# Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nihat Ergün (AK Parti, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim
- **Tarih:** 19 Şubat 2004
- **Gündem:** KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nihat-ergun-22-2004-02-19-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349

> Nihat Ergün (AK Parti), 19 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 1.093 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı üzerinde, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Bu tasarı, uzun zamandır Türkiye'nin gündeminde, kamuoyunun her kesiminde, zaman zaman tartışma zemininin dışına kayılarak da tartışılmış, aslında, Parlamentoya, tartışılması için çok fazla bir alan da bırakılmamış bir halde bulunuyor.

Gerçekten, bu tasarı, çok ayrıntılı bir şekilde tartışıldı. Bu tasarı hakkında, daha gündeme çıkar çıkmaz, onlarca kitabın neşredildiğini, hep beraber biliyoruz; birçok dergilerde bununla ilgili yazılar çıktı, birçok panellerde tartışıldı.

Enine boyuna tartışılmış bir tasarının kanunlaşması safhasında, Parlamentoda bu müzakereleri yapıyoruz. Bu müzakereler sonucunda, bu tasarının, hayırlı bir şekilde kanunlaşmasını ümit ediyoruz.

Değerli arkadaşlar, tasarının 5 inci maddesi, gerçekten tasarının özünü, ruhunu ortaya koyan bir madde; 4 üncü maddeyle de bağlantılı olarak, kamu yönetiminin, kamu kuruluşlarının, kamu hizmetlerini hangi mantıkla, hangi felsefeyle yerine getirmesinin daha doğru olacağını ortaya koyan bir madde. Bu maddedeki bölümleri, bu maddedeki fasılları değerlendirirken, aklın ve bilimin yolunu takip eden hiçbir insaf sahibinin bunlara itiraz etmesinin mümkün olmadığını görüyoruz. Gerçekten, bu maddeler, bundan sonra Türkiye'de kamu hizmetlerini yürüten kamu idarelerinin hangi esaslara göre hareket edeceğini belirlemektedir. Bu esaslar, sırasıyla ortaya konulmuştur.

Değerli arkadaşlar, bizim açımızdan önemli olan, aslında, kamu idaresinin, kamu hizmetlerini nasıl vereceğidir; aslolan, kamu hizmetidir. Kamu hizmeti, kuşkusuz, toplumun, medenî, ortak ihtiyaçlarını karşılama işidir. Kuşkusuz, 4 üncü maddede de ifade edildiği gibi, halkın hayatını kolaylaştırma işidir, halkın hayatını kolaylaştıracak organizasyonları yapma işidir. Ancak, kamu hizmeti nedir diye bir soru sorduğumuzda, elli yıl önce kamu hizmeti olan bir hadisenin, elli yıl sonra kamu hizmeti olmadığını, kamu hizmeti niteliğinden çıktığını görüyoruz. Elli yıl önce, Türkiye'de ya da dünyanın başka yerlerinde, patiska üretmek bir kamu hizmeti sayılabilirdi; çünkü, o ülkede, bir müteşebbis heyetin, bir sermaye birikiminin ve teknolojik birikimin olmadığını düşündüğümüzde, halkın hayatını kolaylaştırmak, kumaş üretmek bir kamu hizmeti sayılabilirdi; ama, bu hizmetler, süreç içerisinde bir piyasa hizmeti niteliğine dönüşmüş ve artık, kamunun bu alanda olmaması gerektiğini açık bir şekilde önümüze koymuştur. Doğal olarak, geçmişte kamu hizmeti sayılmayan birtakım hizmetlerin de, bugün, kamu hizmeti olarak karşımıza çıkabileceğini görüyoruz. Bu nedenle de, yeni kamu örgütlenmelerine ihtiyaç hâsıl olabilir. Gelecek yıllarda da, elli yıl sonra da, hem yeni kamu hizmetleri ortaya çıkabilir hem de bu hizmete bağlı olarak yeni kamu örgütlenmeleriyle karşı karşıya kalabiliriz; ancak, gelecek yıllarda, bugün kamu hizmeti olan birtakım hadiselerin de kamu hizmeti niteliğinden çıkabileceğini gözardı etmememiz lazımdır.

Dolayısıyla, kamu hizmeti kavramı statik bir kavram değildir; kamu hizmeti kavramı dinamik bir kavramdır, süreç içerisinde değişebilen bir kavramdır. Kamu hizmeti kavramı değişebildiği gibi, kamu yönetimi kavramı da süreç içerisinde değişebilmektedir. Kamu hizmetinin niteliğinin değişikliğine göre, kamu yönetiminin de niteliği, kuşkusuz, değişmektedir.

Kamu hizmetlerinin bir kısmı, kuşkusuz, merkezî nitelikli kamu hizmeti, bir kısmı yerel nitelikli kamu hizmetidir ve merkezî nitelikli olanları merkezî idare, yerel nitelikli olanları yerel idareler vermelidir; ancak, birkısım hizmetler, zaman içerisinde yine, merkezî nitelikli olmaktan çıkıp, yerel nitelikli hale dönüşebilmektedir.

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Ne gibi?.. Hangileri?..

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Bu açıdan, bugün, yerel nitelikli hizmetlerin ve merkezî nitelikli hizmetlerin neler olduğu konusunda, yeniden bir değerlendirme yapma ihtiyacımız vardır. Dünya bu ihtiyacı bizden evvel görmüş ve yapmıştır; bizim de bugün, bu ihtiyacı görmemiz ve yapmamız gerekiyor.

Kamu hizmetlerini sunarken, aslolan, kamu hizmetlerinin, halka, ucuz, kaliteli ve çabuk bir şekilde ulaştırılmasını sağlamaktır. Eğer, merkezî idare ucuz, kaliteli ve çabuk bir şekilde ulaştırabiliyorsa merkezî idare ulaştırmalıdır; ama, yerel idare çabuk, ucuz ve kaliteli bir şekilde halka kamu hizmetini ulaştırabiliyorsa, bunun yerel idare tarafından ulaştırılması gerekmektedir.

Kuşkusuz, adalet hizmetlerinin yerel idareler tarafından görülmesi, insanların kendi bölgelerinde şu eylemi ya da bu eylemi suç sayıp saymaması mümkün olamaz, cezaların illere göre farklı verilmesi söz konusu olamaz ya da savunma hizmetlerinin, bir ülkenin nasıl savunulacağının her ile göre değişiklik arz etmesi mümkün olamaz. Bütün bunların merkezî idare tarafından yürütülmesi gerekmektedir. Buna benzer birçok hizmet tasarıda da sayılmıştır; ama, birçok hizmetin de, artık, yerel idareler tarafından verilmesi lazımdır. Eğitimin politikasını, kuşkusuz, merkezî idare belirlemelidir; ama, okulun nereye yapılacağını yerel idarenin belirlemesi lazımdır. Değerli arkadaşlar, bu anlayışla hareket eden bir yaklaşım ortaya koymamız gerekiyor.

Ayrıca, ucuz, nitelikli ve çabuk kamu hizmetinin sadece merkezî ve yerel idareler eliyle de ulaşması gerekmiyor. Bugünkü anlayış, sivil toplum örgütleri eliyle de kamu hizmetlerinin sunulabileceği, birkısım kamu hizmetlerinin özel sektörden satın alınabileceği ve özel sektöre de -kamu hizmetlerinin- yaptırılarak halka ucuz ve nitelikli kamu hizmetinin sağlanmasının mümkün olabileceği hepimiz tarafından bilinmektedir. Yoksa, bugün, hiçbir otoyolu ihale etmememiz gerekir; Karayolları Genel Müdürlüğünün bütün otoyolları, her şeyi yapması gerekir. Bu nedenle, değerli arkadaşlar, kamu hizmetlerinin halka sunulmasında, merkezî idare kadar, yerel idare kadar, sivil toplum örgütlerinin ve özel sektörün de payının olduğu önemli bir noktaya gelmiş bulunuyoruz.

Bu tasarı, idarenin bütünlüğü esasına dayanıyor. İdarenin bütünlüğünü tahrip ettiği iddiası, bence, içi çok da dolu olmayan bir iddiadır. Neden; çünkü, hiyerarşik denetim devam ettiği müddetçe, vesayet denetimi devam ettiği müddetçe, içdenetim ve dışdenetim organizasyonları güçlendirildiği müddetçe ve halkın denetimi güçlendirildiği müddetçe, idarenin bütünlüğü ilkesinin tahrip edildiğinden söz edilemez. Burada, bütün bu denetim imkânlarının ortaya konulduğunu görüyoruz. Üniter devlet yapısından federalizme geçildiği şekilde hiçbir bilimsel ölçüte dayanmayan eleştiriler yapıldı. Eğer, bir tane, üniter yapıdan federalizme geçişi öngören, yani, yasama ve yargı yetkisini vilayetlere devrettiğimizi öngören bir yaklaşım bunun içerisinde olsaydı, kuşkusuz, buna herkes itiraz ederdi.

Yerel yönetimlere yetki devri yapıldıkça, merkezî idarenin denetim yetkisi de, kuşkusuz, daha iyi düzenlenmelidir. Bu tasarıda ne eksik varsa söyleyin, tamamlayalım; ne yanlış varsa söyleyin, düzeltelim; ama, bu tasarının çağdaş olmadığını, bilimsel olmadığını, üniterlikten federalizme geçiş olduğunu, hatta hatta, zamanla, cumhuriyeti tahrip eden bir nitelik taşıdığını iddia etmek, açıkçası, gülünç sayılabilecek iddialardır.

Değerli arkadaşlar, sözlerimin bu noktasında... Bu tasarıda birçok madde var; ama, en önemli maddelerden bir tanesi, kamu hizmetlerinin halka en yakın idare tarafından görülmesi anlayışıdır. Evet, kamu hizmetlerinin halka en yakın idare tarafından görülmesi rasyonel, bilimsel ve evrensel bir ölçüttür; buna karşı çıkmak için halktan iyice uzaklaşmış olmak lazımdır. Halktan iyice uzaklaşmış olan, halkın değerlerinden iyice uzaklaşmış olan siyasî partilerin, halka yakın idarelere yetki ve kaynak devrine itiraz etmeleri ya da bürokratik mekanizmaların itiraz etmeleri doğal karşılanabilir; ancak, gerçekçi değildir, bilimsel değildir, rasyonel değildir.

Değerli arkadaşlar, Anayasaya aykırılık iddiaları da, açıkça, gerçeği yansıtmıyor. Evet, bir anayasa problemimiz vardır. Anayasamız reformcu değildir. Anayasamız, özgürlükçü unsurları içinde yeterince barındırmıyor. Bizim, şiddetle, ruhuyla ve lafzıyla, özgürlükçü ve reformcu bir anayasaya ihtiyacımız vardır; ama, bununla beraber, anayasa yorumcularının da en az anayasa kadar özgürlükçü ve reformcu bir yorum anlayışına, bir düşünsel altyapıya sahip olmaları gerekmektedir.

ATİLA EMEK (Antalya) - Önce Anayasayı değiştirin.

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Türkiye'nin, maalesef, böyle bir eksiğinin de var olduğunu görüyoruz.

Değerli arkadaşlar, eleştirileri zemininden kaydırarak başka bir istikamete götürerek, yapılan bu çalışmaları gölgelemek, açıkçası, bize yakışmıyor, hiç kimseye de yakışmıyor. Eleştirileri zemininden kaydırmak...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Nihat Ergün (AK Parti, Kocaeli). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nihat-ergun-22-2004-02-19-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
