# 3030 sayılı büyükşehir belediyelerinin yönetimi hk.khk'nin değiştirilerek kabulü hak.kan.tekl.( s.sayısı :303 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nihat Ergün (AK Parti, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim
- **Tarih:** 11 Aralık 2003
- **Gündem:** 3030 SAYILI BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİNİN YÖNETİMİ HK.KHK'NİN DEĞİŞTİRİLEREK KABULÜ HAK.KAN.TEKL.( S.SAYISI :303 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nihat-ergun-22-2003-12-11-3030-sayili-buyuksehir-belediyelerinin-yonetimi-hk-khk-nin-degistirile

> Nihat Ergün (AK Parti), 11 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 3030 SAYILI BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİNİN YÖNETİMİ HK.KHK'NİN DEĞİŞTİRİLEREK KABULÜ HAK.KAN.TEKL.( S.SAYISI :303 )); konuşma 1.270 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 303 sıra sayılı kanun teklifinin 1 inci maddesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; isterseniz, önce Anayasadan başlayalım, bu kanun teklifinin Anayasanın 10 uncu maddesine aykırılığı iddiasıyla başlayalım. Böyle bir şey yok. Anayasa kendi içerisinde birçok hükmü barındırıyor ve idare başlığı altında, mahallî idarelerin yapılandırılmasıyla ilgili, yönetimiyle ilgili hükümde, çok açık bir şekilde, mahallî idarenin ne olduğunu tanımlıyor ve sonra mahallî idarelerin yönetim ilkelerinin, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kuruluş ve yönetim ilkelerinin kanunla düzenleneceğini ifade ediyor; bu kanunun da, büyükşehirler için, büyük yerleşim birimleri için, özel yönetim birimleri ve biçimleri getirebileceğini, Anayasa açıkça ortaya koyuyor.

Dolayısıyla, burada, Anayasanın büyük yerleşim birimleriyle ilgili özel yönetim biçimleri getirmesi hükmünü âmir bir işlem yapıyoruz. Burada bir problem yok. Anayasanın bir başka hükmü, bir başka hükmüyle çelişmez ve arasında çelişki aramak da, doğrusu, haksızlıktır, yanlışlıktır.

Değerli arkadaşlar, bu kanun teklifi nasıl oluştu; aslında, şu anda, alelacele yapılan bir şey yok; vaktiyle alelacele yapılmış olan bir işin düzeltilmesi var. Vaktiyle alelacele yapılmış olan bir iş, önce 1993 yılında 504 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle 7 ilde büyükşehir belediyesi kurulmasıdır. 7 ilde büyükşehir belediyesi, hemen, alelacele, sadece kent merkezlerini, merkez ilçeleri kapsayan bir şekilde kurulmuş ve açıkçası, bunun sıkıntıları on yıldır o şehirlerde tartışılmaktadır. Benim de şehrim olan Kocaeli Şehrinde, on yıldır, büyükşehir belediyesinin alelacele kurulmuş olmasının tartışmaları devam etmektedir. Nedir bu tartışmalar... Size bir harita göstereyim: İşte Kocaeli. İzmit Körfezinin ve Sapanca Gölünün etrafında irili ufaklı 45 belediyeyle oluşmuş ve bu belediyeler, birbirlerine bitişik, sınırı olan belediyelerdir; 45 belediye! Bu 45 belediyeden sadece 2 belediye, Bekirpaşa ve Saraybahçe belediyeleri, Kocaeli Büyükşehir Belediyesini oluşturmaktadırlar ki, bu da, Kocaeli coğrafyasının yüzde 5'ine bile tekabül etmemektedir, nüfusunun yüzde 20'sine bile tekabül etmemektedir. On yıldır bunun sıkıntısı yaşanmaktadır ve bu nedenle, Kocaeli'nde on yıldır ulaşım sorunları sıkıntılıdır, organize edilememiştir; evsel ve endüstriyel atıkların deşarjı meselesi sıkıntılıdır, problem halledilememiştir; katı atıkların toplanması ve depolanması meselesi halledilememiştir; içmesuyu ve kullanma suyu temini konusunda problemler yaşanmış ve yaşanmaktadır; bu kent ölçeğinde bir şehir planı yapılması, master plan yapılması, sıkıntı konusudur, bu sıkıntı yaşanmaktadır; doğalgaz dağıtım sistemlerinde sorun yaşanmaktadır; ağır çevre sorunları ve özellikle İzmit Körfezi gibi, Sapanca Gölü gibi, kirlilikten arındırılması muhakkak gereken yerlerde, ağır çevre sorunları yaşanmaktadır ve 500 000 nüfusa ulaşmış olan Gebze bölgemizde sanayi bölgesinin planlanması konusunda ciddî sorunlar yaşanmaktadır. İşte bu sorunları yaşayarak 504 sayılı kararnamenin kanunlaşması aşamasına gelinmiş, Plan ve Bütçe Komisyonuna bir teklif getirilmiş ve Plan ve Bütçe Komisyonuna gelmiş bu teklif işlem görürken, bu sorunların 16 büyükşehrin tamamında da yaşandığı dikkate alınarak, 16 büyükşehrin tamamını içeren bir kanun teklifine dönüştürülmüştür.

Evet "canım, bunu altı ay evvel yapsaydık" denilebilir. Değerli arkadaşlar, altı ay evvel bu Parlamentonun nasıl bir yoğunluk içerisinde çalıştığını hepiniz biliyorsunuz; sabah saatin 5'ine, 6'sına kadar burada nasıl bir yasama faaliyeti yürüttüğümüzü biliyorsunuz. Bir tatilden çıktık ve şimdi Yasama Meclisinin tekrar hızlı bir şekilde çalışmaya başladığını görüyoruz. 28 Mart tarihinde seçimler var. Bu seçimlerde, demokratik olarak halkın bu düzenlemeye göre oy kullanmasını temin edemezsek, bir beş yıl daha bu büyükşehirlerimizin zaman kaybedeceğini açıkça görmüş oluruz. Bu zamanı kaybedemeyiz; bu zamanı kaybetmeye, gerçekten hiç imkân yoktur.

Kaldı ki, bu büyükşehirlerimiz de neden büyükşehirdir; evvela, nüfus çok yoğundur. İstanbul 10 000 000'un üzerindedir, Kocaeli 1 300 000'dir. İstanbul'da kilometrekareye 1 928 kişi düşmektedir, Kocaeli'nde kilometrekareye 400 kişi düşmektedir ve İstanbul'un nüfus yoğunluğu Kocaeli istikametine doğru her gün akmaktadır. Kocaeli'nin nüfus yoğunluğu, bu gidişle, İstanbul'un nüfus yoğunluğuna yaklaşacaktır ve buralarda kentin yüzde 90'ı şehirleşmiştir. Mesela, bizim 1 300 000 olan nüfusumuzun 1 200 000'i, zaten, belediye sınırları içerisinde, sadece 100 000'i köy sınırları içerisinde yaşamaktadır. Bunların da büyük bir bölümü orman köyüdür. Dolayısıyla, orman köyleri de köy tüzelkişiliğini koruyacaklardır.

Değerli arkadaşlar, bizim bu meseleyi bugün halletmemiz gerekiyor ki, önümüzdeki dönemde, hiç olmazsa, büyükşehirlerimizin sorunlarını gidermiş olalım. Atılması gereken daha radikal adımlar var. Aslında, birtakım küçük belediyelerin de kaldırılması gerekiyor; mahallî idareler reformu tasarılarında bunlar da gündeme gelecek. Ölçek ekonomilerinden yararlanmamız gerekiyor. Bazı küçük belediyeleri bir araya getirip birleştirerek, daha büyük ölçekli belediyeler haline getirmemiz ve ölçek ekonomilerinden yararlanmamız gerekiyor.

Bugün, Kocaeli'nde mevcut Büyükşehir Belediyesi, Gebze'ye su ve kanalizasyon hizmeti vermeye başlamıştır; Güzeltepe'ye, Derince İlçesine, Körfez İlçesine, Gölcük İlçesine hizmetler vermeye başlamıştır. Bütün bunlar, zaten bir yapı içerisinde devam etmektedir. Bu yapının yasal sorunları bu düzenlemeyle giderilmiş olacaktır.

Neden şimdi geliyor, daha önce gelemez miydi; gelebilirdi. Az önce söyledim, buna imkân olmamıştır. "Daha sonra gelsin" lafı, gerçekten yanlıştır. Daha sonra gelme imkânı yoktur. Muhakkak surette, bu, seçimden önce gelmeli ve teklif yasalaşmalıdır.

"Efendim, varoşların oylarını büyükşehirlere katıp, büyükşehirleri almak istiyorsunuz, bu, bunun girişimi midir, bir geceyarısı baskını mıdır, bu geceyarısı baskınına Sayın Cumhurbaşkanının alet olacağını mı zannediyorsunuz..." Bunlar, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızın, Sayın Genel Başkanlarının da sözleridir. Değerli arkadaşlar, bu, geceyarısı baskını değildir; bu, bizim şehrimizde ve büyükşehirlerde en az on yıldır tartışılan bir meseledir. On yıldır tartışılan bir meselenin geceyarısı baskını olması mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanı elbette böyle bir şeye alet olmayacaktır; ama, sizin seçim kaygılarınıza da alet olmayacaktır, kimsenin seçim kaygısına alet olmayacaktır ve Anayasanın gerektirdiği hassasiyeti göstererek bu konudaki düzenlemeye destek vereceğini şahsen ben de umuyorum.

Varoşlar... Kimdir varoşlar; aslında genel olarak, teorik olarak varoşların sosyal demokrat düşünceyle ve sosyal demokrat partiyle çok yakın ilişkisi vardır. Eğer, Türkiye'de bu ilişki kopmuş, varoşların sosyal demokrat partilerle ve sosyal demokrat düşünceyle bir ilişkisi kalmamışsa, bunu derin derin düşünmesi gerekenler, sosyal demokrat partiler ve sosyal demokrat düşüncedir. Gerçekten, elimizi şakağımıza dayamak, başımızı iki elimizin arasına almak ve varoşlar ile sosyal demokrat düşüncenin arasının neden açıldığını, ilişkinin neden koptuğunu derin derin düşünmek lazım.

Ben bir örnek vereyim: İzmit'ten bir sosyal demokrat portresi çiziyorum size; yaşlı bir portre. O kadar yaşlı ki, 1946 seçimlerinde köy temsilcisi Cumhuriyet Halk Partisinden. Sandık temsilcisi, şu meşhur açık oy-gizli tasnif olan seçimlerdeki sandık temsilcisi, Yusuf Dayı; benim de yakından tanıdığım bir insan. Gün görmüş, umur görmüş bir insan; hani denilebilir ki, çarıklı erkânı harpten. Seçim tahminleri çok yüksek olan bir insan. Oturduğu yerden Türkiye'deki siyaset sahnesini okuyabilen ve her seçimde Cumhuriyet Halk Partisine oy vermiş insan. Seçimlerde gittiğimizde geçmiş yıllarda da "Yusuf Dayı bize destek ver." "Yapma oğlum, biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz; Cumhuriyet Halk Partisinin Türkiye'ye çok büyük hizmetleri vardır, yanlışları da vardır. Biz, bu bayrak altında doğduk; bırak, biz bu bayrak altında ölelim" diyen bir sosyal demokrattır. Bu Yusuf Dayı, Cumhuriyet Halk Partili bir sosyal demokrat portresi. Ama, nihayetinde, Yusuf Dayının geldiği yer şurasıdır: "Oğlum, çok geldin gittin, haklısın. Terzi Hayati, sen de dinle -yanında Terzi Hayati var- sen de dinle..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Yalan söylüyorsun, yalan!.. Bir sürü yalan söylüyorsun!

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Sen kendi işine bak!

BAŞKAN - Buyurun Sayın Ergün.

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Eski milletvekili Ömer Türkçakal Ağabeyimiz Kocaeli'nde bunun şahididir. Ömer Türkçakal, Yusuf Dayıyı da tanır, Terzi Hayati'yi de tanır. Bir sorun.

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Müteahhit mi idi?

NİHAT ERGÜN (Devamla) - "... Terzi Hayati sen de dinle. Oğlum, ben yıllarca Cumhuriyet Halk Partisine oy verdim -az önce söylediğim gibi- bırakın, Cumhuriyet Halk Partisi bayrağının gölgesi altında doğduk, bu bayrak altında ölelim dedim; ama anladım ki, artık bunlarda ümit kalmamıştır." Neden Yusuf Dayının Cumhuriyet Halk Partisinde bir ümidi kalmamıştır; bunu siz düşünün, başkası düşünmesin (AK Parti sıralarından alkışlar)

Yeniden, Yusuf Dayıyla aranızda ilişki kurmaya çalışın, yeniden, taşrayla aranızda ilişki kurmaya çalışın. Bana sorarsanız, siz bu problemle karşı karşıyasınız, bu problemi halletmekte fayda var.

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Sen işine bak! Aklının yetmediği şeylere karışma! Sen tüccarsın, sen para babasısın, sen onları savunursun

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, son bir şey daha söylemek istiyorum: Bizim kentimiz, emek yoğun bir kenttir, emekçilerin yaşadığı bir kenttir.

Emekçilerle sosyal demokratlar ve sosyal demokrasi arasında yakın ilişki vardır. Bu ilişki... (CHP sıralarından gürültüler)

---

**Kaynak gösterme:** Nihat Ergün (AK Parti, Kocaeli). “3030 sayılı büyükşehir belediyelerinin yönetimi hk.khk'nin değiştirilerek kabulü hak.kan.tekl.( s.sayısı :303 )”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 11 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nihat-ergun-22-2003-12-11-3030-sayili-buyuksehir-belediyelerinin-yonetimi-hk-khk-nin-degistirile (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
