla, lanetlemelerle, dualarla işi halledeceğimizi zannediyoruz ve ıstırap devam eder.

Ben, Sayın Başkan, bu yürürlük maddesinde sadece yürürlüğün bundan sonra ne olabileceğini kısaca, bildiğim kadarıyla arz etmeye çalıştım. Belki, gelecek hükümet bunları okur da ve bazı işlerin yapılması, sadece mağdurlar doğunca onlara mağduriyeti giderici şeyler... Sosyal, lazım. Bütün mesele, modern devlet, mağdurlarını çoğaltmayan, mağdur yaptırtmayan devlettir.

Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Nevzat Yalçıntaş (AK Parti, İstanbul). “Terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanması hakkında kanunda değişiklik yapılması hakkında kanun (s.s.:1417)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 24 Mayıs 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nevzat-yalcintas-22-2007-05-24-teror-ve-terorle-mucadeleden-dogan-zararlarin-karsilanmasi-hakkinda-ka (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c158/b111/tbmm221581110350.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
